f EskiEserler | Eski Eserler | Eskieserler.com
E─čitim Kurumu   ( 2141 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘âě¬ěĘ   ( 1659 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü┘Ő┘ć   ( 4831 )  
┘ü┘Ő ěž┘ä┘ůěČ┘äěžě¬   ( 786 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘ů┘âě¬ěĘěžě¬   ( 151 )   ┘ü┘Ő ěž┘ä┘ůě»┘ć   ( 182 )  
┘ü┘Ő ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
┘ůěČ┘ů┘łě╣ ě╣ě»ě» ěž┘äě▓┘łěžě▒
9129104
┘ůěČ┘ů┘łě╣ ě╣ě»ě» ěž┘äěžě╣ěÂěžěí 1490
Online ├ťye 0
Makale Arama

Konu Arama
ěž┘ć┘łěžě╣ ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěş┘ł┘ä ěž┘ä┘âě¬ěĘ
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ┘ä┘äě¬ě╣ě▒┘Ő┘ü ěĘěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü┘Ő┘ć
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ┘ä┘äě¬ě╣ě▒┘Ő┘ü ěĘěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
   ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěž┘ä┘ůě¬ě▒ěČ┘ůěę

Ramazan Hilali ve Kutuplara Yak─▒n Yerlerde Namaz Vakti Meseleleri ├ťzerine Bir Ara┼čt─▒rma

 ě¬┘üěžěÁ┘Ő┘ä ěş┘ł┘ä ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ ě▒┘é┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ : K-  
ěžě│┘ů ěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü ěž┘äě╣┘ä┘ů ěž┘ä┘ů┘łěÂ┘łě╣ ┘äě║ě¬┘çěž
Ali ┼×afak F─▒k─▒h T├╝rk├že
┘ů┘Őě▓ěžě¬ ěž┘äěĚěĘě╣ěę ┘ůě¬ě▒ěČ┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ
Ehli S├╝nnet Anlay─▒┼ča Uygun  
       
Makale No: 2202 ě╣ě»ě» ěž┘äě▓┘Őěžě▒ěę : 5343 ěž┘äěąěĘ┘äěžě║ ě╣┘ć ě«ěĚěú ěž┘äě¬┘łěÁ┘Őěę
   ┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę ěž┘ä┘âě¬ěĘ ěž┘ä┘âě¬ěĘ ěž┘äěú┘ä┘âě¬ě▒┘ł┘ć┘Őěę ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěş┘ł┘ä┘ç    

ěž┘ä┘âě¬ěĘ ┘ä┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ

ěž┘ä┘âě¬ěĘ ěž┘äěž┘ä┘âě¬ě▒┘ł┘ć┘Őěę ┘ä┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ

ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěžě¬ ┘ä┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
1 Ramazan Hilali ve Kutuplara Yak─▒n Yerlerde Namaz Vakti Meseleleri ├ťzerine Bir Ara┼čt─▒rma

ěž┘ä┘ů┘éěž┘äě¬ ┘ä┘äě¬ě╣ě▒┘Ő┘ü ěĘěž┘ä┘ůěĄ┘ä┘ü
# ěžě│┘ů ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę

┘ů┘äě«ěÁ
bystolic savings card bystolic free trial coupon bystolic coupon 2014
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
abortion pill abortion pill abortion pill
sumatriptan succinate sumatriptan succinate sumatriptan succinate
bystolic coupon 2013 forest patient assistance bystolic generic alternative

┘ůě╣┘ä┘ł┘ůěžě¬ ěž┘ä┘ćě┤ě▒
ěž┘Ő┘ć ┘ćě┤ě▒ě¬ ─░sl├óm Medeniyeti, 1982, cilt V, say─▒ 4, s. 3-28
ě¬ěžě▒┘Őě« ěž┘ä┘ćě┤ě▒ 1982
ěž┘ä┘ůěČ┘äěę ěžě¬┘Ő ┘ćě┤ě▒ě¬ ┘ü┘Ő┘çěž
ěž┘ä┘ůěČ┘äěę ěž┘äěž┘ä┘âě¬ě▒┘ł┘ć┘Őěę
ě╣┘ć┘łěž┘ć ěž┘ä┘ů┘ł┘éě╣

┘ćěÁ ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę   [Yazd─▒r/Print]

Ramazan Hilâlî ve Kutuplara Yak─▒n Yerlerde Namaz Vakti Meseleleri Üzerine Bir Ara┼čt─▒rma

1- Giri┼č

Zaman mefhumu, ba┼člang─▒c─▒ ve devran─▒ problemleri insano─člunu, ilim adamlar─▒n─▒ ve filozoflar─▒ tarih boyunca durmadan me┼čgul etmi┼čtir. Her 'bir ilim adam─▒ veya filozof kendi ihtisas─▒na ve ilmin verilerine göre bu problemleri aç─▒klamaya çal─▒┼čm─▒┼člar, ufak veya büyük çapta eserler meydana getirmi┼člerdir.

Müslümanlar da zaman ve tarih üzerinde önemle durmu┼člard─▒r. Di─čer semavî ve be┼čerî dinlerde oldu─ču gibi ─░slâm'da da ─░badetlerin pek ço─ču zaman içerisinde eda ve ifa edilmek zorundad─▒r. ─░bâdetler ve muameleler tarihle, gece ve gündüzle ve bunlar─▒n -bölümleriyle tamamen kayna┼čm─▒┼č durumdad─▒r. Y─▒l─▒n ve gece ve gündüzün te┼čekkül ve devran─▒nda ise iki âm─▒l  güne┼č ve ay vard─▒r.

Bilindi─či üzere Halife Ömer’in gönderdi─či bir emirnamede ay belirtilmi┼č fakat y─▒l─▒, tarihi belirtilmemi┼č oldu─čundan emir hangi y─▒ldan itibaren geçerli olaca─č─▒ (hususu, emrin muhatab─▒ vali taraf─▒ndan sorulmu┼čtur. Bunun üzerine Halife Ömer yapt─▒─č─▒ isti┼čareler sonucu Rasulullah’─▒n Hicretini Müslümanlarlar─▒n takvim ba┼člang─▒c─▒ olarak tespit eylemi┼č; O y─▒l─▒n Muharrem ay─▒ da y─▒l─▒n ba┼člang─▒ç ay─▒ say─▒lm─▒┼čt─▒r.  Ashab-─▒ Kiram da bu mevzuda îcma eylemi┼člerdir.Müslümanlar için tespit olunan i┼čbu Hicrî Takvimin dayana─č─▒ ay (Hilâl) d─▒r. Günlerin, ay─▒n ve senenin hesaplanmas─▒nda ay─▒n hareketleri esas al─▒nm─▒┼čt─▒r,' Y─▒l─▒n en küçük parças─▒ gün oldu─čuna göre bunun tarifini vermek gerekir.

2- Gün

Geçen zaman birimine «gündüz» ve güne┼čin bat─▒┼č─▒ndan do─ču┼čuna kadar geçen zamana da «gece» denilmekte her ikisine birlikte «gün» ad─▒ verilmektedir. Bu da güne┼čin 24 saatte tam bir devrinden ibarettir. Fakat Yer yüzünün her bir yerinde 'güne┼čin do─ču┼čundan bat─▒┼č─▒na kadar ve oralara yak─▒n yerler bu tarifin  d─▒┼č─▒nda kalmaktad─▒r.

Acaba günün ba┼člang─▒ç noktas─▒ gündüz müdür yoksa gece midir? ─░slâm'a göre gün, gecenin girmesinden yani güne┼čin bat─▒┼č─▒ndan itibaren ba┼člar ve ertesi günkü güne┼čin bat─▒┼č─▒na kadar geçen bir zaman birimidir.

' Nitekim Kur’ân-─▒ Kerim’deki ayetlerde ve Rasulullah’─▒n hadislerinde «Gece» (Leyl) sonrada «Gündüz» (Nehar) kelimesi zikredilir. Bu bale göre gece gündüzden önde gelir. Mant─▒kta da as─▒l olan karanl─▒kt─▒r, ayd─▒nl─▒k ise o karanl─▒─č─▒ ar─▒z olan bir s─▒fatt─▒r (1). Dolay─▒s─▒yla ay─▒n seyrine göre kullan─▒lan aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒ da ay─▒n görülmesiyle ba┼člar gece ve gündüzlerin normal 'gündüz veya geceden uzun oldu─ču kutuplar ve 'o gece ay─▒n birinci gecesidir, ertesi gün de birinci gündüzdür.. ┼×u duruma  göre tatbikatta iki ay─▒n gün mefhumu ve bunlara göre de iki ayr─▒ ay ve ayn─▒ sene kar┼č─▒m─▒za ç─▒kmaktad─▒r. Birisi ay─▒n devrî hareketine ba─čl─▒ aylar ve senelerdir, di─čeri de güne┼čin devrî hareketine ba─čl─▒, gün, 'ay ve senelerdir. Önce de belirtildi─či üzere Müslümanlar ibadetlerine esas olan hicri takvimlerini ayn─▒ hareketine ba─člam─▒┼člar ve hep onu takip eylemi┼člerdir. Pek tabii ki bu davran─▒┼č bir bak─▒ma Kur’ân ve Sünnetin de gere─čidir, Zira Cenab-─▒ Hak Kur’ân-─▒ Kerimde;

«Aya gelince biz ona da menzil menzil miktarlar tayin ettik. Nihayet o  eski hurma salk─▒m─▒n─▒n e─čri çöpü gibi bir hale dönmü┼čtür (döner)»(2) buyurmu┼čtur.
Bu ayet-i kerimenin tefsiri sadedinde Fahrüddin er- Razi ┼ču bilgileri verir; ‘’ay─▒n yirmisekiz kadar menzili vard─▒r. Ay bu menzillerden her birisine bir gece u─črar ┼ča┼č─▒rmaz, o menzili ne a┼čar ne de o menzilin arkas─▒nda kal─▒r.

«Kâtip Çelebi der ki, E─čer ayn─▒ her menzile inmesi hep bir vakitte olayd─▒ bu söz do─čru olurdu. Laflan durum hiç de öyle de─čildir. Kimi, gecenin ortalar─▒nda bir menzilden di─čer bir menzile geçer, kimi bir gecede ─░ki menzile yürür ve her menzil için a┼ča─č─▒ yukar─▒ 13 derecelik (28 x 13 = 364 derece eder) belki bir s─▒n─▒r vard─▒r. Ay─▒n yürüyü┼čünü: kimi, 11 derece kimi vakit de 15 derece olur (3). Bununla beraber onun hareketinde hesaplarla  kesin sûrette belirlenebilir bir istikrar yoktur.

«Ay her ne kadar (hareketini, devrini 72,5 günde tamamlamakta ise de yerin günlük hareketi yönüne do─čru devrinden ötürü iki rivayet aras─▒ndaki müddet 29 gün 12 saat 40 dakika dolay─▒nda oldu─čundan 12 kamerî ay yekûnu tabiat─▒yla bir güne┼č y─▒l─▒ndan 10 gün 21 saat 13 saniye kadar noksan  kalacakt─▒r...» (4).

Hal böyle olunca ibadet, vakitleri ve daha (birçok i┼člerde esas al─▒nan kamerî y─▒l ile ┼čemsî y─▒l aras─▒ndaki farkl─▒l─▒klar─▒n aylara ve hatta günlere (kadar sirayet eyledi─či ortaya ç─▒k─▒yor. Vakit için de esas olarak hilâlin al─▒nmas─▒; «Sana yeni do─čan aylar─▒ sorarlar. De ki, O insanlar─▒n faidesi için bir de hacc için vakit ölçüleridir» (5).

« y─▒llar─▒n say─▒s─▒n─▒ ve hesab─▒ bilmeniz için ona ay─▒n seyr ü hareketine muhtelif menziller tayin eden O’dur...» (6) ve ''Biz gece ile gündüzü kudretimize delalet eden iki ayet, ni┼čane k─▒ld─▒k da âyetini silip, giderip yerine e┼čyay─▒ gösterici ziyadar gündüz âyetini getirdik. Tâki gündüzün Rabbinizden geçiminize ait bir lutfu inayet arayas─▒n─▒z, y─▒llar─▒n say─▒s─▒n─▒, vakitlerin hesab─▒m bilesiniz» (7) ve benzeri ayetlerde, ileride birkaç─▒ kaydedilecek hadislerde aç─▒kça hükme ba─članm─▒┼čt─▒r.

Günler için birer ölçü alman 'güne┼č ve aya göre sene miktar─▒ ise; az önce belirtilen farkl─▒l─▒ktan anla┼č─▒laca─č─▒ üzere: ‘günümüzde kullan─▒lan Mîlâdî Takvimin gün say─▒s─▒ 365, 24227 güne┼č gününden ibarettir, günün ay─▒n ve senenin ba┼člang─▒çlar─▒ île müddetlerinin hesab─▒nda güne┼č önemli bir unsurdur. Kamerî Hicrî Takviminde sene 354,367088 günden ibarettir. Buna göre de her y─▒l kamerî aylar 10 gün kadar önce gelir.., (8).

