E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Cemaleddin Efgani

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
H├╝seyin Gazi Yurdayd─▒n Arab├ža
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 2134 Hit : 7340 Hata Bildirimi Tavsiye Et
Tan─▒t─▒lan Yazar─▒n Bilgileri
Yazar Ad─▒ Cemaleddin el Afgani
  ěČ┘ůěž┘ä ěž┘äě»┘Ő┘ć ěž┘äěž┘üě║ěž┘ć┘Ő ěž┘äěžě│ě»ěóěĘěžě»┘Ő
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 Gazaliye G├Âre Nazari ve Tatbiki Siyaset
2 Cemaleddin Efgani

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
website women affair open
click here why men cheat on beautiful women why do married men cheat
cialis coupon cialis coupon cialis coupon
abortion pill abortion pill abortion pill
progesterone progesterone progesterone
drug coupon cialis trial coupon

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

Cemaleddin Efgani  (1838-1897)

 

Tahtav├« ve Hayrettin, Avrupa'n─▒n sadece baz─▒ yeni fikir ve icadlar─▒ndan bahsediyorlard─▒. Avrupa'n─▒n bu fikir ve icadlar yolu ile elde etti─či mukavemet edilmez kudreti ├╝zerinde pek durmuyorlard─▒. Ger├ži Hayrettin, Osmanl─▒ meseleleri ├╝zerinde Avrupa'n─▒n tesirlerinin artmas─▒n─▒n tehlikelerinin fark─▒nda ─░di. Fakat buna, liberal devletlerin yard─▒m─▒ ├╝e mukavemet edilebilece─čini d├╝┼č├╝nm├╝┼čt├╝. Zaten Avrupa devletleri de, hen├╝z, siyas├« hayat─▒n as─▒l meselesi olacak kadar b├╝y├╝k olmam─▒┼člard─▒. Bu bak─▒mdan onlar i├žin as─▒l mesele, t─▒pk─▒ XVII ve XVIII. y├╝zy─▒l─▒n Osmanl─▒ yazarlar─▒ gibi, i├žerde g├Âr├╝len gerileme, bunun a├ž─▒k­lanmas─▒ ve durdurulmas─▒ meselesi idi. Bunlar i├žin, Avrupa'n─▒n siyas├« fikir ve baz─▒ pratik h├╝k├╝mlerini benimsemek zarur├« ve bu sebeple de Avrupa bir ├Â─čretmen ve Osmanl─▒ toplumunun hayat─▒n─▒ de─či┼čtirmek isteyenler i├žin siyas├« bir m├╝ttefik idi. E─čer Tahtav├« ve Hayrettin, eserlerini bir m├╝ddet sonra yazm─▒┼č olsalard─▒, ┼č├╝phesiz bunlar─▒ de─či┼čik bir a├ž─▒dan kaleme al─▒rlard─▒. Zira 1875 ile 1882 y─▒llan aras─▒nda olan olaylar, Avrupa ile Yak─▒n Do─ču aras─▒ndaki ili┼čkilere yeni bir anlay─▒┼č getirdi,

1875-78 Do─ču krizi g├Âsterdi ki bur Avrupa devletinin ordular─▒, imparatorlu─čun kalbine kadar sokulabilir ve bunun durdurulmas─▒ ancak bir di─čer Avrupa devleti sayesinde m├╝mk├╝n olabil├«rdi. Bu s─▒rada im­zalanan Berlin Antla┼čmas─▒ (1878) da ortaya koydu ki, imparatorlu─čun kaderi, art─▒k kendi elinde de─čildir.

1881'de Fransa, Tunus'u; 1882'de de ─░ngiltere M─▒s─▒r'─▒ i┼čgal etmi┼č, bu zamandan itibaren de Yak─▒n Do─ču'nun siyas├« d├╝┼č├╝ncesinde radikal bir de─či┼čme meydana gelmi┼čtir. Yak─▒n Do─ču hristiyanlar─▒ i├žin, Avrupa i┼čgalinin iyilik ve k├Ât├╝l├╝kleri, belki birbirini kar┼č─▒layabilirdi, fakat, ister t├╝rk, ister arap olsun, bir m├╝sl├╝­man i├žin Avrupa i┼čgali, kendi toplumunun tehlikede oldu─ču m├ón├ós─▒na geliyordu. ├ťmmet, kendisini siyas├« hayat─▒n her ┼čeklinde tezah├╝r ettiren siyas├« hir toplum idi ve kudreti olmayan bir toplumun, sonu gelmi┼č demekti. I├ž ├ž├Âk├╝nt├╝ meselesi, h├ól├ó zihinleri me┼čgul etmekte idi fakat ┼čimdi yeni bir mesele, ayakta kalma, ya┼čama meselesi ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒. M├╝sl├╝man memleketleri, d─▒┼čardan gelen yeni tehlikeye nas─▒l mukavemet edebileceklerdi ?

 

Bu s─▒ralarda Bulgarlar ve Bosnal─▒lar, isyan halinde idiler. Bu­nun sebebi, XIX. y├╝zydda yap─▒lan reformlar─▒n, imparatorlu─čun hristiyan tebaas─▒na, h├╝rriyet vermesi fakat onlara sadakat prensibini vermemi┼č olmas─▒ idi. Bu h├╝rriyet, onlara kendilerini imparatorluktan kurtarma iktidar─▒m vermi┼č; yabanc─▒ devletler, ├Âzellikle Rusya, bu husus­ta onlar─▒ cesaretlendirmi┼č, yard─▒m etmi┼čti. Bu durumda b├╝t├╝n bu un­surlar─▒n hirli─čini temin edecek bir prensibe ihtiya├ž vard─▒. Bu prensip, bu muhtelif ─▒rklar i├žin, m├╝┼čterek bir vatan yaratacakt─▒. B├Âyle bir prensip, ancak herkesin hak ve vazifelerini garantiye alan bir Anayasa ile veri­lebilirdi.

 

Bunlar, g├Âr├╝┼čleri esas itibariyle Gen├ž Osmanl─▒larla ayn─▒ olan Mithat Pa┼ča'n─▒n s├Âzleri idi. Ancak Mithat Pa┼ča'n─▒n onlarla her zaman uyu┼čtu─ču s├Âylenemezdi. Gen├ž Osmanl─▒lar, Mithat Pa┼ča'n─▒n otokratik temay├╝llerinden ┼č├╝phe etmekte idiler.

 

1876 May─▒s─▒nda isyanlar─▒n ba┼člad─▒─č─▒ ve Rus m├╝dahelesinden korkuldu─ču bir s─▒rada Mithat Pa┼ča, bir darbe haz─▒rlam─▒┼č, Abd├╝l├óziz'i tahttan indirerek Murad'─▒ ge├žirmi┼č fakat Murad'─▒n deli oldu─ču anla┼č─▒l─▒nca tahta II. Abd├╝lhamit'i ge├žirmi┼čti.

 

Bu y─▒l─▒n sonunda da Anayasa il├ón edilmi┼čtir. Bu Anayasa'ya g├Âre sorumlu na­z─▒rlar tayin edilmi┼č, bir Ayan (Senato), se├žilmi┼č bir Millet Meclisi (Mec­lis-i Meb'usan) kurulmu┼č oluyordu.

1877'de ilk Millet Meclisi se├žimi ya­p─▒ld─▒. Se├žilenlerin hepsi, t├╝rk├že konu┼čamad─▒─č─▒ gibi, parlamento m├╝zakere­lerinin nas─▒l olaca─č─▒ hakk─▒nda bir bilgileri de yoktu.

 

Meclis Reisi Ahmet Vefik Pa┼ča idi. Ona g├Âre, imparatorlu─ču ayakta tutan kuvvetleri, yani h├╝k├╝mdar─▒n otoritesini ve m├╝sl├╝man unsurun hakimiyetini zay─▒flatacak hi├žbir ┼čey yapamazd─▒. B├╝t├╝n bunlara ra─čmen, ger├žek m├ón├óda tart─▒┼čma ve m├╝zakereler yap─▒l─▒yor, siyas├« fikirler ifade ediliyor, naz─▒rlar ve saray memurlar─▒ tenkid ediliyor ve bir muhalefet grubu ortaya ├ž─▒k─▒yordu.

 

Fakat Anayasa'n─▒n d├╝┼čmanlar─▒ vard─▒. Ulema, muhafazak├órlar ve sultan─▒n kendisi. Tahta ge├žmeden ├Ânce Gen├ž Osmanl─▒larla temas─▒ olan Abd├╝lhamit, ┼čahs├« kudretinden fedak├órl─▒k etmek istemiyordu. Halbuki Parlamentodaki muhalefet, sertle┼čiyor, itimat etmedikleri naz─▒rlar─▒, de─či┼čtirmek istiyor ve eski Ba┼čvekil ile Ruslara kar┼č─▒ olan son sava┼čta ba┼čar─▒ kazanam─▒yan generallerin cezaland─▒r─▒lmas─▒n─▒ istiyorlard─▒.

 

Abd├╝lhamit, Anayasa'y─▒ ─░lga etmemekle beraber, Parlamento'yu belirsiz bir zaman i├žin kapatt─▒, Mithat Pa┼ča da, Abdulazizin katili olarak itham edilerek tevkif edildi ve ├Âl├╝me mahk├╗m edildi. ├ľl├╝m cezas─▒ de─či┼čtiri­lerek, Hicaz'da mecbur├« ikamete ├ževrildi ve bir ka├ž y─▒l sonra da orada ├Âld├╝r├╝ld├╝,

 

B├Âylece tarihimizde ilk Anayasa hareketi durdurulmu┼č oluyordu. Abd├╝lhamit, art─▒k en ├╝st├╝n otorite idi ve kendinden ├Ânceki h├╝k├╝mdar­lar─▒n durumunu iktisap etmi┼č oluyordu, idar├« reformlar yap─▒lacak fakat hu reformlar, yukardan olacakt─▒. ─░lk y─▒llarda bu siyaset y├╝r├╝t├╝ld├╝. Adalet ve idare cihaz─▒n─▒n modernle┼čtirilmesi, merkeziyet├žilik, ilk defa telgraf kullan─▒lmas─▒, demiryollar─▒ yap─▒lmas─▒, g├Â├žebelerin yerle┼čtiril­mesi, tar─▒m─▒ te┼čvik, t├╝rl├╝ dereceden okullar a├ž─▒lmas─▒ gibi.

 

Fakat zamanla yaln─▒z siyasetinde de─čil, ayni zamanda onun ├ž├Âz├╝m ┼čeklinin tabiat├«nde de bir de─či┼čiklik oldu. Liberal bir h├╝k├╝mdar olarak II. Mahmut dev­rinden beri geli┼čerek olu┼čmu┼č olan b├╝t├╝n m├╝sl├╝man, hristiyan ve yahudi tebaas─▒n─▒n babas─▒, bat─▒ istikametindeki reformcu kuvvetlerin lideri durumundaki sultan anlay─▒┼č─▒, ortadan kalkmad─▒ fakat, yava┼č yava┼č di─čer bir anlay─▒┼čla g├Âlgelendi.

 

Bu da onun yery├╝z├╝nde Allah'─▒n g├Âlgesi ve ├╝mmeti savunmak i├žin taht etraf─▒nda b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒ toplama amac─▒n─▒ g├╝den s├╝nn├« m├╝sl├╝manlann sultan─▒ olmas─▒ idi. Onun hac yol­lar─▒n─▒n hamisi olmas─▒ meselesine ├Ânem verildi.

1903'de ba┼čl─▒yan ┼×am-Mekke demiryolu, 1908'de tamamland─▒.

Sultan─▒n, halife oldu─ču yolundaki iddias─▒ ├╝zerinde de duruldu. Bu iddia ├╝zerinde, ilk defa 1768-74 sava┼č─▒ sonunda Rusya ile olan m├╝zakerelerde bir pazarl─▒k meselesi yap─▒larak durulmu┼č, bu i┼č, Abd├╝l├óziz zaman─▒nda da cidd├« bir ┼čekilde benimsen­mi┼čti. Anayasa'da da sultanin halife unvan─▒ ve m├╝sl├╝man dininin hamisi oldu─ču belirtilmi┼čti.

 

Abd├╝lhamit zaman─▒nda bu iddia, daha da ileri g├Ât├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r. Bu konu ├╝zerinde durulmas─▒n─▒n sebebi Avrupa devletlerine kar┼č─▒ y├╝r├╝t├╝len b├«r siyaset olmas─▒ idi. Zira Ruslar─▒n, Kafkaslar ve T├╝rkis­tan'da, Frans─▒zlann Kuzey Afrika'da, ─░ngilizlerin Hindistan'da m├╝sl├╝­man tebaalar─▒ vard─▒. E─čer bu devletler, sultan ├╝zerinde bask─▒lan─▒n art─▒racak olurlarsa, bu m├╝sl├╝manlar aras─▒nda kar─▒┼č─▒kl─▒k ├ž─▒kar─▒labilirdi.

