f EskiEserler | Eski Eserler | Eskieserler.com
Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Ebu Cafer et Tahavi Ve eş Şurutus Sagir veş Şurutul Kebir Kitabı

 Kitap Detayı Kitap No : K-  
Yazar Adı İlim Dalı Konusu Dili
Muharrem Önder Teracim Türkçe
Özelliği Tercüme Eden
 
       
Makale No: 2109 Hit : 8105 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 İslama Göre Kürtajın Hükmü / الإجهاض

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı
1 İslama Göre Kürtajın Hükmü / الإجهاض

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 İslam Hukukunda Noterlik
2 İcmanın Temelleri ve Dayanağı / الاجماع جذوره و ادلة مشروعيته
3 Ebu Cafer et Tahavi Ve eş Şurutus Sagir veş Şurutul Kebir Kitabı
4 Cüveyni İmamül Harameynin Hayatı ve Eserleri / امام الحرمين الجويني حيانه و مؤلفاته

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Özeti
İsmi, Ebu Ca’fer Ahmed b. Muhammed b. Selâme b. Seleme b. Abdülmelik b. Seleme b. Süleym b. Süleyman b. Cenâb el-Ezdî el-Hacrî el-Mısrî et-Tahâvî.[5] Ebu Ca’fer’e yapılan bu nisbetlerin bir kısmının dayanağı kabile bir kısmının da mekandır.[6] “et-Tahâvî” nisbeti doğduğu Tahâ köyüne dayanmaktadır. Tahâ, Mısır’da Said bölgesinin kuzeyinde Nil vadisinin batı yakasında Asyût’a yakın bir köydür.[7] Tarihçiler Tahâvi’nin Tahâ (veya Tahtût) köyünde doğduğu noktasında ittifak etmekle birlikte onun hangi tarihte doğduğu konusunda farklı tarihler nakletmişlerdir. Bunlar arasında doğruya en yakın olanı, Tahâvi’nin kendi ifadesine ve tarihçilerin çoğunluğunun da nakline göre Hicrî (239/853) tarihidir.[8]
website women affair open
prescription discount coupon survivingediscovery.com discount coupons for cialis
lisinopril lisinopril lisinopril
bystolic generic name linzess patient assistance what is the generic for bystolic
cialis discount coupon coupons for prescription drugs
drug coupon cialis trial coupon

Yayın Bilgileri
Yayınlandığı Kaynaklar
Yayınlandığı Tarih
Yayınlandığı Dergi 1 Mayıs Dergisi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazdır/Print]

Ebu Cafer et Tahavi (V. 239-321/853-933) Ve eş Şurutus Sagir veş Şurutul Kebir Kitabı

 

EBÛ CA’FER ET-TAHÂVİ’NİN HAYATI

Tahâvi Döneminde Siyasi ve İlmî Durum

Tahâvi Abbasî devletinin zayıfladığı, devlet idaresinde türklerin nüfûz ve etkilerinin arttığı Hicrî üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda yaşamıştır. Abbasi devletinin ikinci yarısı olan bu devre, siyasi açıdan başkent Bağdat’ın karışıklık ve düzensizlik içerisinde olduğu bir dönemdir. Merkezi otorite yok olduğundan ülkenin batı ve doğusunda bağımsızlıklarını ilan eden küçük devletler oluşmuştur. İlmî açıdan bakıldığında, Abbasi devletinin içine düştüğü bu zaafa karşın, o dönemde İslâm aleminin büyük bir ilmi atılım içerisinde olduğu görülmektedir.[1]

Bu dönemde çeşitli ilim alanlarında İbrahim el-Mervezî (v.211), Bekkâr b. Kuteybe (v.270), Ebu Mansur el-Maturudî (v.333), Muhammed b. Sahnûn (v.256), İsmail b. Yahya el-Müzenî (v.264), Buhâri (v.256), Müslim b. el-Haccac (v.261), İbn Faris (v.395), İbn Cinnî (v.392), Taberî (v.310) gibi alimler yetişmiştir.[2] ilmî bakımdan Mısır özellikle de Kahire önemli merkezlerden biriydi. İlk dönemlerde Ömer b. Abdülaziz tarafından gönderilen İbn Ömer’in azatlı kölesi Ebu Abdullah en-Nâfi’ ed-Deylemî (v.117) bölge halkını bilgilendirmişti. Daha sonra İmam Şafii (v.204)’nin, “Leys Malik’den daha fakihdi ancak tabiileri onu ihmal etti”[3] sözleriyle methettiği Leys b. Sa’d (v.175) Mısır’da ikamet ederek orada ilmî faaliyetlerde bulundu. Bir süre sonra Mısır İmam Malik ve tabilerinin etkisi altına girdi. Nihayet İmam Şafii (v.204) Hicri 195 senesinde Mısır’a gelip yerleşti ve yeni mezhebini tanıtıp yayan el-Üm, el-Emâli’l-Kübrâ ve’s-Sugrâ, Muhtasaru’l-Buveytî, er-Risale gibi eserlerini yazdı. Hilafet merkezi Bağdad’ın bir siyaseti olarak kazâ Hanefî mezhebine mensup fakihlerin elindeydi. Bu alanda çok büyük bir tecrübe sahibi olan Hanefî fakihleri de kazâ yoluyla Mısır’da etki sahibi olmuşlardı. İşte, İmam Tahâvi Malikî, Şafiî ve Hanefî mezheplerinin etkilerini koruduğu böyle bir dönemde Mısır’da doğarak büyümüş ve o bölgenin alimlerinden ilim tahsil etmiştir.[4]