3-Kamerî Y─▒lda Aylar─▒n Ba┼člang─▒c─▒n─▒ Tespit

Güne┼č senesinde sene matematîki taksime tabi tutuldu─čundan aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒ hesabta bir güçlük yoktur. Her ┼čey katiye yak─▒n bir ┼čekilde tespit olunmu┼čtur. Ancak Kamerî y─▒lda ve bu y─▒l─▒n aylar─▒n─▒n ba┼člang─▒c─▒n tespitte en önemli unsur olan hilalin muntazam olmayan hareketlerini belirli matematik hesaplar─▒na ba─članamamaktad─▒r. Takvimle ilgili eser ve makalelerde bu i┼čin 'güçlü─čü belirtildi─či gibi tahmine dayal─▒ ┼čekilde verilen rakamlar da birbirine ço─ču kere yakla┼čmamaktad─▒r.

Astronomi ilmi de uzun süreli gözlem ve tecrübelere dayanarak geli┼čmi┼č bir ilimdir. Fakat buradaki tecrübe ve gözlemde üzerinde durulan husus insan kontrolünün tamamen ötesinde seyreden bir varl─▒k (hilâl) dir. Kim ne kadar sab─▒rla uzun süre gözetleyebilirse ihtimaller hesab─▒na dayanan verileri de belki o kadar zann-─▒ gâlib ifade eyler, kesinlik diye bir ┼čey yoktur. Böyle bir tecrübeyi de milyonda birkaç ki┼či ancak yürütebilir, yürütme imkân─▒na sahiptir. Halbuki dini ─░┼člerin edas─▒nda maddî veya manevî unsurlar─▒n tespiti yönünde daha objektif, herkes taraf─▒ndan rahatl─▒kla takib olunabilir be┼č duyu ile anla┼č─▒labilir ölçüler konulmu┼čtur.

─░┼čte bu ölçülerden birisi de hilalin rü’yeti meselesidir. Her kamerî ay─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒n ay─▒n görünmesine ba─čl─▒ olarak hesaplanmas─▒ gerekti─či gibi özellikle Ramazan orucunun ibtidas─▒ ile bayramlar─▒n vaktini hesaplamada hilalin görülmesi i┼činin her Müslümanlar i┼čin bir vecibe oldu─ču belirtilmi┼čtir. Nitekim Rasulullah (9).

«Hilali görünce oruç tutunuz ve yine hilali görünce iftar yap─▒p bayram ediniz. E─čer hilali görmeye bir engel var (sema kapal─▒) ise ┼×aban ay─▒m otuza tamamlay─▒n.» (9) buyurmu┼člard─▒r.

Görülüyor ki, ┼×eriat imkân─▒n oldu─ču yerde rü’yeti (bizatihi ç─▒plak gözle görmeyi) gözetlemeyi emir buyurdu─ču gibi imkans─▒zl─▒─č─▒n bulundu─ču yerde de ihtimaller hesab─▒na, zanna, dayanan takdir i┼čini de─čil sürenin otuza ikmalini emir buyurmu┼čtur. Böyle bir i┼či de herkes kendili─činden yapabilir. ┼×u “hükme göre en az─▒ndan bir y─▒l önce haz─▒rlanan takvimler de Ramazan ve Bayram vakitleri tespit buyurulurken henüz ay acaba nerede olabilir? Gökte bulut ar ad─▒nda m─▒? Yoksa hiç mi ortal─▒kta yoktur? K─▒sacas─▒; ─░slam dini Ramazan ve benzeri ibadetlerin bir k─▒sm─▒nda rü’yete itibar etmi┼čtir. Acaba bunun illeti nedir?

Bu hususta ┼ču sözlerin iktibas─▒yla yetinilecektir:

«Bizim ┼čeriat umûr-i diniyyemizi gayet sa─člam bir esas üzerine ta ebed hatas─▒ olmaz bir takvim nizam─▒na bina etmek için aylar─▒ da seneleri de hakiki etmi┼čtir. Hiçbir vakit, az ise de, hatadan hali de─čil ─▒st─▒lahi seneleri itibar etmemi┼čtir

«Lâkin umumun istimaline yaray─▒┼čl─▒ k─▒lmak için aylar─▒n, senelerin ba┼čIar─▒n─▒ ehl-i heyet gibi, ictimadan itibar etmeyip hastalanmam─▒┼č göz île görülebilir rü’yet derecesine hululden itibar etmi┼čtir. Zira içtima dakikalar─▒n─▒ kafi surette tayin etmek rasat hesaplar─▒na yahut le ekal en dikkatli hesaplara muhtaç olur ki, umumun haline yak─▒┼čmaz. Hem de âdi her günlük i┼člere esas k─▒l─▒nmaz.»

«Derece-i rü’yete hulul ise sa─člam göz ile malum olabilir. ┼×u cihetle umumun haline yak─▒┼č─▒r âdi i┼člere her günlüik hallere esas olabilir.»

«Rü’yet esas─▒na bina k─▒l─▒nm─▒┼č hakiki aylar bir gün teehhür edip otuzu tekmil etmek kaidesiyle ayba┼člar─▒ bir gün tehalüf edebilir ise de lâkin ┼ču tehalüf ar─▒zî bir hal olup gelecek aylar─▒n birinde öz ba┼č─▒na (kendili─činden) dürüstlenir gider. Böyle arazî haller ┼čeriat taraf─▒ndan bize talim olunmu┼č, sade lâkin tabi surette muntazam takvime daimî bir halel veremez.»

«Aylar─▒, seneleri hakiki olup ba┼član rü’yet derecesine hululden itibar olunur ebedî tabii takvim, di─čer takvimler gibi zaman zaman ─▒slah, olunmak ihtiyac─▒na, meskenetine dûçâr olmaz. Ka─č─▒ts─▒z, kalemsiz zabt k─▒l─▒n─▒r. Hiçbir vakit duvar takvimlerine kebîse neticelerine ihtiyaç yüzü göstermez, i┼či uzatmaz. Cenah-─▒ Halk da;

«Allah size kolayl─▒k diler, size güçlük istemez. Bu kolay─▒ ─č─▒ istemesi o say─▒y─▒ kaza borunuzu ikmal etmeniz, Allah─▒ sizi muvaffak buyurdu─ču o ┼čeyden dolay─▒ dar büyük tan─▒man─▒z ─░çindir. Olur ki, ┼čükredersiniz.» (10) buyurmu┼čtur.»

«┼×eriat bizim ibadetlerimiz dini muamelelerimizi en vaz─▒h, gayet sade lâkin bununla (beraber bittabi muntazam, kâ─č─▒ts─▒z, kalemsiz zabtolunur, âlem-i bedeviyette de âlem-i medeniyette de sakatlanmam─▒┼č sade göz ile bilinir, sa─člam bir takvim üzerine bina etmi┼čtir. ┼×ükrederiz. ┼×öyle sa─člam bir hakikati elden ‘b─▒rak─▒p yere vurup tahkik etmek davas─▒yla günlerin birinde hatas─▒ görünecek ─▒st─▒lah─▒ hesaplar─▒ tenezzülden elbette ictinab ederiz.»

«(Musa da) : O hay─▒rl─▒ olan─▒ ┼ču daha a┼ča─č─▒ olanla de─či┼čtirmek mi istiyorsunuz?...» (11) hükmü ilahisi bu cümledendir.» (12).

Nitekim büyük müfesssir Elmal─▒l─▒ merhum da;«...Öyleyse içinizden kim o aya iri┼čirse onu tutsun.» (13) ayet-i kerimesinin tefsiri sadedinde ┼čunlar─▒ belirtmi┼čtir:

«┼×ühûd esasen g─▒yab mukabili huzur demektir, ┼čehadet ve mü┼čahade de bu huzur cümlesindendir... ─░kincisi de ┼čeh-i huzui ilmi ile mü┼čahade eden demek olur. Zaman ise mü┼čahade olunamayaca─č─▒ndan buna ┼čuhud, huzur-─▒ aklî demek olan ilm-i yakîn veyahut hilâlin ┼čuhudu mânâlar─▒ndan birini ifade eder. Bu da iki mânâya muhtemildir. Birisi, her kim görürse tutsun demektir, bunda görmeyenlere bir ┼čey terettüp etmez. Di─čeri de herhangi biriniz 'hilâle ┼čehâdet ederse her biriniz tutsun demektir..

«Bu aya ula┼čma meselesinde ilim sahipleri için içtihada mesa─č var m─▒d─▒r? Aya erme hazar ile veya huzur-─▒ aklî demek olan ilm-i yakînî (kesin bilgi) ile aç─▒kland─▒─č─▒ takdirde hilali ara┼čt─▒rd─▒ktan sonra bu babda ba┼čkaca bir nas yoksa eshab-─▒ ilim, hakk─▒nda içtihada mesa─č olmak lâz─▒m gelir. Bunun için baz─▒lar─▒ ba┼čka nas yok zanniyle hisabât-─▒ nücûmiyye ve dahi amel olunabilece─čine kail olmu┼člard─▒r: Lâkin geçmi┼č uleman─▒n ekseriyetine göre ba┼čkaca nas mevcut oldu─čundan bu mesele mevrid-i ictâhad (ictihad yap─▒labilecek) bir yer de─čildir (14). Zira bu ayet bu tefsire göre sâkit ise de (kesin bir hüküm ta┼č─▒mamakta ise de) bu babda Kitap ve Sünnetten müteaddid naslar vard─▒r.» (15).

┼×u aç─▒klamalardan ve f─▒k─▒h kitaplar─▒nda mevcut bilgilerden anla┼č─▒laca─č─▒na göre, kemeri ay─▒n tespitinde iki yol var; 'birisi ru’yetle tespit, di─čeri de hesapla tespittir.   

4- Hilâlî Rü’yetle Ramazan─▒ Tesbit Usûlü

Rasulullah (s) Ramazan hilâline üç delilden biriyle itibar ederdi.

1 — Mutlak rü’yet (ç─▒plak gözle görme), 2 — Güvenilir ┼čehâdet, 3 — Süreyi / tamamlama (otuza ikmâl).
Simdi bunlar─▒n her birisini hukukî aç─▒dan incelemek gerekirse;

1 — Mutlak surette hilali görme ve bu suretle ay─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒n tespitinde bir ihtilaf ve problem yoktur. Zira bütün Müslümanlar─▒n i┼čleriyle ilgili konularda mü┼čahadeden büyük ba┼čka hangi delil olabilir? Nitekim Cenab-─▒ Hak da yukar─▒da belirtilen el-Bakara suresi 185. âyet de bu ┼čuhuda i┼čaret buyurmu┼čtur (16).      

Ancak Hilalin "gündüz görülmesi ve «bunun hükmü fukaha aras─▒nda ihtilaf mevzuu olmu┼čtur. ┼×öyle ki uleman─▒n ekseriyetine göre; gündüzün hangi vaktinde ve saat─▒nda olursa olsun 'hilalin görülmesi halinde hu hilalin müteakip geceye ait oldu─čuna hükmedilir. Asl─▒nda hilali gündüzün görmenin bir 'k─▒ymeti yoktur, onun güne┼čin gurubu an─▒nda görülmesi önemlidir. Yaln─▒zca Ebu Yusuf hazretleri ‘Hilalin gündüz görülmesi halinde iki ayr─▒ neticeye var─▒r. E─čer Hilal gündüz zevalden önce görülürse bu bir önceki gecenin hilalidir, zevalden sonra görülürse bu da müteakip gecenin hilalidir (17). Tatbikatta birici gurubun görü┼čü al─▒nm─▒┼č, onunla amel ve hareket edilmi┼čtir (18). Nitekim Kâdihan Fetvas─▒nda insanlar zevalden önce veya sonra hilali görürlerse oruçlu iseler oruçlar─▒m bozmazlar, de─čilse oruç tutmazlar. Çünkü o hilal gelecek gecenin hilalidir (19).

Hasan b. Ziyad ise ┼čöyle der; E─čer görülen Hilal ak┼čam k─▒z─▒ll─▒─č─▒ndan (┼čafaktan) sonra batarsa o önce ki gecenin hilalidir, geçirilen gün de ilik ay─▒n birinci günüdür), ┼čafaktan önce batarsa gelecek gecenin hilalidir (20). . .

Cumhuru ulema (alimlerin ço─čunlu─ču) ─░bnu Mesud, ─░bnu Ömer ve Enes (r) den yap─▒lan rivayetleri, Ebu Yusuf ise, Hz. Ai┼če ve Ömer’den yap─▒lan rivayetleri delil olarak alm─▒┼člard─▒r. Günlük hayatta iki ayr─▒ görü┼čün arz eyledi─či hukuki netice ┼ču oluyor: Ço─čunlu─ču fikrine göre; e─čer insanlar ┼×evval ay─▒n─▒n hilalini ┼čekk günü ö─čleden önce veya sona semada görürlerse o gün Ramazan─▒n otuzuncu günüdür. Çünkü hilal gelecek gecenin Hilalidir, içinde bulunulan gündüz Ramazan ay─▒n─▒n gündüzüdür. Ebu Yusuf’a göre ise: e─čer insanlar hilali, zevalden önce görürlerse o, geçen gecenin' hilalidir ve o gündüz bayram günüdür (21).