 

Bu siyaset ile ayn─▒ zamanda imparatorlu─čun m├╝sl├╝man tebaas─▒n─▒n sadakatini kuvvetlendirmek amac─▒ g├╝d├╝l├╝yordu. Hukukun l├óikle┼č­mesinin, liberal ya da milliyet├ži d├╝┼č├╝ncelerin, bu ba─čl─▒l─▒─č─▒ zay─▒flatabilece─č├« d├╝┼č├╝n├╝l├╝yordu.

 

Saltanat─▒n, T├╝rkler i├žin mill├« bir karakteri vard─▒. Bu bak─▒mdan sultan ile halk aras─▒nndaki s─▒k─▒ ba─č, imparatorlu─čun son g├╝nlerinde oldu─ču gibi kopmam─▒┼čt─▒. Bu bak─▒mdan bir isl├óm├« siyaset, daha ├žok Arnavutlara ve ├Âzellikle de araplara kar┼č─▒ idi. Araplar, im­paratorluk i├žinde, en b├╝y├╝k m├╝sl├╝man grubu te┼čkil ediyordu. Dillerini b├╝t├╝n ├╝mmete yaym─▒┼člard─▒. Asya  ve  Afrika'da Halife-Sultan lehine onlar─▒n deste─čini kazanmak l├óz─▒md─▒. Onlar, ├Âzellikle Afrika i├žin bir k├Âpr├╝ba┼č─▒, bir anahtar durumunda idiler. Onlar yoluyla, impara­torluk, Afrika'da Avrupa kontrol├╝ne kar┼č─▒ koyabilirlerdi. Belki de is­l├óm'─▒n yay─▒ld─▒─č─▒ yerlerde yeni araziler kazanabilirdi. B├Âylece Pan-─░sl├ómc─▒ propaganda, esas itibariyle Arap idi ve Arap men┼čeli kimseler vas─▒tasiyle yap─▒ld─▒.

 

Ahmet Far─░s el-┼×idyak, Abd├╝l├óziz devrinde bu maksat i├žin kullan─▒lanlar─▒n ilki idi.

Abd├╝lhamit, etraf─▒na ba┼čka­lar─▒n─▒ toplad─▒. Saray─▒nda her biri bir tak─▒m tar├«katlerle ilgili bir tak─▒m Arap me┼čayihi vard─▒. ┼×azeli tar├«katinden Mekkeli ┼×eyh Muhammed Zaf├«r, Hadramevtli Alev├« ailesinden ┼×eyh Fadl, en n├╝fuzlular─▒ndan biri olarak da R─▒fa'├« tar├«katinden ┼×eyh Ebu'l-huda el-Sayyad├« bunlar aras─▒nda idi.

 

Bu zat, Halep b├Âlgesinde, en az iki nesil tasavvuf├« tar├«katlerde ├╝n sahibi ki┼čiler yeti┼čtirmi┼č bir aileye mensuptu. Kudretli bir ┼čahsiyeti vard─▒. Ba─čdad'a, sonra ─░stanbul'a gelmi┼č, Abd├╝lhamit ├╝zerinde b├╝y├╝k bir n├╝fuz kazanm─▒┼čt─▒. Bu k─▒smen, insan ├╝st├╝ kudretlere sahip oldu─ču yolundaki ├╝n├╝nden, k─▒smen de siyas├« anlay─▒s─▒ndan id├«. Sultan'─▒n din├« siyaseti ├╝zerinde ├Ânemli bir rol oynad─▒. Mensur ve manzum bir ├žok eserler yazd─▒. Bunlarda, ayn─▒ konu i┼členiyor, Rifa├« tar├«katinin ba┼čar─▒lar─▒ ile kendi cedleri anlat─▒l─▒yordu. ─░sl├óm'─▒n tasavvuf├« bir a├ž─▒klama­s─▒ yap─▒larak, onun, Vahhab├«lik ve benzeri cereyanlara kar┼č─▒ savunmas─▒ yap─▒l─▒yordu. Ayn─▒ zamanda Sultan─▒n, halife oldu─ču─▒ fikri savunuluyor ve b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar, onun etraf─▒nda toplanmaya ├ža─č─▒r─▒l─▒yordu.

 

Onun iddias─▒na g├Âre, halifelik, ─░man i├žin zarur├«dir ve Ebubekir'den bu tarafa Osmanl─▒lara me┼čru olarak ge├žmi┼čtir. Halife, yery├╝z├╝nde Allah─▒n g├Âlgesi, onun emirlerinin icrac─▒s─▒d─▒r. B├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar, ona itaat etmeli, do─čru i┼č yaparsa, ona m├╝te┼čekkir kalmal─▒, yanl─▒┼č bir ┼čey yaparsa, sab─▒rl─▒ olmal─▒d─▒r. Hatta hal├«fe, onlara Allah─▒n kanunlar─▒n─▒ bozmay─▒ emrederse, ona itaatsizlikten ├Ânce, onun i├žin dua etmelidirler. Bilmelid├«rler ki, Allah, onu de─či┼čtirmek iktidar─▒na, onlardan daha ├žok sahiptir.

 

Devrimci Pan-islâmizm

Bununla beraber, m├╝┼čterek d├╝┼čman kar┼č─▒s─▒nda Isl├óm'─▒n birli─či gayesini g├╝den di─čer bir fikir hareketi daha vard─▒. Bu fikir hare­ketine Devrimci Pan-isl├ómizm ad─▒ verilebilir.

Din├«, mill├« duygular ve Avrupa'n─▒n radikalizmi, bu hareketin temsilcisi Cemaleddin Afgan├« (1839-1897) 'nin ki┼čili─činde birle┼čmi┼č gibidir.

 

├çok canl─▒ ve hareketli bir hayat─▒ olan Afgan├«'nin, hayat─▒n─▒n gene de esrarl─▒ kalm─▒┼č taraflar─▒ vard─▒r. Men┼čei dahi a├ž─▒k olarak belli de─čildir. Peygamberin soyundan gelen bir "seyyid" oldu─ču dah├« iddia edilmi┼čtir. Acaba o, kendisinin s├Âyledi─či gibi b├«r Afgan, yoksa d├╝┼čmanlar─▒n─▒n iddia etti─či gibi bir ─░ranl─▒ m─▒yd─▒?

 

D├╝┼čmanlar─▒ndan ┼×eyh  Ebu'l-Huda,"el-muta'afgin'' demekte, ger├žekte Mazenderan'I─▒ bir ─░ranl─▒ oldu─čunu iddia etmektedir.

O, e─čer ─░ranl─▒ ise, ┼čii olmas─▒ gerekir. Kendisinin bir Afgan oldu─čunu s├Âylemekle o, belki de bunu ink├ór etmek istemi┼čtir. Zira hayat─▒n─▒n b├╝y├╝k bir k─▒sm─▒, s├╝nn├« memleketlerinde ge├žmi┼čtir. Ye─čeni oldu─čunu iddia eden bir ─░ranl─▒, Afgan├«'nin do─ču┼ču itibariyle Iranl─▒ oldu─čunu, Necef ve Kerbel├ó gibi ┼či├« kutsal ┼čehirlerinde tahsil etti─čini iddia etmektedir.

Bu hususun do─čru olmas─▒, muhtemeldir. Zira yaz─▒lar─▒ ve konu┼čmalar─▒, onun ─░sl├óm felsefesini, hususiyle ─░bn Sina'y─▒ iyi bildi─čini g├Âstermektedir. Bu bilgilerin ise, o zaman, s├╝nn├« merkezlerden ziyade, bunlar─▒n canl─▒ bir ┼čekilde muhafaza edildi─či ┼či├« okullar─▒ndan edinilmesi m├╝mk├╝n idi.

 

─░slami gelene─če g├Âre, ─░yi bir tah­sil yapm─▒┼č olan Afgan├«, ilk gen├žlik y─▒llar─▒nda Hindistan'da modern Avrupa'n─▒n matematik ve di─čer ilimleri ile temasa geldi. Bundan sonra Afganistan'da, h├╝k├╝mdar─▒n tevecc├╝h├╝n├╝ kazanmak suretiyle, siyas├« faaliyetlerde bulundu. Fakat d├╝┼čmanlar─▒n─▒n bask─▒s─▒ ile oradan ayr─▒lmak zorunda kalarak ─░stanbul'a gitti. ─░stanbul'a giderken k─▒sa bir m├╝ddet M─▒s─▒r'da kald─▒. Orada, Ezher'in Muhammed Abduh isimli gen├ž bir ├ľ─črencisi ile tan─▒┼čt─▒.

 

─░stanbul'da kudretli bir hami bulmu┼čtu. Bu reform taraftan devlet adam─▒ ├éli Pa┼ča idi.

Fakat verdi─či bir kon­feransta, ─░sl├óm filozoflar─▒ gibi felsefeyi, peygamberlik seviyesine ├ž─▒karm─▒┼č g├Âr├╝nd├╝─č├╝nden muhafazak├órlar─▒n d├╝┼čmanl─▒─č─▒n─▒ celbetti, 1871 de M─▒s─▒r'a gitti. Liberal g├Âr├╝┼čl├╝ bir naz─▒r olan Riyaz Pa┼ča, ona maa┼č ba─člad─▒.

M─▒s─▒r'da sekiz y─▒l kald─▒. Bu zaman, hayat─▒n─▒n en verimli devresi idi.

 

Bu s─▒rada esas itibariyle Ezherli bir grup gen├ž adam─▒n, yol g├Âsteri­cisi ve gayri resmi ├Â─čretmeni oldu. Bunlar, M─▒s─▒r'─▒n hayat─▒nda ├Ânem­li roller oynad─▒lar ve daima Afgan├«'nin tesiri alt─▒nda idiler.

 

Muham­med Abduh'dan sonra bu grup, elli y─▒l sonra, M─▒s─▒r milletinin lide­ri olacak olan Sa'd Zagl├╗l'├╝ de ihtiva ediyordu.

Afgan├«, bunlara, genellikle kendi evinde Kel├óm, F─▒k─▒h, Tasavvuf ve Felsefe dersleri veriyor, onun anlad─▒─č─▒ ger├žek ─░sl├óm'─▒ anlat─▒yordu.

Fakat onlara bir ┼čey daha ├ľ─čretiyordu ki bu da, Avrupa m├╝dahalesinin tehlikesi, ona mukavemet edebilmek i├žin milli birlik ihtiyac─▒, m├╝sl├╝man milletlerin da­ha geni┼č bir birli─če olan ihtiyac─▒., h├╝k├╝mdar─▒n kudretini s─▒n─▒rlamak i├žin bir Anayasa'nm zorunlulu─ču.

 

├ľ─črencilerini yazmaya, gazete ├ž─▒karmaya, bir kamuoyu te┼čkiline te┼čvik etti ve onlar yoluyla mill├« ┼čuurun ilk uyan─▒┼č─▒n­da, Hidiv ─░smail zaman─▒ndaki memnuniyetsizliklerde onun da hissesi olmu┼č oldu. O s─▒rada ─░smail'in o─člu Tevfik ile dost├ža m├╝nasebetleri vard─▒ fakat h├╝k├╝mdar olarak Tevfik, veliahdli─činden daha az liberaldi ve "Hidiv" oldu─ču zaman, ya ─░ngiliz konsolosunun bask─▒s─▒, ya da onun ayd─▒nlar ├╝zerindeki tesirinden korkulmas─▒ y├╝z├╝nden Afgan├«'yi Hin­distan'a g├Ânderdi,

 

Afgan├«, bundan sonra Hindistan'da ya┼čad─▒, M─▒s─▒r'─▒n ─░ngilizler taraf─▒ndan i┼čgali s─▒ras─▒nda muhafaza alt─▒nda tutuldu.

Fakat 1884'de Pariste idi. Orada Muhammed Abduh ile bulu┼čtu. Beraberce ─░sl├óm'─▒n birli─či ve ─░sl├óm d├╝nyas─▒ i├žin gerekli reformlar ├╝zerinde ├žal─▒┼čmak ├╝zere, gizli bir cemiyet kurdular. Cemiyetin Tunus'da bir ┼čubesi oldu─ču bilinmektedir. Cemiyetin, ayr─▒ca el-urva el-Vuska adl─▒ arap├ža derginin 18 say─▒s─▒n─▒ ├ž─▒kard─▒─č─▒ bilinmektedir.

 

Dergi, k─▒smen b├╝y├╝k devletlerin ─░sl├óm memleketlerindeki siyasetlerinin, ├Âzellikle ─░ngiltere'nin M─▒s─▒r ve Sudan'daki siyasetlerinin tahliline, k─▒smen de ─░sl├óm d├╝nyas─▒n─▒n i├ž zay─▒fl─▒─č─▒n─▒n a├ž─▒klanmas─▒ ve m├╝sl├╝manlar─▒n kendileri ├╝zerinde d├╝┼č├╝n­celeri ve kendilerini tedavi etmeleri i├žin gerekli yollar─▒n neler olabilece─či konular─▒na tahsis edilmi┼čti. Derginin ad─▒ Abduh'un, fikirleri Afgan├«'nin idi. Ancak gerek fikirleri ve gerekse dili bak─▒m─▒ndan bu, en m├╝essir arap├ža dergilerden biri oldu. ─░ngiliz kontrol├╝ alt─▒ndaki memleketlere sokulmas─▒ yasaklanm─▒┼č olmas─▒na ra─čmen, hemen her tarafa yay─▒ld─▒.

