E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Buharinin Akaide Dair G├Âr├╝┼čleri

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
Yusuf ┼×evki Yavuz
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 2193 Hit : 6578 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 Buharinin Akaide Dair G├Âr├╝┼čleri

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
bystolic coupon coupons for bystolic
manufacturer coupon for bystolic bystolic copay savings card
sumatriptan injection sumatriptan injection sumatriptan injection
bystolic free trial coupon bystolic add on copay card

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

Buhari’nin Akaid’e Dair Görü┼čleri

 

el-Câmi’u’s-sahîh, ile Halku efâli’l-’ibâd adl─▒ kitaplar─▒n─▒n incelenmesinden, ayr─▒ca el-’Akide (et-Tevhîd), Ahbârü’s-s─▒fât, Kitâbü’l-Îmân gibi akaide dair baz─▒ eserler telif etmesinden (Sezgin, I, 134) anla┼č─▒ld─▒─č─▒na göre Buhârî, ünlü bir muhaddis olmas─▒n─▒n yan─▒ s─▒ra itikadî konularla da yak─▒ndan ilgilenerek Selef inanc─▒na ayk─▒r─▒ görü┼čler ileri süren Cehmiyye, Mu‘tezile, Havâric ve ┼×îa mezheplerini tenkit eden, böylece Ehl-i sünnet mezhebinin olu┼čumuna katk─▒da bulunan ilk Sünnî âlimlerdendir. Ana ─░slâmî ilimlere ili┼čkin özlü bilgiler ihtiva eden temel bir kaynak niteli─čindeki el-Câmi’u’s-sahîh’inde “Kitâbü’t-Tevhîd” (“Kitâbü’t-Tevhîd ve’r-red ‘ale’l-Cehmiyye ve gayrihim”), “Kitâbü’l-Kader”, “Kitâbü’l-Fiten”, “Kitâbü’l-Îmân”, “Kitâbü Bed’i’l-halk” bölümlerine yer vererek bab ba┼čl─▒klar─▒nda ilgili âyetlerden ba┼čka, görü┼člerini tercih etti─či ashap ve tâbiînin aç─▒klamalar─▒n─▒ s─▒ralad─▒ktan sonra bu hususu hadislerle teyit etmesi; di─čer “sünen” ve “câmi‘” türü hadis literatüründe yer almayan “Kitâbü’t-Tevhîd”de s─▒fat, zât-s─▒fat ili┼čkisi, esmâ-i hüsnâ, tekvin-mükevven, me┼čîet-irade, rü’yetullah konular─▒na, “Kitâbü’l-Îmân”da iman─▒n tarifi, unsurlar─▒, iman-amel ve iman-günah münasebetine ili┼čkin konulara girmesi, onun akaid problemleriyle yak─▒ndan ilgilendi─čini aç─▒kça göstermektedir.

 

Mihne  devrinin ya┼čanmas─▒na sebep olan Mu‘tezile’nin ve dolay─▒s─▒yla kelâm ilminin aleyhinde meydana gelen ortam─▒n tesiriyle olmal─▒d─▒r ki hemen hemen bütün hadis âlimleri, Kur’an ve Sünnet’te bulunmayan veya bunlarda yer almakla birlikte ayr─▒nt─▒lar─▒na girilmemi┼č olan bir itikadî meselenin münaka┼ča konusu haline getirilmesini bid‘at telakki etmi┼člerdir. Buna kar┼č─▒l─▒k Buhârî, naslara ayk─▒r─▒ birtak─▒m inançlar─▒n ortaya ç─▒kmas─▒ halinde Kur’an ve Sünnet’e uygun olan görü┼č ve inanc─▒n belirlenip savunulmas─▒ maksad─▒yla itikadî problemlerin tart─▒┼č─▒lmas─▒n─▒ gerekli görmü┼čtür. Nitekim ya┼čad─▒─č─▒ devirde nazik bir mesele haline gelen ve yarat─▒lm─▒┼č bir varl─▒k olan insana ait fiillerin bile kadîm kabul edilmesini gerektirecek tarzda yoruma tâbi tutulan “mes’eletü’l-lafz” (Kur’an’─▒ telaffuz edi┼čin yani Kur’an okuman─▒n mahlûk olup olmad─▒─č─▒) konusunu hadis âlimlerinin ┼čiddetli muhalefetlerine ra─čmen münaka┼ča etmekten çekinmemi┼čtir (a┼č. bk.). Ona göre bütün dinî konularda oldu─ču gibi akaid alan─▒nda da hadisler Kur’an’dan sonra ikinci kaynakt─▒r ve müte┼čâbih âyetlerin gerçe─če uygun olarak te’vil edilebilmesi için hadislerden faydalanmak zaruridir. Mu‘tezile’nin itikadî konularda hataya dü┼čmesinin as─▒l sebebi hadislere itibar etmemesidir. Hadislerin bir k─▒sm─▒n─▒ kabul edip bir k─▒sm─▒n─▒ reddetmek de neticede Kur’an’─▒ yanl─▒┼č anlamaya götürür.