┼×u kadar var ki, bir kimse Ramazan─▒n otuzuncu günü gündüzün hilali görse ve oruç bitti zannedip de kasden orucu bozsa, iftar etse keffaret orucu tutmamas─▒ gerekir. ─░sterse bu hilali zevalden sonra görmü┼č olsun. Zira ┼čekk ve ihtilaf─▒n bulundu─ču yerde cezalar─▒n ber taraf edilmesi aslî bir (kaidedir ve o ki┼či veya 'ki┼čiler bir tevil 'üzerine, orucunu bozmu┼člard─▒r, iki te’vilin «bulundu─ču yerde de keffaret cezas─▒ gerekmez (22).

─░┼čbu temel iki ayr─▒ fikir, hilalin ak┼čam vakti görünmemesi halinde söz konusudur. Ama ak┼čam vakti 'hilal görülürse bu rü’yet ay─▒n ba┼č─▒ olarak ittifakla kabul edilir, bunda bir ihtilaf da söz konusu de─čildir (23).

2. Güvenilir ┼×ehadet Meselesi: ┼×âri-i Mübin ikinci derecede güvenilir ┼čehadeti kabul ve ona itibar eylemi┼čtir. Zira insan─▒n ya kendisi hilali görür yahut kendisi mü┼čahade ve rü’yet edemezse bir ba┼čkas─▒ veya ba┼čkalar─▒n─▒n rü’yetinin güvenilirli─čine hükm ve ona itibar eder.

«Berâet-i zimmet» veya «Mutlak güvenilirlik» kaidesine göre her bir kimse sözü veya sözlerinde güvenilir birisidir. Hatta hilal görme, Özellikle Ramazan hilalini görme i┼činde, eksen hukukçulara göre erkeklik, kad─▒nl─▒k, hür veya köle olu┼č gibi durumlar─▒n hiçbir tesiri yoktur, ┼čart ko┼čulmaz da, Yeter ki, ┼čehadette bulunacak ki┼či veya ki┼čilerin dürüst, garaz ve h─▒yanet sahibi olmayan, ithamlardan uzak binleri olsun.

O vakit i┼čte bu ki┼čilerin ┼čahitli─či kanun koyucu taraf─▒ndan makbul ve muteber say─▒lm─▒┼čt─▒r. Ancak o dürüst ki┼čilerin beyan─▒ insana kanaat bah┼čeder (24).  

Ramazan hilaliyle ilgili ┼čahitlikte ┼čahit ki┼či hilali gündüz gördü─čünü söylerse bu söze pek iltifat edilmez. Zira bu tip ┼čehadetin hava berrak oldu─čunda gurup vaktinde hilalin görülmesiyle de takviyesi gerekir. Hilali görmede ┼čehadet vakti gündüz de─čil gurup vaktidir. Gün bat─▒┼č─▒ an─▒ veya az sonraki zamand─▒r. Bu noktada hemen hemen bütün hukukçular ayn─▒ fikirdedirler. ┼×u kadar var ki, gerçek ┼čehadet vaktinde (gün batarken görme i┼činde) gökyüzü kapal─▒ ise o zaman gündüz vakti görülen hilalin durumuna göre yap─▒lan ┼čahitlik (genellikle tek ki┼či de olsa) muteber say─▒lm─▒┼čt─▒r. 'Bu konudaki cüz’î bir fikir ayr─▒l─▒─č─▒ daha Önce belirtilmi┼čtir (25).

─░bnu Hacer de el-Minhâc adl─▒ eserde gerek Ramazanda ve gerekse Ramazan d─▒┼č─▒nda hilâl guruptan önce (ister zevalden önce isterse zevalden sonra olsun) görülmesi halinde ay sabit olmaz, ┼čehadette bulunmak da muteber de─čildir. Çünkü ┼čâri gurupdan sonra vaki olacak rü’yetle ┼čehadetle bizleri emretmi┼čtir. Di─čer ┼×âfi, Mâliki ve Hanbelî fakihleri de bu görü┼čtedirler (26).

Ibnu Kas─▒m Rü’yet Hadisini ┼ču ┼čekilde aç─▒klam─▒┼čt─▒r.«Hilali görünce yani hilali gördükten sonra orucu tutunuz. Bu emir t─▒pk─▒ güne┼čin dülûkunda yani dülûkundan sonra namaz k─▒l─▒n─▒z.» (27) âyet-i kerimesindeki hüküm gibidir.

Nitekim Halife Ömer (r) de etrafa gönderdi─či mektubunda;«Hiç ┼čüphesiz hilalin baz─▒s─▒ baz─▒s─▒ndan büyüktür. E─čer gündüzün hilali görürseniz iftar etmeyin, orucunuzu bozmay─▒n ta ki ak┼čam─▒ yapana kadar oruca devam eyleyin. Ama dünkü gün ak┼čam─▒ hilali gördüklerine dair ─░ki ki┼či ┼čahitlikte bulunurlarsa o zaman bayram eyleyin.» (28)

Bu mektup ve di─čer fikirlerden anla┼č─▒laca─č─▒ üzere, Ramazan orucu kul hakk─▒yla yak─▒ndan ilgili olmad─▒─č─▒ için, ay─▒n ba┼člang─▒c─▒nda hilali görme konusunda bir tek ki┼či de ┼čahitlikte bulunabilir, bu yeterli say─▒lm─▒┼č ise de genellikle iki veya daha fazla ┼čahidin aranmas─▒ tercih olunmu┼čtur. Lâkin Ramazan─▒n sonu ve bayram─▒n ba┼člang─▒c─▒nda, kul hakk─▒ da söz konusu olan bir ibadet bulundu─čundan en az iki ┼čahidin ┼čehadette bulunmas─▒ konusu üzerinde hassasiyetle durulmu┼čtur (29)

3. Süreyi Otuza Tamamlama Meselesi:  Hem rü’yet ve hem de ┼čahitlik müesseleri i┼čleri bulunamazsa; o zaman Allah Rasûlü ┼×aban ay─▒n─▒n günlerini otuza tamamlamay─▒ emir buyurmu┼čtur. Art─▒k o günden sonra hilal görülse de görülemese de oruca kesinlikle ba┼član─▒l─▒r. Zira Kamerî aylardan hiçbirisi otuz günden fazla olamaz. Otuzdan sonra gelecek gün tereddütsüz Ramazan─▒n günüdür. Bu duruma göre kat'i surette sabit olan ┼čeyleri ┼×âri (kanun koyucu) hiçbir vakit inkâr eylemez. Hattâ umumun menfaatini ilgilendiren hususlarda zanni delillerle yetinen ┼×ari (kati ┼čeyleri niçin inkâr etsin? (30).

Hadiste de Rasulullah (s) bu hususu ┼čöyle aç─▒klam─▒┼čt─▒r:Ebu Hureyre’den Nebi (s) nin ┼čöyle buyurdu─ču rivayet olunmu┼čtur. «Bizler hiç ┼čüphesiz ümmî milletiz, yazmay─▒z; ve hesaplamay─▒z. Ay bazan ┼čöyle bazan böyledir yani hazan 29 bazan da 30 gündür.» (31)

 

┼×u hadiste Resulullah (s) müslümanlar için ay─▒n do─ču┼ču ile ilgili hesaplar─▒n inceden inceye tedkikinin ┼čart olmad─▒─č─▒n─▒, lüzum da bulunmad─▒─č─▒n─▒, baz─▒ aylar─▒n 29 ve baz─▒ aylar─▒n da 30 oldu─čunu bilmenin herkes için yeterli oldu─čunu, 'bildirmi┼čtir.  Hilali görmekle oruç tutulup bayram edilmesini, hava kapal─▒, tozlu ve bulutlu olunca da 30’a doldurulmas─▒n─▒ ö─čretmekle matematikin kar─▒┼č─▒k hesaplar─▒ içerisine girme külfetinden Müslümanlar─▒ âzâd eylemi┼č, kurtarm─▒┼čt─▒r (32).

Bir ‘ba┼čka hadiste geçen; «Ramazan hilali ba┼člang─▒c─▒ için takdirde; bulunun.» (33) emri herhalde herkese “hesap yap─▒n─▒z” ┼čeklinde (de─čildir.O zaman ümmete bir 'güçlük do─čar! Burada ‘’─░çinizde bulundu─čunuz ay─▒ 30 a tamamlay─▒n’’ demektir. Fakihlerin büyük bir ekseriyeti bu hükmü hep böyle anlam─▒┼člard─▒r (34).

Binaenaleyh Ramazan ba┼č─▒nda ve sonunda gökteki hilali gözetmenin vacib oldu─ču belirtilir. E─čer bu vecibeye itina gösterilmi┼čse ─░slâm ümmeti topluluklar─▒ aras─▒nda hilali rü’yetle ilgili bir ihtilaf ve münaka┼ča ç─▒kmam─▒┼čt─▒r. Bu görev yerine getirilmedi─či, ihmâl edildi─či zamanlarda ise âlim-câhîl herkes Ramazan ay─▒ ba┼člang─▒c─▒ ve bayram vakti konusunda 'hep ileri - geri konu┼čmu┼člard─▒r. Bu ihtilaflara cevap verici ┼čekilde müstakil eserler ve risaleler yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. 

Hadiste geçen «...biz yaz─▒ ve hesap bilmeyiz.» cümlesi o devir müslümanlar─▒n─▒n ümmi olduklar─▒n─▒ aç─▒klamak içindir. Hesapdan maksad ise; y─▒ld─▒zlar─▒n hareketini hesaplamakt─▒r. Araplar bu hususta pek az ┼čey biliyorlard─▒. Onun için de Rasulullah (s) ümmetinden güçlü─čü kald─▒rmak için hükmü ç─▒plak gözle görmeye tâlik eylemi┼čtir. Nitekim «hava bulutlan─▒rsa gün say─▒s─▒n─▒ 30 olarak tamamlay─▒n» buyurulmu┼čtur (35) ki hüküm hesaba taalluk etmez. E─čer öyle olsayd─▒ «Hava bulutlu olursa ne yapmak lâz─▒m geldi─čini hesap bilenlere sorun...» buyururdu.

─░bnu Battâl ve ba┼čkalar─▒n─▒n aç─▒klamas─▒ndan ┼ču sonuç ç─▒k─▒yor:«Biz öyle bir milletiz ki, Orucumuzu v.s. ibadetlerimizin vakitlerini tayin için bize hesap ve yaz─▒ bilmeyi gerektiren bir ┼čeyle teklif edilmemi┼čtir. Bizim ibadetlerimiz aç─▒k bir tak─▒m alametlere rabt edilmi┼čtir. Onlar─▒ bilme hususunda hesap alimleri ile ba┼čkalar─▒ müsavidir.» demektir (36).            

─░bnu Âbidin bilhassa hilali görmede ┼ču üzüntülerini aç─▒kl─▒yor:«Hilali büyük bir toplulu─čunun görmesini ‘┼čart ko┼čanlar ┼ču sebebleri ileri sürerler: Hilalin do─čru ve s─▒hhatli bir ┼čekilde gözetlenmesine gerekli dikkat ve ihtimam─▒ sarf etmek içindir. Birkaç ki┼či hilali gözetler de her ┼čahitlikte bu vehm duyulmal─▒d─▒r, Halbuki ┼čeriat ┼čahidi do─čruluk (adakide muhatap olur. Nitekim. el-Bahr sahibi zaman─▒nda hilali gözetlemede insanlar─▒n tembelli─čine temas etmi┼čtir. Bu zamanda durum daha da fecidir. Zira pek az ki┼či hilali gözetliyor, bir tek ki┼či hilali görürse o zaman cahil cühelan─▒n tenkid ve tesebbüne (kötü sözlerine) hedef oluveriyor. Nitekim 1225 hicri y─▒l─▒nda böyle olmu┼čtur. Bir adam ┼×am’da hilali gördü─čünü belirtmi┼č, zavall─▒ ile alay etmi┼čler, o da üzüntüsünden, «e─čer bir daha ki Ramazan’a erersem gözlerim kör olsun!» diye Allah’a dua etmi┼čtir..

«┼×ahitlerin yalan─▒ ihtimali endi┼česine gelince bu vehm «Berâet-i zimmet asildir, do─čruluk esast─▒r.» hükmü ile reddedilir. ┼×eriat zahire göre hükmetmi┼čtir. E─čer ┼čehadet yalan endi┼česine binaen reddolunacaksa her ┼čahitlikte bu vehm duyulmal─▒d─▒r. Halbuki -┼čeriat ┼čahidi do─čruluk (adalet) ile yetinmi┼čtir. Bât─▒n─▒ Allah’a havale etmi┼čtir.» (37).