 

Paris'te bulunu┼ču s─▒ras─▒nda ki┼čili─či ve d├╝┼č├╝nceleri, ─░sl├óm d├╝nyas─▒ ├«le ilgilenen Avrupal─▒lar aras─▒nda son derece ilgi uyand─▒rd─▒. ─░sl├óm'─▒n ilme kar┼č─▒ olan durumu hakk─▒nda Renan ile ihtil├óf halinde idi. 1884-5 de M─▒s─▒r ve Sudan'─▒n istiklali hakk─▒nda ─░ngiliz devlet adamlar─▒ ile olan m├╝zakereleri idare etti. Bu m├╝zakereler, Wilfrid Blunt'─▒n arac─▒l─▒─č─▒ ile ba┼člam─▒┼čt─▒.

 

Blunt, A. Hourani'nin yazd─▒─č─▒ ├╝zere, ┼čair, aristokrat ve yeni emperyalizmin kabal─▒─č─▒ ile ├╝rkm├╝┼č eski moda bir vatan severdi. XIX. y├╝zy─▒l makine medeniyetinden nefret eden bir romantik idi. Garip yer­leri ve Arap atlar─▒n─▒ seviyordu. 1877-8'de kar─▒s─▒ ├«le Suriye ve Arabistan ├ž├Âllerini dola┼čt─▒. 1879'da Necd'e kadar vard─▒lar. Orada ─░bn Re┼čid'in k├╝├ž├╝k krall─▒─č─▒, kaba m├╝savat├ž─▒l─▒─č─▒ ve patriarkal adaleti ile ilk Vahhab├« devletinin harabeleri ├╝zerine kurulmu┼čtu, iptidai sertli─čine ra─čmen, bu, onlara insan h├╝rriyetinin idealini kavr─▒yor gibi g├Âr├╝nd├╝.

 

1880'de b├«r m├╝ddet, arap├žas─▒n─▒ ilerletmek ve ─░sl├óm'─▒n modern hareket ve mese­leleri ├╝zerinde ├žal─▒┼čmak ├╝zere, M─▒s─▒r'a yerle┼čti. Orada Abduh'a rastlad─▒ ve ─░lk defa Afgan├«'nin ad─▒n─▒ duydu ve b├Âylece de ─░sl├óm d├╝nyas─▒ndaki yenilik ruhunu tan─▒m─▒┼č oldu. Bir seri makale halinde yazd─▒─č─▒ m├╝┼čahade ve d├╝┼č├╝nceleri 1882'de The Future of islam {─░sl├óm'─▒n gelece─či) ba┼čl─▒─č─▒ ile bir kitap halinde bas─▒ld─▒.

 

 ─░ngiliz i┼čgali alt─▒ndaki M─▒s─▒r'da geli┼čen olaylar─▒ yak─▒n bir ┼čekilde takip etti ve bu tecr├╝be, onun, M─▒s─▒r'da oldu─ču kadar ─░rlanda ve Hindistan'daki mill├« hareketlere de sempati besleme­sine sebep oldu,

 

1881-2 M─▒s─▒r buhran─▒nda ger├žekten m├╝him bir rol oynad─▒. Urabi Pa┼ča h├╝k├╝meti ile Gladstone aras─▒ndaki ba─č─▒ muhafazaya ├žal─▒┼čt─▒. Fakat Gladstone ├╝zerinde m├╝essir olamad─▒ ve belki de b├Âylece kendi n├╝fuzu ve ingiltere'nin yapmak istedi─či ┼čeyler hususunda M─▒s─▒r'l─▒lara yanl─▒┼č bir intiba vermi┼č oldu. ┼×imdi, o, ─░ngiltere'nin M─▒s─▒r ve Sudan'­daki siyaseti ile ilgileniyordu. Sudan'da Mehd├« hareketi geli┼čmekte idi.

 

Afgan├«, Ezher'deki eski Sudanl─▒ ├Â─črencileri arac─▒l─▒─č─▒ ile Mehd├« ile temas etti. O s─▒rada onun ad─▒na hareket etmesi i├žin kendisine sel├óhiyet verilmi┼č olmas─▒ da m├╝mk├╝nd├╝r.

 

1885'de Afgan├«'yi o s─▒rada k─▒sa iktidar─▒n─▒n zirvesinde olan Lord Randolph Churchill ile M─▒s─▒r'─▒n gelece─čini tart─▒┼čmak ├╝zere, bir m├╝ddet kald─▒─č─▒ Londra'da g├Âr├╝yoruz. Bu s─▒rada Afgan├«, ─░sl├óm d├╝nyas─▒ i├žin Rusya'n─▒n, Ingiltere'den daha b├╝y├╝k bir tehlike oldu─ču kanaatinde idi. Rusya, Orta Asya'ya do─čru ilerlemekte idi. Bu sebeple o, b├«r Anglo-├«sl├óm yak─▒nla┼čmas─▒ istemekte idi. Bu husustaki g├Âr├╝┼čmeler, bir netice vermedi,

 

Afgan─▒'nin Londray─▒ ziyareti de, ho┼č olm─▒yan bir olay ile sona erdi. Blunt'in evinde iki do─čulu arkada┼č─▒ kavga ettiler ve ┼čemsiyelerle- birbirlerinin kafalar─▒na vurdular. Blunt, bu olay ile ilgili olarak ÔÇśÔÇÖOnIara, her ikisine de, evi terketmelerini rica etmek mecburiyetinde kald─▒m ve Seyyid onlar─▒ takip etti. Seyyid'e de ba┼čka bir yere yerle┼čmesi gerekti─čini tavsiye ettim" diye yazmakta­d─▒r.

 

B├Âylece Afgan├« Anglo-lsl├óm anla┼čmas─▒ hususunda ├╝mitsizli─če d├╝┼čm├╝┼čt├╝. ─░ran'a, ba┼čka imk├ónlar─▒ denemek ├╝zere Rusya'ya gitti. Sonra tekrar ─░ran'a gelerek ┼×ah Na┼čir el-Din'e m├╝┼čavir oldu.

 

Fakat bir sene i├žinde ┼×ah ile aras─▒ a├ž─▒ld─▒. ┼×ah, yabanc─▒ bir firmaya t├╝t├╝n imtiyaz─▒ vermek istiyordu, Afgan├«, ona kar┼č─▒ halk─▒ ayakland─▒rmak istedi. Bu sebeple 1891'de ─░ran'dan ├ž─▒kar─▒ld─▒. ┼×ah'─▒n siyasetine kar┼č─▒ bir muha­lefet uyand─▒rmak i├žin ─░ran'da ve Avrupa'da bir bas─▒n sava┼č─▒ a├žt─▒,

 

Bir y─▒l sonra Abd├╝lhamit taraf─▒ndan ─░stanbul'a davet edildi. Ba┼člang─▒├žta Sultanin iltifatlar─▒ndan memnun idi ve saraya tesir etmi┼čti. Fakat ┼×eyh Ebu'l-Huda'n─▒n d├╝┼čmanl─▒─č─▒n─▒ ├╝zerine ├žekti.

 

1896 y─▒l─▒nda olan ┼×ah Nas─▒r el-Din'in katlinden sorumlu tutuldu. Onu haz─▒rlay─▒p haz─▒r­lamad─▒─č─▒ bilinmemekle beraber, onu m├╝mk├╝n k─▒lan atmosferin yarat─▒l­mas─▒na yardim etmi┼čti. Ayr─▒ca, olaydan sevinmi┼čti.

Bu olaylar g├Âster­mi┼čtir ki, kendi de─čerleri ile ─░sl├óm'─▒n degerlerini ayn─▒ tutan bu adam, asla bir mutlak h├╝k├╝mdar─▒n kulu olamazd─▒.

 

Ger├žekten Afgan├«, kendisini tan─▒yan herkes ├╝zerinde o kadar ho┼č olmamakla beraber kuvvetli bir intiba b─▒rak─▒yordu. M├╝nzev├«, inan├žlar─▒­na s─▒k─▒ s─▒k─▒ya ba─čl─▒, ┼čeref ve din konusu olunca ├žabuk ├Âfkelenen, inat­├ž─▒, dik kafal─▒, ehlile┼čtirilememi┼č bir ki┼či; Blunt'─▒n ifadesi de "deha sahibi bir vah┼či adam idi." Bir ├žok dil bilen, Kahire kahvelerinde veya ─░s­tanbul'daki yald─▒zl─▒ hapishanesinde arkada┼člariyle b─▒kmadan, usanmadan konu┼čan, konu┼čmaya d├╝┼čk├╝n, iyi konu┼čan bir insan ve insanlar─▒ s├╝r├╝kle­yen bir halk hatibi idi.

 

Yazmay─▒ sevmezdi. Bu sebeple az yazd─▒. Siyas├« makalelerinden ba┼čka, bir ka├ž eser, onun genel fikirlerini ifade etmekte­dir. Bunlar da, Renan'─▒n L'Islamisme et la strience adl─▒ konferans─▒na bir cevap olan Materyalistlere reddiyesi ile el-'Urvat el- Vuska'daki ba┼čl─▒ca makaleleridir. Bunlardan ve baz─▒ ├Âgrenci lerinin, konu┼čmalar─▒ de ilgili raporlar─▒ndan, onun ├Â─čretisini a├ž─▒k├ža belirtmek m├╝mk├╝n ol­maktad─▒r,

 

 

Afgan├«'nin D├╝┼č├╝nce Sistemi

Afgan├«, hayat─▒n─▒n b├╝y├╝k k─▒sm─▒n─▒ Avrupa'n─▒n yay─▒lmas─▒ tehlike­sine kar┼č─▒ ─░sl├óm memleketlerinin korunmas─▒ meselesine hasretmi┼čtir. Bununla beraber, d├╝┼č├╝nce sistemi, m├╝nhas─▒ran siyas├« de─čildir.

 

Onun i├žin esas mesele, ─░sl├óm memleketlerini siyas├« bak─▒mdan nas─▒l kuvvetli ve ba┼čar─▒l─▒ yapmak de─čil, daha ziyade m├╝sl├╝manlann, dinlerini nas─▒l do─čru anlamalar─▒ ve onun ├Â─čretisine uygun ya┼čamalar─▒ meselesi idi. E─čer onlar, b├Âyle yapsalard─▒, memleketleri de bunun zarur├« bir sonucu olarak kuvvetli olurdu. D─▒┼čardan bir tehlike olmad─▒─č─▒ m├╝ddet├že, mesele, esas itibariyle bu ┼čekilde idi.

Ancak Avrupa'n─▒n kudreti ve bask─▒s─▒, onu daha acil bir konu ├╝zerinde d├╝┼č├╝nmeye ┼čevketti.

 

Afgan├«, Avru­pa'n─▒n kudretinin b├╝t├╝n d├╝nyaya yay─▒ld─▒─č─▒ bir zamanda ya┼čam─▒┼čt─▒, ├Âyleki o zaman, Avrupa devletlerinin bask─▒ ve rekabetlerinin d─▒┼č─▒nda ve uza─č─▒nda kalmak m├╝mk├╝n de─čildi. O, hayat─▒n─▒n her safhas─▒nda bunu hissetmi┼čti, Afganistan siyaseti ile ilgilendi─či zaman, Hindistanda ya┼čad─▒─č─▒ ve seyahat etti─či zaman, M─▒s─▒r'da b├╝t├╝n banka tahvil├ót─▒n─▒ ellerinde tutanlara, iran'daki t├╝t├╝n kumpanyas─▒na kar┼č─▒ ├ž─▒kt─▒─č─▒, kar┼č─▒ ├ž─▒kanlara yard─▒m etti─či zaman, bu, daima b├Âyle olmu┼čtu,

 

ingiltere'den gelecek tehlikenin daha fazla oldu─čuna kani idi.

El-Urvat et-Vuska'da. Frans─▒z, Hollanda ve Rus emperyalizmi hakk─▒nda pek hir ┼čey yoktur, Fransa'n─▒n ├çin Hindini i┼čgalinden ┼č├Âyle b├«r bahsedildi─či g├Âr├╝l├╝r.

