f EskiEserler | Eski Eserler | Eskieserler.com
E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Hilal

ěž┘ä┘ç┘äěž┘ä

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
V. ─░rfan Y├╝cel T├╝rk├že
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 2196 Hit : 6961 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 Hilal / ěž┘ä┘ç┘äěž┘ä

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
link how many women cheat on husbands why do wifes cheat
cheats the unfaithful husband married woman looking to cheat
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
abortion pill abortion pill abortion pill
bystolic free trial coupon bystolic add on copay card
drug coupon cialis trial coupon

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

Hilâl

Sözlükte “yüksek sesle hayk─▒rmak; ortaya ç─▒kmak, parlamak; sevinmek” anlamlar─▒na gelen hell kökünden türeyen hilâl (ço─čulu ehille), ay─▒n kavu┼čum öncesi ve sonras─▒nda yeryüzünden uçlar─▒ sivri ince bir yay gibi görünen ┼čeklinin ad─▒d─▒r. Kelime Kur’ân-─▒ Kerîm’de bir yerde ço─čul ┼čekliyle geçer (el-Bakara 2/189). Sözlük anlam─▒na ba─čl─▒ olarak özellikle kavu┼čum durumundan sonra ay─▒ ilk defa görenlerin onu haber vermek için sevinçle hayk─▒rmalar─▒ sebebiyle ay─▒n ilk görülen ┼čekline hilâl denildi─či kaydedilmektedir. Nitekim yüksek sesle telbiyede bulunmaya ve hilâl ilk görüldü─čünde tekbir almaya ihlâl, yine yüksek sesle kelime-i tevhidi söylemeye tehlîl, yeni do─čan çocu─čun hayat belirtisi olarak ç─▒─čl─▒k atmas─▒na istihlâl denir. Her kamerî ay─▒n ba┼č─▒nda kavu┼čum durumunun ard─▒ndan incecik bir kavis ┼čeklinde ilk defa görülen yeni aya bir-üç gecelik iken hilâl denildi─či gibi her ay─▒n sonunda kavu┼čum durumundan önceki son iki gecedeki aya da bu ad verilir. Bunlar─▒n d─▒┼č─▒nda kalan di─čer gecelerde aya kamer, kavu┼čum esnas─▒nda yeryüzünden görülemeyen durumuna da muhak denilir.

Ay─▒n ayd─▒nlanm─▒┼č olan yüzeyinin yeryüzünden görülen k─▒sm─▒ periyodik olarak de─či┼čir. Kavu┼čum ay─▒ denilen yakla┼č─▒k 29,53 günlük süre içinde önce ince bir kavis ┼čeklinde görülen parlakl─▒k (ilk hilâl), yava┼č yava┼č büyüyerek yar─▒m daire (ilk dördün) ve tam daire (dolunay) biçimini ald─▒ktan sonra tekrar küçülüp incelmeye ba┼člar ve nihayet bir iki gün hiç görünmez olur. Ard─▒ndan parlakl─▒─č─▒n─▒n tekrar görülmesiyle yeni bir ay ba┼člar. Ay─▒n ilk hilâl, ilk dördün, dolunay, son dördün ve son hilâl gibi de─či┼čik ┼čekillerinden her birine “ay─▒n evreleri” denir.

Kur’ân-─▒ Kerîm’de de i┼čaret edildi─či üzere (el-─░srâ 17/12; el-Furk─ün 25/61; Nûh 71/16), ay─▒n kendisi ─▒┼č─▒k kayna─č─▒ olmay─▒p yeryüzünden görülen parlakl─▒k güne┼č ─▒┼č─▒─č─▒n─▒n ay yüzeyindeki yans─▒mas─▒ndan ibarettir. Ay─▒n güne┼čle olan konumu sebebiyle ayd─▒nlanm─▒┼č olan yüzeyinin dünyaya bak─▒┼č nisbetine göre bu parlakl─▒k yeryüzünden bazan hilâl, bazan yar─▒m daire veya dolunay ┼čeklinde görülür; bazan da hiç görülmez. Ay─▒n dünya çevresindeki dönü┼č süresiyle kendi ekseni etraf─▒ndaki dönü┼č süresi birbirine e┼čit oldu─ču için yeryüzünden daima ayn─▒ yüzeyi gözlenir.

Ay─▒n, dünya çevresinde dönerken güne┼čle dünya aras─▒nda ayn─▒ do─črultuda bulunmas─▒na kavu┼čum (ictimâ) durumu denir. Bu s─▒rada ay güne┼čle birlikte do─čup güne┼čle birlikte batar ve güne┼č taraf─▒ndan ayd─▒nlat─▒lan yüzeyi tamamen güne┼če, karanl─▒k yüzeyi ise dünyaya dönük oldu─ču için yeryüzünden görülmez. Ancak ay, her gün bir öncekinden daha geç do─čup daha geç batt─▒─č─▒ için k─▒sa bir süre sonra bu do─črultudan ayr─▒larak güne┼čten daha geç batmaya ba┼člar. Böylece güne┼čle ay aras─▒ndaki aç─▒, ay─▒n yüzeyine yans─▒yan ─▒┼č─▒─č─▒n yeryüzünden görünmesi (rü’yet) için yeterli büyüklü─če ula┼č─▒nca ay güne┼č batt─▒ktan sonra bat─▒ ufkunda hilâl biçiminde görülmeye ba┼člar. Hilâlin görüldü─čü gece önceki aya de─čil yeni ba┼člayan aya aittir. Çünkü hilâlin bat─▒ ufkundaki rü’yetiyle önceki ay biter, yeni ay ba┼člar.

Yeni ay─▒n ilk günlerinde güne┼č aydan önce do─čup batt─▒─č─▒ ve ay─▒n önünde seyretti─či için ay güne┼č ─▒┼č─▒nlar─▒n─▒ bize göre alt taraftan al─▒r ve alt yüzeyi ayd─▒nlan─▒r. Bu sebeple güne┼č batt─▒ktan sonra bat─▒ ufkunda yeni aya ait hilâlin uçlar─▒ yukar─▒ya (semâya) dönük olur. Ay─▒n son günlerinde ise ay güne┼čten önce do─čdu─ču ve batt─▒─č─▒ için sadece güne┼č do─čmadan önce uçlar─▒ bat─▒ya dönük olarak do─ču ufkunda gözlenebilir, bat─▒ ufkunda ay─▒n son hilâli gözlenemez. E─čer batmadan önce ay─▒n son hilâli bat─▒ ufkunda da gözlenebilseydi hilâlin uçlar─▒n─▒n a┼ča─č─▒ya (ufka) dönük oldu─ču görülürdü. Çünkü bu esnada güne┼č ufkun üstünde, aydan daha yüksekte bulunur ve ay üst taraftan ayd─▒nlan─▒r.

Ay dünya çevresindeki dönü┼čünü 29,530589 günde (29 gün 12 saat 44 dakika 2,8 saniyede) tamamlar. Ay─▒n herhangi bir safhas─▒n─▒n, meselâ dolunay veya kavu┼čum durumlar─▒n─▒n pe┼čpe┼če iki defa tekrar─▒ aras─▒ndaki zamana e┼čit olan bu süreye “astronomik ay” (kavu┼čum ay─▒, sinodal ay) denir. Buna göre teorik olarak bir kamerî y─▒l 29,530589 × 12 = 354,367068 gündür. Ancak gün say─▒s─▒ kesirli olmayaca─č─▒ndan kamerî takvimde aylar bazan yirmi dokuz, bazan otuz gün gösterilir. Eskiden ramazan ve bayram gibi dinî günler için de─čil daha çok ileriye dönük çal─▒┼čmalar─▒n tarihlerini belirlemek için önceden haz─▒rlanan kamerî takvimlerde 354 günden artan ve otuz y─▒lda on bir güne ula┼čan (30 × 0,367068 = 11,01204) bu fazlal─▒k belirli bir kurala göre baz─▒ y─▒llar─▒n zilhicce ay─▒na eklenirdi (bk. AY).

Eski ça─člardan beri güne┼č ve ay─▒n periyodik düzenli hareketleri zaman ölçüsü ve göstergesi olarak kullan─▒lagelmi┼čtir. Pek çok faydas─▒ yan─▒nda güne┼č ve aydan vakitleri bilme ve hesaplama konusunda da faydalan─▒ld─▒─č─▒na, “Allah geceyi dinlenme zaman─▒, güne┼či ve ay─▒ da -vakitleri tayin için- birer hesap ölçüsü k─▒lm─▒┼čt─▒r” (el-En‘âm 6/96); “Güne┼či ─▒┼č─▒kl─▒, ay─▒ da parlak k─▒lan, y─▒llar─▒n say─▒s─▒n─▒ ve hesab─▒ bilmeniz için aya menziller tayin eden O’dur” (Yûnus 10/5) meâlindeki âyetlerle Kur’ân-─▒ Kerîm’de de i┼čaret edilmi┼čtir. Ancak ay, periyodik olarak düzenli ve sabit sürelerle ayn─▒ evrelerde bulundu─čundan vakit tayini için güne┼čten daha elveri┼člidir. Gece ve gündüzle gün ve y─▒l güne┼čin hareketlerinden k─▒smen anla┼č─▒labilirse de ay süresi için güne┼čin hareketlerinde belirli bir i┼čaret veya ölçü bulunmamaktad─▒r. Nitekim güne┼čin hareketlerine göre tesbit edilen (┼čemsî) y─▒lda aylar─▒n gün say─▒lar─▒ tabii bir mikyasla de─čil itibarî olarak belirlenmi┼čtir.

Kur’ân-─▒ Kerîm’de, ay─▒n gökyüzündeki düzenli hareketinin insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleri oldu─ču (el-Bakara 2/189), gökler ve yer yarat─▒ld─▒─č─▒ zaman onun hareketlerinin on iki ay meydana gelecek ┼čekilde düzenlendi─či (et-Tevbe 9/36) bildirilir. Kur’an’─▒n do─črudan ve dolayl─▒ ifadelerinde, hadislerde ve bu çerçevede olu┼čan ─░slâmî gelenekte namaz vakitleri, oruca ba┼člama ve iftar vakti gibi güne┼čin hareketlerine ve gece-gündüz ay─▒r─▒m─▒na göre belirlenen baz─▒ ibadetler hariç tutulursa ramazan orucu, hac, zekât, f─▒t─▒r sadakas─▒, kurban ve bayram namazlar─▒ gibi edâs─▒ y─▒l içinde belirli vakitlere ba─članm─▒┼č olan ibadetlerin, yemin, îlâ, iddet gibi ┼čer‘î muamelelerin vakit ve sürelerini tesbitte kamerî aylar─▒n esas al─▒nd─▒─č─▒ görülür. Nitekim Hz. Peygamber, “Yüce Allah hilâlleri insanlar için vakit ölçüleri k─▒ld─▒. 0 halde hilâli görünce oruca ba┼člay─▒n, onu tekrar görünce iftar edin” demi┼čtir (Müsned, IV, 23, 321; Dârekutnî, II, 163; Hâkim, I, 585). Kamerî aylar─▒n ölçü al─▒nd─▒─č─▒ bu tür ibadet ve muamelelerin zaman veya sürelerinin isabetle tayin edilebilmesi, kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒çlar─▒n─▒n do─čru olarak belirlenmesine ba─čl─▒ oldu─čundan hilâlin görülmesi ─░slâmî gelenekte öteden beri önemli bir yere sahip olmu┼čtur. Ramazan ve ┼čevval hilâlleri kastedilerek belli ba┼čl─▒ hadis kitaplar─▒nda yer alan, “Hilâli görünce oruca ba┼člay─▒n; onu tekrar görünce bayram yap─▒n. E─čer hava kapal─▒ ise içinde bulundu─čunuz ay─▒ otuz güne tamamlay─▒n” (Buhârî, “┼Üavm”, 11; Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 17-20) meâlindeki hadis ve hilâlin görülmesini konu alan benzer hadisler, kamerî aylar─▒n bu aylara ait ilk hilâllerin görülmesiyle ba┼člad─▒─č─▒n─▒, rü’yetin mümkün olmamas─▒ durumunda önceki ay─▒n otuz güne tamamlanmas─▒ suretiyle tesbit edilece─čini aç─▒klayarak bir hesaplama kolayl─▒─č─▒ getirmi┼č olmakla birlikte ileri dönemlerde hilâlin görülmesi konusunda olu┼čacak zengin f─▒k─▒h kültürü ve bu konuda ileri sürülebilecek farkl─▒ görü┼čler aç─▒s─▒ndan da önemli bir malzeme te┼čkil etmi┼čtir.

Hilâl görülünce Resûl-i Ekrem’in belirtti─či gibi tekbir ald─▒ktan sonra ┼ču ┼čekilde dua etmek müstehapt─▒r: “Allah─▒m! ┼×u yeni hilâli bize iman, ─░slâm, güvenlik, bereket ve esenlik içinde mübarek eyle. Ey hay─▒r ve rü┼čd hilâli! Senin de bizim de rabbimiz Allah’t─▒r, bize hay─▒r ve u─čur getir” (Tirmizî, “Daăżavât”, 51).