Kurban bayram─▒ hilali de genel kanaate ve metinlere göre aynen F─▒tr bayram─▒ hilali gibidir. ┼×ahitlikte, say─▒da v.s. ayn─▒ ┼čartlar aran─▒r. Nevadir rivayette, Kurban Bayram─▒ hilali Ramazan ihtidas─▒ hilali hükmü gibidir. Onun için bir tek ki┼činin ┼čahitli─či ile de ispatlanabilir, e─čer semada bir illet varsa. Fakat Hanefilerin ekserisi ve di─čer mezhebler fakihlerine göre, ilk görü┼č geçerli olmu┼čtur.           

Di─čer 9 ay─▒n hilali de F─▒tr ve Udhiyye hilali gibidir. Bunlar─▒n ihtidas─▒n─▒ (hilalini) hesaplamada, zina ─░ftiras─▒ cezas─▒na çarpt─▒r─▒lmam─▒┼č, âdil iki erkek veya bir erkek, ilki kad─▒n ┼čahidin ┼čahadetiyle sabit olur. (38) .

Orucun farziyyeti ay─▒n mutlak surette isbat─▒na ba─čl─▒ de─čildir. Zira rü’yet imkâns─▒zla┼č─▒nca ┼×aban ay─▒ 30 gün say─▒l─▒r. Onun için orucun farzl─▒─č─▒n─▒n sübutu ay─▒n gelmesiyle de─čil, Hilalin rü’yetiyledir. Art─▒k 30. cu günden sonra yeni hilal hükmen görülmü┼č say─▒l─▒r (39).         

Buraya kadar anlat─▒lanlar, rü’yeti hilal hakk─▒nda söylenilenler ve ispat ┼čekli dört mezhebin imamlar─▒n ittifak eyledi─či hususlard─▒r (40).

5- Hilâlin Hareketini Hesapla Tesbit Ve Bunun Hukuken Ta┼č─▒d─▒─č─▒ Hüküm

 Rü’yetle ilgili hadislerin 'baz─▒s─▒nda geçen «...hesap bilmeme...» veya «...takdir ediniz...» emirlerini fakihler ve müfessirler, yukar─▒da belirtilen ┼čekillerde aç─▒klam─▒┼člar ve eserlerinde muvakk─▒t─▒n, hesabc─▒n─▒n veya müneccimin hesaplar─▒na itibar olunur mu? Seklinde ve benzeri sorular sorup cevaplar vermi┼člerdir. Önce bunlara dair Önemli baz─▒ aç─▒klamalar─▒ verip sonra «genel ;  bir neticeye ula┼čmak daha ─░yi olacakt─▒r.

Ibnu Teymiyye «Muhtasaru’l-Fetâvâ’l-M─▒sriyye» de der ki; «Gök yüzü ve y─▒ld─▒zlar─▒n hareketine dair hesap ilmi asl─▒nda ┼čüphe ta┼č─▒mayan sahih bir ilimdir. Fakat müdekkik cumhur (büyük bir alimler toplulu─ču) bu ilmin güçlük ta┼č─▒d─▒─č─▒n─▒ ve faidesinin az oldu─čunu belirtmi┼člerdir. Asl─▒nda müneccim ve felekiciyatç─▒lar─▒n sözüne itibar edilmez...» (41).

«Hesap alimleri hilâlin  hareketlerinin hesapla tam ve do─čru bir ┼čekilde zapt u rapt alt─▒na al─▒nam─▒yaca─č─▒n─▒ belirtmi┼člerdir.  Hesaplar─▒n nazara al─▒nabilece─čini muhtemelen müteahhirûn ulemas─▒ndan az bir gurup belirtmi┼člerdir. Asl─▒nda bunu; «Bu tutum Allah’─▒n dîninde bir sap─▒kl─▒k ve onu ta─čyirden ba┼čka bir ┼čey de─čil.» (42) ibaresiyle tavsif edilmi┼č, hareket Yahudi ve Nasârâ’n─▒n hareketine, tutumuna benzetilmi┼č ve bu da:

«Bu husus (hesap i┼či) Araplar aras─▒nda sürüp giden bir nesi’dir ve küfürde bir ziyadedir.» (43): îbnu Teymiyye bu tür a┼č─▒r─▒ ithamlar─▒na ┼ču cümlelerle devam ediyor:

«Ay hareketlerinde hesab─▒ kabul edenin akl─▒ ve dini »bozuktur. Muvakk─▒tin hesab─▒ do─čru olsa bile bu hesap daha ziyade ay ile güne┼č aras─▒nda gurup vaktindeki mesafeyi gösterir. Bu da ay─▒n güne┼čten uzakl─▒─č─▒ ┼čeklinde tavsif edilir. Hilalin bir hesap sonucu görülebilir olup olmay─▒┼č─▒ meselesine 'gelince bu kesin bir iddia de─čildir. Çünkü yer yüzünün yükseklikler ve alçakl─▒klar─▒na, havan─▒n berrak veya Mutlu olu┼čunu göre rü’yet de de─či┼čir, kesinlikle görülemez diye bir ┼čey yoktur... Sözün k─▒sas─▒ hilal için bir hesap cetveli, hareketini bir zabt u rabt alt─▒na al─▒c─▒ bir formül yoktur. Rasatç─▒lar, ru’yet için bir kavsin derecesinde bile uyu┼čamam─▒┼člard─▒r. Kimi bu kavsin (Çemberin) 10 dereceden daha küçük oldu─čunu belirtirken kimi de daha fazla demektedir. Onun için ziyade ve noksanl─▒k meselesine hep birbirlerine cevap vermi┼člerdir.» (44). Metodda anla┼čamam─▒┼člard─▒r.

Hilalin rü’yetini hesapla ortaya koyma mevzuunda îbnu Teymyye’nin bu tenkidleri hiç ┼čüphesiz bir ölçüde a┼č─▒r─▒d─▒r. Ama uleman─▒n pek (büyük bir ekseriyeti Hilalin sübutunda üç delile itibar eylemi┼člerdir. Fakat muvakk─▒tlar adûl (güvenilir) da olsalar sözleri ba─člay─▒c─▒ de─čildir... (45).

Muhammed b. Mukatil'den ┼ču rivayet olunur; Rasatç─▒lara sorulur ve kendi meslekda┼člar─▒ndan büyük bir ço─čunluk ayn─▒ neticede ittifak ederlerse ondan sonra sözlerine itibar olunur.»
─░mam Serahsî Muhammed b. Mukatil’in bu sözünü müneccim ve kâhinlerle ilgili hadislerle reddediyor. Mücerred hesap, meselâ hilalin do─ču┼ču - bat─▒┼č─▒, ay ve güne┼č tutulmalar─▒ v.s. gibi hususlar─▒ önceden hesapla tespit ve bildirme müneccimlik ve kehânetle ilgili hadislerdeki yasa─ča girmez. Zira nas─▒l ki, namaz vakitlerini ve k─▒blenin hesab─▒ ancak bir k─▒s─▒m ┼čeyleri ö─črenmekle bilinebiliyor ve bu hesab─▒ ö─črenme caizse o da caizdir. Fakat tercihe de─čer olan─▒ mücerred ilme de─čil, rü’yete delalet eden hadisle ameldir. Sebebi ise, rü'yet aç─▒kça emr olunmu┼čtur, ama hiçbir hadiste; «Hilalin rü’yetini hesap ehline sorunuz.» denilmemi┼čtir (46).

Yaln─▒z ┼×afiî ulemas─▒ndan imam Subkî eserinde fennî ve riyazi hesaplar─▒n muteber oldu─čunu, ┼čehadetten daha kat’î bir durum arzetti─čini savunmu┼č, di─čer bütün fakihler hemen hemen ittifak halinde rü’yet-i hilali ön planda tutmu┼člar, Subki’ye kar┼č─▒ ç─▒km─▒┼člard─▒r. Osmanl─▒lar─▒n son zamanlar─▒nda «Gurre-nâmeler» (aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒ gösteren eserler) tanzim edilmeye ba┼član─▒lm─▒┼čsa da yaln─▒z Ramazan hilali ile ┼×evval hilali yine rü’yetle isbat olunagelmi┼čtir... (47).

─░bnu ┼×urayh, imam ┼×âfiî’den y─▒ld─▒zlarla ve hesap yoluyla Ramazan─▒n sübutuna istidlal etmenin cevaz─▒na i┼čaret eden bir kavil (fikir) rivayet etmi┼čse de ┼×âfiîler’den ─░bnu Abdil Berr bunu kabul etmemi┼č, eserlerinde tam aksine bir görü┼čün oldu─čunu getirtmi┼čtir. Hicaz, Irak, ┼×am, Ma─črib ulemas─▒n─▒n pek ço─čunun ve mezheblerinin görü┼čleri budur. (48).

Hülâsa imam Subkî; hesab katiyyet ifade edece─činden ona ┼čehadetten daha çok itibar edilir demi┼čtir. el-Kunye adl─▒ eserde imam ez-Zâhidî hesap mevzuunda müteahhirûnun görü┼čünü nakleder.

1— Kad─▒ Abdülcebbar’a ve ba┼čkalar─▒na göre astronomistlerin sözüne itibarda bir beis yoktur. 
2— ─░bnu Mukatil’e göre de büyük bir astronomiciler grubunun ittifak etti─či hususlarda hesaba itimad edilir.
3— el-Mebsut ve di─čer Hanefi f─▒kh─▒ kitaplar─▒nda ise zaruret ve ┼čüphe halinde bile astronomistlerin, muvakkitlerin rü’yet-i hilal ile ilgili hesaplar─▒na müracaat olunamaz, görü┼čü savunulmu┼čtur. (49).

'Nitekim ─░bnu Vehbân da bir beytinde bu görü┼čleri ┼čöyle özetlemi┼čtir:  «Muvakkitlerin sözü ve hesaplar─▒ ba─člay─▒c─▒ de─čildir. Baz─▒lar─▒ ise Evet onlar─▒n sözü (kabul edilir, demi┼člerdir, baz─▒lar─▒ ise e─čer ayn─▒ sonucu belirtenler çokça ise o sonuç kabullenilir, demi┼čtir.» (50).

el-Minhâc sahibi ─░bnu Hacer’ de eserinde «Müneccim ve (hesapç─▒lar─▒n sözü ile oruç vacib olmaz. Hiçbir kimse bunlar─▒ taklid edemez. Belki her birisi kendi bilgileriyle amel edebilirler ama kendileri dahi Ramazanda bu bilgilerle, amel edemezler (51).                .

─░slam f─▒kh─▒nda Son zamanlara do─čru ileri sürülen uzla┼čt─▒r─▒c─▒ bir fikre göre; e─čer hesap hilali görme hususunda ┼čehadette bulunan─▒n ┼čehadetini yalanlarsa ve bu hesap vakit ilmiyle u─čra┼čanlar─▒n ittifak─▒ ┼čeklinde olup temel ─░lmî verileri de kat’─▒ ve 'hesab─▒ haber verenlerin say─▒s─▒ tevatir derecesine ula┼č─▒r, bir durumda ise o zaman ┼čahidin ┼čehadeti reddedilir. Ama belirtilen ┼čartlardan birisi yoksa ┼čehadet reddolunamaz. Tevatür say─▒s─▒ ancak kesinlik ifade eder. Buna ra─čmen temel veriler hissiyata, ihtimaller hesab─▒na müstenid ise o zaman mesele ve netice üzerinde durmak gerekir (52).

Asl─▒nda astronomi ile ilgili hesaplamalarda temel veriler, be┼č duyunun kontrolü d─▒┼č─▒nda daha çok aklî mutalard─▒r ki bunlarda da ekseri ya hata edilir, aklî i┼čleri tevatürle tespit mümkün de─čildir. T─▒pk─▒ âlemin k─▒demi hususunda felsefecilerin hata etmesi gibi (53). Nitekim kontrol alt─▒nda sürdürülen deney ve tecrübelerde bile uygulanan «ihtimaller hesabi metodu», ayn─▒ preperatla çal─▒┼čan ve ayn─▒ deneyi yürüten ayr─▒ yerlerdeki ara┼čt─▒r─▒c─▒lar─▒ farkl─▒ sonuçlara iletmektedir. T─▒p alemindeki ilaçlar─▒n as─▒l ve yan tesirlerîni tespitteki farkl─▒ neticeler bunun en aç─▒k örne─čidir. Durum bu olunca muvakkit ve astronomi aliminin gök ilmi sahas─▒nda yürüttü─čü gözlemlerinde tetkik mevzuu ve çevre ┼čartlar─▒n─▒n hiç birisi kontrolü alt─▒nda olamay─▒nca uygulayaca─č─▒ «ihtimaller hesab─▒ metodu» onu di─čer meslekda┼člar─▒ndan daha farkl─▒ sonuçlara iletecektir. Tatbikatta da ayn─▒s─▒n─▒ görmek her an mümkündür. Binaenaleyh objektif k─▒stas en ç─▒kar yoldur.