 

Buhârî, genel çerçeve itibariyle Selef akîdesine ba─čl─▒ oldu─ču ve k─▒yas─▒ kabul etmedi─či halde naslarda s─▒n─▒rlar─▒ çizilen bir ak─▒l yürütmeyi câiz görür (Buhârî, “─░tisâm”, 12; a.mlf., Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 154). Nitekim aklî dengesini kaybetmi┼č bir sarho┼čun sarfetti─či sözlerin hukukî bir de─čer ta┼č─▒mad─▒─č─▒na hükmetmesi de (Sübkî, II, 222) onun akla verdi─či de─čeri gösteren bir delil kabul edilmelidir. Özellikle Halku ef’âli’l-’ibâd adl─▒ eserinde yapt─▒─č─▒ nakillerden anla┼č─▒ld─▒─č─▒na göre akaid konular─▒nda Abdullah b. Mübârek, Abdurrahman b. Mehdî, Ebû Ubeyd Kas─▒m b. Sellâm, Fudayl b. ─░yâz, Süfyân b. Uyeyne ve Nuaym b. Hammâd’─▒n görü┼člerini benimseyerek onlardan etkilenmi┼čtir.

 

Buhârî’nin akaide dair görü┼člerini ┼čöylece özetlemek mümkündür:

 

1. ─░lâhî S─▒fatlar.

Zât-─▒ ilâhiyyenin isimleri, s─▒fatlar─▒ ve fiilleri vard─▒r. Zât─▒ gibi O’ndan ayr─▒lmayan isimleri, s─▒fatlar─▒ ve fiilleri de kadîmdir. Bunlar─▒n d─▒┼č─▒nda kalan her ┼čey yarat─▒lm─▒┼č oldu─čundan zât, isim, s─▒fat ve fiil aç─▒s─▒ndan O’na benzeyen hiçbir varl─▒k yoktur (Buhârî, “Tevhîd”, 42; a.mlf., Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 206). Zira Kur’ân-─▒ Kerîm’de Allah, zât─▒na (nefsine) “┼čey” kavram─▒n─▒ nisbet etmi┼č (el-En‘âm 6/19), ilim, sem‘, basar, kudret, irade, kelâm gibi s─▒fatlar─▒ bulundu─čunu bildirmi┼č (meselâ bk. en-Nisâ 4/166; Fât─▒r 35/11; ez-Zâriyât 51/58), Hz. Peygamber ile ashab─▒ da zât, isim ve s─▒fat kelimelerini kullanarak bunlar─▒ Allah’a nisbet etmi┼člerdir. Allah’─▒n zât─▒ndan ayr─▒lmayan (bâin olmayan) s─▒fatlar─▒n─▒n bulunmas─▒ O’nun yarat─▒klara benzetilmesini gerektirmez; aksine bu s─▒fatlar─▒n zâttan nefyedilmesi durumunda te┼čbih kaç─▒n─▒lmaz bir ┼čekilde gerçekle┼čir. Zira bu takdirde Allah görme, i┼čitme, konu┼čma, yaratma gibi üstün nitelikleri bulunmayan putlara ve di─čer cans─▒z varl─▒klara benzetilmi┼č olur. ─░lâhî isimler yarat─▒klar─▒n isimleri gibi sonradan ortaya ç─▒km─▒┼č de─čildir. Çünkü Hz. Peygamber bu isimlerle Allah’a dua etmi┼č ve istiâzede bulunmu┼čtur (Buhârî, “Tevhîd”, 13; ─░bn Kayyim, s. 91).