Güne┼č ufkun üstünde iken kuvvetli ─▒┼č─▒nlar─▒ hilâlin gündüz görülmesini engeller. Ay─▒n önünün aç─▒k olup güne┼čin bulut arkas─▒nda kalmas─▒ gibi bir durumda bile hilâlin gündüz görülmesi çok zay─▒f bir ihtimaldir. Bununla birlikte f─▒k─▒h literatüründe böyle bir ihtimal veya faraziyeye dayanan baz─▒ tart─▒┼čmalar─▒n yap─▒ld─▒─č─▒ bilinmektedir. Bu tart─▒┼čmalar, gündüz hilâlin görülmesi mümkün olmamakla birlikte toplumda bu yönde baz─▒ iddialar─▒n gündeme gelmesi ihtimalinden dolay─▒ pratik bir çözüm önerisi görünümündedir. Meselâ “yevm-i ┼ček” denilen, önceki ay─▒n son (yani otuzuncu) günü veya yeni ay─▒n ilk günü olmas─▒ muhtemel bulunan günde e─čer hilâl gündüz görülürse, bunun önceki ay─▒n son gecesine mi yoksa yeni ay─▒n ilk gecesine mi ait say─▒laca─č─▒ konusunda görü┼č ayr─▒l─▒─č─▒ vard─▒r. Hz. Ömer, Osman, Enes b. Mâlik, Abdullah b. Ömer, ─░bn Mes‘ûd, Saîd b. Müseyyeb, Atâ b. Ebû Rebâh, Câbir b. Zeyd gibi ashap ve tâbiîn âlimleri yan─▒nda Ebû Hanîfe ve ─░mam Muhammed ile Mâlikî, ┼×âfiî ve Hanbelîler’e göre ister zevalden önce ister zevalden sonra görülsün, gündüz görülen hilâl gelecek geceye ait say─▒laca─č─▒ndan ayn─▒ gün güne┼č bat─▒m─▒ndan sonra görülmü┼č hilâl hükmünde olur. Ço─čunlu─ču te┼čkil eden bu fakihler, “Hilâli görünce oruca ba┼člay─▒n, onu görünce iftar edin” (Buhârî, “┼Üavm”, 11; Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 7-8) ve, “Hilâli görmedikçe oruç tutmay─▒n, onu görmedikçe iftar edip bayram yapmay─▒n” (Buhârî, “┼Üavm”, 11; Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 3) meâlindeki hadisleri ve oruca ancak rü’yeti takip eden günün fecrinde ba┼članabilece─čini dikkate al─▒rlar. Uygulanmakta olan ve delil yönünden kuvvetli say─▒lan da bu görü┼čtür. Nitekim Hz. Ömer, Ba─čdat civar─▒nda ve Kasr─▒┼čîrin’in yak─▒n─▒nda bulunan Hânik─źn’deki askerlerine yazd─▒─č─▒ bir mektupta, “Hilâli gündüz görürseniz ak┼čam olmad─▒kça veya onu önceki ak┼čam gördüklerine dair iki ki┼či ┼čahitlikte bulunmad─▒kça iftar etmeyin” demi┼č (Dârekutnî, II, 168, 169), ─░mam Mâlik, Hz. Osman’─▒n ┼čevval hilâli gündüz görüldü─čü halde ak┼čam olmadan orucunu açmad─▒─č─▒n─▒ nakletmi┼čtir (el-Muva┼ž┼žaă┐, “┼Ü─▒yâm”, 4). Süfyân es-Sevrî, Ebû Yûsuf ve Mâlikîler’den ─░bn Habîb ile ─░bn Vehb ise gündüz zevalden sonra görülen hilâlin gelecek geceye, zevalden önce görülen hilâlin ise önceki geceye ait oldu─čunu söylemi┼člerdir. Hz. Ali ve Hz. Âi┼če ile bir rivayette Hz. Ömer’in görü┼čleri de böyledir. Hz. Ali’den aksi görü┼č de nakledilmi┼čtir.

Âlimler aras─▒ndaki bu ihtilâf, ay─▒n yirmi dokuzuncu günü ak┼čam─▒ (otuzuncu gece) hilâlin görülmemesi halindedir. E─čer hilâl bir ak┼čam önce görülmü┼čse gündüz görülen hilâlin önceki veya sonraki geceye ait olu┼čunun hiçbir önemi yoktur; çünkü güne┼čin batmas─▒ndan sonra hilâlin görülmesiyle önceki ay ç─▒km─▒┼č, yeni ay ba┼člam─▒┼čt─▒r. Gündüz zevalden sonra görülen hilâlin ertesi güne ait oldu─ču konusunda görü┼č ayr─▒l─▒─č─▒ bulunmad─▒─č─▒ gibi kamerî aylar yirmi dokuz günden eksik olmayaca─č─▒ için ay─▒n yirmi dokuzuncu günü gündüz görülen hilâlin de ister zevalden önce ister zevalden sonra görülsün gelecek geceye ait say─▒laca─č─▒nda ihtilâf yoktur.

─░htilâf-─▒ Metâli‘. Gece ve gündüz dünyan─▒n her yerinde ayn─▒ saatte ba┼člamad─▒─č─▒ gibi hilâl de dünyan─▒n her yerinde ayn─▒ anda görülmez. Çünkü kamerî aylar için ba┼člang─▒ç say─▒lan hilâl, kavu┼čum durumunun ard─▒ndan güne┼čin bat─▒┼č─▒ndan sonra bat─▒ ufkunda görülür. Güne┼č dünyan─▒n her yerinde ayn─▒ saatte batmad─▒─č─▒ için hilâlin görülebilme zaman─▒ da ilk görüldü─čü yerden itibaren bat─▒ya do─čru ilerleyerek de─či┼čir. Hilâlin dünyan─▒n de─či┼čik yerlerinde de─či┼čik saatlerde görülmesi olay─▒na “ihtilâf-─▒ metâli‘” denilmektedir. 

Hilâlin görülmesiyle kamerî ay ba┼člad─▒─č─▒na göre belli bir yerdeki görmenin o çevre d─▒┼č─▒ndaki yerler için de geçerli say─▒l─▒p say─▒lmayaca─č─▒ konusunda ilk dönemlerden itibaren farkl─▒ görü┼čler ileri sürülmü┼čtür. Ba┼čta Ebû Hanîfe, Ahmed b. Hanbel ve ─░mam Mâlik’in önde gelen talebelerinden Leys b. Sa‘d olmak üzere Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî fakihlerinin ço─čunlu─ču ile Ebü’t-Tayyib et-Taberî gibi baz─▒ ┼×âfiî fakihlerine göre ihtilâf-─▒ metâlia itibar edilmez. Herhangi bir yerde usulüne uygun ┼čekilde hilâlin görülmesi durumunda ister uzak ister yak─▒n yerlerde bulunsunlar bütün müslümanlar─▒n buna uymas─▒, buna göre oruca ba┼člamas─▒ veya bayram yapmas─▒ gerekir. Hanefî fakihlerinin ço─čunlu─čuna göre bir yerin halk─▒, hilâli görerek yirmi dokuz gün oruç tutup bayram yapt─▒ktan sonra ba┼čka bir yerde yine hilâl görülerek veya ┼čâban ay─▒ otuz güne tamamlanarak kendilerinden bir gün önce oruca ba┼čland─▒─č─▒n─▒ ve otuz gün oruç tutuldu─čunu ö─črense eksik kalan bir günü kaza etmesi gerekir. Buna göre Ebû Ömer, ─░bn Abdülber, ─░bn Rü┼čd (Bidâyetü’l-müctehid, I, 125) ve ─░bn Cüzeyy’in (─Âavânînü’l-a─ąkâmi’┼č-┼čerăżiyye, s. 111) Endülüs ve Hicaz gibi birbirinden çok uzak yerlerde her beldenin kendi rü’yetinin muteber oldu─ču konusunda icmâ bulundu─čuna dair sözleri isabetli de─čildir. Ancak herhangi bir yerde görülen hilâl ile hilâl görülmeyen yerlerdeki müslümanlar─▒n da oruca ba┼člamalar─▒ veya bayram yapmalar─▒ için olay─▒n sadece duyulmas─▒ yeterli de─čildir, rü’yetin gerçekle┼čti─či konusunda kesin bilgi gerekir.

─░bn Abbas, ─░krime, Sâlim b. Abdullah b. Ömer, K─üs─▒m b. Muhammed b. Ebû Bekir, ─░shak b. Râhûye gibi baz─▒ sahâbe ve tâbiîn âlimleriyle ┼×âfiîler’in ço─čunlu─ču, baz─▒ Hanefî ve Mâlikî fakihlerine göre ise herhangi bir yerdeki rü’yete bu bölgeye yak─▒n olan yerlerde itibar edilmesi gerekir. Nitekim Hz. Peygamber, Medine’de hilâl görülmedi─či halde Medine’ye d─▒┼čar─▒dan gelen iki bedevînin bir ak┼čam önce hilâli gördüklerine dair ┼čahadetlerine dayanarak bayram yap─▒lmas─▒n─▒ emretmi┼čtir (Ebû Dâvûd, “┼Üavm”, 13). Fakat birbirinden uzak olan yerlerde her beldenin kendi rü’yeti muteberdir. Ancak uzak ve yak─▒n çevrenin tesbiti konusundaki görü┼čler farkl─▒d─▒r. ┼×âfiî fakihlerinin bir k─▒sm─▒ sefer mesafesini, bir k─▒sm─▒ metâliin ihtilâf─▒n─▒ (her ikisinde birden ayn─▒ saatlerde hilâl görülemeyen yerleri), bir k─▒sm─▒ ülkelerin farkl─▒ olu┼čunu, di─čer bir k─▒sm─▒ da her taraftan 24 fersah (yakla┼č─▒k 138-140 km.) olan mesafeyi uzak, bunlardan daha az mesafeleri ise yak─▒n saym─▒┼čt─▒r. Hanefîler’den ihtilâf-─▒ metâlia itibar edilmesi gerekti─či görü┼čünde olanlar da 24 fersah─▒ ölçü alm─▒┼člar, daha az mesafede rü’yet zaman─▒n─▒n de─či┼čmeyece─čini söylemi┼člerdir. Mâlikîler’den ─░bn Abdülber ve ─░bn Rü┼čd gibi, birbirine uzak olan yerlerde her beldenin kendi rü’yetine itibar etmesi gerekti─čini kabul edenler ise Ba─čdat, Basra, Kûfe, Medine ve Yemen gibi beldeler aras─▒ndaki mesafeleri yak─▒n, Horasan ve Endülüs gibi gerçekten birbirine uzak yerler aras─▒ndaki mesafeleri uzak saym─▒┼člard─▒r. Bu konuda a┼č─▒r─▒ yükseklik fark─▒, ayr─▒ devletlerin yönetiminde bulunma gibi ba┼čka ölçülerden de söz edilmi┼čtir.

─░htilâf-─▒ metâlia itibar edilmesi gerekti─čini savunanlar görü┼člerine delil olarak imsak, iftar ve namaz vakitlerinin tesbitinde her yerin kendi fecir, ┼čafak, zeval, tulû‘ ve gurup olaylar─▒n─▒n ölçü al─▒nmas─▒ gibi kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒ için de her beldenin kendi rü’yetinin esas al─▒nmas─▒ gerekti─čini belirtmi┼člerdir. Nitekim Halife Muâviye ile görü┼čmek için gitti─či ┼×am’dan ramazan ay─▒n─▒n son günlerinde Medine’ye dönen Küreyb’in orada hilâlin cuma gecesi görülüp oruca ba┼čland─▒─č─▒n─▒ söylemesine kar┼č─▒ ─░bn Abbas da Medine’de hilâli cumartesi gecesi gördüklerini ve ramazan otuz güne tamamlan─▒ncaya veya hilâli görünceye kadar oruca devam edeceklerini, ┼×am’daki durumun kendilerini ba─člamad─▒─č─▒n─▒, Resûlullah’─▒n böyle emretti─čini söylemi┼čtir (Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 28; Ebû Dâvûd, “┼Üavm”, 9). ─░htilâf-─▒ metâlia itibar edilmeyece─či görü┼čünde olan fakihlerin ço─čunlu─ču ise, “Resûlullah bize böyle emretti” sözünün bu konuda aç─▒k olmad─▒─č─▒n─▒, “Hilâli görmedikçe oruca ba┼člamay─▒n, onu görmeden bayram etmeyin” (Buhârî, “┼Üavm”, 11) meâlindeki hadisin kastedilmesi ihtimali yan─▒nda bunun ─░bn Abbas’─▒n kendi ictihad─▒ olabilece─čini veya Küreyb’in sözleri haber-i vâhid say─▒ld─▒─č─▒ için kabul edilmemi┼č olabilece─čini belirtmi┼čtir. Ayr─▒ca bu âlimler, “Hilâli görünce oruca ba┼člay─▒n, onu görünce bayram edin” (Buhârî, “┼Üavm”, 11) meâlindeki hadiste oruca ba┼člama ve bayram yapma mutlak ┼čekilde rü’yete ba─članm─▒┼č olup her belde veya toplumun ayr─▒ ayr─▒ rü’yetlerinin ┼čart k─▒l─▒nmad─▒─č─▒n─▒, bu sebeple herhangi bir yerde hilâlin görülmesinin sadece o çevredeki müslümanlar─▒ de─čil bütün müslümanlar─▒ ba─člayaca─č─▒n─▒ ifade etmi┼člerdir.

