f EskiEserler | Eski Eserler | Eskieserler.com
E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Osmanl─▒ D├Ânemi T├╝rk Edebiyat─▒n─▒n Niteli─či ├ťzerine D├╝┼č├╝nceler

 Kitap Detay─▒ Kitap No : K-  
Yazar Ad─▒ ─░lim Dal─▒ Konusu Dili
Cemal Kurnaz T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ T├╝rk├že
├ľzelli─či Terc├╝me Eden
 
       
Makale No: 1784 Hit : 5559 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazar─▒na ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakk─▒ndaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Ad─▒

Yazara ait makaleler
# Makaleler Ad─▒
1 T├╝rk Edebiyat─▒nda Hilal
2 Osmanl─▒ D├Ânemi T├╝rk Edebiyat─▒n─▒n Niteli─či ├ťzerine D├╝┼č├╝nceler

Yazar Hakk─▒ndaki Tan─▒t─▒m Makaleleri
# Makaleler Ad─▒

├ľzeti
drug coupon cialis coupons printable cialis trial coupon

Yay─▒n Bilgileri
Yay─▒nland─▒─č─▒ Kaynaklar
Yay─▒nland─▒─č─▒ Tarih
Yay─▒nland─▒─č─▒ Dergi
Sanal Dergi
Makalenin Linki

Makale Metni   [Yazd─▒r/Print]

Osmanl─▒ D├Ânemi T├╝rk Edebiyat─▒n─▒n Niteli─či ├ťzerine D├╝┼č├╝nceler

 

Osmanl─▒ d├Ânemi T├╝rk edebiyat─▒n─▒n niteli─či hakk─▒nda maalesef yayg─▒n ve yanl─▒┼č bir kanaat vard─▒r: Osmanl─▒ d├Âneminde bir b├╝y├╝k "halk" kitlesi vard─▒r, bir de bunlara h├╝kmeden padi┼čah ve ├ževresi, yani saray. Dolay─▒s─▒yla, bu b├╝y├╝k halk kitlesinin meydana getirdi─či edebiyat as─▒l mill├« edebiyat, saray ├ževresinde meydana gelen edebiyat ise mill├« olmayan sun'├« bir edebiyatt─▒r. ├ç├╝nk├╝, halk edebiyat─▒ halk─▒n konu┼čtu─ču dili kullanmaktad─▒r, sadedir. Hece veznine, mill├« naz─▒m ┼čekillerine yer verilmektedir. Buna kar┼č─▒l─▒k, divan edebiyat─▒n─▒n dili Arap├ža, Fars├ža kelimelerden meydana gelen anla┼č─▒lmayan bir dildir. Arap ve Farslara ait aruz veznini ve naz─▒m ┼čekillerini kullanmaktad─▒r. Sonra, halk ┼čairleri halk─▒n i├žinde ya┼čad─▒klar─▒ halde, divan ┼čairleri sarayda veya saray─▒n hemen yan─▒nda ya┼čamakta, halk─▒n aras─▒na kar─▒┼čmamaktad─▒r (1). Ad─▒ ├╝st├╝nde "saray edebiyat─▒"d─▒r. Saray ├ževresinde bir avu├ž insan taraf─▒ndan meydana getirilen, yine o ├ževrenin anlay─▒p zevk alabildi─či bir edebiyat. Hi├ž bir zaman saray d─▒┼č─▒na ├ž─▒kmam─▒┼č, halk taraf─▒ndan benimsenmemi┼čtir. "Y├╝ksek z├╝mre edebiyat─▒" denmesi de bo┼čuna de─čildir. Kendilerini halktan y├╝ksek g├Âren k├╝├ž├╝k bir z├╝mrenin edebiyat─▒d─▒r da ondan...

 

Bilimsel bir ge├žerlili─či olmayan bu fikirler son y─▒llarda yeniden g├Âzden ge├žirilmeye ba┼članm─▒┼čt─▒r (2).

Bu g├Âr├╝┼č├╝n temelindeki as─▒l yanl─▒┼čl─▒k, Osmanl─▒ toplumunu halk ve saray ├ževresi diye ikiye ay─▒rarak, bunu hareket noktas─▒ kabul etmesidir. Halbuki, b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de ─░sl├óm├« k├╝lt├╝r├╝n besledi─či toplumda homojen bir yap─▒ mevcuttu. C├ómi, tekke, medrese, k├Ây odas─▒, kahvehane gibi m├╝esseseler bu ortak k├╝lt├╝r├╝n geli┼čmesinde b├╝y├╝k rol oynuyordu. Erol G├╝ng├Âr'├╝n bu konudaki tesbitlerine kat─▒lmamak m├╝mk├╝n de─čil:

"... Bizim Osmanl─▒ cemiyeti b├Âyle statik bir ├óhengin en g├╝zel ├Ârne─čini te┼čkil eder. Tahsil ve tecr├╝be sonunda idareci m├╝nevver tabakas─▒na ge├žen insanlar─▒ halktan ay─▒rdeden hususiyet, bilgi ve kabiliyet fark─▒d─▒r; ├╝st tabakay─▒ meydana getirenler, padi┼čah da dahil olmak ├╝zere, bir ve ayn─▒ k├╝lt├╝r├╝n en ince ve i┼členmi┼č taraf─▒n─▒ temsil ederler. D├╝nyaya, tarihe, kendi k├╝lt├╝rlerine ve yabanc─▒ k├╝lt├╝rlere kar┼č─▒ tav─▒rlar─▒ halk─▒n tavr─▒ndan pek farkl─▒ de─čildir. Halk─▒n hocalar─▒ ile y├╝ksek tahsil g├Âren gen├žlerin hocalar─▒ ayn─▒ kimselerdir; S├╝leymaniye Medresesi'nde ders okutan bir m├╝derris (profes├Âr) ayn─▒ zamanda S├╝leymaniye C├ómii'nde halka vaaz eder, yine ayn─▒ insan sarayda ┼čehz├ódelerin e─čitimi ile me┼čg├╗l olur." (3)

 

Durum b├Âyle olunca m├╝┼čterek bir k├╝lt├╝r birikimine sahip m├╝tec├ónis bir toplum yap─▒s─▒ ortaya ├ž─▒k─▒yor. Gayet tabii, bu m├╝tec├ónis yap─▒ i├žinde k├╝lt├╝r seviyeleri itibariyle ÔÇôbug├╝n oldu─ču gibiÔÇô baz─▒ farkl─▒l─▒klar olacakt─▒. ├ľzellikle b├╝y├╝k ┼čehirlerde yo─čunluk kazanan sanat faaliyetleri, suya at─▒lan ta┼č─▒n dalgalar─▒ gibi halka halka geni┼čleyerek kasabalara ve k├Âylere intikal ediyordu. ├ľyle ki, belli bir y├╝zy─▒ldan sonra kazan─▒lan k├╝lt├╝r birikimi, halk─▒n b├╝y├╝k bir k─▒sm─▒n─▒ sanat ve edebiyat─▒n i├žine ├žekmi┼čtir.

*

┼×airlerin mensup oldu─ču meslekler, divan ┼čairinin kimli─či hakk─▒nda bir fikir vermektedir: Padi┼čah, vezir, ni┼čanc─▒, defterdar, m├╝ft├╝, kazasker, emir, bey, nakib├╝'l-e┼čraf, kad─▒, m├╝derris, k├ótip, yeni├žeri, sipahi, imam, v├óiz, m├╝ezzin, h├óf─▒z, c├╝z'h├ón, muarrif, buhurcu, muvakkit, h├ónende, t├╝rbe ve tekke bek├žisi, ├žizmeci, remm├ól, k├╝l├óh dikici, m├╝neccim, bezz├óz, v├ól├óc─▒, demirci, ipek├ži, ├žak┼č─▒rc─▒, attar, ┼čekerci, i─čneci, m├╝rekkep├ži, ayakkab─▒c─▒, terzi, penbe-d├╗z, ┼čem'-f├╝r├╗┼č, sarraf, tabip, ┼čerbet, macun ve m├╝ferrih sat─▒c─▒s─▒, ├žift├ži, ziraat├ži, canbaz, sahhaf, t├╝ccar.... vb. (4)

 

Tezkirelerde yer alan 3182 ┼čairin 108 ├že┼čit mesle─če mensup oldu─ču tesbit edilmi┼čtir. Bunlar kendi i├žinde grubland─▒r─▒ld─▒─č─▒nda ilmiyye s─▒n─▒f─▒n─▒n 1147 (% 36), b├╝rokratlar─▒n 892 (% 28), askerlerin 117 (% 3.7), esnaf ve serbest meslek sahiplerinin 117 (% 3. 7), ┼čeyh ve dervi┼člerin 182 (% 5.7), saray mensuplar─▒n─▒n 60 (% 1.8), din adamlar─▒n─▒n 26 (% 0.8) oranlar─▒nda oldu─ču g├Âr├╝lmektedir (5).

Bu bilgiler, sanat faaliyetlerine her meslekten i┼čtiraklerin oldu─čunu g├Âsteriyor. G├╝n├╝m├╝zde ┼čiir ve sanat faaliyetlerinin genelde belli bir ├ževre (├Âzellikle tahsilli ve devlet kap─▒s─▒ndan ekmek yiyen, entelekt├╝el) d─▒┼č─▒na ├ž─▒kamad─▒─č─▒ g├Âz ├Ân├╝ne al─▒n─▒rsa, bunun ├Ânemi daha iyi anla┼č─▒l─▒r.