Tahâvi’nin Kişisel hayatı

İsmi, Ebu Ca’fer Ahmed b. Muhammed b. Selâme b. Seleme b. Abdülmelik b. Seleme b. Süleym b. Süleyman b. Cenâb el-Ezdî el-Hacrî el-Mısrî et-Tahâvî.[5] Ebu Ca’fer’e yapılan bu nisbetlerin bir kısmının dayanağı kabile bir kısmının da mekandır.[6] “et-Tahâvî” nisbeti doğduğu Tahâ köyüne dayanmaktadır. Tahâ, Mısır’da Said bölgesinin kuzeyinde Nil vadisinin batı yakasında Asyût’a yakın bir köydür.[7] Tarihçiler Tahâvi’nin Tahâ (veya Tahtût) köyünde doğduğu noktasında ittifak etmekle birlikte onun hangi tarihte doğduğu konusunda farklı tarihler nakletmişlerdir. Bunlar arasında doğruya en yakın olanı, Tahâvi’nin kendi ifadesine ve tarihçilerin çoğunluğunun da nakline göre Hicrî (239/853) tarihidir.[8]

Tahâvi ilim, takva ve salâh vasıflarıyla tanınan bir aile içerisinde doğup büyüdü. Babası Muhammed b. Seleme (v.264) ilim, edeb ve fazilet sahibi bir kimseydi. Tahâvi’nin ifadesiyle babası, edebiyat ve şiirde mahirdi. Bu yüzden kendisi, eserlerinde kullandığı bazı şiir ve beyitleri ona tashih ettirerek tamamlıyordu.[9] Annesi ise, İmam Şafii’nin en yakın arkadaşı ve öğrencisi olan Müzenî’nin kızkardeşi olup ilim, fıkıh ve doğrulukla tanınıyordu. Suyutî (v.911) onu, Mısır’daki Şafiî fakihler arasında zikrederek, onun Şafii’nin ilim meclislerine katıldığını nakletmektedir.[10] Tahâvi’nin böyle ilim, takva ve fazilet sahibi bir ailede doğup büyümesi, onun bir alim olarak yetişmesine büyük etki etmiştir.