─░slam, aylar─▒n ve senelerin matematik yoluyla hesaplanmas─▒na, ba┼člang─▒çlar─▒n─▒n o yolla tayinine iltifat etmiyor, ibadetlerimizi, dînî muamelelerimizi, ba┼člang─▒çlar─▒ ç─▒plak ve sa─člam gözle tayin olunabilir hakiki aylara ba─člam─▒┼čt─▒r. Binaenaleyh ─░slam ay ba┼člar─▒nda dakikalar─▒n birle┼čmesine de─čil belki ay─▒n görünü┼č derecesine giri┼č dakikalar─▒n─▒ esas alm─▒┼čt─▒r.

Buraya kadar yap─▒lan aç─▒klamalardan birkaç mesele ortaya ç─▒k─▒yor. ┼×öyle ki;     '

1. Mesele : Fark gözetilmeksizin herkese yöneltilmi┼č olan emir en aç─▒k ┼čeylere; temellere dayand─▒r─▒l─▒r. Umumi hükümler hususî hükümlere dayand─▒r─▒lamaz. Rama-zan orucu da böyle genel bir hükümdür. Âlim- câhil, gören-görmeyen her müslümana farzd─▒r. Hepsi için bilinebilir, objektif delillere ba─članm─▒┼čt─▒r. Herkes bunlar─▒ kolayca bulur ve bilir. Bu balk─▒mdan anlat─▒lan üç isbat yoluna itibar olunmu┼čtur.

2.Mesele: Az önce de belirtildi─či gibi umumun hallerine ait i┼člerde kanun koyucu en aç─▒k ┼čeyleri, vaz─▒h alametleri esas yapm─▒┼čt─▒r. Umumî emir ve tekliflerde ilim ehlinin baz─▒ fertlerinde bulunabilir ┼čeyler hiç itibara al─▒nmam─▒┼čt─▒r. Bu duruma göre rasad─▒n en ince hesaplar─▒m ┼čüphesiz surette, katiye yak─▒n bir ┼čekilde hesaplam─▒┼č olsalar bile ─░slam bunlar─▒ umum için kesin bir delil olarak benimsemiyor. Bu durum da kat’î olan matematik hesaplan inkâr etmekten yahut rasad erbab─▒n─▒n sözlerine itibar etmemekten de─čil, belki öyle ince ┼čeyleri genel emirlere esas saymak îslam─▒n umumilik ve kolayl─▒k prensiplerine münasib dü┼čmemesinden ötürü olmu┼čtur.

Yoksa ─░slam dini kevnî ayetlerden olan hareket nizam─▒ Allah'─▒n sonsuz kudretinin aral─▒ks─▒z ve kesintisiz ve bozulmaks─▒z─▒n sürer gider ve bu hareket nizam─▒ rasad hesaplar─▒m hiçbir vakit inkar etmez. Nitekim âyette de;

«...O çok esirgeyici Allah’─▒n yarat─▒┼č─▒nda hiçbir nizams─▒zl─▒k görmezsin. ─░┼čte gözünü bir defa daha gö─če çevir, bak, oradan hiçbir çatlak görecek misin?» (54) buyurulmu┼čtur.

Binaenaleyh ─░slâm, kat’î surette sabit olan rasad hesaplar─▒n─▒ hiçbir vakit inkâr etmez, hem de inkâr ettiremez. îslam─▒n hakikat─▒na, kudsiyyetine iman eden hiçbir adama, din rasad hesaplar─▒n─▒ inkâr eder demek hiçbir vakit yak─▒┼čmaz.

Rasadc─▒lar─▒n aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒ ictima-─▒ neyyireyn (iki ─▒┼č─▒k kayna─č─▒, nur (kayna─č─▒n─▒n ayn─▒ anda bat─▒┼č─▒n) dan itibar eder, bu bir usuldür.

─░slam ise bunu kabul etmeyip rü’yetten itibaren ay─▒ girmi┼č sayar (55). ─░slam─▒n ; bu ve benzeri yerlerdeki tutumu yukar─▒da belirtildi─či gibi, müsbet ilmi, tecrübe ve deneyler sonucunu red ve inkâr edici say─▒lamaz, bu ┼čekilde vas─▒fland─▒r─▒lamaz. Benzeri durumlar günümüz hukuk sisteminde ve müsbet ilmin çe┼čitli bran┼člar─▒nda da vard─▒r.

Bu cümleden olarak hukukumuz posta ile para havalelerinde havalede bulunana verilen parçay─▒ yaz─▒l─▒ bir delil de─čil ancak bir tahrirî bey yine ba┼člang─▒c─▒ kabul ediyorken di─čer taraftan banka yoluyla yap─▒lan mektup (dekont) havalesinde yine havalede bulunana verilen parçay─▒ ise tahrirî beyyine say─▒yordu. Halbuki her iki kurulu┼č da kanunla kurulmu┼č ve korunmakta olan devletin resmî organlar─▒d─▒r. Suç hukukunda da buna benzer de─či┼čik -tutumlara rastlan─▒r. Mesela yak─▒n zamana kadar ses bantlar─▒, ses kay─▒tlar─▒ san─▒k aleyhine bir delil kabul edilmiyor ve dinlenemiyordu. Ama sön zamanlarda bunlar da san─▒k aleyhine bir delil say─▒l─▒p dinlenilmeye, hükme medar olmaya ba┼člad─▒, kabul edildi.

T─▒p ilminde de bir hastal─▒─č─▒n tedavisinde bir ilaç─▒n faydal─▒ oldu─ču belirtilip savunulurken ay─▒n ilimde dal─▒nda mütehass─▒s ba┼čka ki┼čilerce bu fayda benimsenmedi─či gibi ço─ču defa aksi fikir, zararl─▒ yanlar─▒ aç─▒klanmaktad─▒r. ┼×imdi hukuk ve t─▒p alemindeki bu ve benzeri misallere bakarak pozitif hukukun veya kar┼č─▒ fikirdeki tabib veya tabiblerin, yeni geli┼čmeleri, teknolojiyi red ve inkar ettikleri kanaat─▒na var─▒lamaz, belki onlar daha aç─▒k ve seçik mü┼čahhas delil ve neticeleri görmek, beklemek isteyeceklerdir.

Gözleme dayanan ve gözlemcinin d─▒┼č─▒nda ve kontrolünün ötesinde olup biten verilerle ç─▒kart─▒lan astronomik netice ve formülleri hakk─▒nda da ─░slâm’─▒n ibadet aç─▒s─▒ndan tutumu bundan farks─▒zd─▒r.

Kompitürün hata etmeyece─či meselesine gelince; bu tip bir cihaz ile uzaktan veya yak─▒ndan her ne kadar taraf─▒m─▒zdan bir çal─▒┼čma yap─▒lmam─▒┼čsa da yap─▒lan hataya dair gördü─čüm bir misali belirtece─čim. ┼×öyleki; 1978 y─▒l─▒ ÜSYM giri┼č imtihan─▒nda bir Ö─črenci ilk tercih olarak ─░slâmî ─░limler Fakültesini i┼čaretliyor. ─░mtihanda ald─▒─č─▒ toplam puan bu fakülte için gerekli en dü┼čük toplam puandan 3 puan daha fazla olmas─▒na ra─čmen adresine gönderilen sonuç kâ─č─▒d─▒nda «Hiçbir yeri kazanamad─▒» yaz─▒l─▒yor, ö─črenci ÜSYM ilgililerine müracaat ediyor, durumunu belirtiyor. Ald─▒─č─▒ cevap; elektronik hesap makinalar─▒ ile yap─▒lan de─čerlendirmede bir hata söz konusu olamaz, ancak ald─▒─č─▒n─▒z bu puanla, da ─░slâmî ─░limler Fakültesine girmeniz mümkündür. Ö─črenci ilgili Fakülteye ba┼čvuruyor ama fakülteye gelen ve elektronik makina taraf─▒ndan haz─▒rlanan listede ismi olmad─▒─č─▒ndan fakülte ne yaps─▒n. Çünkü listeyi düzenleyen de yine ÜSYM kompitürleridir. Bilinen bir kompitür ma─čdurunun durumu bu, kimbilir daha ba┼čka neler olabilir. K─▒sacas─▒ elektronik beyin bile ancak bir k─▒s─▒m temel verilerle i┼čini yürütür, bu veriler de yine insanlara ba─čl─▒d─▒r.

6- Îhtîlâf-─▒ Metâli Meselesi Ve Hükmü

Yer yüzünün küreye benzemesi, her yerde de─či┼čik co─črafi yap─▒ arz etmesi, gerek kendi ekseni ve gerekse yörüngesi etraf─▒nda ve gerekse güne┼č sistemiyle beraber bir kütle halinde hareket eylemesi gibi birkaç nevi harekete sahip olmas─▒ ve nihayet ajan da benzeri hareketlerle dünya etraf─▒nda dönmesi ve dönü┼č aç─▒s─▒n─▒n her gün bir düzen dahilinde de─či┼čmemesi gibi sebeplerledir ki, ihtilâf-─▒ metali (do─ču┼č farkl─▒l─▒klar─▒) olmakta, ay─▒n do─ču┼ču yerden yere göre de─či┼čmektedir. Fakihlerin gözünden kaçmayan bu durum onlar─▒ bir hayli me┼čgul eylemi┼č ve görü┼čler aç─▒klam─▒┼člard─▒r.

Hiç ┼čüphesiz güne┼čin do─ču┼ču gibi hilalin do─ču┼ču da ülkelerden ülkelere, memleketten memlekete göre de─či┼čir. Hilal bir memlekette görülürken di─čer bir memlekette görülmeyebilir. T─▒pk─▒ güne┼čin do─ču┼čunun de─či┼čmesi gibi. Bu de─či┼čmeler astronomi kitaplar─▒nda aç─▒klanm─▒┼čt─▒r.

─░bnu Hacer fetvalar─▒nda ┼čunu belirtir:  Subkî ve  metali de─či┼čince hilalin bir yerden gözükmesi bir di─čer yerde de gözükmesini bazan gerektirir, ama aksi pek vârid olamaz. Zira ┼čarkî memleketlerden itibaren gece girmeye ba┼člar, bat─▒ memleketlerinde o anda henüz gece ba┼člamam─▒┼čt─▒r. Bunun için de hilal henüz gözükmemi┼čtir. Bu bak─▒mdan do─čuda görünen ay bat─▒da henüz görülmeyebilir. Fakat bat─▒da görülen hilalin do─čuda görülmemesi diye bir ┼čey yoktur. Gecenin ayn─▒ anda ba┼člad─▒─č─▒ memleketlerde ise birisinde görülen Hilalin mutlaka di─čerinde de görülmesi gerekir (56).

Buna dair enteresan misal ┼čudur: ─░ki karde┼č birisi ┼čarkî, di─čeri de garbî bir ülkede ise ve her ikisi de ayn─▒ gün ö─čle vakti vefat etmi┼člerse o vakit bat─▒daki do─čudakinin mirasç─▒s─▒d─▒r. Ama do─čudaki bat─▒dakinin mirasç─▒s─▒ olamaz. Çünkü bat─▒da ö─čle vakti daha geç girer. Hilal ve güne┼čin do─ču┼ču ve bat─▒┼č─▒ da buna benzer. Fakat buna ┼čöyle bir itiraz yap─▒I─▒r. Ayn─▒ boylam dairesinde olan -enlemleri ayr─▒-  iki ülkeden Ekvatora, yak─▒n olanda hilal daha erken ve kolay, uzak olanda ise geç ve güç görülür (57) .               

Nitekim ─░mam Subkî ihtilaf-─▒ metali konusunu incelerken:«E─čer hilalin rü’yetinde ihtilaf edilir ise o takdirde, ┼čark ülkelerinde görülen hilalin garp ülkelerinde görülmesi gerekir. Ama bunun aksi varid de─čildir.» Ancak hu prensibe di─čer baz─▒ ┼×afiiler yön ve enlem birli─čini de ilave eder, ┼čart ko┼čarlar (58).

─░slam hukukçular─▒n─▒n baz─▒s─▒ ise do─ču┼č ─░htilaf─▒ bulunamayacak bölgeyi belirli bir mesafe ile hesaplama cihetine gitmi┼čler ve 24 fersah (yakla┼č─▒k 140 km.) den daha k─▒sa mesafeli yerlerde ihtilaf-─▒ metal olamayaca─č─▒n─▒ belirtmi┼člerdir (59). Do─ču┼č farkl─▒l─▒─č─▒na itibar edildi─činde ┼čöyle bir soru akla gelebilir: ┼×ayet bir yerde hilal Cumartesi görülür de orada bulunan ki┼či oruca ba┼člar da bir süre sonra Pazar günü hilal görülmü┼č olan yere gider orada devam eylerse muteber görü┼če göre orucunu o yere göre tamamlar. Çünkü o yere intikal ile art─▒k onlardan bir fert olmu┼čtur. Bir di─čer görü┼če göre ilk beldenin, hilalinin hükmü devam eder Ve ona göre orucunun ikmali gerekir (60).