 

Gayet tabii sanat belli bir k├╝lt├╝r seviyesi gerektirir. Bug├╝n de kasabaya inen bir k├Âyl├╝, kitap├ž─▒ya u─čray─▒p yeni ├ž─▒kan ┼čiir, hik├óye veya romanlar─▒ almak ihtiyac─▒n─▒ hissetmiyor. ├ťstelik, halk─▒n diliyle halk i├žin yaz─▒ld─▒─č─▒ iddias─▒nda olan eserlerin bile n├╝fusa nisbetle bask─▒ say─▒s─▒ ortada. Bu bak─▒mdan g├╝n├╝m├╝z├╝n bas─▒n, yay─▒n ve haberle┼čme imk├ónlar─▒yla k─▒yaslanamayacak ┼čartlar alt─▒nda Osmanl─▒ k├╝lt├╝r ve edebiyat─▒n─▒n halka nas─▒l yayg─▒n ┼čekilde intikal edebildi─čini anlamak kolay olmuyor.

 

Fuat K├Âpr├╝l├╝ bu durumu ┼č├Âyle izah ediyor: "XVII.-XVIII. as─▒rlarda ─░mparatorlu─čun Asya ve Avrupa'daki b├╝y├╝k ┼čehir ve kasabalar─▒nda olduk├ža kalabal─▒k m├╝nevver bir s─▒n─▒f vard─▒ ki, ─░sl├óm ilimlerini ve edebiyatlar─▒n─▒ l├óy─▒k─▒yla kavram─▒┼čt─▒; madd├« refah ve servetle birlikte bu y├╝ksek k├╝lt├╝r havas─▒, uzun as─▒rlar boyunca, daha a┼ča─č─▒ seviyedeki di─čer i├žtima├« s─▒n─▒flara da ge├žerek umum├« zevk ve k├╝lt├╝r seviyesini y├╝kseltmi┼čti." (6)

 

B├Âyle bir geli┼čmenin en ├žarp─▒c─▒ ├Ârnekleri aras─▒nda hi├ž ┼č├╝phesiz ki "├╝mm├« divan ┼čairleri"ni zikredebiliriz. ├ťmm├«, okur-yazarl─▒─č─▒ olmayanlar hakk─▒nda kullan─▒lan bir t├óbirdir. S├Âzl├╝ k├╝lt├╝rleri yaratanlar genellikle ├╝mm├« halk sanatk├órlar─▒d─▒r. Ba┼čka bir s├Âyleyi┼čle, gelenek de kendi g├╝c├╝yle ├╝mm├« sanatk├órlar─▒n─▒ yarat─▒r. Anonim halk edebiyat─▒ ve ├ó┼č─▒k edebiyat─▒ i├žin durum b├Âyledir.

 

Halk, tekke ve ├ó┼č─▒k edebiyatlar─▒m─▒zda varl─▒─č─▒ herkes├že bilinen ├╝mm├« ┼čairlere, XV.yy.'─▒n sonlar─▒ndan itibaren kl├ósik edebiyat─▒m─▒zda da rastlamaktay─▒z. Bizim tesbitlerimize g├Âre bunlar─▒n say─▒s─▒ on civar─▒ndad─▒r: Cem├«l├« (870/1465-66- 950/1643-44?), ├ça─č┼č─▒rc─▒┼×eyh├« (XV.yy.), Huff├« (XV.yy.), R├óy├« (XVI.yy.), T├ólib├« (XVI.yy.), Siy├ób├« (XVI.yy.), B├«d├ór├« (├Âl.968/1560-61), Me┼čreb├« (├Âl.962/ 1554-55), Enver├« (├Âl.954/1547), V├ólih├« (XVI.yy.). Bu ┼čairlerin hepsi de esnaftan ki┼čiler. ┼×eyh├« ├ža─č┼č─▒rc─▒, Huff├« ayakkab─▒c─▒, B├«d├ór├« sarraf, Siy├ób├« terzi, Enver├« i─čneci ve m├╝rekkep├ži. Baz─▒lar─▒, imparatorlu─ča ba┼čkentlik yapm─▒┼č olan ─░stanbul, Bursa ve Edirne gibi ┼čehirlerden. Buralardaki yo─čun k├╝lt├╝r atmosferini anlamak m├╝mk├╝n. Ancak, buralardan uzakta Merzifon, Kefe ve Diyarbak─▒r'dan olanlar da var. Mesel├ó Diyarbak─▒rl─▒ Cem├«l├«'nin Tebriz'e, Herat'a gitti─či, H├╝seyin Baykara'n─▒n meclislerinde bulundu─ču, Ali ┼×ir Nev├ó├«'nin ├╝├ž divan─▒na "kafiye ber-kafiye" nazire s├Âyledi─čini yukar─▒da g├Ârd├╝k. Bu hadise, o as─▒rlarda T├╝rk co─črafyalar─▒ aras─▒ndaki k├╝lt├╝r m├╝nasebetleri hakk─▒nda bir fikir verdi─či gibi, Herat mektebinin Anadolu sahas─▒ndaki etkilerinin boyutlar─▒n─▒ da d├╝┼č├╝nd├╝r├╝yor.