Tahâvi’nin İlmî Hayatı

Tahâvi öncelikle ilim, fıkıh ve fazilet sahibi olan annesine öğrencilik yaparak ilk bilgilerini ondan almış sonra Ebu Zekeriya Yahya b. Muhammed b. Amrûs’un ilim halkasına katılmıştır. Ondan kıraat ve kitabet dersleri alarak Kur’an’ı hıfzetmiştir. Tahâvi çeşitli ilimlerin esaslarını ve yazıyı öğrendikten sonra bilgisini daha da arttırmak için birçok ilim halkasına devam etmiş, bunun yanısıra da babasının halkasına katılarak edebiyat ve şiir dersleri almıştır. İlimde belirli bir seviyeye geldikten sonra dayısı Müzenî’nin evindeki ilim meclislerine devam etmeye başladı. Ondan gündüzleri hadis ilmini okuyup Şafii’nin sünenini dinledi ve rivayet etti, geceleri de fıkıh için kurulan ilim halkalarına katılarak Şafii’nin fıkhını aldı.[11] Bu durum kendisi Hanefî mezhebine geçinceye kadar devam etmiştir. Bu arada, Mısır’a kadı olarak atanan Ebu Ca’fer Ahmed b. Imrân (v.280) ile Ebu Bekra Bekkâr b. Kuteybe’den fıkıh dersleri almaya başladı. Ebu Ca’fer ve Ebu Bekra Hanefî mezhebine mensup olduğundan onlardan Kûfe’lilerin fıkhını ve ilmini öğrendi.[12] Tahâvi fıkıh ilminde ilerledikçe birçok meselenin çözümünde dayısı Müzenî’nin kendisini tatmin etmediğini gördüğünden başka arayışlar içine girdi. Ayrıca Müzenî’nin de birçok ihtilaflı meselenin çözümü için Hanefî fıkıh kitaplarına müracaat ettiğini, zaman zaman da kendi İmamının mezhebinden farklı görüşlere vardığını mülahaza etti. Bunun üzerine o da, Hanefî fıkıh kitaplarını okumaya başladı ve zamanla Hanefî mezhebinin etkisi altına girdi. Hanefî fakihi Mısır kadısı Bekkâr b. Kuteybe’nin, Müzenî’nin Şafiî fıkhına dair yazdığı Muhtasar isimli kitabına yazdığı reddiyeyi de okuduktan sonra Şafiî mezhebini bırakıp Hanefî mezhebine geçmeye karar verdi ve eski metodunu terkederek yeni çalışmalarını Hanefî metoduna göre yapmaya başladı.[13] Tahâvi mezhep değiştirdiğinde ilmi hayatının henüz erken yıllarındaydı ve (h.264) yılında vefat eden dayısı Müzenî hayattaydı. Tahâvi’nin (h.239) yılında vefat ettiğini düşünürsek o yıllarda 25 yaşlarında olduğunu anlayabiliriz. Onun mezhep değiştirme sebepleri hakkında bir çok rivayet nakledilmiştir.[14] Ancak bunlar arasında doğruya en yakın olanı, yukarıda naklettiğimiz kendi ifadesine dayanan, İbn Hallikân ve diğer müelliflerin de naklettiği rivayet gözükmektedir.[15]

Tahavi Mısır bölgesindeki alimlerden çeşitli ilimler okuduktan sonra, (h.268) yılında Şam bölgesine giderek orada Hanefi fakihlerinden Ebu Hâzim Abdülhamid b. Abdülaziz (v.292)’den  fıkıh ve hadis okudu. Ayrıca bu yolculuğu esnasında Beytü’l-Makdis (Kudüs), Gazze ve Askalân’a da giderek bölgenin diğer alimlerinden istifade etti ve bir yıl sonra (h.269) da tekrar Mısır’a döndü.[16]

Tahâvi, özellikle fıkıh, noterlik ve sicillât alanlarında sahip olduğu geniş ilminin yanısıra fazilet ve güzel ahlakıyla da meşhurdu. Bu yüzden çağdaşı olan kadılar ona özel bir ihtimam göstererek, noterlik ve  tevsîk konularıyla, zor meselelerin çözümünde onun geniş bilgisine müracaat ediyorlardı. Nitekim Mısır kadısı ve aynı zamanda hocası olan Bekkâr b. Kuteybe ile ondan sonra kadı olan Muhammed b. Abde (v.313) Tahâvi’yi kendilerine kâtip yapmışlardır. Hatta bir müddet de, Kadı Muhammed b. Abde’nin naibi olarak kadılık vazifesini icra etmiştir.[17] 

Tahâvi yaşadığı dönemde çeşitli ilim dallarında söz sahibi olan alimlerden istifade etmiştir. İster Mısırlı, isterse diğer bölgelerden gelen alimler olsun hepsinden dersler okumuş, ilmi münazaralarda bulunarak bilgisini arttırmaya çalışmıştır.[18] Bundan dolayıdır ki onun çeşitli ilim dallarında birçok hocası olmuştur. Bazı müellifler hocalarını kitap halinde bir ciltte toplamışlardır. Kevserî (v.1371)[19] ve Kandehlevî’nin (v.1384)[20] alfabetik sıraya göre naklettikleri hocalarından bazıları şu kimselerdir: İsmail b. Yahya el-Müzenî, İbrahim b. Ebu Davud (v.270), Ahmed b. Şuayb en-Nesâi (v.303), Kadı Ebu Ca’fer Ahmed b. Ebu Imran, Ebu Ya’kub İshak b. İbrahim (v.304), Bahr b. Nasr el-Havlâni (v.267), Bekkâr b. Kuteybe, er-Rabi’ b. Süleyman (v.270), Ravh b. El-Ferec el-Kattan (v.282), Kadı Ebu Hâzim Abdülhamid b. Abdülaziz.