 

Kelâm Allah’a ait s─▒fatlardand─▒r. Zira Kur’an’da ve hadislerde Allah’─▒n Hz. Mûsâ ile konu┼čtu─ču, Kur’ân-─▒ Kerîm’in de Allah kelâm─▒ oldu─ču ve kelâm─▒n─▒n nihayeti bulunmad─▒─č─▒ bildirilmekte, âhirette de O’nun kullar─▒yla konu┼čaca─č─▒ haber verilmektedir. O kendine has bir kelâmla konu┼čur, kelâm─▒n─▒ yak─▒nda olana da uzakta olana da ayn─▒ ┼čekilde duyurur, fakat onun konu┼čmas─▒ ba┼čka hiçbir konu┼čmaya benzemez. Yarat─▒klar─▒n sesi ve kelâm─▒ ise harflerden olu┼čmu┼čtur (Buhârî, “Tevhîd”, 33, 36, 37, 38; a.mlf., Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 130-133, 146, 192-194).

 

Kur’ân-─▒ Kerîm Allah kelâm─▒ olup mahlûk de─čildir. Zira kelâm Allah’─▒n zât─▒ndan ayr─▒lmayan bir s─▒fatt─▒r. Kur’an’─▒n Allah kelâm─▒ oldu─ču âyet ve hadislerle sâbittir, ashap ve tâbiînin âlimleri de bu hususta farkl─▒ bir görü┼č beyan etmemi┼člerdir. Kur’an’─▒ okuma (lafzü’l-Kur’ân) ve yazmaya gelince bunlar kullara ait fiillerdir. Çünkü muhtelif âyet ve hadislerde kullar─▒n Kur’an’─▒ okumalar─▒ndan söz edilmekte ve bu fiil kendilerine nisbet edilmektedir. Ayr─▒ca hadislerde Kur’an’─▒ yazman─▒n kullar─▒n fiillerinden oldu─čuna i┼čaret edilmektedir (Buhârî, Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 158-160, 200-201). ┼×üphe yok ki kullar─▒n kendileri gibi fiilleri de mahlûktur. Okuma ile yazma fiilleri okunan ve yaz─▒landan ayr─▒ ┼čeyler oldu─čuna göre Kur’an’─▒ okuma ve yazma fiili de mahlûktur. Okunan ve yaz─▒lan ┼čeyler ise (Allah’─▒n zât─▒ ile kaim kelâm) mahlûk de─čildir. Nitekim “Allah” lafz─▒n─▒ söyleyen ve yazan insan─▒n bu fiilleri mahlûktur, fakat Allah (yaz─▒lan) mahlûk de─čildir (a.g.e., s. 204). ─░mam Buhârî’ye göre, “Kur’an’─▒ telaffuz edi┼čin de mahlûk olmad─▒─č─▒” ┼čeklinde taraftarlar─▒nca Ahmed b. Hanbel’e atfedilen görü┼č onun bu husustaki gerçek kanaatini yans─▒tmaz. Çünkü bu rivayetler as─▒ls─▒zd─▒r. Bu konuda âlimler aras─▒nda Ahmed b. Hanbel’e ait olarak bilinen ┼čey ┼čundan ibarettir: Kur’an Allah kelâm─▒d─▒r ve mahlûk de─čildir, di─čer her ┼čey mahlûktur (a.g.e., s. 154). Buhârî Cehmiyye’nin, her ┼čeyi Allah’─▒n yaratt─▒─č─▒n─▒, “Allah’─▒n kelimesi” diye nitelendirilen Hz. Îsâ’n─▒n yarat─▒lm─▒┼č oldu─čunu ve Allah’tan “muhdes” âyetlerin geldi─čini (ez-Zümer 39/62; en-Nisâ 4/171; e┼č-┼×uarâ 26/5) söyleyerek “┼čey” ve ayn─▒ zamanda Allah kelâm─▒ olan Kur’an’─▒n yarat─▒lm─▒┼č bulundu─čunu ileri sürmesini de isabetsiz bulmu┼čtur. Çünkü ona göre Ebû Ubeyde’nin de belirtti─či gibi Cehmiyye söz konusu âyetleri yanl─▒┼č mânaland─▒rm─▒┼čt─▒r. Allah her ┼čeyi yaratmakla beraber bütün yarat─▒klar─▒ “ol” (kün) kelâm─▒yla yaratm─▒┼čt─▒r. ┼×u halde bu söz yarat─▒lm─▒┼člardan öncedir ve kadîmdir; zira Allah’─▒n s─▒fat─▒d─▒r. Hz. Îsâ da “ol” kelimesiyle yarat─▒ld─▒─č─▒ için “Allah’─▒n kelimesi” diye nitelendirilmi┼čtir, yoksa gerçekten Allah’─▒n kelimesi de─čildir; dolay─▒s─▒yla Hz. Îsâ’n─▒n mahlûk olmas─▒ Allah’─▒n kelâm─▒n─▒n mahlûk oldu─ču sonucunu do─čurmaz. Ayr─▒ca Arap dilinde müennes (di┼či) varl─▒klar için kullan─▒lan “kelime” lafz─▒n─▒n erkek olan Hz. Îsâ hakk─▒nda gerçek anlamda kullan─▒lmas─▒ dil kaideleri bak─▒m─▒ndan da imkâns─▒zd─▒r. Üçüncü delil olarak Cehmiyye taraf─▒ndan öne sürülen ve Kur’ân-─▒ Kerîm’de âyetlerin bir s─▒fat─▒ olarak zikredilen “muhdes” kelimesi de Kur’an’─▒n yarat─▒lm─▒┼č oldu─ču anlam─▒nda de─čil âyetlerin Hz. Peygamber’e ve kavmine sonradan nâzil oldu─ču mânas─▒ndad─▒r (a.g.e., s. 135-136).