 

├ťmm├« ┼čairlerden Cem├«l├«, Huff├« ve Enver├«'nin divan sahibi olduklar─▒ Ke┼čf├╝zz├╝n├╗n'da kay─▒tl─▒. Ayr─▒ca, bunlardan Enver├«'nin ┼čiirleri, ├╝├ž as─▒r sonra bile, Itr├«, Sadullah A─ča ve Dede Efendi gibi b├╝y├╝k sanatk├órlar taraf─▒ndan bestelenmi┼č. Muhtemelen bestelenmi┼č ba┼čka ┼čiirleri de var. Bu durum, onun tesirinin as─▒rlarca devam etmi┼č oldu─čunu g├Âstermektedir. Bu ┼čairlerden Me┼čreb├«, yazd─▒─č─▒ ┼čiirleri ayn─▒ zamanda besteledi─či i├žin ┼č├Âhretinin daha ├žabuk yay─▒lmas─▒n─▒sa─člam─▒┼č. Bu ├Ârnek, ├╝mm├« ┼čairlere benzer bir durumun kl├ósik bestek├órlar i├žin de s├Âz konusu oldu─čunu d├╝┼č├╝nd├╝rmektedir.

 

├ťmm├«lik hadisesi halk edebiyat─▒ i├žin kan─▒ksanan bir husus oldu─ču h├ólde kl├ósik edebiyat i├žin izaha muhta├žt─▒r. Zira, bu edebiyat─▒n yasland─▒─č─▒ zengin k├╝lt├╝r birikimi, kulland─▒─č─▒ aruz vezni ve estetik kaideleri husus├« bir tahsili gerekli k─▒lmaktad─▒r. O h├ólde tezkirecilerin ├Âvmekte birbiriyle yar─▒┼čt─▒─č─▒, "nev├ódir-i ├ólemden ve gar├óib-i ben├« dem'den" sayd─▒─č─▒bu ┼čairler nas─▒l yeti┼čmi┼čtir?

 

Bu soruya do─čru cevap bulabilmek i├žin ├Ânce zihnimizdeki "halk" ve "halk olmayanlar" ┼čeklindeki yanl─▒┼č tasnifi bir yana b─▒rakmak l├óz─▒m. Osmanl─▒ toplumunda, dokusunu din├«-tasavvuf├« k├╝lt├╝r├╝n besledi─či olduk├ža m├╝tec├ónis bir yap─▒ mevcuttu. C├ómi, tekke, medrese, k├Ây odas─▒ ve kahveh├ónelerde okunan muayyen eserler bu yap─▒y─▒ olu┼čturmaktayd─▒. Ba┼čta ─░stanbul olmak ├╝zere belli merkezlerde yo─čunla┼čan k├╝lt├╝r faaliyetleri, suya at─▒lan ta┼č─▒n halkalar─▒ gibi yay─▒larak safha safha halka intikal ediyordu. XVI.yy.a gelindi─činde bu s├╝re├ž iyice h─▒zlanm─▒┼č, okuyucunun zevki ve k├╝lt├╝r seviyesi de bir hayli y├╝kselmi┼čtir. ─░mparatorluk co─črafyas─▒nda ya┼čanan bu yo─čun ve yayg─▒n k├╝lt├╝r hayat─▒n─▒n sonucu olarak ┼čuar├ó tezkirelerinde esnaf tabakas─▒ndan ┼čairler, cihan padi┼čahlar─▒yla yan yana durur oldular. Bunlar aras─▒nda, s├Âz├╝n├╝ etti─čimiz ├╝mm├« divan ┼čairleri de vard─▒.

 

Fuat K├Âpr├╝l├╝, esnaf, tabakas─▒ndan yeti┼čmi┼č ├╝mm├« bir insan─▒n kl├ósik ┼čairler silsilesine girecek derecede g├╝zel ┼čiirleriyle ┼č├Âhret kazanmas─▒n─▒, kendi f─▒tr├« istid├ód─▒yla beraber, bilhassa, yeti┼čti─či ├ževrenin k├╝lt├╝r seviyesiyle izah ediyor (7). Bu ├╝mm├« ┼čairlerin yeti┼čmesinde, "s├Âzl├╝ irfan─▒m─▒z─▒n rahlesiz divitsiz mektebleri" olan sohbet meclislerimizin ├Ânemli rol oynad─▒─č─▒ kesin. Latif├«'nin Huff├« hakk─▒ndaki isabetli tesbitlerine kat─▒lmamak m├╝mk├╝n de─čil: Huff├«, "terakkiyu'l-ukal├ó bi-m├╝c├óleseti'l-ezkiy├ó" s├Âz├╝ gere─či s├╝rekli f├óz─▒l ve k├ómil kimselerle sohbet ve m├╝nasebette bulunmu┼č, "huzi'l-ilme min efv├óhi'r-ric├ól" s├Âz├╝ne uyarak b├╝y├╝klerin sohbetlerinden o kadar ├žok l├╗gat, ib├ór├ót ve akl├«-nakl├« meseleyi haf─▒zas─▒na kaydetmi┼č ki, kitaps─▒z-deftersiz m├╝ft├╝ ve m├╝derris olmu┼č... ├ľyle ki, Huff├« hakk─▒nda s├Âylenenleri pek akla yatk─▒n bulmayan Fatih, onu huzuruna ├ža─č─▒rarak ┼čiirlerini bizzat dinlemi┼č, takdir ederek ihsanlarda bulunmu┼čtur. ├ça─č┼č─▒rc─▒ ┼×eyh├«'nin de "mus├óhabetinin her g├óh ehl-i ilm t├óifesiyle oldu─ču" vurgulanmaktad─▒r. Ahmed Pa┼ča gibi bir ┼čairle sohbet arkada┼č─▒ olan ┼×eyh├«'nin ebcedle tarih d├╝┼č├╝rmesini yad─▒rgamak elden gelmiyor.