Tahâvi’nin  birçok ilim alanında sahip olduğu bilgi ve kültürü ilim talebeleri arasında yayılıp şöhret bulmuştu. Bu yüzden İslam aleminin bütün bölgelerinden onun ilminden istifade etmek için ilim talebeleri gelip ders alıyorlardı. Gelenler arasında sadece öğrenciler değil, çeşitli ilimlerde söz sahibi olmuş alimlerde bulunduğundan Tahâvi’de onlardan istifade ediyordu. Öğrencilerinin sayısının çokluğundan bazıları onların isimlerini  kitap halinde bir araya getirmiştir.[21] Öğrencilerinden bazıları şu kimselerdir: Ahmed b. İbrahim (v.329), Ahmed b. Muhammed ed-Dâmigâni[22], Süleyman b. Ahmed et-Tabarânî (v.360), Kadı Ubeydullah b. Ali ed-Davûdî (v.275)[23], Ebu’l-Hasan Ali b. Ahmed (v.351)[24], Ali b. El-Huseyn b. Harb (v.319), Muhammed b. Abdullah er-Rabi’ (v.379), Târîhi Mevlidi’l-Ulemâ ve Vefeyâtühüm kitabının sahibi olup hocası Tahâvi’nin Tarih isimli kitabından çok nakilde bulunmuştur.

 Tahâvi’nin Şöhret Bulduğu İlim Alanları

İlk dönemde yaşayan birçok alimde görüldüğü gibi Tahâvi’de fıkıh, hadis, kelam, tefsir ve ulûmü’l-Kur’an gibi çeşitli ilim ve bilgi sahalarında şöhret bulmuş bir alimdir. Kelam ilmi, Tahâvi’nin ön plana çıktığı ilim alanlarından biridir. Selef akidesini en güzel bir şekilde açıklayıp tanıtmak ve yaymak için gayret sarfetmiş ve bu alanda meşhur Akide kitabını telif etmiştir.[25] Tahâvi tefsir sahasında da meşhur olmuş ve özellikle onun ahkam ayetleriyle ilgili tefsir ve yorumları çeşitli tefsir kaynaklarında nakledilmiştir.

Tahâvi’nin yaşadığı devir hadis tedvininin altın dönemini yaşadığı bir zamandı ve o, bu asrın en meşhur hadis alimlerindendi. Tahâvi Ebu Davud, Nesâi, Müslim, Tabarânî ve İbn Mâce ile aynı asırda yaşamış, onlarla hadis rivayeti konusunda alış verişte bulunmuştur. Ebu Davud ve Nesâi’den rivayetler yapmış, Nesâi ve Tabarânî de ondan hadis almıştır.[26] Diğer bir çok muhaddis gibi o da hadis ilminin en zor alanlarında çok kıymetli eserler vermiştir.

Fıkıh ilmi Tahâvi’nin yaşadığı asırda en parlak dönemindeydi. Tahâvi’nin fıkıh ilmindeki otoritesi herkesce kabul edilmiştir. Hayatı ile ilgili bilgi aktaran bütün tarihçiler onu imam, fakih, bütün mezhepleri bilen müctehid bir alim olarak nitelendirmektedirler.[27] Tahâvi önceleri Şafii mezhebine mensupken daha sonra Hanefî mezhebine geçmiştir. “İctihad fi’l-mezhep” derecesinde olduğu sölenmektedir. Bazı meselelerde mezhep imamlarından farklı ictihatları da bulunmaktadır.[28] O aynı zamanda fıkhın önemli bir kolu olan şurût ilminde de zirveye çıkmış bir alimdi. Onunla şurût ilmi en parlak dönemini yaşamıştır. Tahâvi, şurût ilminde söz sahibi Bişr b. Velid el-Kindî el-Hanefî (v.238), İbrahim b. Halid el-Kelbî (v.238), Ebu Hâzim Abdülhamid b. Abdülaziz (v.292), Hilal b. Yahya (v.245)[29] gibi bir çok alimin de yakın muasırıydı.  Hilal b. Yahya şurût ilminde  ilk eser veren fakihler arasındadır. Tahâvi şurût ilmine dair yazdığı eserlerinde ondan çok nakiller yapmıştır.

Eserleri

1- Kitabü’l-Akâid, Bu kitap bir çok alim tarafından şerh edilmiştir. Bunların bazıları şunlardır:

- Ali b. Ebi’l-Izz el-Ezra’î (v.792)’nin şerhi (Müessesetü’r-Risale, Beyrut 1988).