 

Tekvin Allah’─▒n fiili ve ayn─▒ zamanda s─▒fat─▒ oldu─čundan kadîmdir. Buhârî bu hususu aç─▒kl─▒─ča kavu┼čturmak için fiil, mef‘ul, fail ile vas─▒f ve s─▒fat tabirlerini tahlil etmektedir. Fiil bir i┼či veya nesneyi meydana getirmek (ihdas), mef‘ul meydana getirilen ┼čey (hades), fail ise i┼či veya nesneyi meydana getirendir. Kur’ân-─▒ Kerîm’de Allah’─▒n gökleri, yeri ve aralar─▒ndaki her ┼čeyi yaratt─▒─č─▒ belirtilmektedir. Gökler, yeryüzü ve di─čer yarat─▒klar “mef‘ul”dür. Failin fiili olmadan mef‘ul meydana gelemez. Yaratmak (tekvin) Allah’─▒n fiili olup onunla nitelenmi┼čtir, mef‘ul (mükevven) fiilden ve failden ayr─▒ bir ┼čey olup yarat─▒lm─▒┼čt─▒r. ┼×u halde tekvin mükevvenden ayr─▒d─▒r. Vas─▒f (niteleme) “┼×u uzun bir adamd─▒r” ifadesinde oldu─ču gibi konu┼čan birinin anlat─▒m─▒d─▒r. Bu sözde geçen “uzun” ise nitelenen adam─▒n s─▒fat─▒d─▒r. Bunun gibi “Allah yarat─▒c─▒d─▒r” denilince bunu söyleyen Allah’─▒ yarat─▒c─▒l─▒kla nitelemi┼č olur (vas─▒f), yarat─▒c─▒l─▒k ise Allah’─▒n s─▒fat─▒ olup vasfetme olay─▒ndan ayr─▒ bir ┼čeydir. Sonuç olarak kulun s─▒fat─▒ olan vas─▒f mahlûktur, buna kar┼č─▒l─▒k Allah’─▒n s─▒fat─▒ olan yaratmak mahlûk de─čildir (Buhârî, Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 210-212).