 

Burada, s├Âz konusu edilen ┼čairlerin b├╝sb├╝t├╝n cahil olmad─▒klar─▒ hat─▒ra gelebilir. Ger├žekten, tezkirelerde baz─▒ ┼čairler hakk─▒nda "..belki sev├ód-h├ón oldu─ču..." ┼čeklinde teredd├╝t ifadelerine rastlan─▒r. Ancak, bir├žo─čunun ├╝mm├«li─či a├ž─▒k├ža belirtilmi┼čtir. Bunlar─▒n en me┼čhuru olan Enver├« hakk─▒nda ├é┼č─▒k ├çelebi'nin s├Âylediklerini yukar─▒da g├Ârd├╝k. Onun s├Âzleri bu konuda hi├žbir teredd├╝te yer b─▒rakm─▒yor. Ayr─▒ca, K─▒y├ós├«'nin hiciv beyti de onu desteklemektedir.

 

K─▒y├ós├« okur-yazarl─▒─č─▒ ile b├Âb├╝rlene dursun, Enver├«'nin "Nideyim sahn-─▒ ├žemen seyrini c├ón├ón─▒m yok" m─▒sra─▒ ve di─čerleri, d├Ârt y├╝z seneden beri g├Ân├╝llerimize ses vermeye devam ediyor. Sonu├ž olarak, s├Âzl├╝ irfan meclislerimizin bereketi i├žinde yeti┼čmi┼č Enver├« ve benzeri ├╝mm├« ┼čairlerimizi, kl├ósik k├╝lt├╝r├╝m├╝z├╝n halka intikalinin ├Ânemli g├Âstergelerinden birisi olarak de─čerlendirmek l├óz─▒md─▒r (8).

*

K├╝lt├╝r ve sanat─▒n geli┼čmesinde saray─▒n rol├╝n├╝ de unutmamak gerekir. Saray─▒n ilim ve sanat erb├ób─▒n─▒ te┼čvik ve him├óye etmesi T├╝rk-─░sl├óm gelene─činde ├Âteden beri mevcut idi. Bu gelenek dolay─▒s─▒yla her padi┼čah kendisini bu te├óm├╝le uydurmak mecburiyetinde hissediyor, aksi takdirde ┼ču beyitte oldu─ču gibi, ├ževresi veya bizzat ├ólim ve sanatk├órlar taraf─▒ndan ikaz ediliyordu: "Husrev├ó erb├ób-─▒nazma ihtir├óm et ihtir├óm / ├ç├╝n severdi bunlar─▒ Mahb├╗b-─▒Rabb├╝'l-├ólemin" (9).

 

Divan ┼čairlerinin en ├žok tenkit edilen y├Ânlerinden biri de yazd─▒klar─▒ ┼čiir ve eserler kar┼č─▒l─▒─č─▒nda devlet b├╝y├╝klerinden para almalar─▒d─▒r. O g├╝n├╝n ┼čartlar─▒ dikkate al─▒nd─▒─č─▒nda bunun ne kadar elzem oldu─ču anla┼č─▒l─▒r:

"G├╝n├╝m├╝zde yazar─▒n ve eserin geni┼č okuyucu kitlesinde g├Ârd├╝─č├╝ ra─čbetin belirledi─či telif ├╝creti, k─▒saca ifadesiyle h├╝nerin madd├« kar┼č─▒l─▒─č─▒, ba┼čta h├╝k├╝mdarlar olmak ├╝zere devletin y├╝ksek g├Ârevlileri taraf─▒ndan sa─član─▒yordu. ┼×airler, yazarlar ve bilim adamlar─▒, eserlerini s├Âz konusu mevkilerde bulunan ki┼čilere sunarak kar┼č─▒l─▒─č─▒nda c├óize ad─▒ verilen bir t├╝r telif ├╝creti al─▒rlard─▒. Bu telif ├╝cretinn miktar─▒ da, kendisine eser sunulan ki┼činin bilgisine, k├╝lt├╝r├╝ne g├Âre de─či┼čirdi. Do─čunun medeniyet tarihine bakt─▒─č─▒m─▒zda, k├╝lt├╝rl├╝ devlet adamlar─▒n─▒n zamanlar─▒nda bilim ve sanat eserlerinin say─▒s─▒nda b├╝y├╝k art─▒┼člar g├Âr├╝r├╝z." (10)