Tevhid dini olan ─░slâm’da müslümanlar─▒n sevinç ve kederlerini payla┼čmalar─▒n─▒n ve mümkün olan her konuda birli─či sa─člay─▒p ayr─▒l─▒ktan sak─▒nmalar─▒n─▒n önemi inkâr edilemez. ─░htilâf-─▒ metâlia itibar edilmesi durumunda ise de─či┼čik ülke ve bölgelerde ayn─▒ gün oruca ba┼članmas─▒ veya bayram yap─▒lmas─▒ mümkün de─čildir. Bu konuda birli─čin sa─članmas─▒na ço─čunlu─čun görü┼čü daha uygundur. Ancak bu ictihada göre de zaman zaman baz─▒ problemler söz konusu olabilmektedir. Çünkü herhangi bir yerde hilâl görüldü─čünde dünyan─▒n her yerinde vakit ve saat ayn─▒ de─čildir. E─čer hilâl ilk defa do─čuda görülürse ayn─▒ gün içinde bat─▒ya do─čru hemen her yerde oruca ba┼članmas─▒ veya bayram yap─▒lmas─▒ mümkün ise de rü’yetin bat─▒da bir yerde gerçekle┼čmesi durumunda do─čudaki baz─▒ ülkelerde gün de─či┼čmi┼č ve imsak vakti geçmi┼č olabilir. Nitekim ihtilâf-─▒ metâlia itibar edilmeyece─čini belirten fakihler, bu prensibi hiçbir kayda ba─člamad─▒klar─▒ halde son y─▒llarda çe┼čitli ─░slâm ülkelerinde konuyla ilgili olarak yap─▒lan ilmî toplant─▒larda, kamerî aylar─▒n ancak rü’yetin sübûtu ile ba┼člayaca─č─▒ ve rü’yet sabit oldu─ču esnada imsak vakti geçmi┼č olan yerlerde o gün art─▒k oruç tutulmayaca─č─▒ dü┼čüncesiyle bu prensibe, “hilâlin görüldü─čü yerin gecesine i┼čtirak eden bölgelerde” kayd─▒n─▒n eklendi─či görülmektedir. Ancak bu durum, kamerî aylar─▒n ba┼člamas─▒ için mutlaka hakiki rü’yetin (hilâlin gözle görülmesinin) aranmas─▒ durumunda vârittir. Hesapla belirlenecek hükmî rü’yete itibar edilmesi halinde hilâlin ne zaman ve nerede görülebilece─či önceden bilinece─čine göre, “Gündüz zevalden önce görülen hilâl önceki gece görülmü┼č hükmündedir” diyen ve aralar─▒nda ─░mam Ebû Yûsuf’un da bulundu─ču fakihlerin ictihadlar─▒ dikkate al─▒narak hilâlin görülebilece─či hesapla belirlenen günün bu gibi yerlerde de yeni kamerî ay─▒n ilk günü say─▒lmas─▒ ve böylece bütün müslümanlar─▒n ayn─▒ gün oruca ba┼člamalar─▒ ve bayram yapmalar─▒ baz─▒ nâdir haller d─▒┼č─▒nda mümkün olabilmektedir.

Hilâlin Sübûtu. Kamerî aylar prensip olarak hilâlin görülmesiyle ba┼člar. Bu sebeple ramazan orucunun zaman─▒nda eda edilebilmesi için ┼čâban ve ramazan aylar─▒n─▒n yirmi dokuzuncu günlerinin ak┼čam─▒ güne┼čin bat─▒┼č─▒n─▒ müteakip bat─▒ ufkunda hilâlin ara┼čt─▒r─▒lmas─▒ fukahan─▒n ço─čunlu─čuna göre farz-─▒ kifâye, Hanbelîler’e göre ise müstehapt─▒r. E─čer hilâl görülürse yeni ay girmi┼č olur ve ertesi gün oruca ba┼član─▒r veya bayram yap─▒l─▒r; hilâl görülmezse içinde bulunulan ay otuz güne tamamlan─▒r.

Havan─▒n bulutlu veya sisli olmas─▒ gibi görü┼čü engelleyen veya zorla┼čt─▒ran durumlar─▒n bulunmas─▒ halinde, Hanefîler’e göre ramazan hilâlinin sübûtu için âk─▒l ve bâli─č olmak ┼čart─▒yla ister kad─▒n ister erkek olsun, ahlâken güven veren (âdil) veya dinî hükümlere aç─▒kça sayg─▒s─▒zl─▒─č─▒ bilinmeyen (mestûrü’l-hâl) tek bir müslüman─▒n haberi yeterlidir. Bu ki┼či, hilâli ister kendisi görsün ister ba┼čka biri taraf─▒ndan görüldü─čünü haber versin durum de─či┼čmez. Bunda ┼čahitlik ehliyeti, ┼čahit say─▒s─▒ ve ┼čahadet sözü aranmaz. Çünkü ┼čahitlik, insanlar─▒n hak ve menfaatlerine ait dava konusu olabilen hususlarla ilgilidir. Hilâlin rü’yetinin bununla do─črudan bir ilgisi bulunmad─▒─č─▒ gibi herhangi bir ay─▒n giri┼či, vadeye ba─čl─▒ bir alacak davas─▒ gibi ba┼čka bir olaya ba─čl─▒ durum olmad─▒kça mahkeme taraf─▒ndan re’sen hüküm alt─▒na al─▒nmaz. Bundan dolay─▒ ramazan hilâlinin sübûtu için haber verenlerde ┼čahitlik nisab─▒ (en az iki erkek veya bir erkek ile iki kad─▒n), ┼čahitlik ehliyeti ve ┼čahadet sözü gerekli olmad─▒─č─▒ gibi hâkimin hükmü ve yetkili bir makam─▒n onay─▒ da gerekli de─čildir. ─░badete ba┼člamada ihtiyat esas oldu─čundan tek ki┼činin haberi yeterlidir. Nitekim Hz. Peygamber, hilâli gördü─čünü söyleyen bir bedevînin müslüman oldu─čunu sorup ö─črendikten sonra, “Bilâl, halka yar─▒n oruca ba┼člamalar─▒ gerekti─čini ilân et” demi┼č (Ebû Dâvûd, “┼Üavm”, 14), ─░bn Ömer’in halk─▒n ve kendisinin hilâli gördüklerini haber vermesi üzerine oruca ba┼člam─▒┼č, halka da oruca ba┼člamalar─▒n─▒ emretmi┼čtir (Ebû Dâvûd, “┼Üavm”, 14).

Ramazan hilâlinin aksine ┼čevval hilâlinin sübûtu ile oruca son verilece─či için bununla ilgili beyan haberden çok ┼čahadete benzemektedir. Çünkü oruç s─▒rf Allah hakk─▒ oldu─ču halde iftar ve bayramda insanlar─▒n menfaati de söz konusudur. Bu sebeple ┼čevval hilâlinin sübûtu için âdil de olsa tek ki┼činin haberi yeterli görülmemi┼č, insanlar aras─▒ndaki di─čer hak ve menfaatlerle ilgili hususlarda oldu─ču gibi bunda da ┼čahitlikle ilgili gerekli ┼čartlar─▒n bulunmas─▒ aranm─▒┼č, fakat hâkimin hükmü ┼čart görülmemi┼čtir.

Hava aç─▒k ve görü┼če engel bir durumun bulunmamas─▒ halinde ise Hanefî mezhebinde kuvvetli görü┼če (zâhirü’r-rivâye) göre ramazan, ┼čevval ve zilhicce hilâllerinin sübûtu için tek hatta birkaç ki┼činin hilâli gördü─čünü söylemesi yeterli de─čildir; sözleri kesin bilgi veya en az galip zan ifade edecek say─▒da büyük bir kalabal─▒─č─▒n hilâli gördü─čünü haber vermesi gerekir. Verdikleri haber kesin bilgi veya zann-─▒ g─ülib ifade edecek ço─čunlu─čun say─▒s─▒ konusunda zâhirü’r-rivâyede belirli bir rakam yoktur. Ebû Yûsuf, kasâmeyi esas al─▒p bunu elli erkek olarak takdir etmi┼č, ─░mam Muhammed ise zaman, mekân ve sosyal ┼čartlara göre bunun takdirinin ülü’l-emre (yetkili otoriteye) ait olaca─č─▒n─▒ söylemi┼čtir ki tercih edilen görü┼č de budur. Bu konuda ba┼čka say─▒ ve ölçüler veren fakihler de vard─▒r. Bir veya birkaç ki┼činin ┼čahitli─činin yeterli görülmeyi┼činin gerekçesine gelince, farz-─▒ kifâye olmas─▒ sebebiyle dinî bir gayretle pek çok ki┼či taraf─▒ndan gözlenmesi gerekti─či ve görü┼če engel bir durum da bulunmad─▒─č─▒ halde sadece bir veya birkaç ki┼činin hilâli gördü─čünü söylemesi ya rü’yette bir hata veya sözde yalan ihtimalini ortaya koydu─ču için bu haber kesin bilgi veya galip zan ifade etmez. Çünkü bu kimseler güvenilir ve âdil ki┼čiler de olsa verdikleri haber aç─▒kça görülen durumla (zâhir-i hâl) çeli┼čmektedir. Havan─▒n kapal─▒ olmas─▒ halinde ise durum farkl─▒d─▒r; çünkü bulutun bir anl─▒k aç─▒l─▒p kapanmas─▒ esnas─▒nda böyle bir olay gerçekle┼čmi┼č olabilir. Hilâli gördü─čünü söyleyen kalabal─▒─č─▒n tevâtür derecesine ula┼čmas─▒ durumunda sözlerinin kabulü için her birinde ayr─▒ ayr─▒ adalet ve ─░slâmiyet ┼čart─▒ aranmaz.

Hasan b. Ziyâd hocas─▒ Ebû Hanîfe’den, hava aç─▒k ve berrak iken de iki âdil ki┼činin (veya bir erkekle iki kad─▒n─▒n) ┼čahitli─činin ramazan, ┼čevval ve zilhicce hilâllerinin sübûtu için yeterli say─▒laca─č─▒na dair bir rivayet nakletmi┼čtir. Zeynüddin ─░bn Nüceym, zâhirü’r-rivâye görü┼če ayk─▒r─▒ olan bu rivayeti tercih eden bir fakih bulunmad─▒─č─▒n─▒, ancak halk─▒n hilâli gözleme konusundaki ilgisizlik ve tembelli─činin giderek artmas─▒ sonucu topluluk içinden sadece iki âdil ki┼či taraf─▒ndan verilen haberin art─▒k zâhir-i hâle ayk─▒r─▒ say─▒lmayaca─č─▒n─▒, bundan böyle bu rivayetle amel etmenin uygun olaca─č─▒n─▒ söylemi┼č, ba┼čta karde┼či Sirâceddin ─░bn Nüceym olmak üzere kendisinden sonraki fakihler de onun bu görü┼čüne kat─▒lm─▒┼čt─▒r. ─░bn Nüceym ayr─▒ca, zâhirü’r-rivâyeye göre büyük bir kalabal─▒─č─▒n ┼čart olmay─▒p ┼čahitlik nisâb─▒n─▒n yeterli say─▒ld─▒─č─▒n─▒ ifade eden rivayetler de kaydetmi┼čtir. Bu geli┼čmeler sonucu mezhepte ramazan, ┼čevval ve zilkadeden ba┼čka aylara ait hilâllerin sübûtu için hava ister aç─▒k ister kapal─▒ olsun iki âdil ki┼činin ┼čahitli─činin yeterli olaca─č─▒ görü┼čü tercih edilir olmu┼čtur.

Mâlikîler’e göre, ister ┼čahitlik ehliyetini haiz olsun ister olmas─▒n tek ki┼činin rü’yetiyle kendisi, onun sözüne inananlar veya hilâlin rü’yetiyle bizzat ilgilenmeyenler için hilâl sabit olmu┼č say─▒l─▒r. Hava ister aç─▒k ister kapal─▒ olsun, ┼čahitlik ehliyetini haiz en az iki ki┼činin rü’yetiyle de bütün aylar─▒n hilâlleri sabit olur. Bu niteli─či haiz en az iki ki┼činin bunlardan nakletti─či haber de i┼čitenler için ayn─▒ hükümdedir. Hilâlin, verdikleri haber kesin bilgi ifade edecek ve yalan üzerine birle┼čmeleri mümkün olmayacak say─▒da kalabal─▒k bir topluluk taraf─▒ndan görülmesi durumunda ise görenlerin her birinin ┼čahitlik ehliyetine sahip olmas─▒ ┼čart de─čildir. Kalabal─▒k bir topluluk taraf─▒ndan görülen veya hâkim taraf─▒ndan sübûtuna hükmedilen hilâlle ilgili haberin kabulü için de bir tek âdil ki┼činin nakli yeterlidir.