 

Buhârî naslarda geçen yed, vech, nefs, ayn, istivâ gibi kavramlar─▒ Allah’─▒n s─▒fatlar─▒ kabul eder. Bunlardan vech mülk yani ilâhî saltanat, istivâ ise Allah’─▒n ar┼ča yükselmesi anlam─▒na gelir. Zira bu konuda ashab─▒n aç─▒klamalar─▒ mevcuttur. Di─čerleri hususunda herhangi bir izah yap─▒lmad─▒─č─▒ndan mânalar─▒n─▒ kavramak imkâns─▒zd─▒r (a.g.e., s. 127, 134; ─░bn Kayyim, s. 90-93).

 

Allah’─▒n dünyada görülemeyece─či, âhirette ise sadece müminlerce görülece─či âyet ve hadislerle sabittir (Buhârî, “Tevhîd”, 24; a.mlf., Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 214).

 

2. Kader.

─░nsanlar sadece Allah taraf─▒ndan haklar─▒nda önceden takdir edilip yaz─▒lan fiilleri yerine getirirler. Hidayet-dalâlet, saadet-┼čekavet, hatta ak─▒ll─▒ ve aptal olmak dahil her ┼čey kadere göre cereyan eder. Birçok âyet ve hadis bunu aç─▒kça ifade etmektedir (Buhârî, “Kader”, 1-16; a.mlf., Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 138). Kullar─▒n fiillerini yaratan Allah, bu fiilleri i┼čleyen ve kazanan (iktisap eden) ise kullard─▒r. Kul fiilinin yarat─▒c─▒s─▒ olamaz, çünkü bütün yarat─▒klar─▒ ve onlar─▒n yapt─▒klar─▒n─▒ yaratan Allah’t─▒r (bk. er-Ra‘d 13/16; Fât─▒r 35/3; es-Sâffât 37/96). Nitekim Kur’an’da insanlar─▒n aç─▒kça söylediklerini veya kalplerinde saklad─▒klar─▒n─▒ Allah’─▒n bildi─čine, çünkü bunlar─▒ O’nun yaratt─▒─č─▒na i┼čaret edilmi┼čtir (el-Mülk 67/ 13-14). Kul fiilinin yarat─▒c─▒s─▒ kabul edildi─či takdirde Allah’a e┼č ko┼čulmu┼č olur (Fuss─▒let 41/9; Buhârî, “Tevhîd”, 40). Mu‘tezile’nin, ilâhî fiillerin hâdis oldu─čunu savunurken insanlara ait ihtiyarî fiillerin kendi irade ve kudretlerinin eseri olup Allah taraf─▒ndan yarat─▒lmam─▒┼č oldu─čunu iddia etmesi müslümanlar─▒n ashap devrinden itibaren ö─črendikleri bilgilere ayk─▒r─▒ dü┼čmektedir (Buhârî, “Tevhîd”, 56; a.mlf., Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 137-141, 212).

 

3. Nübüvvet.

Gaybdan haber vermek ve insanlara tabiat üstü baz─▒ olaylar (mûcizeler) göstermek peygamberlik alâmetlerindendir. Çünkü gayb─▒ bilmek de yaratmak da sadece Allah’a mahsustur. Hz. Peygamber’in büyük fetihler yap─▒laca─č─▒n─▒, müslümanlar aras─▒nda iç sava┼člar─▒n ç─▒kaca─č─▒n─▒, Sâsânî ve Bizans imparatorluklar─▒na son verilece─čini, yahudilerin müslümanlar taraf─▒ndan ma─člûp edilece─čini önceden haber vermesi ve bunlar─▒n aynen gerçekle┼čmesi onun peygamber oldu─čunu gösteren alâmetlerdendir. Yine onun, ay─▒ parma─č─▒ ile iki parçaya ay─▒rmas─▒ (in┼čik─üku’l-kamer ), az miktardaki suyu çok say─▒da insan─▒n ihtiyac─▒na cevap verecek ┼čekilde artt─▒rmas─▒, bir ekmek parças─▒n─▒ yetmi┼č ki┼čiyi doyuracak ölçüde ço─čaltmas─▒, ya─čmur f─▒rt─▒nas─▒n─▒ dua ile durdurmas─▒, üzerinde hitabette bulundu─ču hurma kütü─čünün inlemesi gibi tabiat üstü hadiseler göstermesi peygamber oldu─čunun di─čer baz─▒ alâmetleridir (Buhârî, “Menâk─▒b”, 25; Ahmed ─░sâm el-Kâtib, s. 689, 696-708).