Rus yay─▒lmas─▒na kar┼č─▒, bir Anglo-─░sl├óm birli─či fikri ├╝zerinde durdu─ču zaman bile, ona g├Âre, m├╝sl├╝manlar─▒n as─▒l d├╝┼čman─▒, ─░ngiltere h├╝k├╝meti idi. Onun korktu─ču yaln─▒z do─črudan do─čruya asker├« m├╝cadele de─čildi. ─░ngilizler daha ince yollarla ├žal─▒┼č─▒yorlard─▒. Mesel├ó sadece bir oyunla, Bab├╝rl├╝lere yard─▒m bahanesiyle Hindistan'─▒ i┼čgal etmi┼člerdi. Ona g├Âre, ─░ngilizler, d├╝┼čmanlar─▒n─▒ b├Âlerler, imanlar─▒n─▒ zay─▒flatarak onlar─▒n mukave­metlerini k─▒rarlar. Bu sebepledir ki mesel├ó, General Gordon, M─▒s─▒r'dan Sudan'a Protestanl─▒─č─▒ yaymak ├╝zere misyonerler getirmi┼čti. Hindistan'­da ise materyalizm, te┼čvik ve cesaretlendirmekte idi,

 

Afgan├«'ye g├Âre Avrupa devletleri, i├ž b├╝nyeleri bak─▒m─▒ndan m├╝sl├╝­man devletlerinden ├╝st├╝n de─čildi. Sadece ─░ngiliz'in ├╝st├╝n oldu─čuna dair baz─▒ yerlerde hakim hir fikir vard─▒. Ancak bu bir vehim idi ve bu ger├žekten tehlikeli idi. B├Âyle vehimler, insan─▒ korkak yapar ve zamanla insan, korktu─čunu basma getirme meyli i├žinde bulunur.

 

─░┼čte bu s─▒rada Sudan'da Mehdi taraf─▒ndan kazan─▒lm─▒┼č olan ba┼čar─▒, e─čer uyan─▒rlarsa, m├╝sl├╝manlar─▒n ─░ngilizlere neler yapabilece─čini g├Âstermi┼čtir. E─čer m├╝sl├╝manlar─▒n ba┼čar─▒lar─▒ az ise, bunun sebebi, m├╝sl├╝manlar─▒n genellikle cahil olmas─▒, birlik ve beraberlik i├žinde bulunmamalar─▒ ve ├Âzellikle de kamu ile ilgili bir tak─▒m faziletlerinin eksik bulunmas─▒d─▒r, Hindistan ve M─▒s─▒r, ger├žekten uyan─▒r ve birlik olurlarsa, ─░ngiltere, oralarda kal─▒┼č─▒n─▒ garantileyemez.

 

Hemen belirtmeliyiz ki Urva, y├╝ksek bir d├╝┼č├╝nce eseri olmaktan ziyade, o zaman i├žin gerekli olan bir risale idi ve amac─▒ insanlar─▒n ruhlar─▒n─▒ y├╝kseltmek ─░di. E─čer Afgan├«, end├╝striyel ve teknik devrimler hakk─▒nda bir ┼čey s├Âylemiyorsa, bu, onun, bunlar─▒n fark─▒nda olmad─▒─č─▒ i├žin de─čildi. O biliyordu ki Avrupan─▒n basar─▒lar─▒, bilgiye ve bilginin tatbik alan─▒na sokulmas─▒na dayan─▒yordu. M├╝sl├╝man devletlerinin zay─▒fl─▒─č─▒n─▒n sebebi ise, cehalet idi. Bu sebeple do─ču, Avrupa'n─▒n faydal─▒ san'atlar─▒n─▒ ├ľ─čren­meli idi. As─▒l mesele, bunun nas─▒l ├ľ─črenilebilece─či idi. Onlar, basit bir taklit ile kazan─▒lamazd─▒. Onlar─▒n gerisinde b├╝t├╝n bir d├╝┼č├╝nce sistemi vard─▒. Daha ├Ânemlisi, sosyal hir ahl├ók sistemi vard─▒. M├╝sl├╝man memle­ketleri zay─▒ft─▒. ├ç├╝nk├╝ m├╝sl├╝man toplumlar─▒, her bak─▒mdan ├ž├Âk├╝nt├╝ halinde idi.

 

 

Bir uygarlık olarak İslâm

 

Bu noktada Afgan├«'nin d├╝┼č├╝ncesindeki bir yenili─čin, hi├ž de─čilse yeni bir a─č─▒rl─▒─č─▒n fark─▒na var─▒r─▒z. Art─▒k konu, bir din olarak ─░slam de─čil, daha ├žok bir uygarl─▒k olarak ─░sl├óm'd─▒r.

─░nsanlann hareketleri ile ilgili kurallar─▒n tesbiti, Allah─▒─▒n i┼či olarak ele al─▒nmamal─▒d─▒r, ├Ânemli olan, her y├Ân├╝ ile be┼čer├« bir uygarl─▒─č─▒n yarat─▒lmas─▒d─▒r.

Uygarl─▒k fikri, ger├žekten XIX. y├╝zy─▒l Avrupa's─▒n─▒n hen├╝z tohum halindeki fikirlerinden birisidir. Bu d├╝┼č├╝nce, isl├óm d├╝nyas─▒na Afgan├« vas─▒tasiyle ula┼čm─▒┼čt─▒r. Avrupa'da ona kl├ósik ifadesini veren, uygarl─▒k tarihi ile ilgili ─▒lcrsh'─▒ i─▒ide Guizot olmu┼čtur. Afgani, Guizot'u  okumu┼č tesiri alt─▒nda kalm─▒┼čt─▒r. Onun eseri, 1877'de arap├ža'ya ├ževrilmi┼č ve Afgan├«, terc├╝me hakkmda bir makale yazmas─▒ ve kitab─▒n doktrinini belirtmesi i├žin Abduh'a telkinde bulunmu┼čtur.

 

 

Bu ve buna benzer kitaplarda ona ├Ânemli g├Âr├╝nen ne idi?  

Her ┼čeyden ├Ânce, belirtmek gerekir ki, uygarl─▒k fikr├«, b├╝t├╝n tarih├« olaylar─▒n en can al─▒c─▒s─▒d─▒r. Di─čer olaylar hakk─▒nda ancak onunla bir h├╝k├╝m verilebilecek bir mahiyet arzetmektedir. Bu s├Âzc├╝─če verilen, ayn─▒ zamanda, ├ľzel bir anlam vard─▒. Bu, ┼čartlan─▒n de─či┼čtirmek isteyen bir halk─▒n, aktif, arzulu bir ┼čekilde ─░ler­lemesi anlam─▒na geliyordu. Bu da, iki istikamette olurdu: ya sosyal geli┼č­me, sosyal kudret ve refah─▒n artmas─▒ de ya da ferd├« geli┼čme yani insan─▒n melekelerinin, duygu ve fikirlerinin geli┼čmesi ile. Guizot'ya g├Âre, geli┼č­menin, bn her iki tipi de, insamn kendi iktidar─▒na ba─čl─▒d─▒r, insan, kendisi, fikirleri, duygular─▒, ahl├ók├« ve fikr├« davran─▒┼člar├«yle d├╝nyay─▒ idare eder. Toplumun ┼čartlan, insan─▒n ahl├ók├« durumuna dayan─▒r. Bu ahl├ók├« halin, ├ľnemli olan iki g├Âr├╝n├╝┼č├╝ vard─▒r. Bu, bir taraftan ak─▒l ve insanlar─▒n, akl─▒n kontrol├╝nde bulunan meyli ve hareketlerine sahip olmay─▒ istemek; di─čer taraftan akl─▒n ortaya koydu─ču fikir ve ahl├óki prensiplerin toplumun ├╝yeleri taraf─▒ndan umumi olarak kabul├╝ demek olan birlik ve bera­berlik.

 

Bu, Guizot'un Avrupa'y─▒ tasviri idi. Fakat bu, Afgan├«'ye, ayn─▒ zamanda ─░sl├óm uygarl─▒─č─▒n─▒n bir anlat─▒m─▒ gibi geldi. ─░sl├óm uygarl─▒─č─▒n─▒n y├╝ksek devirlerinde, ├╝mmet, geli┼čen hir uygarl─▒─č─▒n b├╝t├╝n zorunlu niteliklerine sahip bulunuyordu. Sosyal geli┼čme, ferd├« geli┼čme, akla inanma, birlik ve beraberlik. Sonra o, b├╝t├╝n bu ├ľzelliklerini kaybetti.

Afgan├«'nin ate┼čli mizac─▒, siyas├« g├Âr├╝┼č├╝ olan bir kimse olarak bu y├╝kselme ve ├ž├Âk­meleri, siyas├« ve asker├« terimlerle anlamaya meyletti. ─░sl├óm'─▒n ilk as­ker├« zaferleri, onun i├žin, sadece ─░sl├óm uygarl─▒─č─▒n─▒n tomurcuklanmas─▒­n─▒n bir sembol├╝ idi. Bir zamanlar yap─▒lm─▒┼č olanlar, tekrar yap─▒labilirdi, Bu da, bir taraftan akl─▒n meyvalar─▒n─▒ yani modern Avrupa'n─▒n ─░limlerini kabul etmekle, di─čer taraftan ve daha da esasl─▒ olarak ├╝mmetin birli─čini yeniden temin etmek suretiyle m├╝mk├╝n olabilirdi,

 

 

M├╝sl├╝manlar─▒n Birli─či

 

Birlik'e ├ža─čr─▒, ger├žekten Afgan├«'nin ├╝zerinde durdu─ču ba┼čl─▒ca konudur. M├╝┼čterek tehlike ve b├╝t├╝n m├╝sl├╝manlar─▒n payla┼čt─▒─č─▒ de─čerler, doktrin ayr─▒l─▒klar─▒n─▒ ve d├╝┼čmanl─▒k geleneklerini tasfiye etmelidir. Mezhep ayr─▒l─▒klar─▒, siyas├« bir engel olarak al─▒nmamal─▒ ve m├╝sl├╝manlar, din ayr─▒l─▒klar─▒na ├žok ├Ânem verdi─či i├žin mill├« b├╝t├╝nl├╝─č├╝n├╝ kaybeden Almanya ├Ârne─činden yararlanmal─▒d─▒rlar.

 

S├╝nn├« ve ┼či├«ler aras─▒ndaki ├Â─čreti ayr─▒l─▒klar─▒n─▒n en derin olanlar─▒ bile birle┼čtirilmelidir. B├Âylece o ─░ranl─▒larla Afganlar birle┼čmeye ├ža─č─▒nr. Hayat─▒n─▒n son devresinde de, bu iki mezhep aras─▒nda genel bir anla┼čma fikri ├╝zerinde durmu┼čtur. Belki de, kendi pan-─░sl├ómc─▒ propagandas─▒n─▒, ┼či├« d├╝nyas─▒na yayabilece─či d├╝┼č├╝ncesi, II. Abd├╝lhamid'i, Afgan├«'yi ─░stanbul'a davet etmeye sevketmi┼čti.

 

Her zaman oldu─ču gibi, Afgan├«'nin bir pl├ón─▒ oldu─ču anla┼č─▒lmaktad─▒r. Iran, sultan─▒ halife olarak tan─▒yacak; sultan, ┼čah'─▒ ba─č─▒ms─▒z olarak kabul edecek ve Irak'daki ┼či├« kutsal ┼čehirlerini ona verecekti. ─░stanbul'da bir isl├óm liderleri konferans─▒ toplanacak, bu kon­ferans m├╝┼čterek meseleler ├╝zerinde kararlar alacak ve bat─▒ sald─▒r─▒s─▒na kar┼č─▒ cihad il├ón edecekti. Afgan├«'nin bu m├╝nasebetle ┼či├« din adamlar─▒ ve di─čerleri ile yaz─▒┼čt─▒─č─▒ anla┼č─▒lmaktad─▒r. Ancak bu pl├ón─▒n da bir sonucu olmam─▒┼čt─▒r.

 

Birlik yolunda siyas├« ayr─▒lmalara ve s├╝l├óle ilgilerine m├╝saade edilmemelidir. M├╝sl├╝man h├╝k├╝mdarlar, Allah'─▒n hizmetinde bulunmal─▒d─▒r. Bu inan├ž, Afgan├«'nin m├╝sl├╝man idarecilere kar┼č─▒ olan tavr─▒n─▒ ve onun, onlarla olan ili┼čkilerinin tarihini a├ž─▒klamaktad─▒r. O, hi├ž bir zaman, bir h├╝k├╝mdar─▒n idaresini, di─čerleri ├╝zerine empoze etmeyi d├╝┼č├╝nmemi┼č­tir. Kafas─▒nda bir tek isl├óm devleti kurmak, ya da ilk devirlerin birle┼čik hal├«feli─č├«ni canland─▒rmak fikrinin bulundu─čuna dair bir i┼čaret yoktur. O, halifelikten bahsederken, kastetti─či, ruhan├« bir otorite'dir; ya da sadece ┼čeref bak─▒m─▒ndan bir ├Âncelik tan─▒mad─▒r. E─čer i┼čbirli─či ruhu, mev­cut olursa, birden fazla devletin varl─▒─č─▒n─▒n ├ľnemi yoktur. E─čer ruh, mevcut de─čilse, m├╝sl├╝manlar─▒n h├╝k├╝mdarlar─▒na itaat mecburiyetleri yoktur,

 

Afgan├«'nin zaman─▒n m├╝sl├╝man h├╝k├╝mdarlar─▒ hakk─▒nda k├Ât├╝ bir kanaati vard─▒. Ona g├Âre, onlar.mevkilerine l├óy─▒k kimseler de─čillerdi. Onlar, kendi zevk ve kaprislerinden ba┼čka bir ┼čey ├«le ilgili de─čillerdi. B├Âylece, ingilizlerin h├╝ner ve kurnazl─▒klar─▒n─▒n kolayca kurban─▒ oluyor­lard─▒. Onlar, milletle ne din, ne de ─▒rk bak─▒m─▒ndan bir ilgisi olmayan yabanc─▒ memurlara m├╝saade etmi┼člerdi. Onlar─▒n tavsiyelerine uyuyor­lard─▒. Despot, iyi niyetli ise, her┼čeyi kolayca yapabilir fakat despotizmin karakteri, her┼čeyin h├╝k├╝mdar─▒n karakterine ba─čl─▒ olmas─▒d─▒r. E─čer k├Ât├╝ hir idareci var ise mill├« kamu oyuna ├Ânderlik edenler, vakit ge├žirmeden, onu saf d─▒┼č─▒ etmelidirler.