- Ömer b. İshak el-Hindî (v.773)’nin şerhi (Hind, 1312).[30]

- Abdülğani el-Ganîmî el-Meydânî (v.1298)’nin Beyanü’s-Sünne ve’l-Cemâ’a isimli şerhi. Bu şerh Muhammed Mutî el-Hafız ve Muhammed Riyad el-Mâlih tarafından tahkik edilip neşredilmiştir (Daru’l-Fikr, Dımeşk 1982).

            2- Şerhu Ma’âni’l-Âsar.[31] Muhammed Zühri en-Neccar tarafından tahkik edilerek neşredilmiştir (Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut 1987). Bu eser bir çok alim tarafından şerhedilmiştir. Muhammed b. Muhammed el-Bâhilî (v.321)’nin şerhi, Mahmud b. Muhammed el-Aynî (v.855)’nin Mebâni’l-Ahbâr fi Şerhi Me’âni’l-Âsar isimli şerhi bunlar arasındadır.[32]

            3- Müşkilü’l-Âsar[33] (Daru Sâdır, Beyrut). Bu eser bir çok alim tarafından ihtisar edilmiştir. Bunlar arasında, Süleyman b. Halef el-Bâcî (v.474)’nin muhtasarı, Ebu’l-Velid Muhammed b. Rüşd el-Cedd’din muhtasarı. Bu muhtasar Cemâlüddin Yusuf b. Musa el-Malatî tarafından el-Mu’tesar mine’l-Muhtasar adıyla ihtisar edilmiştir.[34]

            4- et-Tesviye Beyne Haddesena ve Ahberana isimli risalesi.[35] Bu risale İbn Abdülberr (v.463) tarafından Cami’u Beyani’l-İlm ve Fadlihi isimli kitabında[36] özetle nakledilmiştir.

            5- et-Tarihu’l-Kebir.[37] Rical hakkında yazılmış büyük bir eser olup bir çok tarih ve rical eserlerinde ondan nakiller yapılmıştır. Ancak bize kadar ulaşmamıştır.

            6- er-Raddü alâ Kitabi’l-Müdellisin.[38] Ebu Ali el-Hüseyn el-Kerâbisî’nin risalesine reddiye. Günümüze ulaşmamıştır.

            7- er-Raddü alâ Ebi Ubeyd fimâ Ahtae fihi fi Kitabi’n-Neseb.[39]

8- İhtilâfü’l-Fukahâ (Ulemâ).[40] Bu kitabın asıl metni bize kadar ulaşmamıştır. Bize ulaşan Ebu Bekr el-Cessas (v.370) tarafından ihtisar edilen muhtasar nüshasıdır. Kitap ilk olarak Ebu’l-Vefâ el-Afgânî’nin tahkikiyle (Kahire 1370), daha sonra da Abdullah Nezir Ahmed’in tahkikiyle neşredilmiştir (Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, Beyrut 1995). Bu muhtasar  birçok alim tarafından şerhedilmiştir. Bunlardan bazıları: Ebu Bekr el-Cessas’ın, Şemsüddin es-Serahsî (v.483)’nin, Ali b. Muhammed el-İsbicâbî (v.535)’nin ve Ahmed b. Muhammed el-Vibrî’nin şerhidir.

9- Muhtasaru’t-Tahâvi.[41] Ebu’l-Vefâ el-Afgânî tarafından tahkik edilerek neşredilmiştir (Dâru İhyâu’l-Ulûm, Beyrut 1986). Bu kitap birçok alim tarafından şerhedilmiştir.[42]

10- Kitâbü’ş-Şurûtu’l-Kebîr, Kitâbü’ş-Şurûtu’l-Evsat, Kitâbü’ş-Şurûtu’s-Sagîr, el-Mehâdır ve’s-Sicillât.[43] Bu son eser mustakil olmayıp onun diğer şurût kitaplarının içinde mevcuttur. Bu eserlerden el-Evsat’ın tamamı ile el-Kebîr’in bir kısmı bize kadar ulaşmamıştır ancak eş-Şurûtu’s-Sagîr’in tamamı elimizde bulunmaktadır. Tahâvi önce eş-Şurûtu’l-Kebîr’i sonra da es-Sagîr’i telif etmiştir. El-Evsat’ı es-Sagîr’den önce mi, yoksa sonra mı yazdığı konusunda bir bilgi bulunmamaktadır. eş-Şurûtu’s-Sagîr ile eş-Şurûtu’l-Kebîr’den bize kadar ulaşan kısım Ruhi Özcan tarafından Y. Lisans tezi olarak tahkik edilmiş ve daha sonra da neşredilmiştir (el-Mektebetü’l-Faysaliyye).