 

4. Âhiret Halleri.

Ba┼čta k─▒yamet alâmetleri olmak üzere kabir azab─▒ veya nimeti, ha┼čir, hesap, mîzan, s─▒rat, cennet ve cehennem hakt─▒r ve bunlara iman etmek farzd─▒r. Kur’an’da cennet nimetlerinin hiçbir zaman tükenmeyece─či ve sürekli olarak devam edece─či (Sâd 38/ 54; er-Ra‘d 13/35) aç─▒kland─▒─č─▒ halde Cehmiyye cennetin eninde sonunda yok olaca─č─▒n─▒ iddia etmi┼čtir ki bu iman kavram─▒yla ba─čda┼čamayacak bir görü┼čtür (Buhârî, Halku ef’âli’l-’ibâd, s. 121-122).

 

5. ─░man ve Günah.

─░man kalpteki inanc─▒ dil ile ifade edip gere─čini yerine getirmekten ibarettir. ─░lâhî buyruklar─▒ yerine getirmekle artar, isyanla azal─▒r. Zira Kur’ân-─▒ Kerîm’de iman─▒n kalbî bir fiil oldu─čuna i┼čaret edilerek cennetin amellerle kazan─▒laca─č─▒ belirtilmi┼čtir (meselâ bk. el-Bakara 2/225; el-A‘râf 7/43). Hadislerde de iman amel olarak nitelendirilerek her amelin niyetle (kalpte olu┼čmas─▒yla) gerçekle┼čti─či ima edilmi┼č, ayr─▒ca namaz k─▒lmak, oruç tutmak, zekât vermek, cihad yapmak gibi fiillerin imandan oldu─ču aç─▒klanm─▒┼čt─▒r. Bu sebeple iman Mürcie’nin iddia etti─či gibi sadece kalbin tasdikinden, Cehmiyye’nin öne sürdü─čü gibi kalpte meydana gelen bilgiden, Kerrâmiyye’nin zannetti─či gibi dil ile ifade etmekten ibaret de─čildir. Kâmil iman “tasdik”, “ikrar” ve “amel” unsurlar─▒n─▒ yerine getirmekle gerçekle┼čir. Bununla birlikte ilâhî buyruklara isyan ederek günah i┼čleyen kimse kâfir olmaz, sadece iman─▒ eksik olan günahkâr bir mümin haline gelir. Çünkü âyetlerde isyan edenlerden mümin diye söz edilerek ┼čirkin d─▒┼č─▒ndaki günahlar─▒n affedilebilece─či bildirilmi┼čtir (en-Nisâ 4/ 48, 116; el-Hucurât 49/9). Hadislerde de iman edenlerin eninde sonunda cennete girecekleri, günah i┼čleyenlerin de nankörlük veya cehalet içinde bulunduklar─▒ haber verilmi┼čtir (Buhârî, “Îmân”, 21-22; Aynî, I, 233, 239, 243); ancak büyük günah i┼čleyen kimse fâs─▒k olur. Ehl-i kitap’tan ve Mecûsîler’den daha sap─▒k inançlar─▒ benimseyen Cehmiyye’nin ise tekfir edilmesi gerekir. Bu f─▒rkay─▒ tekfir etmemek ─░slâm akaidini bilmemek demektir.