─░slamda genellikle ibadetlerin edas─▒nda (bir vahdet ruhu aranm─▒┼č, güne┼če ba─čl─▒ surette de─či┼čen namaz vakitleri d─▒┼č─▒nda, aya ba─čl─▒ ibadetlerde ufak tefek farkl─▒l─▒klara yol aç─▒c─▒ ┼čartlar ve âmillere hiç itibar edilmemi┼čtir. Nitekim ez-Zeyleî der ki; bir belde halk─▒ hilali görür de bir di─čerinde halk göremezse görenlerin görmesiyle di─čerlerinin de oruç tutmas─▒ vacibdir, do─ču┼č farkl─▒l─▒─č─▒n─▒n 'hiçbir önemi yoktur (61).

─░htilaf-─▒ metalle itibarda hareket noktas─▒; her milletin kendi yan─▒nda olanlarla muhatap ve mes’ûl tutulmalar─▒d─▒r. Hilalin hareketleri ve rü’yeti gibi hususlarda her yere göre de─či┼čen âmiller vard─▒r. Onun için de do─ču┼č farkl─▒l─▒klar─▒ ortaya ç─▒kmaktad─▒r (62). Biraz yukar─▒da da belirtildi─či üzere bu fikrin taraftarlar─▒ az─▒nl─▒ktad─▒rlar. Hemen her hukuk mezhebinin hukukçular─▒n─▒n büyük bir ekseriyeti ─░slam aleminde bir ayl─▒k oruç ibadetinin ay─▒n zamanda ba┼člamas─▒, her kim dînî bayram─▒n ay─▒n anda tes’îdi ('kutlanmas─▒) için hilalin bir yerde görülmesi yeterli kabul edilmi┼čtir. Çünkü bu ibadetler senede bir defa olmakta ve uygulamada bir güçlük de ta┼č─▒mamaktad─▒r. Ama namaz vakitlerindeki farkl─▒l─▒klar─▒ kald─▒rmada, birli─če gitmede (böyle bir imkân yok, aksine güçlük ve imkâns─▒zl─▒k mevcuttur (63).

Ramazan ve bayram hilalnin sübutunda ┼čehadet esas─▒ ┼čart ko┼čulmu┼č ise de her hilali görenin, beyan─▒ yeterli de─čildir. Bunun yan─▒nda o beyan ve ifadeler üzerine yetkili makam─▒n, mahkemenin karar vermesi gerekir. ┼×imdi bu durumda karar veren hakimin karar─▒ kendi kazâi sahas─▒n─▒n d─▒┼č─▒ndaki yerlerde geçerli olabilir mi? Hiç ┼čüphesiz bir yer hakiminin, verdi─či hüküm tamamen hukukidir ve bu hüküm kaziyyei- muhkeme (kesin hüküm) durumundad─▒r. Binaenaleyh bu kesin karar ┼čahitlikten çok daha kuvvetlidir. Ramazan─▒n ha┼člad─▒─č─▒na dair hakimin karar─▒ kesinlik kazan─▒nca ve o yer halk─▒ bunu bir ba┼čka yer halk─▒na nakledince mütevâtir bir haber halini al─▒r (64).

Hülâsâ; ┼ču anlat─▒lanlara göre;    

a) Ramazan ba┼člang─▒c─▒ öncelikle hilali görmekle yahut Saban ay─▒n─▒ 30 a tamamlamaklad─▒r. Görmenin mümkün olmad─▒─č─▒ durumlarda rasatç─▒lar─▒n büyük bir ço─čunlu─čunun üzerinde birle┼čti─či hesaba ve neticesine göre de oruca ba┼člamakta bir mahzur yoktur. 
b) Hilali gündüz görmek muteber de─čildir, önemli olan gün bat─▒┼č─▒ an─▒ ve az sonraki 'bir zamanda bat─▒ ufkunda görmektir.
c) De─či┼či┼č ülkelerde hilalin do─ču┼č vakinin ihtilafl─▒ olu┼čuna, pek büyük bir ekseriyetin görü┼čüne göre; itibar edilmez. Hilalin bir yerdeki rü’yeti her yer halk─▒n─▒ ba─člay─▒c─▒d─▒r.
d) Yetkili ki┼či ki, genellikle hakim, Ramazan─▒n ba┼člad─▒─č─▒na karar verirse bu karar bütün Müslümanlar─▒ ba─člay─▒c─▒d─▒r.
e) Bir di─čer önemli husus da, 26 Kânunuevvel 1341 ve Cemaziyelâh─▒r 1344 tarihli 2 Kânun-─▒ Sâni 1926 da yay─▒nlanm─▒┼č «Beynelmilel Takvimin Kalbulü Hakk─▒nda Kanunun» 3. maddesindeki,«Hicrî ve Kamerî Takvim, öteden beri oldu─ču üzere ahvâl-i mahsusada kullan─▒l─▒r. Hicrî Kamerî aylar─▒n mebdeîni Rasathane resmen tesbit eder.» hükmüdür. Takvimin haz─▒rlanmas─▒yla görevlendirilen Rasathane kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒ da tespit görevini yüklenmi┼čtir. Fakat i┼čbu tespit i┼čini ne kadar bir süre önce yapmas─▒ gerekti─čine dair bir hüküm 'bulunmad─▒─č─▒na göre dînî i┼čleri tedviri görevli Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒ Ramazan ay─▒ ba┼člang─▒c─▒n─▒ bu ay yakla┼čt─▒─č─▒ zaman oradan isteyebilir. Böylece teori (hesaplama) ile rü’yet aras─▒nda bir yakla┼čma sa─član─▒l─▒┼č olur. Buna hiçbir hukukî engel de yoktur.

7- Yer Yüzünün Özel Durumlu Baz─▒ Yerlerinde ─░badet Vakti Meselesi

Bilindi─či gibi dünyam─▒z kürreye yak─▒n bir biçimdedir. Birkaç türlü harekete sahiptir.

┼×öyleki; 1 — Kendi ekseni etraf─▒nda dönmekte, 2 .— Kendi ökseni etraf─▒nda dönerken bir topaç gibi ara s─▒ra sallant─▒lar yapmakta, 3 — Güne┼č etraf─▒nda dönmekte, 4 — Güne┼č sistemi ile birlikte Samanyolu etraf─▒nda helozoni bir ┼čekilde hareketi. Ayr─▒ca eksenine göre de 23 küsûr derecelik bir e─čiklik 'göstermektedir. Gerek yuvarlakl─▒─č─▒ ve muhtelif hareketleri ve gerekse eksenine göre e─čikli─či gündüz ve gecelerimizin, mevsimlerin te┼čekkülüne yol açmaktad─▒r. Kimi yerde gündüzler uzarken geceler k─▒salmakta, kimi yerlerde aksi olmakta, bir yar─▒ kürede mevsim yaz iken di─čerinde aksi bir mevsim hüküm sürmektedir. Bununla beraber kutuplara do─čru özellikle 45° enlem dairesinden sonraki yerlerde gündüz ve gecelerin olu┼čmas─▒ ve süreleri normal 24 saatlik güne göre büyük farkl─▒l─▒klar göstermektedir.

┼×öyle ki, normal bölgelerde, ki Türkiyemiz de böyle bir bölgededir, gün 24 saat iken ve gündüz ve gecenin insanlarca bilinen her bir dönemi, dilimi bulunurken i┼čbu anormal bölgelerde güne┼čin ufukta bulundu─ču süre, yaz günleri çok daha uzun olmakta, meselâ 66° enlem (arz) dairesinde bir gündüz bizim 14 günümüz kadar sürmektedir. O zamanlarda gece de aksine çok k─▒sa geçmekte güne┼č bat─▒p henüz bat─▒daki ┼čafak (k─▒z─▒ll─▒k) kaybolmadan do─čudan fecr (tan a─čarmas─▒) ba┼člay─▒vermektedir. Bu ve benzeri durumlarlad─▒r ki, yaza veya k─▒┼ča göre günde farz k─▒l─▒nm─▒┼č bulunan be┼č vakit namazdan bir k─▒sm─▒n─▒n vakti tam anlam─▒ ile bulunmad─▒─č─▒ndan ne olacakt─▒r? Buralarda Ramazan orucu nas─▒l tutulacakt─▒r? sorular─▒ sorulmaktad─▒r.

─░slam hukukçular─▒n─▒n pek ço─ču eserlerinde bu bahislere yer vermi┼č, konuya çözüm yolu aram─▒┼člard─▒r. Mesele yats─▒ ve vitir namazlar─▒ vakti aç─▒klan─▒rken ele al─▒nm─▒┼čt─▒r. Bu cümleden olarak «Dürrü’l-Muhtar» dan ┼ču metin sevkedilebilir:

«Yats─▒ ve vitir namaz─▒n─▒n vakti bulunmaz ise mesela Bulgar Beldesi (bugünkü Bulgaristan kasdedilmemektedir) gibi, zira bu yerlerde yaz günlerinde ak┼čam ┼čafa─č─▒ (k─▒z─▒ll─▒─č─▒) batmadan sabah─▒n fecri do─čmaktad─▒r. O yerlerde ya┼čayan bir Müslümanlar da namazla mükelleftir ve yats─▒ ve vitir namazlar─▒ için vakit takdir eder.»

Bu aradan da anla┼č─▒ld─▒─č─▒ üzere, f─▒khi tarife göre yats─▒ namaz─▒n─▒n vakti girmeden, girmesi beklenirken sabah namaz─▒ vakti giriveriyor, böylece vakti bulunmad─▒─č─▒ndan namaz da yerine getirilemiyor, edâ edilemiyor. Kutuplara yak─▒n yerlerde ise ço─ču defa mevsime (güne┼č ─▒┼č─▒kla irinindik ve yat─▒k geli┼člerine) göre gündüzün ya da geceleyin k─▒lman namazlar─▒n vakti hiç te┼čekkül etmiyor (65).

«Namaz k─▒l─▒n─▒z» (66) emrinin tekerrirünü vakte, vaktin tekerrürüne ba─čl─▒yan, vaktin her yeni giri┼činde emrin de yenilendi─čini söyleyen mütekaddimin ulemas─▒ vaktin (illetin) yoklu─ču halinde emrin de tekerrür etmiyece─čini, emrin kalkaca─č─▒m belirtmi┼člerdir. Nitekim ┼×eyhülislam Feyzullah Efendi bile Fetâvây-─▒ Feyzîyye’sinde;

«Bir ikimse ┼čafak kaybolmadan güne┼čin do─čdu─ču bir ülkede ise ona vaktü bulunmayan namazlar (yats─▒ ve sabah gibi) farz de─čildir.» Zira az önce de belirtildi─či gibi namaz─▒n sebebi vakittir, bu da olmay─▒nca namaz farz─▒ da kalmaz, kalkar» (67) demektedir.             .

ez-Zeyleî’deki metnin mânâs─▒na gelince;«Her kim yats─▒ ve vitir namaz─▒ vaktini bulamazsa o zaman namazlar─▒ da k─▒lmak gerekmez. Sebeb olan vakit bulunmam─▒┼čt─▒r...» (68).

─░lk kaynaklarda böyle fikirler var ise de daha sonralar─▒ dünyan─▒n her yönü hakk─▒nda fikirler edinilip haritalar çizildikten sonra mesele üzerinde daha fazla durulmu┼č, ciddiyetle ele al─▒nm─▒┼čt─▒r. Bir kerre emirlerin tekerrürünü yaln─▒z illetle aç─▒klamam─▒┼člar bir de kavran─▒lam─▒yan sebeblerin varl─▒─č─▒ndan söz etmi┼člerdir. Vakit; namaz─▒n kavran─▒labilen illetidir ama bunun yan─▒nda kavran─▒lamayan sebebleri de vard─▒r. O sebebe göre kim nerede olursa olsun günde be┼č vakit namaz─▒ k─▒lmakla mükelleftir. Yirmidört saatlik bir gündüz ve gecede namaz vakitleri bildi─čimiz gibidir. Ama vakitleri bulunmayan namazlar─▒n farzl─▒─č─▒ hiçbir surette dü┼čmez. Nitekim hadis-i ┼čerifde de;«Be┼č vakit namaz─▒ Allah Teâlâ kullar üzerine farz k─▒lm─▒┼čt─▒r.» (69). Burada namaz─▒n faziyyeti hususunda aç─▒kça anla┼č─▒labilen bir illet ve sebep sevk edilmi┼čtir.