Bu ifadelerde, Afgan├«'nin m├╝cadeleli hayat─▒n─▒n ve sonsuz dola┼čmalar─▒n─▒n bir a├ž─▒klamas─▒n─▒ g├Ârebiliriz. O, prensip itibariyle bur kanun-─▒ esasici de─čildir. Onun h├╝k├╝met ideali, daha fazla bu konu­daki isl├óm nazariyecilerininki gib id ir.

 

Afganî'nin Hükümet İdeali

 

Bu ideal, hat─▒rlanaca─č─▒ ├╝zere ┼č├Âyle a├ž─▒klanabilir:

Bir temel hukuk hakimiyetini tan─▒yan adil bir h├╝k├╝mdar.

Miza├ž itibariyle o, m├╝stebit ve sab─▒rs─▒zd─▒. B├╝t├╝n hayat─▒, yeni bir isl├óm nesli yeti┼č­tirmek i├žin birlikte ├žal─▒┼čaca─č─▒ bir m├╝sl├╝man h├╝k├╝mdar─▒ aramakla ge├žti. Bu h├╝k├╝mdar, Farab├«'nin nadiren geldi─čini s├Âyledi─či filozoflar─▒n yerine ge├žmek ├╝zere tavsiye etti─či "bir h├╝k├╝mdar─▒n himayesi ve onun bir filozof ile i┼čbirli─či" ┼čeklinde olacakt─▒. Her seferinde hayal k─▒r─▒kl─▒─č─▒na u─črad─▒. Tan─▒d─▒─č─▒ h├╝k├╝mdarlar, ne i├žtenlikle adil, ne de kendileri ├╝zerinde olan h├╝r kanun otoritesini tan─▒yorlard─▒. Afgan├«, adaletsizli─či protesto etmeleri gerekti─čine inanan fakat bunu yapam─▒yarak ona boyun e─čen ─░sl├óm d├╝┼č├╝n├╝rlerinden de─čildi. O, isyan etme hakk─▒n─▒n bulundu─ču g├Âr├╝┼č├╝n├╝ benimsemisti. Fakat bunlar, az─▒nl─▒kta idiler. Buna ra─čmen o, her seferinde kendisini hayal k─▒r─▒kl─▒─č─▒na u─čratan bir h├╝k├╝mdara, ┼čiddetle h├╝cum ederdi. Onun bu muhalefetleri, o s─▒rada ortaya ├ž─▒kmaya ha┼člayan anayasac─▒, mill├« ak─▒mlar─▒n kuvvetlenmesine yard─▒m etti. Kendi tahtlar─▒ etraf─▒nda m├╝sl├╝man hissiyat─▒n─▒ topl─▒yaca─č─▒n─▒ uman h├╝k├╝mdarlar ise, onun ger├žek niyetinin, onlar─▒n kudretini isl├óm hizmetinde kullanmak oldu─čunu anlam─▒┼člard─▒.

 

 

Birli─čin Esaslar─▒

 

Bu h├╝k├╝mdarlar─▒n en iyileri bile, ├žok ┼čey yapmalar─▒na ra─čmen, Afgan├«'nin zorunlu g├Ârd├╝─č├╝ her┼čeyi yapacak durumda de─čillerdi. Di─čer taraftan o, isl├óm birli─činden bahsetti─či zaman, sadece din├« ve siyas├« ├ľnderlerin i┼čbirli─čini anlamamakta id├«. O, bundan ├╝mmetin dayan─▒┼čmasm─▒ anlamakta idi. Her ├╝yenin di─čerleri ve b├╝t├╝n istikametindeki sorumluluk duygusu; toplum i├žinde birlikte ya┼čama ve onun refah─▒ i├žin birlikte ├žal─▒┼čma arzusunu anlamakta id├«. Dayan─▒┼čma toplumu bir arada tutan kuvvettir; o olmazsa toplum, ├ž├Âz├╝l├╝r. Dayan─▒┼čma, basan toplu­luklar─▒n─▒n birle┼čmesini sa─čl─▒yan adalet prensibine ba─čl─▒d─▒r. Bu prensibi tan─▒m─▒yan ve temelinde- adalet olmayan dayan─▒┼čma, taassub haline gel­mi┼č demektir.

 

Bu Dayan─▒┼čman─▒n, Di─čer Bir ─░fade ─░le Birli─čin ├çe┼čitli Esaslar─▒ Var­d─▒r:

 

Bu birlik, m├╝┼čterek bir d├«n├« inan├žtan, ya da mesel├ó dil gibi tabii bir akrabal─▒ktan meydana gelir, i┼čte burada Afgan├«, Avrupa ve ─░sl├óm uygarl─▒klar─▒ aras─▒nda esasl─▒ bir fark bulur. Onun belirtti─či ├╝zere Avrupa'­da ge├žerli olan b├«r ─░nanca g├Âre, mill├« olan dayan─▒┼čmalar iyidir ve derle­meyi temin edicidir. Halbuki din├« dayan─▒┼čmalar, daima mutaass─▒pd─▒rlar ve derlemeyi engelleyicidirler, Afgan├«'ye g├Âre, bu husus hristiyanl─▒k i├žin do─čru olabilir fakat ─░sl├ómiyet i├žin do─čru de─čildir. Zira, isl├óm'da din├« taassub nadiren olmu┼čtur ve derleme i├žin din├« dayan─▒┼čma esast─▒r. Bu, onun, m├«ll├« ve di─čer tabi├« ba─člar─▒ ink├ór etti─či anlam─▒na gelmez. O, il├óh├« hukuk ├╝zerine oldu─ču kadar, insan akl─▒ ├╝zerine kurulu faziletli bir devlet olabilece─čini kabul eder.

─░stanbul'u terketmesine sebep olan konferans─▒nda, o, bunu, filozoflar─▒ hat─▒rlatan s├Âzlerle belirtmi┼čtir; "B├Ây­lece insan toplumunun bir v├╝cudu meydana gelmi┼čtir. Fakat bu v├╝cud, ruh olmaks─▒z─▒n ya┼č─▒yamaz. Bu v├╝cudun ruhu, ya peygamberi'd├«r ya da felsef├« bir melekedir. Bunlardan birincisi, il├óh├« bir mevhibedir. Hal­buki ikincisi, d├╝┼č├╝nce, ├žal─▒┼čma ve ara┼čt─▒rma ile elde edilebilir."

 

─░nsani nitelikler ├╝zerine kurulu ve insan akl─▒n─▒n y├Ânetti─či toplumlar, din ├╝zerine kurulu olanlar kadar istikrarl─▒ olabilir. Hatta o, daha da istikrarl─▒ olabilir ve din├« hayat─▒n de─či┼čik kir safha arzetti─či zamanlarda bile ya┼čama­s─▒na devam edebilir. Ger├žekten, dil, istikrarl─▒ bir toplum yaratmada esasl─▒ bir unsurdur; m├╝┼čterek dilleri olmayan insan gruplar─▒, s─▒k─▒ bir birli─če sahip olamazlar. Bilgi ve h├╝nerleri ifade i├žin kendilerine mahsus bir dili olmayan bir grup, bunlar─▒ kolayca kaybedebilir. Din├« bir cemiyet bile e─čer m├╝┼čterek bir dili varsa, daha kuvvetli olacakt─▒r.

 

Afgan├«, bu­rada ┼ču fikri ileri s├╝rmektedir:

E─čer Osmanl─▒lar, b├╝t├╝n imparatorlu─čun dili olarak Arap dilini kabul etmi┼č olsalard─▒, ─░mparatorlu─čun m├╝sl├╝man halklar─▒ aras─▒nda bir yerine iki ba─č bulunacak ve ona g├Âre, imparatorluk, daha ziyade birlik i├žinde ve kuvvetli olacakt─▒.

Bundan ba┼čka belirtmeliyiz ki ona g├Âre, din├« ba─č, ayr─▒ iman sahibi insanlar aras─▒ndaki mill├« ba─člar─▒ yok etmez, M─▒s─▒r ve Hindistan gibi memleketlerde m├╝si├╝manlar, bu ├╝lkelerde ya┼č─▒yan di─čer insanlarla i┼čbirli─či yapma─ča mecburdurlar. Bu ├╝lkelerde ayr─▒ dinlere ba─čl─▒ kimseler, mill├« ├ž─▒karlar─▒ kapsayan iyi ili┼čkiler ve ahenk i├žinde bulunmal─▒d─▒rlar. Hatta denebilir ki milletin de ├╝st├╝nde tabii bir birlik ve dayan─▒┼čma vard─▒r: Bu ise, Avrupa'n─▒n yay─▒lma tehlikesine kar┼č─▒ do─ču halklar─▒n─▒ ba─čl─▒yan ba─čd─▒r. ─░lk say─▒s─▒nda Urva, genellikle do─čululara, ├Âzellikle de m├╝sl├╝manlara hitap etmekledir.

 

Bununla beraber, b├╝t├╝n bunlara ra─čmen, do─čru olarak kalan ger├žek ┼čudur ki m├╝si├╝manlar i├žin, hi├ž bir tabii ba─č, hatta vatanseverlik bile Isl├óm'm yaratt─▒─č─▒ ba─č─▒n yerine ge├žemez. M├╝sl├╝man milletler i├žin ger├žek birlik, m├╝┼čterek din├« inanca dayan─▒r. E─čer bu g├╝nk├╝ haller devam ederse, toplum, kendi kendine ├ž├Âz├╝lecektir. Afgan├«'nin inanc─▒ odur ki, bu, olmaktad─▒r. Onun korkusu, sadece ├╝mmet'in zay─▒flamas─▒ de─čil, fakat onun yok olmas─▒d─▒r.

 

─░sl├óm ├╝mmeti, ge├žmi┼čte siyas├« bir kurum olan hil├ófet ve ─░sl├óm'─▒n ger├žek ├Â─čretisini muhafaza ve temsil eden ulema sayesinde bir arada tutulmu┼čtur.

Fakat Abbas├«ler zaman─▒nda hil├ófet ve ulema birbirinden ayr─▒lm─▒┼č, daha sonra da hil├ófet, fiilen ortadan kalkm─▒┼čt─▒r. Ba─č─▒ms─▒z h├╝k├╝mdarl─▒klar ortaya ├ž─▒km─▒┼č ve birli─či temsil edici tek organ olarak ulema kalm─▒┼čt─▒r. Onlar, "'cemaatin ruhu ve m├╝s­l├╝man halk─▒n kalbi" olmu┼člard─▒r. Fakat zamanla, onlar dahi, muhtelif inan├ž, gruplar─▒na ayr─▒lm─▒┼člar ve pek az─▒ m├╝stesna hemen hepsi de ger├žek'-ten ayr─▒larak yanl─▒┼č bir tak─▒m g├Âr├╝┼člere saplanm─▒┼člard─▒r. Sonu├ž olarak, toplum, fiilen ├ž├Âz├╝lm├╝┼čt├╝r. M├╝cerret olarak inan├ž, onu bir arada tut­mak i├žin yeterli de─čildir; o, ger├žek insan├« ihtiya├žlar ve onlar─▒n tatmini ile takviye edilmelidir. G├Ân├╝ller ve ameller birlik halinde olmal─▒d─▒r; bu mevcut olmad─▒─č─▒ zaman, m├╝┼čterek inan├žlar, kendilerini sadece r├╝ya ve hayallerde ifade etmi┼č olurlar. Bu g├╝n fiilen olan da budur. Bir memlekette bir m├╝sl├╝man, di─čer b├«r yerdeki m ├╝s] ├╝ m anlar─▒n talihsiz─░lklerini duyar ve ona yard─▒m i├žin fiilen harekete ge├žmezse, bu bir ├Âl├╝ hakk─▒nda edilmi┼č olan bir teess├╝fe benzer. Bu sebeple, ├╝mmetin kurtu­lu┼ču, yaln─▒zca faziletli h├╝k├╝mdarlardan beklenemez. Gazeteler, okullar, birlik ruhunu yaymak ve genel ahl├ók seviyesini y├╝kseltmek bak─▒m─▒ndan faydal─▒ olsa bile, fazla bir ┼čey yapamazlar. Bilginler, isl├óm├« ger├že─če d├Ânmedik├že ve toplum, bir b├╝t├╝n olarak bunu kabul ve ona uygun bir ┼čekilde ya┼čamad─▒k├ža ─░sl├óm'da ger├žek bir reformdan s├Âz edilemez. ├ľyleyse, isl├óm├« ger├žek nedir?