 

Görüldü─čü gibi Buhârî akaid ve kelâm ilminin temel problemlerinden ilâhiyat, nübüvvet ve âhiret konular─▒n─▒ naslardan hareketle belirlemeye çal─▒┼čm─▒┼č, Ebû Hanîfe, ┼×âfiî ve Ahmed b. Hanbel’den sonra Ehl-i sünnet akaidine ili┼čkin esaslar─▒n çerçevesini çizip savunan âlimler aras─▒na girmi┼čtir. Onun özellikle ilâhiyat ve nübüvvet konular─▒nda yapt─▒─č─▒ özlü aç─▒klamalar dikkat çekicidir. Zât, isim, s─▒fat ve fiil ay─▒r─▒m─▒ yaparak s─▒fatlarla birlikte ilâhî isim ve fiillerin zâttan ayr─▒lmad─▒─č─▒na, yani bunlar─▒n zâtla kaim ve dolay─▒s─▒yla kadîm oldu─čuna i┼čaret etmesi, “tekvin” ve “mükevven”in birbirinden ayr─▒ ┼čeyler olup tekvinin kadîm, mükevvenin mahlûk oldu─čuna dikkati çekmesi, kullar─▒n fiilleri, kader, kelâm s─▒fat─▒, halku’l-Kur’ân, rü’yetullah konular─▒n─▒ naslar─▒ ince tahlillere tâbi tutmak suretiyle delillendirmesi, Ehl-i sünnet ilm-i kelâm─▒n─▒n erken dönem ürünlerinden kabul edilmelidir. Nübüvvetin ispat─▒n─▒ daha sonra kelâmc─▒larca “haberî” ve “hissî” mûcizeler diye adland─▒r─▒lan iki grup delile dayand─▒rmas─▒, mûcize kavram─▒na ve nübüvvetin delillerine ili┼čkin çekirdek bilgiler say─▒labilecek mahiyettedir. Âhiret hallerinden kabir azab─▒ veya nimetinin mevcudiyeti, cennet ve cehennemin elan yarat─▒lm─▒┼č oldu─ču üzerinde durmas─▒ da kayda de─čer hususlardand─▒r. Onun, iman─▒n art─▒p eksilece─čini kabul etmesine kar┼č─▒l─▒k büyük günah i┼čleyeni tekfir etmemesi, ameli iman─▒n asl─▒ndan de─čil kemalinden bir cüz saymas─▒na ba─članmal─▒d─▒r. ─░man konusunu i┼člerken amel üzerinde ─▒srarla durmas─▒ da Mürcie, Cehmiyye ve Kerrâmiyye ak─▒mlar─▒n─▒ reddetmeye yönelik olmal─▒d─▒r.

 