Bu istisnaî yerlerde ya┼čayanlar─▒n ne ┼čekilde ibadet yapacaklar─▒ hususunda bir di─čer önemli delil de Deccâl hadis-i ┼čerifidir. Orada;

«┼×üphesiz Deccalin günleri k─▒rk y─▒ld─▒r. Onun bir y─▒l─▒ bir yan y─▒l gibi, bir senesi bir ay gibi, bir ay─▒ bir hafta gibi ve di─čer günleri de bir k─▒v─▒lc─▒m gibi hemen gelip geçicidir. Bunun üzerine Ashab; Ya Rasulallah o k─▒sa günlerde nas─▒l namaz k─▒laca─č─▒z? diye sorarlar. Rasulullah (s) da; O uzun günlerde takdir etti─činiz gibi k─▒sa günlerde de takdir edersiniz, buyurur.» (70). ,

Bir ba┼čka rivayette de «Deccâl gelecektir. Onun bir günü bir y─▒l, bir günü bir ay, bir günü bir hafta ve di─čer genleri de hemence gelip “geçicidir. Bunun üzerine Ashâb-─▒ Kirâm; o günlerde nas─▒l namaz k─▒laca─č─▒z? diye sorarlar. Rasulullah (s) da O uzun ve k─▒sa günlerde takdirde ’bulunursunuz.» buyurdular (71).

Kar┼č─▒ görü┼čte olanlar i┼čbu Deccâl hadisini özel hükümlü bir hadis sayarlar ve normal zamanlarda ve ┼čartlarda bu özel hüküm uygulanamaz, derler. Fakat mezkur  hadisleri delil kabul edenler; hüküm her ne kadar hususi ise de uygulanmas─▒n─▒ umumile┼čtirmede, benzeri uzun veya k─▒sa günlerde tatbik etmekte bir hukukî mahzur yoktur. Bu görü┼čtekilerin vakti takdir hususunda bir di─čer delilleri de ┼čudur:

Ramazan  hilalini dünyan─▒n her yerinde ve i┼čbu özel durumlu topraklarda görmek mümkündür. Gündüzlerin veya gecelerin çok uzun oldu─ču o yerlerde hilali görenler de oruç tutmakla mükelleftirler. Bu noktada hiçbir ihtilaf yoktur. Ancak o yerlerdeki bir günün bizim 8, 10 veya 14 günümüz kadar uzun oldu─ču bilindi─čine göre bu kadar uzun günlerde oruca tahammül imkâns─▒zd─▒r. O halde buradakiler Ramazan oruçlar─▒ için 24 saatlik zaman belli olan en yak─▒n ülkenin uygulamas─▒n─▒ aynen al─▒r ve kendileri için takdir ederler. Vakit bulundu─čundan oruç sak─▒t olmuyor ama edas─▒ (yerine getirilmesi) güçle┼čiyor. Oysa dînî emirlerin edas─▒nda haraç ve me┼čekkat kald─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r. Özel durumlu yerlerde bu harac ve me┼čekkat i┼čte takdir usulü ile giderilmi┼č oluyor. Bütün mezhebler ve hukukçular bu noktada ayn─▒ görü┼čü belirtirler (72).

Namaz─▒n da dü┼čmeyece─čini müdafa edenler Ramazan orucu için yap─▒lan i┼čbu takdir i┼činin namazda da yap─▒lmas─▒nda hiçbir mahzur olmadi─čin─▒ belirtirler. Bahsin ba┼č─▒nda da aç─▒kland─▒─č─▒ gibi dünyan─▒n; ┼čekli, durumu, haritalar─▒ anla┼č─▒l─▒p çizildikten sonrad─▒r ki, fakihleriniz takdir usulünü seçmi┼čler ve o yönde fetva vermi┼člerdir. Böylece o yerlerde oturan müslümanlar hem namaz k─▒lmak ve hem de oruçlar─▒n─▒ tutmakla mükelleftirler. En yak─▒n memleketlere göre fecr (imsak), tülü’, zevâl, asr,  gurup ve ─▒┼čâ (yats─▒) vakti takdir ederler.

«Binaenaleyh ┼čafa─č─▒n gaybubetinden (kayb─▒ndan) sonra yats─▒ namaz─▒n─▒ k─▒lacak kadar bir vakit olmal─▒d─▒r. E─čer vakit yeterli de─čilse yats─▒ namaz─▒n─▒n b─▒rak─▒lmas─▒ korkusunun önüne geçmek için kendilerine en yak─▒n ülkelerin ┼čafak vaktinin kayb─▒ süresine itibar olunur.» Nitekim ┼×ey Ebu Hâmid de;

«Onlar─▒n durumlar─▒ ─░çin kendilerine, en yak─▒n ülkenin vakitlerine itibar olunur» (73). ─░┼čte ┼×afiî fakihlerinden birkaç─▒n─▒n ┼ču görü┼čleri ile Hanefilerin görü┼čleri tamamen bir birlik arzetmektedir, aralar─▒nda bir ihtilaf yoktur (74).

Art─▒k bu aç─▒klamalardan sonra ortal─▒kta oruç ve namaz yönünden özel bir durum arz eden yerlerin sakinlerinin (halk─▒n─▒n) kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒ problemlerin de fakihlerimizce çözüldü─čü anla┼č─▒Imaktad─▒r. Burada belki bir di─čer mesele de ┼čudur: Bir ikimse bir yerde ö─čle namaz─▒m k─▒l─▒p yola ç─▒ksa ve bir yere yarsa ve orada ö─čle namaz─▒ henüz girmemi┼č olsa acaba o ki┼či bu yerde tekrar, ö─čle namaz─▒m k─▒lacak m─▒d─▒r? Yoksa bu borçtan kurtulmu┼č mudur? Mesele üzerinde duran fakihlerin ço─čunlu─ču (cumhur) o ki┼činin tekrar ö─čle namaza k─▒laca─č─▒ fikrindedirler. Zira o, geldi─či yerin ┼čartlar─▒na göre amel ve hareket etmelidir (75).

8-Sonuç

Ramazan hilali ile kutuplara yak─▒n yerlerde namaz vakti meselesi hakk─▒nda dinimizin esaslar─▒ ve ulemam─▒z─▒n görü┼člerinden bir k─▒sm─▒, ba┼čl─▒klar alt─▒nda kaydedilmi┼čtir. Bunlardan da anla┼č─▒ld─▒─č─▒ üzere insano─člunun hemen her kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ meseleye bir çözüm yolu aranm─▒┼č, çareler belirtilmi┼čtir. Yeter ki meselelerle kar┼č─▒la┼čanlar iyi niyetle bunlar─▒n çarelerini ara┼čt─▒rmay─▒ bilsinler, giri┼čsinler.          

Cenab-─▒ Hakk─▒n;« ya┼č ve koni (hiçbir ┼čey) müstesna olmamak üzere hepsi apaç─▒k bir kitapdad─▒r» (76) buyurdu─ču gibi hukuk sahas─▒nda da ─░slami esaslar ─▒┼č─▒─č─▒nda u─čra┼č─▒lmad─▒k, el at─▒lmad─▒k ve çözülmedik bir mesele kalmam─▒┼č gibidir. Bir bahr-i bî-pâyân demlen f─▒kh─▒n Ramazan hilali ile özel durumlu yerlerde vakit namazlar─▒ hakk─▒ndaki hükümleri i┼čte o s─▒n─▒rs─▒z denizden birer katredir. ─░badetlerin ifas─▒nda konulan kriterler âlim-cahil herkesin rahatl─▒kla uygulayabilece─či, uyutabilece─či ┼čekilde olup özel hiçbir ihtisas─▒ gerektirmemektedir.

Bununla beraber modem ilim ve teknolojinin yard─▒m─▒ ile var─▒lan müsbet sonuçlar ve aç─▒klamalar da hiçbir surette ihmal ve inkâr edilmemi┼čtir. Ancak bu ilimleri kendi menfaatlar─▒na âlet ve istismar edenler tenkide u─čram─▒┼č görümleri din ve Müslümanlarca iltifata lây─▒k görülmemi┼čtir.

 9-Rü’yet-─░ Hîlâl Konferans─▒n─▒n Ard─▒ndan

Bilindi─či üzere 27 - 30 KASIM 1978/ 26 - 29 ZÎLHÎCCE ,1398 tarihleri aras─▒nda ─░stanbul'da, Diyanet î┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒m─▒z taraf─▒ndan, Ramazan─▒n ve Bayramlar─▒n Tespitinde Mü┼čterek Metod mevzuunda bir Uluslararas─▒ Konferans tertiplenmi┼čtir (*). Bu konferansa yirmi kadar ülkeden ve baz─▒ uluslararas─▒ kurulu┼člardan yakla┼č─▒k k─▒rka yak─▒n delege kat─▒lm─▒┼čt─▒r. Yurt içinden de çe┼čitli müesseselerden pek çok zevat mü┼čâhid olarak davet edilmi┼člerdir.

Organize, tertip ve benzeri yönlerden, konferans ba┼čtan sona kadar iyi bir ┼čekilde yürütüldü. Diyânet ─░┼čleri Te┼čkilât─▒n─▒n bugünkü imkânlar─▒ ile ancak bu kadar olabilirdi. Bunda, ba┼čtaki genç, dinamik elemanlar─▒n nasibi büyüktür. Konferansa, kat─▒lan delegeler taraf─▒ndan on sekiz ─░lmî tebli─č sunuldu ve bunlar üzerinde dînî ve müsbet ilim aç─▒s─▒ndan münâka┼čalarda bulunuldu. Olgun bir hava içerisinde cereyan eden münaka┼čalardan sonra bütün delegelerin oybirli─či ile kabul ettikleri kararlar al─▒nd─▒.

Daha Önceleri de çe┼čitli ─░slâm ülkelerinde millî (Cezayir, Endonezya, Pakistan gibi) veya milletleraras─▒, ─░slâm ülkeleri aras─▒ (M─▒s─▒r, Kuveyt gibi) çapta «Rü'yet-i Hîlâl» konusunda toplant─▒ ve konferanslar yap─▒ld─▒─č─▒ bu toplant─▒da ö─črenilmi┼č oldu. Fakat en geni┼č çapta ilk «Rü’yet-i Hîlâl Konferans─▒» n─▒n Türkiye’de yap─▒lm─▒┼č oldu─ču çe┼čitli ülkelerin delegeleri taraf─▒ndan dile getirildi. Pek tabii bunun en önemli âmili; Ülkemizin ─░slâm Âlemindeki durumu ve az önce de belirtildi─či üzere, Diyânet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒m─▒z─▒n içten gayretidir.Konferans─▒ takib eden gün ve aylarda da bu mevzuda ülkemizde ─░lmî mahiyette monografiler ve risâleler yay─▒mlanm─▒┼čt─▒r (** ).Biz burada yaln─▒zca konferans  an─▒nda al─▒nan kararlan kasaca kay─▒t ve izah etmekle yetinece─čiz.