 

Beh├žet Necatigil de "c├óize" mekanizmas─▒n─▒n m├╝sbet rol├╝ne dikkat ├žekmi┼čtir:

"Osmanl─▒ ─░mparatorlu─ču i├žin bir ├že┼čit Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'dur c├óize. Divan edebiyat─▒n─▒n t├Âresidir, yasas─▒d─▒r, edebiyat├ž─▒n─▒n sosyal sigortas─▒ bir ├že┼čit. Bug├╝n dergilerde, gazetelerde bas─▒lan yaz─▒lara, ┼čiirlere, yay─▒nevlerinde ├ž─▒kan kitaplara ├Âdenen telif ├╝cretlerinin yerini tutuyor c├óize. Yani bir eme─čin kar┼č─▒l─▒─č─▒. ┼×airine g├Âre de─či┼čir, belli bir baremi vard─▒r, iyi esere ├žok c├óize verilir, ┼č├Âyle b├Âyle olan─▒na ona g├Âre. ┼×air, devlet b├╝y├╝klerine sundu─ču kaside ve gazellerde kalem g├╝c├╝n├╝ g├Âsterir, sanat─▒n─▒ g├Âsterir ve h├╝nerini parasal, malsal (nakd├«, ayn├«) kar┼č─▒l─▒─ča d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r. Padi┼čah, vezir, devletin di─čer ├Ânemli ki┼čileri, bu kasideleri, i├žlerinde abartmalar, ger├žek d─▒┼č─▒ yak─▒┼čt─▒rmalar oldu─čunu bile bile, s─▒rf bir eser, bir yarat─▒ oldu─ču i├žin de─čerlendiriyorlard─▒. ┼×airlere verilen c├óizeler (paralar, t├╝rl├╝ ihtiya├ž maddeleri) Cumhuriyet rejiminin ilk d├Ânemindeki el├žilikler, ┼čirketlerde bankalarda y├Ânetim kurulu ├╝yelikleri, vatana hizmet tertibinden maa┼č ba─člamalar gibi kay─▒rmalar─▒n yerini tutar. Yoksa o c├óizeleri veren devlet erk├ón─▒n─▒ ├Âvg├╝ d├╝┼čk├╝n├╝ ve ┼čairleri de onlar─▒n dalkavuklar─▒ diye k├╝├ž├╝ltmeye kalkmak, en az─▒ndan cahillik ve insafs─▒zl─▒k olur. ┼×air yaz─▒yor, ba┼čar─▒s─▒ oran─▒nda da ├╝cretini al─▒yor, ge├žimini buna g├Âre ayarl─▒yor, yar─▒ yar─▒ya kalemiyle sa─čl─▒yordu." (11)

 

Padi┼čah─▒n b├Âyle bir gelenek i├žinde ilim ve sanat erb├ób─▒n─▒ te┼čvik ve him├óye etti─čini g├Âren di─čer idareciler de bulunduklar─▒ yerleri sanat faaliyetlerinin merkezi h├óline getirmi┼čler, b├Âylece imparatorluk co─črafyas─▒n─▒n en uzak noktalar─▒nda bile edeb├« muhitler, sanat mahfilleri te┼čekk├╝l etmi┼čtir (12). Bu hususta ├é┼č─▒k ├çelebi'nin Neh├ór├«'den bahsederken "darb-─▒ mesel" yerinde zikretti─či ┼ču s├Âz ├╝zerinde durulmaya de─čer:

"Riv├óyet ederler ki, Prizren'de o─član (├žocuk) do─čsa ad─▒ndan akdem (├Ânce) mahl├ós korlar; Yenice'de do─čan o─član baba diyecek vakit Faris├« s├Âyler; Pri┼čtine'de o─član do─čsa diviti belinde do─čar, derler. Bin├óenal├óz├ólik, Prizren ┼č├óir menba'─▒ve Yenice Faris├« oca─č─▒ve Pri┼čtine k├ótip yata─č─▒d─▒r." (13)

 