 

 

─░sl├óm├« Ger├žek

 

Son olarak Afgan├«'nin b├╝t├╝n d├╝┼č├╝ncesi, bu nokta ├╝zerinde durmak olmu┼čtur. B├Âylece onun fikirlerini tahlil, ─░sl├óm d├╝┼č├╝ncesinde yeni bir unsuru ortaya koymaktad─▒r. O, uzun zamanlardan beri i├žme g├Âm├╝lm├╝┼č bulunduklar─▒ fikirlerden kurtulmalar─▒ i├žin yaln─▒z m├╝sl├╝manlara de─čil, fakat ayn─▒ zamanda, ├╝mmetin ├Âtesinde ayd─▒n Avrupa d├╝nyas─▒na da hitap etmektedir. O, b├Âylece, hem m├╝sl├╝manlar─▒n sahip bulunduklar─▒ yanl─▒┼č g├Âr├╝┼čleri, hem de avrupal─▒lar─▒n ─░sl├óm hakk─▒ndaki tenkidler├«ni ortadan kald─▒rmak istemektedir. O, yaln─▒z, ─░sl├óm'a d├Ân├╝┼č de kuvvetlenilebilece─či ve b├Âylece m├╝sl├╝manlar─▒n eski uygarl─▒─č─▒n─▒n canland─▒r─▒labilece─či kanaatindedir. Zira Avrupa'da genellikle d├«nin, ├ľzellikle de ─░sl├óm dininin, insanda arzu ve iste─či ├Âld├╝rd├╝─č├╝ ve akl─▒ hudutland─▒rd─▒─č─▒ ve derlemenin, ancak, onu yani ─░sl├óm'─▒ ortadan kald─▒rmak suretiyle m├╝mk├╝n olaca─č─▒ ya da hi├ž de─čilse din ve l├óik hayat aras─▒nda kesin bir ay─▒rma yapmak gerekti─či d├╝┼č├╝ncesi h├ókim bulunuyordu.

 

Afgan├«, 1880'lerde Paris'te iken Renan de ihtil├ófa d├╝┼čt├╝. Renan, 1883'de Sorbonne'da verdi─či "─░sl├óm ve ilim', adl─▒ konferans─▒nda ─░sl├óm ve dinin, dolay─▒s├«yle ─░sl├óm ve modern uygarl─▒─č─▒n birbirile uyu┼čma halinde olmad─▒─č─▒n─▒ ileri s├╝rm├╝┼čt├╝:

 

"Zaman─▒m─▒zda m├╝sl├╝man memleketlerin fiili a┼ča─č─▒ seviyesinin, ─░s­l├óm'─▒n idare etti─či devletlerin ├ž├Âk├╝nt├╝s├╝n├╝, yaln─▒zca bu dini kabul etmi┼č olan ─▒rklar─▒n ayd─▒nlar─▒n─▒n, k├╝lt├╝r ve e─čitimlerinin yoklu─čunu herkes kabul eder. Bu hal, ilme ve yeni fikirleri kabule mutlak surette kap ah bir inan├žtan ├╝eri gelmektedir.''

 

Renan, ger├žekten Arap diliyle yaz─▒l─▒ felsefe ve ilm├«n varl─▒─č─▒n─▒ kabul ediyordu, fakat onlar─▒n arapl─▒─č─▒ sadece dili bak─▒m─▒ndan idi ve i├žindekiler, esas itibariyle Yunan ve Sasan├« idi. Bu ilm├« ├žal─▒┼čmalar, ona g├Âre, tamamiyle, kendi dinlerine kar┼č─▒ bir i├žten isyan halinde, m├╝sl├╝man olm─▒yanlar─▒n eseri idi. Kald─▒k i daha sonra ─░sl├óm il├óhiyat├ž─▒ ve h├╝k├╝mdarlar─▒ da, ona muhalefet etmi┼člerdi ve b├Âylece ─░sl├óm kurum]ar─▒na tesire muktedir olunamam─▒┼čt─▒. Felsefe ve ilme kar┼č─▒ olan bu muhalefet, Araplar ve ─░ranl─▒lar, ─░sl├óm d├╝nyas─▒na hakim olduklar─▒ m├╝d­det├že biraz kontrol alt─▒na al─▒nabildi. Fakat ├╝mmetin idaresini barbarlar yani do─čuda T├╝rkler, bat─▒da da Berberler, ele al─▒nca, felsefe ve ilme kar┼č─▒ olan bu tutum, her┼čeye hakim oldu. T├╝rkler, felsef├« ve ilm├« ruhtan tam anlam├«yle yoksundular. ─░nsan akl─▒ ve ilerleme, bu derleme d├╝┼čman­lar─▒ taraf─▒ndan durduruldu; devlet vahy ├╝zerine dayand─▒r─▒ld─▒. Fakat Avrupa dini, yay─▒ld─▒k├ža, ─░sl├óm mahvolacakt─▒. Ba┼čka hir yerde, Renan, bunun yak─▒nda olaca─č─▒ kehanetinde bulundu, Avrupa ile temas─▒n sonucu olarak m├╝sl├╝man kafalar─▒n ne yolda ve derecede a├ž─▒ld─▒─č─▒ hususunda ise Renan, Tahtav├«'nin Paris tasvirini bir ├Ârnek olarak verdi.

 

Renan, ─░sl├óm hakk─▒nda yazarken, ┼č├╝phesiz katolikli─či d├╝┼č├╝n├╝­yordu. Onun i├žin ─░sl├óm, hristiyanl─▒k gibi, ayr─▒ bir yolda da olsa, iki alem birbirine kar─▒┼čt─▒rman─▒n trajik sonucuna bir ├ľrnek ├«di. Esas amac─▒, be┼čer├« olgunluk ve uygarl─▒─č─▒n zaferi olarak ak─▒l, insanlar─▒n hareketlerine hakim olmal─▒d─▒r ve modem d├╝nyada ilim, akl─▒n kendisini ifade imk├ón─▒ bulaca─č─▒ bir durumdad─▒r. Fakat ahl├ók├« idealin bir ifadesi olarak din de gereklidir. Bu hususta ─░sa, en iyi ├Ârnektir. ─░yi anla┼č─▒lacak olursa, bunlar aras─▒nda bir ihtil├óf yoktur. Her ikisinin de d├╝┼čman─▒ ayn─▒d─▒r. "Kaba bir materyalizm". Ancak, biri, di─čerinin alan─▒na tecav├╝z etti─či, Frans─▒z ihtil├ólinde oldu─ču gibi, ak─▒l, kalbin ihtiya├žlar─▒n─▒ dikkate almaks─▒z─▒n d├╝nyay─▒ idare etmeye kalkt─▒─č─▒; ya da dinlerin Hristiyanl─▒k ve ─░sl├ómi­yetin yapt─▒─č─▒ gibi, tabiat ├╝st├╝ bir vahy ger├že─či iddias─▒n─▒ ortaya atarak insan akl─▒ ├╝zerine s─▒n─▒rlar koyduklar─▒ zaman ├žat─▒┼čma olmaktad─▒r.

 

Afgan├« ve Renan dinlerin, insanlar─▒ barbarl─▒k devresinden ├žekip ├ž─▒karmak i├žin zarur├« oldu─ču fikrini kabul ediyorlard─▒, ─░nsanl─▒─č─▒n ba┼člang─▒c─▒nda insan, kendi akl─▒ ile iyiyi k├Ât├╝den ay─▒rdedemezdi. Bunu yapan din idi.

 

Fakat bu sadece, dinlerin i├žinden ge├žece─či bir safha idi. Daha son­raki bir d├Ânemde insanlar, ak─▒llar─▒ ├╝zerine empoze edilmi┼č zincirlerden kendilerini kurtarm─▒┼člard─▒ ve dini, asli yerine oturtmu┼člard─▒. Hristiyanl─▒kta bu Reformasyon zaman─▒nda yap─▒ld─▒. ─░sl├óm, Hristiyanl─▒ktan y├╝z­y─▒llarca daha gen├žti ve onun reformasyonu gelecekti. ─░sl├óm'─▒n bir Luther'e ihtiyac─▒ vard─▒.

 

Bu, Afgan├«'nin ├╝zerinde ├žok durdu─ču bir konu idi ve belki de, o, kendisini bu rolde g├Âr├╝yordu. Bu reformasyon olunca, ─░sl├óm, ahl├ók├« bir rehber olarak, herhangi di─čer bir din kadar rol├╝­n├╝ oynayacakt─▒. ─░sl├óm'─▒n ge├žmi┼či, bunu, ispat etmekte idi. O, Renan'─▒n s├Âyledi─či gibi, ak─▒l ├╝zerine s├╝nn├« g├Âr├╝┼č├╝n k├Âr bir zaferi olarak h├╝l├ósa edilemezdi. Akl├« ilmiler geli┼čmi┼čti ve bunlar, ger├žekten isl├óm├« ve arap olmu┼čtu. Milletleri dil, meydana getirir ve onlan birbirinden ay─▒rd ettirir. Arap diliyle ifade edilmi┼č ilimlere arap denmelidir. B├Âyle­ce, frans─▒zlar─▒n Mazarti ve Napeleon'u benimsedikleri kadar araplar da, ibn Sina'n─▒n kendilerinin oldu─čunu iddia edebilirler, ├«sl├ómda din ve felsefe aras─▒nda daima ihtil├óf oldu─ču do─črudur. Fakat bu, bu ayr─▒l─▒─č─▒n, insan zihninde daima mevcut olaca─č─▒ndand─▒r.

 

Afgan├«'ye g├Âre, "... Dinler ve felsefe arasmda uyu┼čma m├╝mk├╝n olmaz. Din, insa­na inan├ž ve iman verir. Felsefe ise insan─▒, bundan ya tamamen ya da k─▒smen uzakla┼čt─▒r─▒r. B├╝t├╝n dinler, felsefeyi saf d─▒┼č─▒ b─▒rakmaya ├žal─▒┼č─▒r..."

Afgan├«, isl├óm'─▒n di─čer dinlerde oldu─ču gibi yanl─▒┼č taraflar─▒ oldu­─čuna inanm─▒yordu. Ona g├Âre, ─░sl├óm, insan ruhunun b├╝t├╝n arzular─▒n─▒ tatmin edebilecek do─čru, tam ve m├╝kemmel bir din idi. G├╝n├╝n├╝n di─čer m├╝sl├╝man d├╝┼č├╝n├╝rleri gibi o da, Avrupa h├╝r d├╝┼č├╝ncesinin Hristiyanl─▒k hakk─▒nda verdi─či h├╝km├╝ kabule arzulu idi. Hristiyanl─▒k, ak─▒l d─▒┼č─▒ bir din idi; dinin ve derlemenin d├╝┼čman─▒ idi. Fakat, o, bu tenkitlerin ─░sl├óm'a tatbik edilemiyece─čini g├Âstermek istedi. Aksine, ─░sl├óm, akl─▒n, ilim yolu ile ke┼čfetti─či prensiplerle uyu┼čma halinde idi. Ger├žekten isl├óm, akl─▒n istedi─či din idi. Hristiyanl─▒k, bu konuda ba┼čar─▒s─▒zd─▒. O, bu hususta Renan'─▒n s├Âz├╝n├╝ esas al─▒yordu. Fakat ─░sl├óm, gayri akl├« ve ho┼čg├Âr├╝s├╝z olmad─▒─č─▒ i├žin, l├óik d├╝nyay─▒, devrimlerle ortaya ├ž─▒kan kar─▒┼č─▒kl─▒klardan kurtarabilirdi. B├Âylece Afgan├«, isl├óm'─▒n yeniden evrensel bir misyonu olabilece─čine kani idi.

 

Bu, onun, ─░sl├óm'─▒n esas─▒n─▒n, modern rasyonalizm de ayr─▒ oldu─čunu g├Âsterebilmesi ile m├╝mk├╝n idi. Bu bir bak─▒ma, tehlikeli bir geli┼čme idi ve Afgan├«'nin ├ža─čda┼člar─▒ndan baz─▒lar─▒, tehlikenin fark─▒nda idiler ve onu, m├╝sl├╝manlar─▒n hayal├« bir refah─▒ i├žin, isl├óm├« ger├že─či kurban etmek is­temekle itham ettiler. Hatta onun tan─▒d─▒klar─▒ aras─▒nda baz─▒lar─▒, daha sonralar─▒ ├Â─črencisi Abduh'a yap─▒ld─▒─č─▒ gibi, onun ger├žekten ─░sl├óm'a inan─▒p inanmad─▒─č─▒, onun emirlerini yerine getirip getirmedi─činden ┼č├╝phe ettiler.