11- Tahâvi’nin bize ulaşmayan diğer eserleri de şunlardır: en-Nevâdiru’l-Fıkhiyye. On cüz olarak kaleme alınmıştır. Ahkamu’l-Kur’an[44] Tefsiru’l-Kur’an[45], Kitâbü’l-Eşribe, Hükmü Ardu Mekke, Kasmü’l-Fey ve’l-Ganâim, Kitâbü’r-Red alâ İsa b. Ebân, Şerhu’l-Câmiu’s-Sagîr,[46] Şerhu’l-Câmiu’l-Kebîr,[47] Kitâbü’l-Vasâyâ ve’l-Ferâiz,[48] İhtilâfü’r-Rivâyât alâ Mezhebi’l-Kûfiyyîn,[49] en-Nahl ve Ahkâmühâ,[50] el-Mişkât[51], er-Raziyye, Menâkıbü Ebî Hanîfe, en-Nevâdiru ve’l-Hikâyât[52].  

Vefatı

Tahâvi, Perşembe gecesi (6 Zilkade 321/28 Ekim 933) tarihinde 82 yaşındayken Kahire’de vefat etti ve Karâfe mezarlığına defnedildi.[53] Tahâvi vefat ettiğinde geride, Ebu’l-Hasan Ali b. Ahmed b. Muhammed (v.351) adında alim bir çocuk bırakmıştı.[54]

Tahâvi’nin sahip olduğu ilmî ve ahlakî güzel hasletler onun asırlar boyunca övgüyle anılmasını sağlamıştır. Tarihçi ve aynı zamanda Tahâvi’nin öğrencisi olan Ebu Said b. Yunus onun hakkında “Tahâvi güvenilir, hıfzı kuvvetli, fakih, akıllı bir kişi olup ondan sonra onun gibi kimse gelmemiştir”demektedir.[55] İbn Nedîm’de, “Zamanında ilim ve zühd bakımından eşi ve benzeri yoktu”[56] ifadesini kullanmaktadır. İbnü Abdi’l-Berr’de şöyle demektedir: “Alimler arasında Kûfelilerin metodunu, haberlerini ve fıkhını en iyi bilen bir kimseydi. Bunun yanısıra bütün fukahâ mezheplerini de çok iyi biliyordu”.[57] Zehebî’de onun hakkında şu övgü dolu sözleri söylemektedir: “O çok ilim sahibi, büyük hafız, Mısır bölgesinin muhaddis ve fakihidir”.[58]


 



  • [1] Emin, Ahmed, Zuhru’l-İslâm, II, 265.

  • [2] Emin, a.g.e., II, 269; Hacevî, Muhammed b. el-Hasan, el-Fikru’s-Sâmî, Dâru’t-Türâs, Kahire, II, 90-134.

  • [3] Imâdî, Abdülhay, Şezerâtü’z-Zeheb, Dâru’l-Fikr, Beyrut 1979, I, 285.

  • [4] Kandehlevî, Muhammed Yusuf, Mukaddimetü Emâni’l-Ahbâr fî Şerhi Meâni’l-Âsâr, İdâretü Telîfât Eşrefiyye, Pakistan, I, 31-32.

  • [5] Kureşî, Muhyiddin Ebu Muhammed Abdülkadir, el-Cevâhiru’l-Mudıyye fî Tabakâti’l-Hanefiyye, (thk. Abdülfettah Muhammed el-Hulv), Matbaatü İsa Halebî, Kahire 1978, I, 271; İbn Kutlubuğa, Ebu’l-Fidâ Zeynuddin Kasım, Tacü’t-Terâcim, (thk. Muhammed Hayr Ramazan Yusuf), Dâru’l-Kalem, Dımışk 1992, s. 100; Sem’ânî, Ebu Sa’d Abdülkerim, el-Ensâb, (thk. Abdullah Ömer el-Bârûdî), Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1988, IV, 53.

  • [6] Yapılan bu nisbetler için bkz. Kureşî, a.g.e., I, 272; Temîmî, Takıyyüddin Abdülkadir, et-Tabakâtü’s-Seniyye fî Terâcimi’l-Hanefiyye, (thk. Abdülfettah Muhammed el-Hulv), Dâru’r-Rufâî, 1983, II, 52; Kevserî, Muhammed Zahid, el-Hâvî fî Sîreti’l-İmam Ebî Ca’fer et-Tahâvi, Karaçi,  s.3, 40.