┼×âfiî mezhebinde tercih edilen görü┼če göre hava ister aç─▒k ister kapal─▒ olsun, âdil veya mestûrü’l-hâl tek bir ki┼činin rü’yetiyle ramazan hilâli sâbit olur. Hac, kurban, bayram gibi belirli günlere mahsus ibadetlerin yap─▒ld─▒─č─▒ ┼čevval ve zilhicce hilâllerinin sübûtu da ayn─▒ hükümdedir. Hilâlin sübûtuyla ilgili haberin kabulü için ┼čahadet sözü ve haber veren ki┼čide ┼čahitlik ehliyeti aran─▒r; kad─▒n─▒n, fâs─▒k ki┼činin ve kölenin ┼čahitli─či kabul edilmez. Tek ki┼činin rü’yetinin kendisi ve kendisini tasdik edenler d─▒┼č─▒ndaki kimseleri de ba─člay─▒c─▒ olmas─▒ için yetkili makam─▒n (hâkim) hüküm ve ilân─▒ gerekir.

Hanbelîler’e göre ise hava ister aç─▒k ister kapal─▒ olsun ramazan hilâlinin sübûtu için bir tek âdil ki┼činin rü’yeti yeterlidir. Hilâlle ilgili aç─▒klama dinî bir haber niteli─činde oldu─čundan ┼čahadet sözü ve hâkimin hükmü olmasa bile âdil bir ki┼čiden hilâlin görüldü─čünü i┼čiten her mükellefin oruca ba┼člamas─▒ gerekir. Mestûrü’l-hâl ki┼činin ve mümeyyiz de olsa çocu─čun haberi kabul edilmez. Ramazan d─▒┼č─▒ndaki di─čer aylara ait hilâllerin sübûtu için ise en az iki âdil ki┼činin ┼čahitli─či gerekir.

Ahmed b. Hanbel’den nakledilen ve mezhepte tercih edilen görü┼če göre, ┼čâban ay─▒n─▒n yirmi dokuzuncu günü ak┼čam─▒ hava aç─▒k olup görü┼če engel bir durum bulunmad─▒─č─▒ halde hilâl görülmezse ertesi gün oruca ba┼članmaz; ┼čâban ay─▒ otuz güne tamamlan─▒r. Hava kapal─▒ olmas─▒ veya görü┼čü engelleyen etkenlerin bulunmas─▒ durumunda hilâl görülmese bile er-tesi gün ramazan orucuna ba┼člamak gerekir. Çünkü bu mezhep âlimlerine göre hilâlin görülmesine engel bir durum bulundu─čunda ┼čâban─▒n otuzuncu günü “yevm-i ┼ček” say─▒lmaz; hava aç─▒k olup da hilâl görülmemi┼č say─▒l─▒r. Onlar bu hususta, “Hilâli görmedikçe oruca ba┼člamay─▒n; onu tekrar görmeden iftar etmeyin. E─čer -görü┼če engel etkenlerden biri sebebiyle- hilâl görülmezse onu takdir edin” (Buhârî, “┼Üavm”, 11; Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 3, 6) meâlindeki hadiste yer alan “onu takdir edin” ifadesini, hadisin râvisi Abdullah b. Ömer’in bu konudaki uygulamas─▒na göre yorumlayarak bu hükme varm─▒┼člard─▒r (─░bn Kudâme, III, 89). Ahmed b. Hanbel’den nakledilen ikinci görü┼če göre ise oruca ba┼člama ve bayram yapma konusunda halk─▒n devlet ba┼čkan─▒na (devleti temsil eden yetkili ki┼či) tâbi olmas─▒, yetkili ki┼či ramazan orucuna ba┼člay─▒nca onlar─▒n da oruç tutmalar─▒, bayram ilân edince onlar─▒n da bayram yapmalar─▒ gerekir. Muhammed b. Sîrîn ve Hasan-─▒ Basrî’nin ictihad─▒ da böyledir. Nitekim bir hadiste, “Oruç günü -hilâl görülmedi─či takdirde- hep birlikte oruca ba┼člad─▒─č─▒n─▒z gündür, iftar günü de hep birlikte bayram etti─činiz gündür; kurban bayram─▒ günü ise birlikte kurban kesti─činiz gündür” denilmi┼čtir (Ebû Dâvûd, “┼Üavm”, 5; Tirmizî, “┼Üavm”, 11).

Astronomik Hesapla Hilâlin Sübûtu. ─░slâm müctehid ve fakihlerinin büyük ço─čunlu─ču, ilgili hadislere dayanarak kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒n belirlenmesinde hilâli görmenin esas oldu─čunu, bunun mümkün olmamas─▒ durumunda ise içinde bulunulan ay─▒n otuz güne tamamlanmas─▒ gerekti─čini, bu konuda hesaba ve müneccimlerin sözlerine uyman─▒n câiz olmayaca─č─▒n─▒ savunmu┼čtur. Buna kar┼č─▒l─▒k ba┼čta tâbiînin büyüklerinden Mutarrif b. Abdullah, ─░mam Muhammed b. Hasan e┼č-┼×eybânî’nin talebelerinden Muhammed b. Muk─ütil er-Râzî, ─░bn Kuteybe, Ebü’l-Abbas ─░bn Süreyc, Kaffâl, K─üdî Abdülcebbâr, ─░bn Dak─źkul‘îd, Tak─▒yyüddin es-Sübkî, K─üdî Ebü’t-Tayyib et-Taberî gibi klasik dönem ulemâs─▒ yan─▒nda Muhammed Tâhir ─░bn Â┼čûr, Cemâleddin el-K─üs─▒mî, Muhammed Bahît, M. Re┼čîd R─▒zâ, Tantâvî Cevherî, Mustafa el-Merâg─ź, Muhammed Ali es-Sâyis, Ahmed Muhammed ┼×âkir, Kâmil Miras, Mustafa Ahmed ez-Zerk─ü gibi ça─čda┼č âlimler, hilâlin ilk defa görülebilece─či zaman─▒n ve yerin hesapla tayininin mümkün oldu─čunu, do─črulu─čundan emin olundu─ču takdirde hesapla belirlenen hükmî rü’yete göre kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒n tayin edilebilece─čini ifade etmi┼člerdir.

Kamerî ay ba┼člar─▒n─▒n tayininde hilâli gözle görme veya ay─▒ otuz güne tamamlama d─▒┼č─▒nda ba┼čka bir yol olmayaca─č─▒n─▒ savunan fukahân─▒n delilleri özetle ┼čunlard─▒r: 1. “Sizden her kim o aya -ramazana- ┼čahit olursa oruç tutsun” (el-Bakara 2/185) âyetinde “aya ┼čahit olma” sözü de─či┼čik anlamlara gelebilecek kapal─▒ (mücmel) bir ifadedir. Çünkü âyetteki “┼čehide” kelimesinin “huzur yani ikamet, gözle görmek veya yak─źnen bilmek” ┼čeklinde farkl─▒ mânalarda yorumlanmas─▒ mümkün oldu─ču gibi âyette geçen ve normalde “iki hilâl aras─▒ndaki süre” anlam─▒na gelen “┼čehr” kelimesinin de bir hadiste oldu─ču gibi (Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 19; Nesâî, “┼Ü─▒yâm”, 9) “hilâl” anlam─▒nda kullan─▒lmas─▒ muhtemeldir. Buna göre âyet, “her kim ramazan ay─▒nda müsafir olmay─▒p mukim olursa” veya “kim ramazan hilâlini görürse” yahut da “her kim ramazan─▒n ba┼člad─▒─č─▒n─▒ yak─źnen bilirse” ┼čeklinde farkl─▒ mânalara gelebilir (Fahreddin er-Râzî, V, 96-97; Elmal─▒l─▒, Hak Dini, I, 646-647). Ancak ay─▒n ba┼člad─▒─č─▒n─▒ yak─źnen bilme yolu mutlak b─▒rak─▒lmam─▒┼č, “Hilâli görünce oruca ba┼člay─▒n” veya, “Hilâli görmedikçe oruca ba┼člamay─▒n ve iftar etmeyin” meâlindeki hadislerle tefsir ve takyit edilmi┼čtir. Hadislerdeki bu aç─▒kl─▒k kar┼č─▒s─▒nda rü’yet d─▒┼č─▒nda bir ba┼čka bilgi yolunun seçilmesi mümkün de─čildir.

2. “Hilâli görünce oruca ba┼člay─▒n, onu tekrar görünce iftar edin; e─čer hava kapal─▒ olursa onu takdir edin” (Buhârî, “┼Üavm”, 11; Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 3, 18) anlam─▒ndaki de─či┼čik laf─▒zlarla birbirini teyit eden hadislerde oruca ba┼člama ve bayram yapma hilâlin görülmesine, bu mümkün olmazsa ay─▒n otuz güne tamamlanmas─▒na ba─članm─▒┼č, hesap bilenlere veya müneccimlere ba┼čvurmaktan söz edilmemi┼čtir. Bu hadislerde yer alan, “hava kapal─▒ olursa onu takdir edin” ifadesi “onu hesapla belirleyin” ┼čeklinde anla┼č─▒l─▒p yorumlanmaya uygunsa da bu mücmel ifade di─čer birçok hadiste ay─▒n otuza tamamlanmas─▒ ┼čeklinde tefsir ve takyit edilmi┼čtir (el-Muva┼ž┼žaă┐, “┼Ü─▒yâm”, 3; Buhârî, “┼Üavm”, 11; Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 4, 17-20). Dolay─▒s─▒yla bu ifadeyi, “Hilâlin rü’yetini hesapla tayin edin” ┼čeklinde yorumlamak mümkün de─čildir.

3. Herkes hesap bilemeyece─či için ibadet vakitlerinin hesapla tayin edilmesi zorlu─ča yol açar. ─░slâm dini kolayl─▒─č─▒ emretti─činden ibadet vakitlerinin tayinini de bilgili bilgisiz herkes taraf─▒ndan kolayl─▒kla uygulanabilecek basit esaslara ba─člam─▒┼č, müslümanlar─▒ karma┼č─▒k hesaplar yapmakla mükellef tutmam─▒┼čt─▒r. Nitekim Hz. Peygamber, “Biz ümmî bir toplumuz. Ne yaz─▒ yazar─▒z ne de hesap yapar─▒z” dedikten sonra parmaklar─▒ ile bir defa yirmi dokuz, bir defa da otuz say─▒s─▒na i┼čaret edip, “─░┼čte ay ┼čöyle ve ┼čöyledir” buyurarak aylar─▒n bazan yirmi dokuz, bazan da otuz gün oldu─čunu ifade etmi┼čtir (Buhârî, “┼Üavm”, 11; Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 15). Burada sözü edilen hesap ay ve y─▒ld─▒zlar─▒n menzillerinde seyriyle ilgili hesap olup hadis, oruç ve iftar gibi ibadetler için aylar─▒n hesapla belirlenmesini nefy ve ilga etmi┼čtir.

4. Hesaba göre kamerî ay yirmi dokuz veya otuz gün olmay─▒p yakla┼č─▒k 29,5 gün sürdü─čü için hesaba göre düzenlenmi┼č olan cetvel ve takvimlerde aylar s─▒ras─▒yla biri yirmi dokuz, di─čeri otuz gün olur. Rü’yete göre ise aylar iki, hatta üç defa pe┼čpe┼če yirmi dokuz veya otuz gün olabilir. Bu durum hesap ve rü’yete göre belirlenen ay ba┼člar─▒n─▒n farkl─▒ oldu─čunu göstermektedir.

5. ─░lm-i nücûm zan ve tahminden ibarettir. Nitekim hesapla ula┼č─▒lan sonuçlar çok defa birbiriyle çeli┼čmekte ve gerçe─če uymamaktad─▒r. Esasen Hz. Peygamber müneccimlere inanmay─▒ ve ilm-i nücûmla me┼čgul olmay─▒ yasaklam─▒┼čt─▒r.

6. Namaz vakitleriyle oruçta imsak ve iftar zamanlar─▒n─▒n hesapla belirlenmesi câiz görüldü─čü halde y─▒ll─▒k ibadetlerle ilgili kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒çlar─▒n─▒n hesapla tayininin câiz görülmeyi┼či, birinci grupla ilgili naslarda fecir, zeval, gurup, ┼čafak gibi olaylar─▒n gerçekle┼čmesinin yeterli say─▒lmas─▒na kar┼č─▒l─▒k kamerî aylar─▒n ba┼člamas─▒ için ay─▒n hilâl halini almas─▒n─▒n yeterli görülmeyip hilâlin rü’yetinin esas al─▒nmas─▒ sebebiyledir. Ba┼čka bir ifadeyle namaz─▒n vâcip olu┼č sebebi fecir, zeval, gurup, ┼čafak gibi olaylar─▒n kendisidir. Bu sebepler herhangi bir ┼čekilde bilinirse namaz hükmü de sabit ve gerekli olur. Orucun vücûb sebebi ise hilâlin kendisi de─čil rü’yetidir. Rü’yet olmadan ┼čer‘î sebep gerçekle┼čmez ve hüküm sabit olmaz (Karâfî, II, 199 vd.).

Kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒n rü’yetten ba┼čka astronomik hesaplarla da belirlenebilece─či görü┼čünde olan fakih ve âlimlerin ileri sürdükleri belli ba┼čl─▒ deliller de özetle ┼čöyledir: 1. Belirli vakitlere ba─čl─▒ ibadetlerin Kitap ve Sünnet’in tayin etti─či vakitler içinde eda edilmesi gerekli ise de bunlara ait vakitlerin mutlaka belli kural ve metotlara göre belirlenmesi zaruri de─čildir. Meselâ Kur’ân-─▒ Kerîm’de imsak vaktinin fecir, iftar vaktinin ise gece (güne┼čin bat─▒┼č─▒) oldu─ču beyan edilmi┼čtir (el-Bakara 2/187). Oruç tutacak olan bir kimsenin, fecr-i sâd─▒k ve güne┼čin bat─▒┼č─▒ olaylar─▒n─▒ uygun ┼čartlarda gözleyerek oruca ba┼člamas─▒ ve iftar etmesi mümkün oldu─ču gibi bu olaylar─▒n hesapla belirlenen zamanlar─▒na yani saate göre imsak ve iftar yapmas─▒ da mümkündür. Ayn─▒ ┼čekilde kamerî aylar─▒n giri┼čine esas olan ay─▒n hilâl durumlar─▒n─▒n da mutlaka rü’yetle tayinini gerektiren bir sebep yoktur. Çünkü rü’yet de hesap da vaktin tayini için vas─▒tad─▒r. Önemli olan vaktin do─čru ┼čekilde belirlenmesidir. Dinî hükümler “maksatlar” ve “vesileler” olmak üzere iki k─▒s─▒md─▒r. Ramazan ay─▒nda oruç tutmak, ┼čevval girince oruca son verip bayram yapmak, hacda Arafat vakfesini zilhiccenin dokuzuncu günü yapmak gibi hükümler maksat; bunlar─▒n vakitlerinin tayini için uygulanacak metotlar ise maksada götüren birer vesileden ibarettir.

2. Oruca ba┼člamay─▒ ve oruca son verip bayram yapmay─▒ hilâlin rü’yetine veya ay─▒n otuz güne tamamlanmas─▒na ba─člayan hadisler, iddia edildi─či gibi ay─▒n hilâl durumlar─▒n─▒n hesapla belirlenmesini yasaklamamakta, bu i┼č için bilgi seviyesi ne olursa olsun her müslüman taraf─▒ndan kolayl─▒kla izlenilebilecek yolu göstermektedir. Nitekim, “─░nsanlar aras─▒nda hacc─▒ ilân et; gerek yaya gerek yorgun ve ar─▒k develere binmi┼č olarak sana gelsinler” meâlindeki âyetle (el-Hac 22/27), hac yolculu─čunun yaya ve deve ile olmak üzere iki ┼čekilde s─▒n─▒rlanm─▒┼č olmad─▒─č─▒ ve meselâ âyetten otomobil veya uçakla hac yolculu─čunun yasak oldu─ču hükmü ç─▒kar─▒lamayaca─č─▒ gibi, bu hadislerle de kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒ belirleme usulü sadece rü’yet veya ay─▒ otuza tamamlama ile s─▒n─▒rlanm─▒┼č de─čildir. ─░lgili âyet ve hadislerdeki ifadeler, özellikle o dönemin imkân ve ┼čartlar─▒na göre uygulanabilecek en müsait yolu göstermektedir. Esasen o dönemde, hatta yak─▒n tarihlere kadar ay─▒n hilâl durumlar─▒n─▒n hesapla tayini do─čru olarak yap─▒lam─▒yordu. Nitekim Hz. Peygamber de o dönem toplumunun ümmî oldu─čunu belirtmi┼čtir. Gerçekten ─░slâm’dan önce Araplar’─▒n ve ─░slâm’─▒n ilk y─▒llar─▒nda müslümanlar─▒n astronomik hesap yapabilecek bilgilere sahip bulunmayan ümmî bir toplum oldu─čunda ┼čüphe yoktur. Bu konuda baz─▒ ki┼čilerin bilgileri de do─čru sonuçlar ç─▒kar─▒lacak kesin kurallara dayal─▒ ilmî bilgiler olmay─▒p basit gözlemlere dayal─▒ sathî mâlumattan ibaretti. Bu sebeple ibadet vakitleri ve hilâlin sübûtu herkes taraf─▒ndan kolayl─▒kla uygulanabilecek basit alâmetlere ba─članm─▒┼čt─▒r. Kamerî aylar─▒n ba┼člama ve biti┼čiyle ilgili hadislerdeki rü’yet emri vücûb için de─čil ir┼čad içindir. Bu aylar─▒n s─▒n─▒rlar─▒n─▒n tesbiti hilâlin gözlenmesiyle olabilece─či gibi do─čru yap─▒labildi─či takdirde hesap yolu ile de olabilir. Fakihlerin ço─čunlu─čunun rü’yette ─▒srar edip genellikle hesaba kar┼č─▒ olumsuz tav─▒r içinde bulunmas─▒n─▒n sebebi, kendi dönemlerindeki hesap bilgisinin bu konu için henüz yeterli olmay─▒┼č─▒ ve gök cisimlerinin hareketine dayanan bir nevi falc─▒l─▒kla (ilm-i ahkâm-─▒ nücûm = astroloji) müsbet ilim olan astronomi (ilm-i nücûm) aras─▒ndaki fark─▒n tam anla┼č─▒lmamas─▒d─▒r. Esasen ilk fakihlerin ve muhaddislerin ço─čunlu─ču astronomiyi ya hiç bilmiyor veya çok az tan─▒yordu. Bu yüzden de ona güvenmiyorlard─▒. Nitekim hiç ilgisi olmad─▒─č─▒ halde, “Kim bir kâhine (veya müneccim) gider de söylediklerini tasdik ederse Muhammed’e indirileni inkâr etmi┼č olur” (─░bn Mâce, “┼Žahâret”, 122; Tirmizî, “┼Žahâret”, 102) meâlindeki hadisi de görü┼člerine delil göstermi┼člerdir (─░bn Âbidîn, Tenbîhü’l-─í─üfil, I, 245-246). Halbuki y─▒ld─▒z falc─▒l─▒─č─▒ demek olan astroloji ile müsbet ilim olan astronominin ayn─▒ ┼čekilde de─čerlendirilmesi mümkün de─čildir. Klasik dönem fakihlerinin tahminden ibaret sayarak galip zan bile ifade etmeyece─čini söyledikleri hesap ve ilm-i nücûm günümüzün astronomik hesab─▒ ve modern astronomisi de─čil belki bunlara ait çok s─▒n─▒rl─▒ ve basit bilgilerdi. Günümüzde astronominin elde etti─či sonuçlar ve astronomik hesaplar ise kesindir.

3. Ba┼člang─▒ç ve biti┼či için kavu┼čum olay─▒n─▒n esas al─▒nd─▒─č─▒ astronomik ay (kavu┼čum ay─▒) yakla┼č─▒k 29,5 gün oldu─ču için kesirlidir. Dinî hükümlere göre kamerî ay─▒n ba┼člang─▒c─▒ kavu┼čum de─čil hilâlin hakiki veya hükmî rü’yetidir. Ba┼člang─▒c─▒ için hilâlin esas oldu─ču kamerî ay─▒n kesirli olmas─▒ söz konusu de─čildir. Çünkü ister hakiki rü’yete ister hesapla belirlenen hükmî rü’yete dayans─▒n, her iki durumda da hilâlin sübûtunu takip eden gün ay─▒n ilk günü olacakt─▒r. Ay─▒n kavu┼čum zaman─▒n─▒n hesapla belirlenmesi mümkün oldu─ču gibi hilâl ┼čeklinde görülebilece─či zaman─▒n belirlenmesi de mümkündür ve hesaplar buna göre yap─▒lmaktad─▒r.

4. Allah kâinat─▒ belli bir düzen içinde yaratm─▒┼čt─▒r. Bir âyette de ifade edildi─či üzere güne┼č, ay ve y─▒ld─▒zlar bu de─či┼čmeyen nizam içinde Allah’─▒n emrine uygun olarak belli bir hesaba göre hareket etmektedir (er-Rahmân 55/5). Bir ba┼čka âyette de insanlar─▒n y─▒llar─▒n say─▒s─▒n─▒ ve hesab─▒ bilmeleri için Allah’─▒n aya menziller takdir etti─či belirtilmi┼čtir (Yûnus 10/5). ┼×u halde güne┼č ve ay─▒n do─ču┼č ve bat─▒┼č vakitleri gibi kavu┼čum, hilâl ve di─čer safhalar─▒n─▒n da hesapla tayini mümkündür. Gerçekten günümüzde kamerî aylar─▒n dinî hükümlere göre giri┼č ve ç─▒k─▒┼č─▒na esas olan hilâlin ilk defa nerede ve ne zaman görülebilece─či, hiçbir ┼čüpheye imkân b─▒rakmayan saniyelik hesaplarla do─čru olarak tesbit edilebilmektedir. Hesapla belirlenenden farkl─▒ bir zamanda veya yerde hilâlin görülebilmesi kesinlikle mümkün de─čildir. Mutlaka rü’yete ba─čl─▒ kalmay─▒ ve hesab─▒ reddetmeyi gerektiren ┼čartlar ortadan kalkt─▒─č─▒na göre teknik geli┼čmelerin ve astronomik hesaplar─▒n sa─člad─▒─č─▒ imkân ve kolayl─▒klardan yararlanmamak için bir sebep yoktur. Kaynaklarda aksi nakledilmekle birlikte Ebü’l-Abbas ─░bn Süreyc, ─░mam ┼×âfiî’nin, hilâlin görülebilir durumda ufukta mevcut oldu─čunu ilm-i nücûm veya ay─▒n menzilleriyle istidlâl edebilen kimselerin buna göre oruç tutmalar─▒n─▒n câiz oldu─ču görü┼čünü benimsedi─čini söylemi┼čtir (─░bn Rü┼čd, I, 196). Nitekim ┼×âfiî fakihlerinden ┼×emseddin er-Remlî de hesap bilen ki┼činin kendi hesab─▒yla amel edebilece─čini ve mutemet görü┼če göre farz oruç için bunun yeterli olaca─č─▒n─▒ belirtmi┼čtir (Nihâyetü’l-mu─ątâc, III, 150). Ay─▒n yirmi dokuz veya otuz gün olaca─č─▒n─▒n hesapla belirlenebilece─či görü┼čünde olan ─░bn Süreyc, “Hava kapal─▒ ise onu takdir edin” ifadesinin, “Ay─▒n menzilleriyle onu tayin edin” ┼čeklindeki yorumunun, “Onu otuz güne tamamlay─▒n” anlam─▒ndaki rivayetlerle çeli┼čmedi─čini söylemektedir. Ona göre, “Onu takdir edin” ifadesi Cenâb-─▒ Hakk’─▒n bu ilimle mümtaz k─▒ld─▒─č─▒ ki┼čilere, “Onu otuz güne tamamlay─▒n” sözü ise ay─▒n menzillerini ve hesab─▒ bilmeyen avama hitapt─▒r (Lisânü’l-ăżArab, “─Ědr” md.). Müctehid fakihlerden Tak─▒yyüddin ─░bn Dak─źkul‘îd de bulut, sis vb. bir sebeple görülemeyen hilâlin, görülebilecek ┼čekilde ufukta mevcut oldu─ču hesapla belirlendi─či takdirde ┼čer‘î sebep gerçekle┼čti─či için yeni ay─▒n ba┼člam─▒┼č say─▒laca─č─▒n─▒, çünkü ay─▒n ba┼člamas─▒ için hilâlin mutlaka gözle görülmesinin de─čil ufukta mevcut bulunmas─▒n─▒n ┼čart oldu─čunu, bu durum kesinlikle bilindi─činde bu bilgiyle amelin vâcip olaca─č─▒n─▒ söylemi┼čtir (─░─ąkâmü’l-a─ąkâm, II, 8). Hilâlin görülebilecek bir konumda ufukta mevcut oldu─čunun hesapla tesbiti halinde ┼čer‘an ay─▒n ba┼člam─▒┼č say─▒laca─č─▒n─▒, bu konuda kaleme ald─▒─č─▒ risâlesinde (el-ăżAlemü’l-men┼čûr, s. 26-27) belirten ┼×âfiî fakihi Tak─▒yyüddin es-Sübkî, hesaba göre hilâlin görülmesinin imkâns─▒z olmas─▒ durumunda hilâli gördüklerini söyleyenlerin ┼čahitli─činin kabul edilmeyip hata veya yalana hamledilmesi gerekti─čini, çünkü hesab─▒n kat‘î, ┼čahitlik ve haberin ise zannî oldu─čunu, zann─▒n kesin bilgiye tercihi bir yana onunla çeli┼čemeyece─čini, esasen ┼čahitli─čin geçerli say─▒labilmesi için ┼čahadette bulunulan ┼čeyin hissen, aklen, dinen ve ilmen mümkün olmas─▒ gerekti─čini ve hesab─▒n kesin olarak imkâns─▒zl─▒─č─▒n─▒ gösterdi─či bir konudaki ┼čahitli─čin ┼čahadette bulunulan husus imkân dahilinde bulunmad─▒─č─▒ için geçerli olamayaca─č─▒n─▒ belirtir (el-Fetâvâ, I, 209-210). Astronomik hesaplar─▒n do─črulu─ču ve kesinli─činin, güne┼č ve ay tutulmas─▒ olaylar─▒n─▒n çok önceden yap─▒lan hesaplara tam bir uygunluk içinde gerçekle┼čmesiyle sabit oldu─čunu ve ilgili hadisler gere─čince kamerî aylar─▒n, güne┼čin bat─▒┼č─▒ndan sonra hilâlin yeryüzünden görülebilecek bir konumda bat─▒ ufkunda mevcut bulunmas─▒yla ba┼člayaca─č─▒n─▒ belirten ça─čda┼č âlimlerden ┼×eyh Muhammed Bahît, ister bizzat görerek ister gördü─čünden emin oldu─ču bir kimseden duyarak ister yetkili otoritenin konuyla ilgili emir ve hükmünü ö─črenerek isterse astronomik hesapla bilmek suretiyle olsun, ilim yollar─▒ndan herhangi biriyle ramazan hilâlinin görülebilecek bir konumda ufukta bulundu─čunu bilen kimseye oruca ba┼člaman─▒n vâcip olaca─č─▒n─▒ söyler. Çünkü Ku┼čeyrî’nin de dedi─či gibi orucun vücûbunun ┼čer‘î sebebi hilâlin gözle görülmesi de─čil görülebilecek bir konumda ufukta bulunmas─▒d─▒r. Görme bu bulunu┼ču bilme vas─▒tas─▒d─▒r. Bu bilgiye ba┼čka bir yoldan da ula┼č─▒lsa ┼čer‘î sebep gerçekle┼čmi┼č olur (─░r┼čâdü ehli’l-mille, s. 258-261). Yine Bahît’e göre rü’yetle ilgili hadislerdeki, “Onu takdir edin” ifadesi, “Say─▒y─▒ otuza tamamlay─▒n” anlam─▒nda de─čil, “Dü┼čünüp gere─čini tayin edin” anlam─▒ndad─▒r. Nitekim deccâlin yeryüzünde ilki bir y─▒l, ikincisi bir ay, üçüncüsü bir hafta, di─čerleri ise normal gün ölçüsünde olmak üzere k─▒rk gün kalaca─č─▒ beyan edilen “Deccâl hadisi”ndeki normal olmayan günlerde namaz vakitlerini “takdir edin” (Müslim, “Fiten”, 110) ifadesi de ayn─▒ anlamdad─▒r. Olaylar─▒n benzerli─či dikkate al─▒nd─▒─č─▒nda bu ifadelerin her iki hadiste de “say─▒y─▒ tamamlay─▒n” diye yorumlanmas─▒n─▒n uygun olmad─▒─č─▒, “vakti takdir ve tayin” anlam─▒nda oldu─ču aç─▒kt─▒r (a.g.e., s. 270-271).