 

Bununla beraber, bu ithamlar─▒ ger├žek perspektifinde g├Ârebilmek i├žin, hat─▒rlatmak gerekir ki, Afgan├«'nin isl├óm hakk─▒ndaki g├Âr├╝┼č├╝, s├╝nn├« kel├ómc─▒lar─▒n g├Âr├╝┼č├╝nden ziyade filozoflar─▒n g├Âr├╝┼č├╝ne uygundur.

Di─čer bir ifade ile o, felsefeyi de, peygamberli─či de kabul ediyordu. Ona g├Âre, peygamberin vahy yolu de ald─▒─č─▒ ile filozofun akl─▒n─▒ kullanarak ula┼čt─▒─č─▒ ayn─▒ idi. Ancak, ┼č├╝phe etmemeliyiz ki, Afgan├«, inanm─▒┼č bir m├╝sl├╝man idi. Onu, herkesten daha iyi bilen Muhammed Abduh, onun d├╝┼č├╝ncesinde tasavvufa bir meyli bulundu─čunu, amel├« hususlarda koyu bir hanefi oldu─čunu s├Âylemi┼čtir.

 

Ger├žekten o, ─░sl├óm'─▒n esaslar─▒n─▒ teredd├╝ts├╝z kabul ediyordu: Allah'─▒n ve peygamberli─čin varl─▒─č─▒, Muhammed'in b├╝t├╝n insanl─▒─ča g├Ânderilmi┼č son ve en b├╝y├╝k peygamber oldu─čunu ve Kur'an'─▒n bozulmam─▒┼č olarak Allah'─▒n s├Âz├╝n├╝ muhtevi bulundu─čunu kabul etmekte idi.

 

─░sl├óm├« ger├že─če inanmakta id├« fakat onun, do─čru olarak yeniden tefsir edilmesi hususunda ─░srar ediyor­du, ├Âyleyse ger├žek ─░sl├óm ne idi?

 

 O, her┼čeyden ├Ânce, k├óinat─▒n yarat─▒c─▒s─▒ bir Allah'a inanma idi ve ├ólemin kendi kendine yarat─▒ld─▒─č─▒, d├╝nya veya insan─▒n, uygun bir ibadet objesi oldu─ču fikrini red idi.

Afgan├« i├žin ─░sl├óm'─▒n esas─▒, bu ─░di. Doktrin ve hukuk bak─▒m─▒ndan ayr─▒ d├╝┼č├╝ncede olacak kadar toleransl─▒ olmas─▒na ra─čmen, bu konuda her hangi b├«r tar­t─▒┼čmaya tolerans─▒ yoktu.

 

Bu husus, onun, modern ─░sl├óm d├╝nyas─▒ndaki Bab├«lik ve Seyyid Ahmet Han (1817-98)in doktrinleri gibi baz─▒ mo­dern ceryanlara olan d├╝┼čmanl─▒─č─▒n─▒ da a├ž─▒klamaktad─▒r.

 

O,Bab├«lik hakk─▒nda olduk├ža bilgiye sahipti ve Bustan├«'nin ansiklopedisinde onun hakk─▒nda bir makale yazd─▒. Arkada┼člar─▒ aras─▒nda B├óbiler de vard─▒. Fa­kat o, B├ób├«li─či toplum ─░├žin bir tehlike olarak g├Âr├╝yordu. Zira, ┼či├«li─čin di─čer bir tak─▒m kollar─▒ gibi, Bab├«lik, peygamberlik doktrini yerine bir "sudur" doktrini ikame etti ve b├Âylece yarat─▒c─▒ ile yarat─▒lan aras─▒ndaki fark─▒, buland─▒rd─▒.

 

Ayn─▒ zamanda B├óbili─čin, devaml─▒ bir peygamberler silsilesi hakk─▒ndaki inanc─▒ ve Muhammed'in ne sonuncu, ne de onlar─▒n en b├╝­y├╝─č├╝ oldu─ču hakk─▒ndaki g├Âr├╝┼č├╝, ├╝mmet ├╝zerinde ┼čok tesiri yapm─▒┼čt─▒. Bu durum, onun Seyyid Ahmet Han taraf─▒ndan y├╝r├╝t├╝len modernist ceryana kar┼č─▒ olan m├╝cadelesini de a├ž─▒klamaktad─▒r.

 

1870'lerde ─░ngiltere'yi ziyaretten sonra Ahmet Han, ─░ngilizce "nature", tabiat kelime­sinden t├╝reme "Ney├žeriyye" tabiiinin tatbik edilebilece─či yeni bir ─░sl├óm'─▒ anlatmaya ba┼člam─▒┼čt─▒.

O, Kuran'─▒n, ─░sl├óm'da yeg├óne esasl─▒ unsur oldu­─čunu s├Âyl├╝yordu; ┼čeriat, dinin esas─▒ de─čildi. Kuran ak─▒l ve tabiata g├Âre tefsir edilmeli, ahl├óki ve te┼čri├« hukuk, tabiat ├╝zerine kurulu olmal─▒ idi.

 

Afgan├«, bu doktrinin, 1879'dan sonra, Hindistan'da s├╝rg├╝nde iken fark─▒na vard─▒. G├Âr├╝n├╝┼če ra─čmen, ─░sl├óm'─▒n esas─▒ olan vahyedilmi┼č ger­├žeklerle, insan akl─▒n─▒n ula┼čt─▒─č─▒ sonu├žlar aras─▒nda bir ahenk mevcut oldu─ču hakk─▒ndaki onun inanc─▒ ile, akl─▒n ortaya koydu─ču tabiat kanun­lar─▒n─▒n, ─░sl├óm'dan tefsir yolu ile ├ž─▒kar─▒lmas─▒ gereken normlar yani kural­lar oldu─ču yolundaki Ahmet Han'─▒n g├Âr├╝┼č├╝ aras─▒nda, ayr─▒l─▒klar vard─▒.

Seyyid Ahmet'e g├Âre, tabiat d├╝nyas─▒n─▒n ├╝st├╝nde bir ┼čey yoktu ve insan, her┼čeyin h├ókimi idi. Ya da Afgan├«'ye ├Âyle g├Âr├╝nd├╝. O, bu doktrinin yay─▒lmas─▒n─▒, iman─▒ zay─▒flatmak ve m├╝sl├╝manlar─▒n birli─čini tahrib etmek i├žin bir ─░ngiliz pl├ón─▒na atfetti fakat ayn─▒ zamanda onu, ger├žek din├« tahrip edecek bir d├╝┼č├╝nce yolunun yeni bir ifadesi olarak g├Ârd├╝.

 

Bunu a├ž─▒klamak i├žin, en uzun eseri, el-Redd ale'l-dehriyyin (Materyalistlere reddiye) adl─▒ eserini yazd─▒.

Materyalistler ad─▒ alt─▒nda Democrites'den Darwin'e, d├╝nyay─▒, a┼čk─▒n bir Allah'─▒n varl─▒─č─▒ ile a├ž─▒klamayan, ─░sl├óm d├╝nyas─▒nda onlar─▒n yolundaki kimseler bulunuyor­du.

 

Afgan├«, bunlarla onlar─▒n, sadece ger├že─či tehlikeye sokmas─▒ bak─▒m─▒n­dan de─čil, fakat ayn─▒ zamanda, onlar─▒n sosyal g├╝venli─če ve ─░nsan saade­tine bir tehlike olmalar─▒ bak─▒m─▒ndan da m├╝cadele ediyordu.

Ger├žek dinler, her┼čeyden ├Ânce, hakikati ├Â─čretirler: insan, yery├╝z├╝n├╝n efendisi­dir ve yarat─▒lm─▒┼č ┼čeylerin en ┼čereflisidir; onun din├« cemaat─▒, ber┼čeyin en iyisidir, insan, d├╝nyaya, kendisini di─čer hayata haz─▒rlamada m├╝kemmelle┼čtirmesi i├žin g├Ânderilmi┼čtir. Bu ger├žekleri kabulden, toplumun esas─▒ olan ├╝├ž fazilet ortaya ├ž─▒kar: Tevazu (kaya), itimat (vmane), ger├žek­├žilik (s─▒dk). Bu hakikatleri ink├ór eden materyalistler, insanl─▒k toplumunun temellerini y─▒km─▒┼člar, "insanlar─▒, insanl─▒k uygarl─▒─č─▒n─▒n taht─▒ndan, hayvanl─▒─č─▒n a┼ča─č─▒ seviyesine indirmi┼člerdir'' Onlar, ftoyd'y─▒ bir fazilet de─čil, bir zay─▒fl─▒k olarak g├Ârm├╝┼čler, k─▒yamet g├╝n├╝n├╝ ink├ór ederek emane ve SM─░f/─▒'─▒n k├Âk├╝n├╝ kaz─▒m─▒┼člard─▒r.

Bu zehir, uygarl─▒klar ├ž├Âkerken, daima faaliyet­tedir. Bu, kl├ósik d├╝nyada Epikiiryanizm halinde, eski Iranda Mazdek'in ┼čahs─▒nda ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. ─░sl├óm tarihinde bu, ─░sl├óm'─▒ oldu─čundan ba┼čka t├╝rl├╝ tefsir eden esoterik yani bat─▒n─▒ ceryanlarda ifadesini bulmu┼čtur,

Afgan├«, toplumu zay─▒flatan ve Ha├žl─▒lar fel├óketini m├╝mk├╝n k─▒lan─▒n, bu esoterizm oldu─čunu iddia etmi┼čtir. Baz─▒ m├╝si├╝manlar, eski faziletlerini muhafaza ettiler ve sonunda Ha├žl─▒lar─▒ kovmak iktidar─▒nda idiler. Fakat onlar, ├╝mmete musallat olan k├Ât├╝l├╝─č├╝n, k├Âk├╝n├╝ kaz─▒yamad─▒lar. Bu sebeple ├╝mmet, zay─▒f kald─▒. ┼×imdi bu ├╝mmet, XVIII. y├╝zy─▒lda Fransa'da h├╝r d├╝┼č├╝n├╝rler taraf─▒ndan geli┼čtirilen ve Seyyid Ahmet ve onun gibiler taraf─▒ndan isl├óm'a getirilen yeni materyalizm zehri ─░├žin bir av durumundad─▒r.

 

Halbuki ─░sl├óm, a┼čk─▒n olana inan├žt─▒r. Sonra, akla inan├žt─▒r. O, insanlara kafalar─▒n─▒ serbest├že kullanmalar─▒n─▒ emreder, Onlar─▒n ula┼čt─▒k­lar─▒ sonu├žlar, peygamberlik yolu ile vahyedilenlere kar┼č─▒t olmayacakt─▒r. B├╝y├╝k dinlerden yaln─▒z isl├óm, insan zihnini hayal ve hurafeden kurtar─▒r ve onun b├╝t├╝n kabiliyetlerini geli┼čtirme imk├ón─▒ verir,

"─░sl├óm dininin temeli olan il├óh├« tevhid (birlik) fikr├«, insan zihnine revnak verir ve onu haval─▒n zay─▒fl─▒─č─▒ndan kurtar─▒r. B├╝t├╝n esaslar─▒n─▒n en ├Ânemlileri aras─▒nda Allah'─▒n tekli─či, tek yarat─▒c─▒ oldu─ču; di─čer varl─▒klar─▒n, yaratmada degdi iyi, k├Ât├╝ etkileri olabilece─či fikrinin bir tarafa b─▒rak─▒lmas─▒ hususlar─▒ gelmektedir.

Allah─▒n, iyi veya k├Ât├╝ yapmak i├žin insan ya da herhangi bir hayvan k─▒l─▒─č─▒nda g├Âr├╝nd├╝─č├╝ veya g├Âr├╝n├╝r oldu─ču inanc─▒n─▒, ya da bu kutsal cevherin, her hangi bir yarat─▒l­m─▒┼č i├žin, sonsuz ac─▒lara maruz kald─▒─č─▒ fikrini reddetmek zarureti var­d─▒r."

Hi├ž bir din, ─░sl├óm dini gibi, akl─▒n, bu ┼čekilde, her┼čeyi ├Â─črenmek ve kontrole tab├« tutmak iktidar─▒nda   oldu─čunu,  ├Â─čretmez.  Bu sebeple hi├ž bir din, insana, m├╝sIumanlar─▒n sahip oldu─ču ya da sahip olmas─▒ gereken e┼čitlik ve kendi kendine h├╝rmet duygusunu vermez.

 

Yahudi­lik ve Hinduluk, herbiri kendi yolunda, insan e┼čitli─čini reddederler. Hristiyanl─▒k, il├óh├« ger├žek hakk─▒ndaki direkt bilgiyi ruhban yolu ile alma d─▒┼č─▒nda her┼čeyi ink├ór eder ve bundan ba┼čka akim kabul etmiyece─či bir tak─▒m doktrinler ├Â─čretir.