Burada ad─▒ge├žen Prizren, Yenice ve Pri┼čtine, Rumeli'de bir birine yak─▒n ├╝├ž k├╝├ž├╝k kasabad─▒r. XIV. as─▒r sonlar─▒nda fethedilen bu yerlerin XVI. as─▒rda, bu darb-─▒ meselin do─čmas─▒na sebep olacak ┼čekilde geli┼čerek birer k├╝lt├╝r ve sanat merkezi h├óline geldi─či anla┼č─▒l─▒yor. Bu durum, ayn─▒ zamanda k├╝lt├╝r├╝n g├╝c├╝ ve dinamizmini de g├Âstermektedir. Bu k├╝├ž├╝k kasabalarda herkesin ┼čiir ve edebiyatla u─čra┼čmas─▒, ├žocuklar─▒n─▒n ┼čair olmas─▒n─▒ istemesi, devrin edebiyat dili Fars├žay─▒ bilmesi biraz m├╝bal├ó─čal─▒ ┼čekilde anlat─▒lm─▒┼č. Bu ├Ârne─či, daha eski devirlerden beri yo─čun T├╝rk unsurunun h├ókim bulundu─ču di─čer kasabalara da te┼čmil etmek herhalde yanl─▒┼č olmaz. Nitekim, Ali R─▒za Yalg─▒n'da buna dair bir ├Ârnek buluyoruz. Toroslarda ya┼čayan T├╝rkmenlerin folklor ve edebiyatlar─▒na dair k─▒ymetli ara┼čt─▒rma ve derlemeleri bulunan yazar, Yeni┼čehirli Avn├« ve Hoca Veys├«'nin birer beytini tesbit etmi┼čtir: (14) Uzun y─▒llar Osmanl─▒n─▒n isk├ón te┼čebb├╝slerine direnen Toros T├╝rkmenlerinin dilinde, hem de Cumhuriyet devrinde h├ól├ó divan ┼čairlerinin beyitleri derlenebiliyorsa biraz d├╝┼č├╝nmek gerekir. XVI. as─▒rda ├é┼č─▒k ├çelebi'nin zikretti─či ├Ârnekle bu ikisi birbirini tamamlamaktad─▒r. ─░leti┼čim ara├žlar─▒n─▒n ├žok s─▒n─▒rl─▒ oldu─ču as─▒rlarda Osmanl─▒ k├╝lt├╝r├╝n├╝n bu ku┼č u├žmaz kervan ge├žmez da─č k├Âylerine ula┼čabilmesini, yukar─▒dan beri zikretti─čimiz sebeplerle izah edebiliyoruz.

*

Divan edebiyat─▒n─▒n en ├žok tenkit edilen y├Ânlerinden biri dilinin a─č─▒r ve anla┼č─▒lmaz olu┼čudur. Asl─▒nda bu iddia, yukar─▒da anlatt─▒─č─▒m─▒z geli┼čmeler ile ├želi┼čmektedir. Gayet tabii g├╝n├╝m├╝zde oldu─ču gibi, eskiden de olduk├ža k├╝lfetli ve sanatl─▒ bir ├╝sl├╗pla yaz─▒lm─▒┼č eserler bulunmaktayd─▒. Fakat, hepsinin b├Âyle oldu─čunu s├Âylemek yanl─▒┼č olur. Mesel├ó, divan nesrinin Veys├« ve Nergis├«'nin s├╝sl├╝ eserlerinden ibaret olmad─▒─č─▒ art─▒k herkes├že biliniyor. Divan nesri, sanat g├Âstermek ve geni┼č kitleye bir ┼čeyler anlatmak gayesiyle iki ayr─▒ ├žizgide geli┼čmi┼čtir. Veys├« ve Nergis├«'nin "sanat" gayesiyle kaleme ald─▒─č─▒ eserler, bu edebiyat─▒ k├Ât├╝lemek isteyenler taraf─▒ndan devaml─▒ ├Ârnek g├Âsterilir. Halbuki ayn─▒ yazarlar─▒n konu┼čma diline yak─▒n bir dille yazd─▒─č─▒ eserlerden (Veys├«'nin H├óbn├óme'si gibi) hi├ž bahsedilmez (15). Kur'an tefsirleri, hadis kitaplar─▒, f├╝t├╗vvetn├ómeler, men├ók─▒bn├ómeler, din├«, destan├« halk hik├óyeleri, gazavatn├ómeler, fetihn├ómeler, baz─▒ Osmanl─▒tarihleri, ahl├ók ve siyaset kitaplar─▒, seyahatn├ómeler... ├žo─čunlukla o g├╝nk├╝ halk─▒n (16) anlad─▒─č─▒ dille yaz─▒lm─▒┼čt─▒r (17).

 

Divan ┼čairlerinin birden fazla dili oldu─ču s├Âylenebilir. Kasidelerde, ├Âzellikle medhiye b├Âl├╝mlerinde terkibli, sanatl─▒ bir dil kullanan ┼čairin, gazel ve murabbalarda daha sade bir dil kulland─▒─č─▒ g├Âr├╝l├╝r. Divanlar─▒ meydana getiren gazellerin ve murabbalar─▒n b├╝y├╝k ├žo─čunlu─ču o g├╝nk├╝ halk─▒n zevkle okuyup anlayaca─č─▒ sadelikteydi. Bunlar─▒n i├žinde, ├že┼čitli sebeplerle ├žok ├žok sade olanlar─▒da bulunmaktayd─▒. Mesel├ó, ├é┼č─▒k ├çelebi'nin s├Âyledi─čine g├Âre, ├ťsk├╝pl├╝ ─░shak ├çelebi'nin ┼čiirleri sade ve k├╝lfetsiz bir ├╝sl├╗pla yaz─▒ld─▒─č─▒ndan h├ónendeler ve s├ózendeler aras─▒nda yay─▒lm─▒┼č, d├╝─č├╝nlerde okunur olmu┼čtur (18).