Buhârî’nin kelâm problemleri içinde en çok me┼čgul oldu─ču ve etraf─▒nda çe┼čitli spekülasyonlar─▒n meydana geldi─či as─▒l konu halku’l-Kur’ân  meselesidir. Onun bu husustaki görü┼čü eserlerinde aç─▒k seçik bir ┼čekilde i┼členmesine ra─čmen (yk. bk.) baz─▒ kaynaklarda iki z─▒t görü┼č haks─▒z olarak kendisine nisbet edilmi┼čtir. Bunlar─▒n birincisinde Buhârî’nin Kur’an’─▒n mahlûk oldu─čuna, ikincisinde ise yaz─▒lmas─▒ ve okunmas─▒ dahil hiçbir ┼čeyi ile mahlûk olmad─▒─č─▒na inand─▒─č─▒ öne sürülmü┼čtür (Tabak─ütü’l-Hanâbile, I, 277-279; ─░bn Hacer, IX, 54). Halbuki bu iddialar Buhârî’nin kendi eserlerinde yer alan görü┼člerine uymad─▒─č─▒ gibi âlimler aras─▒nda ona ait olarak bilinen yayg─▒n görü┼člere de ayk─▒r─▒d─▒r. Nitekim Zehebî, Sübkî, ─░bn Hacer, Aynî gibi me┼čhur âlimler Buhârî’nin, “Kur’an Allah kelâm─▒ olup mahlûk de─čildir, kullar─▒n fiilleri ise mahlûktur, Kur’an’─▒ okuma da kullar─▒n fiillerindendir” demi┼č oldu─čunu kaydederler (A’lâmü’n-nübelâ, XII, 454; Tabakat, II, 230; Tehzîbü’t-Tehzîb, IX, 55). Öyle görünüyor ki Kur’an’─▒ okuman─▒n dahi mahlûk olmad─▒─č─▒n─▒ iddia eden baz─▒ Hanbelîler Buhârî gibi büyük bir otoriteyi kendi saflar─▒nda göstermek istemi┼čler ve ona ait olan, “Ben, Kur’an’─▒ okuyu┼čum mahlûktur demedim, kullar─▒n fiilleri mahlûktur dedim” sözünün ikinci cümlesini at─▒p sadece birinci cümlesini nakletmek suretiyle gerçek görü┼čünü tahrif etmi┼člerdir. Buhârî’nin, “Ben, Kur’an’─▒ okuyu┼čum mahlûktur demedim” tarz─▒nda bir beyanda bulunmas─▒ ise mâzur görülmelidir. Çünkü onun, devrin nazik meselesi haline gelen halku’l-Kur’ân konusundaki görü┼čünden dolay─▒ ya┼čad─▒─č─▒ bölgeden ayr─▒lmaya mecbur b─▒rak─▒ld─▒─č─▒ bilinmektedir. Bu sebeple üstü kapal─▒ ifadeler kullanmas─▒ ve, “Ben sadece kullar─▒n fiillerinin mahlûk oldu─čunu söylüyorum, kim benden bundan ba┼čkas─▒n─▒ naklederse yalanc─▒d─▒r” demesini normal kar┼č─▒lamak gerekir. Ona atfedilen di─čer görü┼čün durumu da ayn─▒ mahiyettedir. Muhtemelen baz─▒ hadisçilerle (Muhammed b. Yahyâ ez-Zühlî’ye uyanlar) bir k─▒s─▒m Hanbelîler, Buhârî’nin “Kur’an’─▒ okuma ve yazma filleri mahlûktur” ┼čeklindeki görü┼čünü tahrif etmi┼čler ve onun Allah kelâm─▒ olan Kur’an’─▒n mahlûk oldu─čuna inand─▒─č─▒n─▒ ileri sürmü┼člerdir.

 

Buhârî’nin halku’l-Kur’ân konusundaki görü┼čü, di─čer hususlarda oldu─ču gibi, daha sonra Ehl-i sünnet’e ait “kelâm-─▒ lafzî” ve “kelâm-─▒ nefsî” ay─▒r─▒m─▒na öncülük etmi┼č, mant─▒kî temelden yoksun olan Hanbelî görü┼čünün zay─▒flamas─▒nda etkili olmu┼čtur. Nitekim Buhârî’nin ça─čda┼č─▒ olan Müslim b. Haccâc ve ─░bn Kuteybe gibi ünlü hadis âlimleri onun görü┼čünü benimsemi┼člerdir (Zehebî, A’lâmü’n-nübelâ, XII, 410; ─░bn Kuteybe, s. 63-64). Buhârî, tekvin s─▒fat─▒, büyük günah i┼čleyenlerin tekfir edilemeyece─či ve imanla ─░slâm’─▒n ayn─▒ ┼čey oldu─ču hususunda Ebû Hanîfe’ye, iman─▒n art─▒p eksilebilece─či konusunda Ahmed b. Hanbel’e uymu┼čtur. Ayr─▒ca onun s─▒fatlar─▒n ispat─▒ ve Cehmiyye’nin tenkidi noktalar─▒nda Ahmed b. Hanbel’den faydaland─▒─č─▒n─▒ söylemek mümkündür; her ikisinin kulland─▒─č─▒ delillerin benzerlik arzetmesi bunu teyit etmektedir. Allah’─▒n ar┼č─▒n üstünde istivâs─▒ ve iman─▒n art─▒p eksilmesi meselelerinde ise itikadî konular─▒n ço─čunda öncülük yapt─▒─č─▒ Mâtürîdiyye ile E┼č‘ariyye kelâmc─▒lar─▒ndan farkl─▒ dü┼čünmü┼čtür.

 

Yusuf ┼×evki Yavuz


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
S├╝meyye Abaci / 2.06.2015



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...