 

├«nsan akl─▒ , yaln─▒z ─░sl├óm'da kendini tatmin imk├ón─▒ bulur. Peygamberin Allah'dan ald─▒─č─▒ hukuk, insan akl─▒n─▒n ├ólemi incelemek suretiyle ortaya koydu─ču tabiat kanununun ayn─▒d─▒r.

Bu g├Âr├╝┼čle ilgili bir g├╝├žl├╝k bulundu─ču da bir ger├žektir. E─čer insan akl─▒, hayat ─░├žin gerekli olan b├╝t├╝n ger├žekleri bulabilirse, o zaman, peygamberlige ne l├╝zum vard─▒r?

 

Afgan├«'nin buna cevab─▒ ┼č├Âyledir:

 

Prensip itibariyle ak─▒l, ger├že─če vas─▒l olabilir. Ancak insan tabiat─▒, akim ├Â─čretti─či bu kurallar─▒ kendisi tatbik edemez. ─░nsan, adalet prensibiyle kontrol edilebilen, kendine ait heyecan ve arzularla doludur. Bu kontrol de d├Ârt yolla olur: E─čer herkes, kendi haklar─▒n─▒ kuvvetle savunursa bu kar─▒┼č─▒kl─▒k ya da zulme g├Ât├╝r├╝r; e─čer herkes, kendi ┼čeref duygusuna tabi olursa, - halbuki ┼čeref fikri, toplumdan topluma, hatta s─▒n─▒ftan s─▒n─▒fa de─či┼čir-; e─čer herkes, h├╝k├╝met kudretiyle kontrol edilirse,- fakat bu sadece belli bir tip adaletsizli─či bast─▒r─▒r, ger├žek adaleti meydana getiremez-; ya da e─čer insan, Allah─▒n varl─▒─č─▒na, ebed├« hayata ve b├╝k├╝m g├╝n├╝ne inan─▒rsa, yaln─▒z bu inan├ž, ahl├ók├« prensiplere uymak i├žin, sa─člam bir temel te┼čkil eder.

B├Âylece g├Âr├╝l├╝yor ki, peygamberli─čin, pratik bir g├Ârevi vard─▒r. Peygamber, faziletli bir toplum kurmak ve onu korumak i├žin g├Ânderilmi┼čtir. Genellikle insanl─▒k toplumunu kontrol├╝ alt─▒nda bulunduran iki se├žkin z├╝mre vard─▒r. Bunlardan biri, insanlar─▒n g├Âr├╝┼č­lerine, anlay─▒┼člar─▒na ─▒┼č─▒k tutanlar, di─čeri de onlar─▒n heyecanlar─▒n─▒ disipline sokarak fazilet yolunu a├žan ahl├ók hocalar─▒d─▒r. Peygamberler, bu ikinci s─▒n─▒fa dahildirler ve onlar olmaks─▒z─▒n , insan o─člunun do─čru­luk y├Ân├╝nde sebatla y├╝r├╝mesi m├╝mk├╝n de─čildir.

 

Bu g├Âr├╝┼č├╝n bir hayli kar─▒┼č─▒k sonu├žlar─▒ olmu┼čtur. Bunun anlam─▒, Kur'an'─▒n tefsirinde akl─▒n tam olarak kullan─▒labilece─čidir. E─čer Kafan, bug├╝n bilmen baz─▒ ┼čeyler ile tezat halinde g├Âr├╝necek gibi olursa, onu, sembolik bir ┼čekilde tefsir etmeliyiz.

 

Kuran, tam olarak a├ž─▒klanam─▒yan baz─▒ ┼čeyler ima eder, zira insanlar─▒n kafas─▒, onlar i├žin haz─▒r durumda de─čildir. Kafalar, k─▒vam─▒na geldi─činde imalar─▒n ├╝zerindeki ├Ârt├╝y├╝ a├žmaya gayret edeceklerdir.

Mesel├ó, Kur'an modem siyas├« kurumlara oldu─ču kadar, modern ilim ve onun ke┼čiflerine, demiryollar─▒na ve elekt­ri─če gizli referanslar─▒ ihtiva etmektedir. Onlar, ilk defa, ┼čimdi anla┼č─▒lm─▒┼č olabilir. S├Âz konusu akim a├ž─▒klayabilmesi oldu─čuna g├Âre, tefsir, a├ž─▒klama i┼čini, yeteri kadar arap├ža bilen, akl─▒ ba┼č─▒nda, selefin yani peygamberin tebli─činin sad─▒k koruyucular─▒ olan ilk neslin geleneklerini bilen berkes, yapabilir.

 

Ict─▒had kap─▒s─▒ kapanmam─▒┼čt─▒r ve Kur'an prensiplerini, zaman─▒n problemlerine yeni bir ┼čekilde tatbik etmek hem bir hak, hem de bir g├Ârevdir. Bunu yapmay─▒ reddetmek, donma (cumud) su├žu ─░le muttas─▒f olmak ya da taklid yolunda bulunmakt─▒r. Bunlar ise, ger├žek m├╝sl├╝manl─▒─č─▒n materyalizm kadar d├╝┼čmanlar─▒d─▒r. Ba┼čkalar─▒n─▒n s├Âz ve hareket­lerini taklid etmek, dini ve akl─▒ bozar. E─čer, m├╝sl├╝manlar, Avrupal─▒lar─▒ taklid ederlerse, onlar gibi olamazlar. Zira avrupal─▒lar─▒n s├Âz ve hareket­lerinin temelinde bulunan belli prensipler anla┼č─▒l─▒r ve kabul edilmi┼č olursa, bir anlam─▒ vard─▒r. Ayn─▒ ┼čekilde, e─čer bir m├╝sl├╝man, kendinden ├Âncekilerin s├Âzlerini tekrar ederse, o, isl├óm'─▒n ger├žek ruhuna sahip olam─▒yacakt─▒r.

 

Nihayet Afgan├«'nin zihninde belki de en ├Ânemli yeri i┼čgal eden meseleye gelmi┼č bulunuyoruz. Ona g├Âre, ─░sl├óm hareketlilik demektir. Onun tekrar ve tekrar s├Âyledi─čine g├Âre, m├╝sl├╝manlann ger├žek dav­ran─▒┼č─▒, pasif bir ├žekinme de─čildir. Allah─▒n arzusunu yerine getirmek i├žin sorumluluk duygusu gerekir.

 

─░nsan b├╝t├╝n hareketlerinden ├Ât├╝r├╝ Allah a kar┼č─▒ sorumlulur. O, ayn─▒ ┼čekilde, toplumun refah ve saadetinden de sorumludur. Bu sebeple, insan─▒n hatalar─▒ kendisine aittir ve ka├ž─▒n─▒labilir eni┼čtendir. B├╝t├╝n bunlar, Afgan├« i├žin, Kur'an'─▒n verdi─či derslerdir. Kendisi ve ├Â─črencileri, tekrar ve tekrar bu hususta her┼čeyi ├Âzetliyen bir ayeti naklederler: "Bir ulus kendi kendini de─či┼čtirme­dik├že, Allah, onlar─▒n durumunu de─či┼čtirmez" {Kur'an, XIII, 11),

 

Ger├žek isl├óm, ber┼čeyin do─črudan do─čruya Allah taraf─▒ndan y├Ânetildi─čini ├Â─čretmemi┼čtir. kader'e inan├ž ile ger├žek isl├óm├« kaza doktrini aras─▒ndaki fark─▒ ay─▒rdetmek zarureti vard─▒r.

Birincisi, ─░sl├óm tarihinde baz─▒ zamanlarda pop├╝ler bir inan├ž olmu┼čtu, fakat do─čru bir g├Âr├╝┼č de─čildi ve sona erdi. Daha fazla yay─▒lmad─▒.

─░kincisi, do─čru g├Âr├╝┼čt├╝. Buna g├Âre, ├ólemde mevcut olan her┼čey, birbirini takib eden bir sebep-netice s─▒ras─▒ i├žinde olmu┼čtur ve Allah, bu zinciri ba┼člatan ilk sebeptir. Bu s─▒ran─▒n k─▒┼č─▒ndan bahis konusu olunca insan iradesinin kararlar─▒, zaruridir. Onlar serbesttirler fakat Allah, ak─▒l ve peygamberler vas─▒tasiyle onlar─▒n nas─▒l hareket etmeleri gerekti─či hususunda bir i┼čaret vermi┼čtir.

 

Ger├žek isl├óm├« anlamda kadere inanmak, ├ľyle bir inan├žt─▒r ki, bir kimse do─čru bir ┼čekilde hareket etti─či zaman, Allah'─▒n onunla birlik olabilece─či anlam─▒na gelir; bu, onu pasif olmaktan uzakla┼čt─▒r─▒r, harekete sevkeder. B├╝t├╝n b├╝y├╝k i┼čler, bu anlamda Allah'─▒n kendileri ile birlik oldu─čuna ─░nananlar taraf─▒ndan yap─▒lm─▒┼čt─▒r.

Bu hareketlilik, yaln─▒zca ferdi m├╝kemmeliyet ve ├Âb├╝r d├╝nyada saadet istikametine y├Âneltilmi┼č olursa, bu do─čru de─čildir. Bu hareket­lilik, ayn─▒ zamanda, bu d├╝nyadaki saadet ve ba┼čar─▒ do─črultusunda olursa, do─črudur, isl├óm'─▒n kanunlar─▒, ayn─▒ zamanda, insan tabiat─▒n─▒n kanun­lar─▒d─▒r. E─čer, b├«r kimse, ─░sl├óm ├Â─čretisine itaat ederse, o, ayn─▒ zamanda, kendi tabiat─▒n─▒n kanunlar─▒n─▒n gere─čini yerine getiriyor demektir. Bu d├╝nyada saadet ve basar─▒ b├Âylece elde edilir. Fert i├žin do─čru olan, ayn─▒ zamanda toplum i├žin de do─črudur; Toplumlar, ─░sl├óm kanunlar─▒na riayet ettikleri zaman, kuvvetli olurlar; etmedikleri zaman zay─▒flarlar. Zira ─░sl├óm, istikrar ve kar┼č─▒l─▒kl─▒ sorumluluk emreder. Bunlar ise millet­lerin kudretlerinin s─▒rlar─▒d─▒r.

Uygarl─▒k, kuvvet ve fazdet, bunlar, esas itibariyle birbirleriyle ilgilidirler. Afgan├«, ─░sl├óm tarihinin bunu iyi bir ┼čekilde ispat etti─čine ─░nanmaktad─▒r. Yaz─▒lar─▒nda, ─░sl├óm tarihinin ileri ve geri devirlerine dair canl─▒ bir ilgi ve duygululuk vard─▒r. M├╝sl├╝manlar, peygamberin ├Â─čretilerini takip ettikleri zaman, d├╝nyev├« b├╝y├╝k i┼čler yapm─▒┼člard─▒r. E─čer daha sonralar─▒ zaferler ve ba┼čar─▒lar s├Ânm├╝┼čse, bunlar─▒n ba┼čl─▒ca sebebi, onlar─▒n bu ger├že─či ink├ór etmeleridir, Allaha kar┼č─▒ ilgisiz olunca, m├╝s­l├╝manlar, birbirlerine kar┼č─▒ da ilgisiz oldular; b├Âylece m├╝sl├╝manlar aras─▒ndaki dayan─▒┼čma zay─▒flad─▒, onunla birlikte kuvvetleri de ├ž├Âkt├╝.

 

Fakat kar┼č─▒m─▒za burada da bir mesele ├ž─▒kmaktad─▒r: E─čer ─░sl├óm ├Â─čretisi, bu d├╝nyada refah ve ilerleme ihtiya├žlar─▒ ile uygunluk halinde ise, bu g├╝n m├╝sl├╝man olm─▒yan memleketler, her konuda, d├╝nyan─▒n nimetlerinden faydalanmada, kuvvette nas─▒l bu hale gelebilmi┼čler, nas─▒l bu derece ileri gidebilmi┼člerdir?

 

Afgan├« ├želi┼čik gibi g├Âr├╝nen bu hali ┼č├Âyle halletmi┼čtir: Ne hristiyanlar─▒n basar─▒lar─▒, ne de m├╝sl├╝manlar─▒n kay─▒plar─▒, dinleri y├╝z├╝ndendir.

Hristiyan halklar, kuvvetlendiler. ├ç├╝nk├╝ kilise, Roma imparatorlu─čumun duvarlar─▒ i├žinde geli┼čti ve onun putperest inan├ž ve faziletleri ile i┼čbirli─či yapt─▒.

M├╝sl├╝man halklar zay─▒flad─▒. ├ç├╝nk├╝ isl├óm├« ger├žek, birbirini takip eden hata ve yanl─▒┼čl─▒k dalgalariyle bozuldu.

K─▒saca ┼čunu s├Âyleyebiliriz: Bug├╝n hristiyanlar kuvvetlidirler, ├ž├╝nk├╝ onlar ger├žek hristiyan de─čildirler, M├╝sl├╝manlar ise zay─▒ft─▒rlar, ├ž├╝nk├╝ onlar da, ger├žek m├╝sl├╝man de─čildirler.

 


Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
# Makaleler Ad─▒
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 8.01.2014



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...