5. “Onu takdir edin” ifadesinin “Hesapla tayin edin” ┼čeklinde yorumlanmas─▒, maslahat aç─▒s─▒ndan ve özellikle y─▒l─▒n ço─čunda havan─▒n kapal─▒ geçti─či, güne┼čin bile çok az görülebildi─či co─črafî bölgeler için uygulamada kolayl─▒k sa─člay─▒c─▒ niteliktedir. Çünkü bu gibi yerlerde yeni ay─▒n hilâlinin görülmesi çok defa mümkün olmad─▒─č─▒ gibi önceki ay─▒n hilâli için de ayn─▒ durum söz konusu oldu─čundan içinde bulunulan ay─▒n otuz güne tamamlanmas─▒ da genellikle mümkün de─čildir. Öte yandan yeryüzünde kutup bölgelerine yakla┼č─▒ld─▒kça güne┼čin iki do─ču┼ču veya iki bat─▒┼č─▒ aras─▒ndaki süreler alt─▒ aya kadar uzamaktad─▒r. Buralarda da insanlar ya┼čamakta ve aralar─▒nda müslümanlar bulunmaktad─▒r. Bu bölgelerde rü’yetle ramazan ve bayram belirlenemeyece─čine, buralarda ya┼čayan müslümanlara orucun farz olmad─▒─č─▒ da söylenemeyece─čine ve ihtilâf-─▒ metâlia itibar─▒ gerekli gören fukaha aç─▒s─▒ndan ba┼čka beldelerdeki rü’yete de uyulamayaca─č─▒na göre bu yerlerde namaz ve oruç vakitleri gibi ramazan ve bayramlar─▒n da hesapla tayininde zaruret vard─▒r. Çünkü oruç hilâlin rü’yeti sebebiyle de─čil Allah’─▒n emri oldu─ču için farzd─▒r. Hilâlin rü’yeti de oruç tutulmas─▒ farz olan ramazan ay─▒n─▒n ba┼člad─▒─č─▒n─▒ gösteren bir alâmetten ibarettir. Bir ibadetin vaktini gösteren alâmetin bulunmamas─▒ ile ne o ibadet ne de bu ibadetin vakti ortadan kalkar; vaktin ba┼čka bir yolla belirlenmesi gerekir.

6. Hilâl görülemedi─činde içinde bulunulan ay─▒n otuz gün itibar edilmesi kesin bilgi de─čil zan ifade eder. Çünkü görülememi┼č de olsa hilâlin görülebilecek bir konumda ufukta bulunmas─▒ ihtimali vard─▒r. Hilâlin görülme imkân─▒n─▒n hesapla belirlenmesi ise kesin bilgiye dayanmaktad─▒r. Kesin bilgiye ula┼čma imkân─▒ varken zanla amel edilemeyece─či, kesin bilginin zanna takdim edilmesi gerekti─či ise dinde üzerinde görü┼č birli─či bulunan bir husustur. Bu aç─▒dan bak─▒ld─▒─č─▒nda, günümüzde astronomik hesaplar─▒n kesinli─či ve astronomi bilenlerin çoklu─ču sebebiyle hesaba uyulmas─▒n─▒ engelleyen sebep ortadan kalkt─▒─č─▒nda hilâlin sübûtu için art─▒k hesab─▒n esas al─▒nmas─▒n─▒n vâcip hale geldi─či söylenebilir. Bu arada rü’yet hatalar─▒ yan─▒nda, günümüzde s─▒kça rastland─▒─č─▒ gibi güne┼čten önce batt─▒─č─▒ için ufkun alt─▒nda bulunmas─▒ sebebiyle görülebilme imkân─▒ olmad─▒─č─▒ halde hilâli gördüklerini iddia eden ki┼čilerin yalan ┼čahadetlerine dayan─▒larak ramazan ve bayram ilânlar─▒ yap─▒ld─▒─č─▒n─▒ da belirtmek gerekir. Hilâlin sübûtu için rü’yetin esas oldu─čunu ─▒srarla savunan M. Hamdi Yaz─▒r da, “Yalan yere ┼čahitlik edebilecek birkaç fâs─▒k─▒n ihbâr─▒na itimat etmektense hesapla amel evlâd─▒r ... Cemm-i gafîrin ┼čahadeti bulunmad─▒─č─▒nda (verilen haberin kabulü için zâhir-i hâle muhalif olmamas─▒ ┼čart oldu─ču gibi) ┼čahitler hakk─▒nda hesâb-─▒ nücûmîyi muteber tutmak zaman─▒m─▒z─▒n haline muvâf─▒k olacakt─▒r” demektedir (Hak Dini, I, 652). Hilâlin Görülebilme ─░mkân ve ┼×artlar─▒. Kamerî aylar, ay─▒n kavu┼čum safhas─▒ndan sonra hilâl ┼čeklinde yeryüzünden görülmesi veya görülebilecek konumda ufukta mevcut olmas─▒yla ba┼člar. Bunlar─▒n birincisine “hakikî rü’yet”, ikincisine “hükmî rü’yet” denir. Ay─▒n kavu┼čum safhas─▒ndan sonra ilk hilâlin görülebilmesi veya görülebilecek bir konumda olmas─▒ için güne┼čle aç─▒sal uzakl─▒─č─▒ (ay-arz─▒n merkezi-güne┼č aras─▒ndaki aç─▒) 7º’den küçük olmamal─▒d─▒r. Fotometrik çal─▒┼čmalara dayanan modern astronomik ara┼čt─▒rmalarda da bu aç─▒ 6º-8º olarak tesbit edilmi┼čtir. Ay─▒n dünya etraf─▒ndaki bir dönü┼čü yakla┼č─▒k 29,5 gün oldu─čuna göre, güne┼čle aralar─▒nda 6º-8º’lik aç─▒ olu┼čacak kadar kavu┼čum noktas─▒ndan uzakla┼čm─▒┼č olmas─▒ için kavu┼čum olay─▒ndan sonra on-on yedi saat geçmesi gerekir. Buna göre belli bir tarihte kavu┼čum meselâ saat 14.00’te ise bu saatten on-on yedi saat sonra güne┼č batan yerlerde hilâl görülmeye ba┼članacakt─▒r. Ancak ay─▒n güne┼čle aç─▒sal uzakl─▒─č─▒n─▒n istenilen de─čere ula┼čm─▒┼č olmas─▒ rü’yet için tek ba┼č─▒na yeterli de─čildir. Ayr─▒ca güne┼č batt─▒─č─▒ esnada ay─▒n ufuk yüksekli─činin de 5º’den küçük olmamas─▒ gerekir. Bu iki hususun gerçekle┼čmesi için de ay─▒n güne┼čten 25 dakika kadar geç batmas─▒ ┼čartt─▒r. Aksi halde çok zay─▒f ve ince olan hilâl parlakl─▒─č─▒n─▒n, güne┼č batt─▒ktan sonra ufka yans─▒yan ─▒┼č─▒nlar sebebiyle (ufukta olu┼čan ┼čafak ayd─▒nl─▒─č─▒ içinde) görülmesi mümkün olmamaktad─▒r. Ancak ┼čafak ayd─▒nl─▒─č─▒ güne┼č ufuk düzleminden uzakla┼čt─▒kça azal─▒r ve etraf─▒nda bir görülebilirlik s─▒n─▒r─▒ olu┼čur. Ay henüz batmadan “görülebilirlik e─črisi” denilen bu s─▒n─▒r─▒n d─▒┼č─▒nda kald─▒─č─▒ takdirde hilâlin görülmesi mümkün olur; ay bu s─▒n─▒r─▒n içinde iken ufkun alt─▒na inerse o ak┼čam hilâl görülmez.

Y─▒l─▒n herhangi bir gününde Greenwich saatiyle gece yar─▒s─▒, ay─▒n güne┼č taraf─▒ndan ayd─▒nlat─▒lan yüzeyinin ne kadar─▒n─▒n görülebilece─či (dünyaya dönük oldu─ču) astronomik kataloglarda (astronomical almanac) -ayd─▒nlanan yüzeyin hiç görülemedi─či kavu┼čum safhas─▒ 0, tamam─▒n─▒n görüldü─čü dolunay safhas─▒ 1 olmak üzere- 0 ile 1 aras─▒nda de─či┼čen say─▒larla gösterilmi┼čtir. Hilâlin gözle görülebilmesi için “ayd─▒nlanma yüzdesi” denilen bu say─▒n─▒n en az 0,01 olmas─▒, ba┼čka bir ifadeyle ay─▒n ayd─▒nlanm─▒┼č yüzeyinin dünyaya dönük k─▒sm─▒n─▒n % 1’den daha az olmamas─▒ gerekir.

26 Aral─▒k 1341 (1925) tarih ve 698 say─▒l─▒ kanunun üçüncü maddesiyle Türkiye’de dinî günlerin belirlenmesinde kullan─▒lmak üzere kamerî aylar─▒n tesbiti görevi rasathâneye verilmi┼čtir. Bu tarihten 1974 y─▒l─▒na kadar Kandilli Rasathânesi kamerî aylar─▒ rasathânenin kurucusu ve ilk müdürü M. Fatin Gökmen’in, Ulu─č Bey ekolünün koydu─ču kriterlere dayanarak modern astronominin imkânlar─▒ndan da faydalanmak suretiyle geli┼čtirdi─či esaslara göre tesbit etmi┼čtir. Fatin Gökmen, dinî hükümler uyar─▒nca kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒ için hilâlin görülebilece─či zaman─▒ esas alm─▒┼č, hesaplarda güne┼čin bat─▒┼č─▒ s─▒ras─▒nda güne┼č merkeziyle ay merkezi aras─▒ndaki ekliptikel boylam fark─▒n─▒n derece cinsinden de─čeriyle (bu’d-i sivâ) güne┼č ve ay─▒n bat─▒┼člar─▒ aras─▒ndaki sürenin aç─▒ olarak derece cinsinden de─čerini (bu’d-i muaddel) 6º kabul etmi┼čtir. Ancak hilâlin yeryüzünde ilk defa görülebilece─či bölgeler aydan aya de─či┼čti─činden, ─░slâm ülkeleri içinde en bat─▒da bulunmas─▒ itibariyle hilâlin en son görülebilece─či Fas’ta 4300 m. yükseklikte bir tepeyi rasat yeri olarak seçmi┼č ve hesaplar─▒ mevhum bir gözlemcinin buradan hilâli görebilme imkân ve ┼čartlar─▒na göre yapm─▒┼čt─▒r. Fatin Gökmen, hilâlin dünyan─▒n herhangi bir yerinde de─čil ─░slâm ülkeleri s─▒n─▒rlar─▒ içinde görülmesini esas alm─▒┼č, bat─▒ya gidildikçe ve deniz seviyesinden yükseldikçe rü’yet imkânlar─▒ artaca─č─▒ndan Atlas da─člar─▒nda Merake┼č’in güneyindeki en yüksek tepeyi seçmi┼čtir.