MADDE : 1 -─░ster ç─▒plak gözle, isterse modem ilmin rasad metodlar─▒ ile olsun, as─▒l olan hilâlin rü’yetidir.
MADDE : 2 — Astronomlar─▒n hesapla tespit ettikleri Kamerî ayba┼člar─▒na dinen itibar edilebilmesi için onlar─▒n bu tesbitlerini Hilâlin, Güne┼č batt─▒ktan sonra ve görü┼če mâni engellerin bulunmamas─▒ halinde gözle görülebilecek ┼čekilde ufukta fiilen mevcut olmas─▒ esas─▒na dayand─▒rmalar─▒ gerekir ki, bu rü’yete «Hükmî Rü’yet» denir.
MADDE : 3 — Hilâlin görülebilmesi için iki temel ┼čart─▒n gerçekle┼čmesi zorunludur:
a) ─░ctimadan (ictima-─▒ neyyireynden) -kavu┼čumdan- sonra ay ile güne┼čin aç─▒sal uzakl─▒─č─▒ 8 dereceden az olmamal─▒d─▒r. Bilindi─či üzere rü’yet 7 ile 8 dereceler aras─▒nda ba┼člamaktad─▒r. 8 derecenin esas al─▒nmas─▒nda ihtiyaç bak─▒m─▒ndan görü┼č birli─čine var─▒lm─▒┼čt─▒r.
b) Güne┼čin bat─▒┼č─▒ an─▒nda ay─▒n ufuktan yüksekli─činin aç─▒sal de─čeri 5. dereceden az olmamal─▒d─▒r. Sadece bu esasa göre normal durumlarda hilâlin ç─▒plak gözle görülebilmesi mümkündür.
MADDE : 4 — Hilâlin rü’yet edilebilmesi için belli bir yer ┼čart de─čildir. Yer yüzünün herhangi bir yerinde hilâlin rü’yeti mümkün olursa, buna istinaden ay─▒n ba┼člad─▒─č─▒na hükmetmek do─čru olur. ─░slâm Dünyas─▒n─▒n birlik ve beraberli─čini sa─člamak için rü’yetin ilâm, müteakip maddede i┼čaret edilen Mü┼čterek Hicrî Takvimi tesbitleri uyar─▒nca Mekke-i Mükerreme’de tesis edilecek olan Rasadhane taraf─▒ndan yap─▒lmal─▒d─▒r.
MADDE : 5 — Din ve astronomi bilginleri ile rasathane yetkililerince  her kamerî y─▒l için 2, 3 ve 4. maddelerde zikredilen kriterlere dayal─▒ bir takvim haz─▒rlanmal─▒d─▒r. Takvim Komisyonu Mü┼čterek Takvim Tasla─č─▒’n─▒ kabul etmek kere periyodik olarak her y─▒l toplanacakt─▒r. ─░lk toplant─▒ Rebiul-Âhir 1399/Mart 1979 da ─░stanbul’da yap─▒lacakt─▒r.
MADDE :6 — Yukar─▒da i┼čaret edilen Takvim Komisyonu ┼ču ülkelerin temsilcilerinden olu┼čacakt─▒r: Banglade┼č, Cezayir, Endonezya, Irak, Katar, Kuveyt, M─▒s─▒r, Suudi Arabistan, Tunus, Türkiye. Komisyonun toplanmas─▒ için bütün üyelerin haz─▒r bulunmalar─▒ gerekli de─čildir.
MADDE : 7 — An─▒lan Komisyon yukar─▒da aç─▒klanan kriterlere göre Ramazan, ┼×evval ve Zilhicce aylan için Hilâlin görülebilece─či bölgeleri gösteren haritalar haz─▒rlayacakt─▒r. Böylece durum müsaitse bizzat hilâli gözleyerek rü’yeti gerçekle┼čtirmek ve hesab─▒n do─črulu─ču konusunda ─░kna olmak, isteyen herkese kolayl─▒k sa─člayacakt─▒r. Ayr─▒ca bu haritalar, isteyen her devletin yetkili k─▒laca─č─▒ uzman ve güvenilir bir heyete rasad yapt─▒rmas─▒na yard─▒mc─▒ olacakt─▒r.
MADDE : 8 — Bu karar ve tavsiyeler ─░slâm Ülkeleri D─▒┼či┼čleri Bakanlar─▒ Konferans─▒ Genel Sekreterli─či’ne sunularak D─▒┼či┼čleri Bakanlar─▒n─▒n Rabat’ta yap─▒lacak olan ilk toplant─▒s─▒nda kabulü ve uygulamaya konulmas─▒ istenecektir.
─░┼čbu sekiz madde içerisinde al─▒nan kararlardan da anla┼č─▒ld─▒─č─▒ üzere; esas itibariyle aylar─▒n ba─člar─▒n─▒ tesbitte rü’yet (görme) benimsenmi┼čtir. Do─ču┼č yerleri farkl─▒l─▒─č─▒na (ihtilâf-─▒ metali) itibar edilemeyece─či bir defa daha teyid edilmi┼čtir. Bir di─čer önemli husus da; yap─▒lacak bu çal─▒┼čmalar sonunda haz─▒rlanacak takvim ile ─░msake yeti┼čebilen ve daha çok bat─▒da olan ülkeler Ramazana veya bayrama girerken do─čuda olup da imsake yeti┼čmemi┼č olanlar bir gün gecikmi┼č olacaklard─▒r. Bu problemi çözmek için de hat─▒ra gelen hal tarz─▒; ─░mam Ebu Yusuf’un «
Hilâl zevalden önce görülürse önceki güne aittir ┼čeklindeki içtihad─▒ benimsenecektir. Bu takdirde imsak s─▒n─▒r─▒ ile ─░slâm Dünyas─▒n─▒n ve hattâ bütün dünya Müslümanlar─▒n─▒n birli─či sa─članm─▒┼č olacakt─▒r (
**).              

 

(*) Bu 'konferansa Türk bas─▒n─▒n─▒n o günlerde geni┼čçe yer verdi─či gibi Diyânet i┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒ da Diyânet Gazetesi’nin 203 - 204 say─▒lar─▒n─▒n bu konuya tahsis ederek özel say─▒ olarak ç─▒karm─▒┼čt─▒r. Konferans hakk─▒nda etrafl─▒ bilgi burada mevcuttur.
(**) Rü'yet-i Hilal konusunda yaz─▒lm─▒┼č eser  ve makalelere birkaç misal ┼čunlar olabilir:M. Saim Yeprem’in, Neydi Ne Oldu?»,.Diyanet Gazetesi, c. 9, ·say─▒ 203-204. Dr. Ahmet Baltac─▒,  Ru'yet-i Hilal Münaka┼čaLar─▒ , Diyanet Dergisi, c. 18, say─▒ 1. Al.i Bayram -M. Sadi Çö─čenli, Aylar ve Rü’yet-─▒ Hilal, Erzurum 1979.Rü'yet-i Hilal mevzuunda geçmi┼čte de bir hayli ilmi münaka┼čalar yap─▒lm─▒┼č, küçük risale ve eserler yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Az önce belirtilen son eserde buna dair birçok örnek bulunabilir.

 

  • Dipnotlar
  • (1) Birunî; el-Asarü'l-Bakîyye ani’l-Kuruni’l-Hâliye s. 6, 2. bask─▒, Leipzig 1S23. Ahmet Muhtar Pa┼ča, Riyazü’l-Muhtar s. 342, Bulak 1303.
  • (2) Yâsin suresi 39.         
  • (3) Kâtip Çelebi, Mizanü'l-Hak fi ─░htiyari’I-Ehak s. 11.      .              .
  • (4) Kanaat Takvimi 1923 -1339 s. 5 v.d,
  • (5) el-Bakara 189.           
  • (6J Yunus suresi 5.         
  • (7) el-Isra 12.
    (8) Riyazü’I-Muhtar s.344. savm 5, 11. Müs─░im, siyam 6, 9, 17. Ebu Davud, Savm 4, 6; 7, T─▒rmizî, savm 2. v,s.
  • (10) el-Bakara 185.
  • [11) el-Bakara 61.
  • [12] ┼×eriat Niçin Rü'yete ─░tibar Etmi┼č s. 14-16.    -
  • (13) el-Bakara 185.
  • (14) Bak. Mecelle madde 14.
  • (15) el-Bakara 189. Hadis kitaplar─▒n─▒n rü'yet─▒ hilâl -ile ilgili bab'lar─▒na bak─▒n─▒z, Hak Dini Kur’ân Dili c. 1, s, 651.
  • (16) ─░bnu Âbidin, Mecmuatu’r-Resail c. 1, s. 239 v.d.
  • (17) a.g.e. c. 1, s. 239, 243.
  • (18) Ebu Yusuf’un - bu görü┼čü son zamanlarda-  ilmi verilerle de elde edilen hesaplamalara       daha uygun dü┼čmekte, son rasatlar o fikri takviye eylemektedir. Nitekim Rü’yetü Hilal Konferans─▒nda da bu görü┼č üzerinde durulmu┼čtur.
  • (19) Mecmuatu’r-Resail c. 1, s. 239.
  • [20) a,g ,e., c. 1, s. 239 - 240.       .
  • [21) a.g.e , c. 1, s. 240 v.d.
  • [22) er-ResaiI c. 1, s. 241.             _            
  • (23) ayn─▒ eser s. 242.
  • (24) ┼×eriat Niçin... s. 17, er-Resail, c. 1, s, 242 v.d.
  • (25) er-Resail c. 1, s. 243.             .
  • (26) er-Resail  c. 1, s. 243.
  • (27) el-Isrâ 78.   ,              .
  • (28) er-Resail c. 1, s. 243 v.d.      - .
  • (29) Ibnu Kayyim, Zâdü’l-Meâd c. 1, s. .156 -160, Daha fazla  bilgi için bak. er-Resailc. 1, s, 243 v.d.
  • (30) ┼×eriat Niçin... s. 18.
  • (31) Buhari, savm 13.  Müslim, Siyam '115. Ebu Davud, savm 4. Nesei, siyam 17. Müsned  Ahmed c. 2, s. 43,52,122,129.
  • (32) el-Fetava'I-Hindiyye c. 1, s. 197-198.
  • (33) Buhari, savm 5, 11. Müslim, siyam 3 -9. Ebu Davud, savm 4 v.s.
  • (34) A , Davudo─člu, Müslim ┼×erhi (Terc.) c. 6, s. 25-26.
  • (35) Dip not 3 deki yerler.
  • (36) A. Davudo─člu, a.g.e., c. 6, s, 26-27.
  • (37) er-ResâîI, c. 1, s. 235-236. el-Lübab c. 1, 164-165.
  • (37) er-Resail, c. 1, s. 236-237.
  • (39) er-Resail, c. 1, s. 238-239. el-L'Gba'b, c. 1,.s. 164.
  • (40) er-Resail, c, 1, s. 239.
  • (41) ibnu Teymiyye, el-Fetava'l-M─▒sriyye s. 153-155. Pakistan (Gücranval) 1397/1977.
  • (42) Müsnedu Ahmed c. 4, s. 13. Dârimî, mukaddime 1. el-Fetava’l-M─▒sriyye s. 163.
  • (43) el-Fetava’l-Misriyye s. 163. Ayr─▒ca -et-Tevbe suresi 37 ci ayetin tefsirine 'bak─▒n─▒z.
  • (44) el-Fetava’I-M─▒sriyye s. 163.
  •  (45) er-Resail c. 1, a, 244-245.  
  • (46)  er-Resail c. 1, s. 245-246.   
  • (47) Tecrid-i Sarih Terc. c. 6, is. 260-202. '
  • (48)  N─▒hayetü’l-Muhtac c. 3, s. 153.  Müslim Terceme ve ┼×erhi c. 6, s. 24-25.
  • (49)   er-Resail c. 1, s. 246, Nihâyetü'l-Muhtâc, c, 3, s. 151.
  • (50) er-Resail e. 1, s. 247.  eI-Fetâvâ’l-Hindiyye c. 1, s. 197.
  • (51) er-Resail c. 1, 247-246.
  • (52) er-Resail c. 1. s. 249.
  •  (53) er-Resail c. 1. s. 249.
  • (54)   el-Müik 3.
  • (55) ┼×eriat Niçin...? s. 20-21. Ayr─▒ca bak. Nihayetü’I-Muhtac c. 3, s. 101, 153.
  • (56)   er-Resail c. 1, s. 249
  • (57) a.g.e., c. 1, s. 249-250. .
  • (58) Nihayetu’l-Muhtac c. 3, s. 156. el-Fetava'l-Hindiyye c. 1, s. 198.
  • (59) er-Resail c. 1, s. 250 ez-Zeylei c. 1, s, 231.
  • (60) Nihayetü’l-Muhtac c. 3, s. 157.        .
  • (61) ez-Zeylei c. 1, s. 321. er-Resail c. 1, s. 250.
  • (62) er-Resail c, 1, s. 250. Müslim Tercemesi ve ┼×erhi c, 6, s. 35-36.
  • (63)  er-Resail c. I, s. 251:, 252.
  • (64)   er-Resail  c. 1, s. 253.
  • (65)  Ibm─▒ Âbidin, Hâ┼čiyetû Reddil-Muhtar... c. 1, s. 285, ─░stanbul 1308.
  • (66)  Kur’ân-─▒ Kerimin 16 yerinde geçen bir emirdir.       
  • (67) Hâ┼čiyetü Reddil-'Muhtar c. 1, s. 265. el-Lübab cüz. 1, s. 61.
  • (68) ez-Zeyleî c. 1, s. 61-62 (Hâ┼čiyetü Çelebi ayn─▒ yer). Hâ┼čiyetü Reddi'l-Muhtar c. 1, s. 266.
  • (69) Ebu Davud, vitr 2.  , Nesei, salat 6. Darimî, salat 208. Muvatta, salatu'l-Ieyl 15.Müsned  Ahmed c. 5, s. 315, 319.
  • (70) ─░bnu Mace, fiten 33.
  • (71) Ibnu Mace, fiten 33.
  • (72) Hâ┼čiyetü Reddi’I-Muhtar c, 1, s. 267 - 268.
  • (73) ┼×ebramullusî,  Nihayetü'I-Mühtac içersinde  c. 1, s. 369-370.
  • (74) Daha fazla  bilgi için bakiniz: ez-Zeylei. c. 1, s. 81 -82. Ha┼čiyetü Reddi’I-Muhtar, c. 1, s. 264-268. .el Lübâb c. 1, s, 61 et-Takrir ve’t-Tahbir c. 2, s. 123. Nihayetü’l-Muhtac c. 1, s. 369-370.
  • (75) er-Resail c. 1, s. 243.             .
  • (76) el-En’âm 59.
  •  

  • ┘ů┘éěž┘äěžě¬ ěş┘ł┘ä ┘ůěÂ┘ů┘ł┘ć ┘çě░┘ç ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
    # ěžě│┘ů ěž┘ä┘ů┘éěž┘äěę
    Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

    ! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
    ├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

    Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Muhammed Ender / 14.06.2015



    Eski Eserler


    Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

    Hesap ─░┼člemleri

    ├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

    Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...