  • [7] Yakût, Şihabüddin, Mu’cemü’l-Büldân, (thk. Ferid Abdülaziz el-Cündî), Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1990, IV, 25; Sem’ânî, a.g.e., IV, 52; Suyûtî, Celâlüddin, Lübbü’l-Lübâb fî Tahrîri’l-Ensâb, (thk. Muhammed Ahmed Abdülaziz, Eşref Ahmed Abdülaziz), Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1991, II, 88; Kureşî, a.g.e., I, 273.

  • [8] Doğum tarihi ile ilgili rivayetler için bkz. Kureşî, a.g.e., I, 273; Yakût,a.g.e., IV, 25; Sem’ânî, a.g.e., IV, 53; Rabi’, Muhammed b. Abdullah, Tarihi Mevlidi’l-Ulemâ ve Vefeyâtühüm, Dâru’l-Âsıme, Riyad, II, 527; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; Cezerî, Izzüddin İbnü’l-Esîr, el-Lübâb fî Tehzîbi’l-Ensâb, Dâru Sâdır, Beyrut 1980, II, 275; Taşköprüzade, Ahmed b. Mustafa, Miftâhu’s-Saâde ve Misbâhu’s-Siyâde fî Mevdûâti’l-Ulûm, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1985, II, 249; Kevserî, a.g.e., s. 4.

  • [9] Tahâvi, Müşkilü’l-Âsâr, Haydarâbad 1912, I, 111; Nezir Ahmed, Abdullah, Mukaddimetü Muhtasarı İhtilâfi’l-Ulemâ, Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, Beyrut 1995, I, 21.

  • [10] Nezir Ahmed, a.g.e., I, 22.

  • [11] Kureşî, a.g.e., I, 273-274; Yakût,a.g.e., IV, 25; İbnü’l-Imâd, a.g.e., II, 288; Kevserî, a.g.e., s. 6; Nezir Ahmed, a.g.e., I, 22-23.

  • [12] Kureşî, a.g.e., I, 274-275; Yakût,a.g.e., IV, 25; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; Taşköprüzade, a.g.e., II, 249; Kevserî, a.g.e., s. 19.

  • [13] Kureşî, a.g.e., I, 273; Yakût,a.g.e., IV, 25; İbn Hallikân, Ebu’l-Abbas Şemsüddin, Vefeyâtü’l-Â’yân, (thk. İhsan Abbas), Dâru Sâdır, Beyrut 1978, I, 71; Temîmî, a.g.e., II, 51; Safedî, Salahuddin Halil b. Eybek, el-Vâfî bi’l-Vefeyât, Dâru’n-Neşr Ferânez Şitayz, Fisbâden 1982, VIII, 10.

  • [14] Saymerî, a.g.e., s. 168; İbnü’l-Imâd, a.g.e., II, 288; Leknevî, Ebu’l-Hasenât Muhammed Abdülhay, el-Fevâidü’l-Behiyye fî Terâcimi’l-Hanefiyye, Dâru’l-Ma’rûfe, Beyrut, s. 32; Kevserî, a.g.e., s. 14-17.

  • [15] İbn Hallikân, a.g.e., I, 71; Temimî, a.g.e., II, 51; Safedî, a.g.e., VIII, 10; Kevserî, a.g.e., s. 14,16.

  • [16] Kureşî, a.g.e., I, 274; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; Safedî, a.g.e., VIII, 9; Leknevî, a.g.e., s. 32.

  • [17] Özcan, Ruhi, Mukaddimetü’l-Hâvî fî Şurûti’t-Tahâvî, Basılmamış Y. Lisans tezi, Bağdad 1972, s. 327; Nezir Ahmed, a.g.e., I, 59.

  • [18] Kureşî, a.g.e., I, 274-275; Leknevî, a.g.e., s. 100; Kevserî, a.g.e., s. 18-19.

  • [19] Kevserî, a.g.e., s. 6, 8-10.

  • [20] Kandehlevî, a.g.e., I, 33-42.

  • [21] Kureşî, a.g.e., I, 275-276; Kevserî, a.g.e., s. 7, 11.

  • [22] Kureşî, a.g.e., I, 318.

  • [23] Kureşî, a.g.e., I, 275.

  • [24] Kureşî, a.g.e., I, 276.

  • [25] Taşköprüzade, a.g.e., II, 250; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; İbn Nedîm, Ebu’l-Ferec Muhammed b. İshak, Kitâbü’l-Fehrese, (thk. Nâhid Abbas Osman) Dâru Katarî İbnü’l-Fücâe Devha-Katar 1985, s. 438; Kâtip Çelebi, Mustafa b. Abdullah, Keşfü’z-Zunûn, İstanbul Üniversitesi, II, 1143.

  • [26] Kureşî, a.g.e., I, 276; Kevserî, a.g.e., s. 4-5.