Herhangi bir yerde güne┼č ve ay─▒n bat─▒┼č─▒ o yerin do─čusunda bulunan yerlerden daha sonra oldu─ču için hilâlin do─čuda bir yerde görülmesi durumunda ayn─▒ gün daha bat─▒daki bölgelerde de görülmesi mümkün oldu─ču halde hesaba esas al─▒nan Fas’ta görülemeyece─či gün daha do─čuda bulunmalar─▒ sebebiyle ─░slâm ülkelerinden hiçbirinde görülmesi mümkün de─čildir. Dolay─▒s─▒yla bu noktaya göre yap─▒lan hesapla bütün ─░slâm ülkelerinde ayn─▒ gün oruca ba┼članmas─▒ ve bayram yap─▒lmas─▒ mümkün olmaktad─▒r. Ancak hilâlin ilk defa daha bat─▒da, meselâ Atlas Okyanusu üzerinde veya Amerika’da görülmesi halinde ise Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinden hiçbirinde ayn─▒ gün hilâl görülemeyece─činden Amerika’daki müslümanlar bir gün önce ramazana veya bayrama girebileceklerdir. ┼×u halde sabit bir noktaya göre yap─▒lan hesapla bütün dünyada ayn─▒ gün ramazan ve bayrama girmek mümkün olmamaktad─▒r.

Bugünkü ─░slâm Ülkelerinde Kamerî Aylar─▒n Tesbiti. Resmî i┼člemlerinde hicrî-kamerî takvimi uygulayanlar da dahil olmak üzere hemen bütün ─░slâm ülkelerinde, kavu┼čumu takip eden gün ay─▒n ilk günü say─▒larak önceden haz─▒rlan─▒p bas─▒lm─▒┼č olan takvimler kullan─▒lmaktad─▒r. Ancak Suudi Arabistan, M─▒s─▒r, Ürdün, Irak gibi baz─▒ ülkelerde ramazan, ┼čevval ve zilhicce aylar─▒na ait hilâllerin gözlenerek usulüne göre mahkeme karar─▒yla sübûtundan sonra ramazan ve bayram ilânlar─▒n─▒n yap─▒ld─▒─č─▒, rü’yetle takvim aras─▒nda fark bulunmas─▒ halinde rü’yetin esas al─▒nd─▒─č─▒ iddia edilmektedir. Türkiye’de ise kamerî aylar, Kandilli Rasathânesi taraf─▒ndan 1974 y─▒l─▒na kadar Fatin Gökmen’in belirledi─či kriterlere göre tesbit edilmi┼čtir. Ancak hesaplamada hilâlin görülebilece─či zaman esas al─▒nd─▒─č─▒ halde hilâli görerek ramazan ve bayram ilân edildi─či söylenen ülkelerle Türkiye aras─▒nda devaml─▒ olarak bir fark bulunmu┼čtur. Asl─▒nda bu farkl─▒l─▒k, sadece Türkiye gibi ayba┼člar─▒ hesapla tesbit edilen ülkelerle rü’yeti esas alan ülkeler aras─▒nda de─čil ayba┼člar─▒n─▒ rü’yetle tesbit ettikleri söylenen ülkeler aras─▒nda da meydana gelmektedir. ─░htilâf-─▒ metâli‘ sebebiyle baz─▒ ülkeler aras─▒nda bir günlük rü’yet fark─▒ bulunmas─▒ normal ise de baz─▒ y─▒llarda bu süre, ihtilâf-─▒ metâli‘ veya rü’yet-hesap fark─▒ ile aç─▒klanamayacak boyutlara ula┼čm─▒┼čt─▒r. Nitekim 1978 y─▒l─▒ Ramazan orucuna Libya, Irak ve Küveyt’te 4 A─čustos’ta; Suudi Arabistan, Ürdün, M─▒s─▒r, Suriye, Lübnan, Tunus ve Cezayir’de 5 A─čustos’ta; Türkiye, Afganistan, ─░ran, Fas, Malezya ve Nijerya’da 6 A─čustos’ta; Pakistan’da ise 7 A─čustos’ta ba┼članm─▒┼čt─▒r. ─░slâm ülkeleri aras─▒nda ileti┼čimin artmas─▒ sonucu bütün aç─▒kl─▒─č─▒yla ortaya ç─▒kan bu durum, 1950’li y─▒llardan itibaren çe┼čitli siyasî ve ilmî toplant─▒lar─▒n gündeminde yer almaya ba┼člam─▒┼čt─▒r.

Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒, Türkiye ile di─čer ─░slâm ülkeleri aras─▒ndaki söz konusu fark─▒n nereden kaynakland─▒─č─▒n─▒ tesbit ederek birli─či sa─člamak amac─▒yla bilhassa 1970’li y─▒llardan sonra geni┼č çapl─▒ bir çal─▒┼čma ba┼člatm─▒┼čt─▒r. Bu arada 20-22 Mart 1974 tarihinde, hesaplarda uygulanmakta olan metot ve kriterlerin ayr─▒l─▒kta etkisinin olup olmad─▒─č─▒n─▒ ve birli─čin sa─članmas─▒ için nelerin yap─▒lmas─▒ gerekti─čini tart─▒┼čmak üzere Kandilli Rasathânesi yetkilileriyle bir toplant─▒ yap─▒lm─▒┼čt─▒r. Toplant─▒ya Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒ ve Kandilli Rasathânesi yetkilileri d─▒┼č─▒nda ─░stanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Bölümü ö─čretim üyeleri, Harita Genel Müdürlü─čü teknik komutan─▒ ve baz─▒ din âlimleri de kat─▒lm─▒┼čt─▒r. Müzakereler sonunda a┼ča─č─▒daki hususlar kar┼č─▒l─▒kl─▒ mutabakat sa─članarak protokole ba─članm─▒┼čt─▒r: a) Hesaplar, eskiden oldu─ču gibi hilâlin gözle görülebilece─či zaman─▒n tesbiti esas─▒na dayand─▒r─▒lacakt─▒r. b) ─░htilâf-─▒ metâlia itibar edilmeyecek, yani hilâlin Fas’taki sabit noktadan görülebilece─či zaman de─čil ekvatorun kuzey ve güneyinde ± 50º enlem daireleri aras─▒nda, her nerede olursa olsun ilk defa görülebilece─či zaman tesbit edilerek ayba┼člar─▒ buna göre belirlenecektir. c) Suudi Arabistan’daki rü’yete göre icra edilen hac menâsikiyle uyum sa─članabilmesi için zilhicce ay─▒n─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒n tesbitinde Mekke ┼čehri esas al─▒nacakt─▒r.

Kandilli Rasathânesi, 1975 y─▒l─▒ndan itibaren kamerî aylar─▒ tesbit için yapt─▒─č─▒ hesaplarda, bu yeni kriterlere göre tesbit edilen günlerden önce hiçbir ülkede rü’yetle ramazan ve bayram ilân─▒ mümkün olmayan bu protokol esaslar─▒n─▒ uygulad─▒. Fakat bu kriterlere göre tesbit edilen tarihlerden de bir hatta iki gün önce rü’yet iddias─▒ ile ramazan ve bayram ilânlar─▒ devam etti. Aksi dü┼čünülemeyecek kesinlikteki bu hesaplara ayk─▒r─▒ uygulamalar─▒n asl─▒ ara┼čt─▒r─▒ld─▒─č─▒nda, rü’yete göre hareket ettikleri söylenen ülkelerin bir k─▒sm─▒nda ramazan ve bayram ilânlar─▒n─▒n rü’yete göre de─čil, Greenwich veya Paris rasathânelerinin haz─▒rlad─▒─č─▒ astronomik kataloglarda gösterilen kavu┼čum günü veya kavu┼čumu takip eden gün ay─▒n ilk günü say─▒larak haz─▒rlanm─▒┼č olan takvimlere göre yap─▒ld─▒─č─▒ ve muhtemelen hilâli gördü─čünü sanan veya gerçek d─▒┼č─▒ beyandan çekinmeyen baz─▒ ki┼čilerin ┼čahitli─čine itibar edildi─či anla┼č─▒lm─▒┼čt─▒r. Nitekim bu ülkelerde çok defa rü’yet ilân─▒n─▒n yap─▒ld─▒─č─▒ günlerde ay─▒n güne┼čten de önce batt─▒─č─▒, hatta kavu┼čum saatinden bile önce hilâlin görüldü─čü aç─▒klamas─▒n─▒n yap─▒ld─▒─č─▒na s─▒kça rastlanmaktad─▒r. Örnek olarak 30 Ocak 1995 Pazartesi ak┼čam─▒, Suudi Arabistan’da ülkenin en kuzeyinde Ar‘ar’da ay güne┼čten 21 dakika, güneyde Ebûarî┼č’te 23 dakika, do─čuda Dahran’da 22 dakika, Mekke’de 21 dakika daha önce batm─▒┼č oldu─ču halde hilâlin sabit oldu─ču aç─▒klanarak 31 Ocak Sal─▒ günü oruca ba┼članm─▒┼čt─▒r.

Aç─▒klanmas─▒ gereken bir husus da hilâlin büyükçe görülmesi veya ufkun üzerinde kal─▒┼č süresinin uzun olu┼ču gerekçe gösterilerek bu hilâlin iki veya üç gecelik oldu─čunun ileri sürülmesidir. Ay her gün bir önceki günden daha geç do─čar ve daha geç batar. Ancak birbirini takip eden günler aras─▒ndaki gecikme süreleri sabit de─čildir. Mevsimlere ve ay─▒n güne┼č ve dünya ile konumunda meydana gelen de─či┼čmelere göre bu süre yar─▒m saat kadar olabilece─či gibi bir saatten daha uzun da olabilir. ─░┼čte ay hilâl safhas─▒nda iken söz konusu gecikme süresine ba─čl─▒ olarak güne┼č batt─▒ktan sonra çok k─▒sa müddetle (3-5 dakika) veya bir saatten daha fazla süreyle ufkun üzerinde kalabilmektedir. Bundan dolay─▒ ilk defa görülen hilâlin ufkun üzerinde bir saat, hatta daha fazla kalmas─▒ veya biraz büyükçe görülmesi onun iki gecelik say─▒lmas─▒n─▒ gerektirmez. Bu husus astronomik aç─▒dan böyle oldu─ču gibi dinî hükümler aç─▒s─▒ndan da böyledir. Nitekim hilâlin büyükçe görülmesi konusunda ─░slâm âlimleri, “Hilâlin büyüklü─čüne veya küçüklü─čüne itibar edilmez; hilâl ancak görüldü─čü geceye ait say─▒l─▒r” (Ebû Bekir ─░bnü’l-Arabî, I, 99; Kurtubî, II, 344) demi┼člerdir. Hz. Ömer’in de, “Hilâl baz─▒ kere di─čer zamanlarda görülenden daha büyük olur; onu güne┼č batt─▒ktan sonra gördü─čünüzde ister büyük ister küçük olsun görüldü─čü geceye ait say─▒l─▒r” dedi─či rivayet edilmi┼čtir (Ebû Bekir ─░bnü’l-Arabî, I, 99). Buna benzer bir rivayet ─░bn Abbas’tan da nakledilmektedir (Müslim, “┼Ü─▒yâm”, 29-30).

Birli─či Sa─člama Konusundaki Çal─▒┼čmalar. ─░slâm dini birlik içinde olmay─▒, özellikle dinî konularda ayr─▒l─▒─ča dü┼čmemeyi ö─čütledi─čine göre (Âl-i ─░mrân 3/103; el-En‘âm 6/159; el-Enbiyâ 21/92; el-Mü’minûn 23/52; er-Rûm 30/32), müslümanlar─▒n ayr─▒ günlerde oruca ba┼člay─▒p ayr─▒ günlerde bayram yapmalar─▒ dinin özüyle ba─čda┼čmayan bir durumdur. Bu husus, sa─čl─▒kl─▒ ileti┼čimin bulunmad─▒─č─▒ dönemlerde yeterince dikkat çekmemi┼čse de ─░slâm ülkeleri aras─▒ndaki ili┼čkilerin geli┼čmesi, ileti┼čimin h─▒z kazanmas─▒ ve özellikle de─či┼čik ülkelerden müslümanlar─▒n ba┼čka bir ülkede bulunduklar─▒ zaman ayr─▒ ayr─▒ günlerde oruca ba┼člamalar─▒ veya bayram yapmalar─▒ sonucu üzerinde önemle durulmas─▒ ve mutlaka çözüme kavu┼čturulmas─▒ gereken bir problem olarak görülmü┼č, bas─▒nda, ilmî ve siyasî toplant─▒larda gündem konusu olmu┼čtur.