  • [27] Kureşî, a.g.e., I, 277; Yakût,a.g.e., IV, 25; Safadî, a.g.e.,  VIII, 9; İbnü’l-Imâd, a.g.e., II, 288.

  • [28] Leknevî, a.g.e., s. 31-32; Bilmen, Ömer Nasûhi, Hukuku İslâmiyye ve İstilâhâtı Fıkhiyye Kamusu, Bilmen Yayınevi İstanbul, I, 461;

  • [29] İbn Nedîm, a.g.e., s. 434.

  • [30] Kâtip Çelebi, a.g.e., II, 1143.

  • [31] Saymerî, a.g.e., s. 168; Kureşî, a.g.e., I, 276; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; İbn Nedîm, a.g.e., s. 438; Kâtip Çelebi, a.g.e., II, 1728.

  • [32] Kâtip Çelebi, a.g.e., II, 1728.

  • [33] İbn Nedîm, a.g.e., s. 438; Kureşî, a.g.e., I, 276.

  • [34] Kevserî, a.g.e., s. 34.

  • [35] İbn Nedîm, a.g.e., s. 438.

  • [36] İbnü Abdi’l-Berr, Cami’u Beyâni’l-İlmi ve Fazlihi, Dâru’l-Feth, Kahire, II, 175.

  • [37] Kureşî, a.g.e., I, 277; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; İbn Hallikân, a.g.e., I, 71; Kâtip Çelebi, a.g.e., I, 298.

  • [38] Kureşî, a.g.e., I, 277; İbn Nedîm, a.g.e., s. 438.

  • [39] Kureşî, a.g.e., I, 277; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100.

  • [40] İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; İbn Nedîm, a.g.e., s. 438; Kâtip Çelebi, a.g.e., I, 32.

  • [41] Kureşî, a.g.e., I, 276; İbn Nedîm, a.g.e., s. 438; Kâtip Çelebi, a.g.e., II, 1627.

  • [42] Bkz. Kâtip Çelebi, a.g.e., II, 1627.

  • [43] İbn Nedîm, a.g.e., s. 438.

  • [44] Saymerî, a.g.e., s. 168; Kureşî, a.g.e., I, 276; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; İbn Nedîm, a.g.e., s. 438.

  • [45] Taşköprüzade, a.g.e., II, 249; Kureşî, a.g.e., I, 277.

  • [46] Kâtip Çelebi, a.g.e., I, 562.

  • [47] Kâtip Çelebi, a.g.e., I, 568.

  • [48] Kâtip Çelebi, a.g.e., II, 1470.

  • [49] Kâtip Çelebi, a.g.e., I, 32.

  • [50] Tahâvi’nin bu eserleri için bkz. Kureşî, a.g.e., I, 276-277; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; Temimî, a.g.e., II, 52; İbn Nedîm, a.g.e., s. 438; Kevserî, a.g.e., s. 31-37.

  • [51] Kâtip Çelebi, a.g.e., II, 1694.

  • [52] Kureşî, a.g.e., I, 276; Leknevî, a.g.e., s. 32; Kevserî, a.g.e., s. 36.

  • [53] Sem’ânî, a.g.e., IV, 53; İbn Hallikân, a.g.e., I, 71; Zehebî, Ebu Abdillah Şemsüddin, el-I’bar fî Haberi men Gabar, (thk. Ebu Hâcir Muhammed es-Saîd), Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1985, II, 11; Kureşî, a.g.e., I, 273; İbn Kutlubuğa, a.g.e., s. 100; Kevserî, a.g.e., s. 40.

  • [54] Kureşî, a.g.e., II, 541; Kevserî, a.g.e., s. 40.

  • [55] Kevserî, a.g.e., s. 12; Aynı ifadeleri başkaları da kullanmıştır. Bkz. Sem’ânî, a.g.e., IV, 53; Safedî, a.g.e., VIII, 9; Temîmî, a.g.e., II, 50.

  • [56] İbn Nedîm, a.g.e., s. 437.

  • [57] İbnü Abdi’l-Berr, a.g.e., II, 78.

  • [58] Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, (thk. Şuayb el-Arnavût, Muhammed Naîm el-Arkûsî), Müessesetü’r-risâle, Beyrut 1994, XV, 27.


  • Bu Makaleye Ait Eleştiri Makaleleri
    # Makaleler Adı
    Kullanıcı Yorumları

    ! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
    Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

    Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Sümeyye Abaci / 23.04.2015



    Eski Eserler


    Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

    Hesap İşlemleri

    Üye değil misiniz? Üye olun!

    Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...