Mecmau’l-buhûsi’l-─░slâmiyye’nin Kas─▒m 1966’da Kahire’de yap─▒lan üçüncü dönem toplant─▒s─▒nda konu geni┼č ┼čekilde tart─▒┼č─▒lm─▒┼č; toplant─▒ sonunda kamerî aylar─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒n belirlenmesinde rü’yetin as─▒l oldu─ču, ancak hatal─▒ olan rü’yete itibar edilemeyece─či ve kesin astronomik hesaplarla çeli┼čen rü’yetin de yanl─▒┼č say─▒laca─č─▒, rü’yet gerçekle┼čmedi─či ve içinde bulunulan ay otuz güne tamamlanamad─▒─č─▒ takdirde hesaba itibar edilebilece─či, herhangi bir yerde sabit olan rü’yete ayn─▒ geceye i┼čtirak eden di─čer yerlerde de uyulmas─▒ gerekti─či gibi hususlar karara ba─članm─▒┼č; ayr─▒ca akademi üyelerinden Muhammed Ali es-Sâyis konuyu ayd─▒nlat─▒c─▒ bir ara┼čt─▒rma yaz─▒s─▒ haz─▒rlamakla görevlendirilmi┼čtir (yaz─▒ için bk. Mecelletü Mecmaăżi’l-f─▒─Ěhi’l-─░slâmî, III/2, s. 925-969).

21-27 Nisan 1969’da Kuala Lumpur’da toplanan konferansta konu her yönüyle tart─▒┼č─▒ld─▒ktan sonra al─▒nan kararda, “hesaba göre rü’yet mümkün oldu─ču halde herhangi bir engel sebebiyle hilâl görülemezse astronomik hesapla amelin câiz olaca─č─▒” ifade edilmi┼č; ayr─▒ca ─░slâm ülkeleri aras─▒nda birli─čin temini maksad─▒yla hilâlin görülebilirlik durumu esas al─▒narak mü┼čterek kamerî takvim haz─▒rlanmas─▒ tavsiye edilmi┼čtir. Hesaplamaya aç─▒k ┼čekilde ilk defa cevaz verilen bu konferanstan sonra Cezayir’de de Hey’et-i ─░ftâ’n─▒n fetvas─▒yla 1972’de kamerî ayba┼člar─▒n─▒n hesapla tesbitine ba┼članm─▒┼čt─▒r. Tunus’ta bu uygulamaya daha önce 18 ┼×ubat 1960’ta geçilmi┼čti.

26 ┼×ubat-3 Mart 1973 tarihleri aras─▒nda Küveyt’te gerçekle┼čtirilen Din ─░┼čleri ve Evkaf Bakanlar─▒ Konferans─▒’nda al─▒nan kararda, “Kesin hesaba ayk─▒r─▒ olan rü’yetle amel edilmez” ifadesi yer alm─▒┼č, ayr─▒ca bütün ─░slâm ülkelerinde uygulanmak üzere ortak takvim haz─▒rlanmas─▒ kararla┼čt─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r. Bunun sonucunda Küveyt, Katar, M─▒s─▒r, Cezayir, Tunus temsilcilerinden olu┼čan takvim komisyonu 27-28 Nisan 1974’te toplanarak haz─▒rlanan ilk ortak takvimi onaylam─▒┼čt─▒r. Ancak bu toplant─▒larda ihtilâf─▒ giderici kesin sonuçlara ula┼č─▒lamam─▒┼č, daha sonra Cezayir’de yap─▒lmas─▒ planlanan toplant─▒ da gerçekle┼čmemi┼čtir.

Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒’n─▒n giri┼čimiyle 27-30 Kas─▒m 1978’de ─░stanbul’da Rü’yet-i Hilâl Konferans─▒ düzenlenmi┼čtir. On dokuz ─░slâm ülkesi ve üç ─░slâm merkezinden din âlimi ve astronomi bilgini delegelerin kat─▒ld─▒─č─▒ konferans çal─▒┼čmalar─▒ “Din Komisyonu” ve “Astronomi Komisyonu” olmak üzere iki komisyon halinde, daha önce yap─▒lm─▒┼č olan Kuala Lumpur ve Küveyt Din ─░┼čleri ve Evkaf bakanlar─▒ konferanslar─▒nda elde edilen sonuçlar─▒ tamamlay─▒c─▒ ve geli┼čtirici istikamette sürdürülmü┼čtür. Gerek konferansa kat─▒lan ülke ve temsilcilerinin say─▒s─▒, gerekse konuya kesin çözüm sa─člayan sonuçlar─▒ bak─▒m─▒ndan daha önce bu konuda yap─▒lm─▒┼č olan çal─▒┼čmalar─▒n en ba┼čar─▒l─▒s─▒ olarak de─čerlendirilen konferans─▒n son oturumunda oy birli─čiyle al─▒nan kararlar─▒n probleme çözümsa─člayan maddeleri ┼čunlard─▒r: 1. ─░ster ç─▒plak gözle ister modern ilmin rasat metotlar─▒yla olsun aslolan hilâlin rü’yetidir. 2. Astronomlar─▒n hesapla tesbit ettikleri kamerî ayba┼člar─▒na dinen itibar edilebilmesi için onlar─▒n bu tesbitlerini hilâlin güne┼č batt─▒ktan sonra ve görü┼čü engelleyen bir durumun da bulunmamas─▒ halinde gözle görülebilecek ┼čekilde ufukta fiilen mevcut olmas─▒ esas─▒na dayand─▒rmalar─▒ gerekir ki bu rü’yete “hükmî rü’yet” denir. 3. Hilâlin görülebilmesi için iki temel ┼čart─▒n gerçekle┼čmesi zorunludur. a) Kavu┼čumdan sonra ay ile güne┼čin aç─▒sal uzakl─▒─č─▒ 8º’den az olmamal─▒d─▒r. b) Güne┼čin bat─▒┼č an─▒nda ay─▒n ufuktan yüksekli─činin aç─▒sal de─čeri 5º’den az olmamal─▒d─▒r. Sadece bu esasa göre normal durumlarda hilâlin ç─▒plak gözle görülebilmesi mümkündür. 4. Hilâlin rü’yeti için belli bir yer ┼čart de─čildir. Yeryüzünün herhangi bir bölgesinde hilâlin rü’yeti mümkün olursa buna dayan─▒larak ay─▒n ba┼člad─▒─č─▒na hükmedilebilir. 5. Din ve astronomi bilginleriyle rasathâne yetkililerince her kamerî y─▒l için 2, 3 ve 4. maddelerde zikredilen kriterlere dayal─▒ bir takvim haz─▒rlanmal─▒d─▒r. Takvim komisyonu, mü┼čterek takvim tasla─č─▒n─▒ kabul etmek üzere periyodik olarak her y─▒l toplanacak ve ilk toplant─▒ Mart 1979’da ─░stanbul’da yap─▒lacakt─▒r. 6. Takvim komisyonu ┼ču ülkelerin temsilcilerinden olu┼čacakt─▒r: Benglade┼č, Cezayir, Endonezya, Irak, Katar, Küveyt, M─▒s─▒r, Suudi Arabistan, Tunus, Türkiye. 7. Bu komisyon ramazan, ┼čevval ve zilhicce aylar─▒ için hilâlin görülebilece─či bölgeleri gösteren haritalar haz─▒rlayacakt─▒r. Böylece durum uygun oldu─ču takdirde bizzat hilâli gözleyerek rü’yeti gerçekle┼čtirmek ve hesab─▒n do─črulu─ču konusunda ikna olmak isteyen herkese kolayl─▒k sa─članacakt─▒r. Ayr─▒ca bu haritalar, isteyen her devletin yetkili k─▒laca─č─▒ uzman ve güvenilir bir heyete rasat yapt─▒rmas─▒na yard─▒mc─▒ olacakt─▒r.

Bütün müslümanlar aras─▒nda nazarî olarak birli─či sa─člayacak mahiyetteki bu kararlarla f─▒khî gelenek ve bilgilerin s─▒n─▒rlar─▒ zorlanmadan mesele çözüme kavu┼čturulmu┼čtur. Ancak ─░slâm ülkelerinin ço─čunlu─ču bu esaslara uydu─ču halde baz─▒ ülkeler, delegeleri konferansta bunlar─▒ tasvip etti─či halde kararlara uymam─▒┼člard─▒r. Bu yüzden konferanstan sonra da arzulanan birlik tam anlam─▒yla gerçekle┼čmemi┼č ve konu gündemden dü┼čmemi┼čtir. Nitekim 31 Ekim-2 Kas─▒m 1985’te Dakar’da (Senegal) yap─▒lan ─░slâm Ülkeleri Enformasyon ve Kültür ─░┼čleri Dâimî Komitesi ve 11-14 Kas─▒m 1985’te Cidde’de gerçekle┼čtirilen ─░slâm Ekonomi, Kültür ve Sosyal ─░┼čler Komisyonu toplant─▒lar─▒nda baz─▒ delegeler, hükmî rü’yete göre haz─▒rlanan takvimlerin dinî konularda geçerli olmayaca─č─▒n─▒ ileri sürmü┼člerdir. Fakat bu toplant─▒larda daha önceki çal─▒┼čmalarda al─▒nan kararlara ayk─▒r─▒ olmayan ve yeni bir hüküm de getirmeyen kararlar al─▒nm─▒┼čt─▒r.

22-28 Aral─▒k 1985’te Cidde’de yap─▒lan Mecmau’l-f─▒khi’l-─░slâmî’nin ikinci dönem toplant─▒s─▒nda konu tekrar gündeme getirilmi┼čse de gerekli haz─▒rl─▒k çal─▒┼čmalar─▒ yap─▒lmak üzere müzakere bir sonraki toplant─▒ya ertelenmi┼čtir. Nihayet ayn─▒ kurulu┼čun 11-16 Ekim 1986’da Amman’da yap─▒lan üçüncü dönem toplant─▒s─▒nda konu bütün boyutlar─▒yla tart─▒┼č─▒lm─▒┼č, uzun müzakerelerden sonra ─░stanbul Rü’yet-i Hilâl Konferans─▒ kararlar─▒na paralel olan ┼ču iki karar al─▒nm─▒┼čt─▒r: 1. Hadislerde yer alan, oruca ba┼člama ve bayram yapma konusundaki emirlerin muhatab─▒ bütün müslümanlar oldu─ču için rü’yet bir yerde sabit olunca bütün müslümanlar─▒n buna uymas─▒ gerekir; ihtilâf-─▒ metâlia itibar edilmez. 2. Rü’yetin esas al─▒nmas─▒ gerekir; ancak hadislere ve kesin ilmî sonuçlara uygun olan astronomik hesap ve rasat çal─▒┼čmalar─▒ndan da faydalan─▒labilir.

Türkiye, ─░stanbul Rü’yet-i Hilâl Konferans─▒ kararlar─▒n─▒ titizlikle uygulam─▒┼č, di─čer ─░slâm ülkelerinde de uygulanmas─▒ için gayret göstermi┼čtir. Karar─▒n 5. maddesi uyar─▒nca takvim komisyonu 1989’a kadar periyodik olarak toplanm─▒┼č, haz─▒rlanan ortak takvim tasla─č─▒n─▒ inceleyerek kabul etmi┼čtir. Ancak 1989’dan itibaren komisyonun devam─▒na gerek görülmemi┼č, Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒’nca haz─▒rlan─▒p Kandilli Rasathânesi taraf─▒ndan onaylanan cetvel ve rü’yet haritalar─▒n─▒n ─░slâm ülkelerine gönderilmesiyle yetinilmi┼čtir.

Türkiye’de Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒’n-ca ramazan, ┼čevval ve zilhicce hilâlleri için hükmî rü’yetle yetinilmemekte, ayr─▒ca hilâl gözetlemesi de yap─▒lmaktad─▒r. Bu çal─▒┼čma, takvim ve hesaplardan ┼čüphe edildi─či için de─čil bunlar─▒n do─črulu─čunun kan─▒tlanmas─▒ için gerçekle┼čtirilmektedir. 1970’li y─▒llardan ba┼člayarak sürdürülen bu çal─▒┼čmalara 1987’den itibaren bütün il müftülükleri de dahil edilmi┼čtir. Bu amaçla bütün illere ramazan, ┼čevval ve zilhicce aylar─▒n─▒n be┼č gün öncesinden ba┼člamak üzere her il için ayr─▒ ayr─▒ hesaplanan güne┼č ve ay─▒n do─ču┼č-bat─▒┼č saatleri, güne┼čin bat─▒┼č noktas─▒na göre ay─▒n yüksekli─či ve semt aç─▒s─▒ ile (azimut) hilâlin görülebilirlik durumlar─▒n─▒ gösteren cetveller gönderilmekte ve yap─▒lacak gözlem sonuçlar─▒yla cetvellerdeki bilgilerin kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒lmas─▒ istenmektedir. Gerek merkez gerekse müftülüklerce sürdürülen gözlemlerde ┼čimdiye kadar hesaplara uymayan hiçbir sonuçla kar┼č─▒la┼č─▒lmam─▒┼č, bütün gözlem sonuçlar─▒ hesaplar─▒ teyit etmi┼čtir.

 


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
S├╝meyye Abaci / 11.06.2015



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...