Bu arada T├╝rk├«-i Basit ak─▒m─▒n─▒ da, kal─▒c─▒ bir etkisi olmasa da divan ┼čiirinin geli┼čimi i├žinde bir merhale olarak hat─▒rlamal─▒y─▒z (19).

 

Ayr─▒ca, saray─▒n halk diline ilgisiz oldu─ču iddias─▒ da do─čru de─čildir. Baz─▒ padi┼čahlar─▒n hece vezniyle sade bir dille ┼čiirler yazd─▒─č─▒n─▒ biliyoruz.
  

Saraydaki insanlar─▒n halktan ayr─▒ bir dil konu┼čtuklar─▒n─▒ d├╝┼č├╝nmek yanl─▒┼č olur (20). T├╝rk├ž├╝l├╝k ak─▒m─▒n─▒n geli┼čmeye ba┼člad─▒─č─▒ y─▒llarda da olsa, II. Abd├╝lhamid'in okullara g├Ânderdi─či bir tamimle T├╝rk├že'ye ├Ânem verilmesini ve halk a─čz─▒ndan derlemeler yap─▒lmas─▒n─▒ istemesi ├╝st├╝nde durulmas─▒ gereken bir geli┼čmedir (21).

*

Kl├ósik ┼čairlerimizin ┼čiirlerinde atas├Âz├╝, deyim ve halk a─čz─▒na yak─▒n s├Âyleyi┼člere ├žok├ža rastlanmaktad─▒r. ┼×imdiye kadar l├óy─▒kiyle dikkat edilmeyen bu husus, divan ┼čairinin halk k├╝lt├╝r├╝ ile nas─▒l al├ókal─▒ oldu─čunu g├Âsteren bir delildir.

 

Edebiyat─▒m─▒zda "├«r├ód-─▒ mesel" veya "irs├ól-─▒ mesel" denilen bir s├Âz sanat─▒ vard─▒r. Bir fikri isbat i├žin misal getirmek veya ┼čiirde atas├Âz├╝ kullanmak, demek olan bu sanat, XV. ve XVI. yy.lardan itibaren edebiyat─▒m─▒zda atas├Âz├╝ ve deyimlerin ra─čbet kazanmas─▒yla daha da yayg─▒nla┼čm─▒┼čt─▒r.

 

Ger├žekten XVI. yy. kl├ósik edebiyat─▒m─▒z─▒n kem├óle erdi─či, kudretli ┼čairlerin ├žo─čald─▒─č─▒ bir devirdir. Y├╝zy─▒l─▒n ba┼č─▒nda vefat eden Necat├« Bey'in kem├ól seviyesine ula┼čt─▒rd─▒─č─▒ ┼čiirde atas├Âz├╝, deyim ve halk s├Âyleyi┼člerini kullanma uygulamas─▒ kendinden sonraki ┼čairler ├╝zerinde ├žok etkili olmu┼čtur (22). T├╝rk├ženin imk├ónlar─▒n─▒ ├žok iyi bilen ┼čairler, atas├Âz├╝, deyim ve T├╝rk├že s├Âyleyi┼člerin ├že┼čitli m├ón├ólariyle ustaca oynayarak ortaya koyduklar─▒edeb├« sanatlarla ┼čiirlerini zenginle┼čtirmi┼člerdir (23).

*

Halk ve divan edebiyatlar─▒, kendilerine ├Âzg├╝ ├Âzellikleri olan iki ayr─▒ edebiyat gelene─čimizdir. Bununla birlikte, zaman i├žinde kar┼č─▒l─▒kl─▒ etkile┼čme sonucunda baz─▒ ortak ├Âzellikleri de ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r.

Bu ortak ├Âzelliklerden birisi, divan ┼čairlerinin hece vezniyle ┼čiir yazma e─čilimidir. XVI. yy.dan ba┼člayarak bir├žok divan ┼čairinin hece vezniyle ┼čiir yazd─▒─č─▒n─▒ biliyoruz. Me├ól├« (├Â.1511), Us├╗l├« (├Â. 1538), Zaif├« (├Â. 1555), ├é┼č─▒k ├çelebi (1519-1571), Fevr├« (├Â. 1571), III. Murad (├Â. 1595), Himmet (├Â. 1684), Feyz├«, IV. Murad, Afife Sultan, Mahtum├«, Nahif├«, Nedim (├Â. 1730), III. Ahmed, ┼×eyh Galip (1757-1799), Vahid Maht├╗m├« (├Â. 1732), ─░zzet Molla (1785-1829), H─▒z─▒ra─čaz├óde Said (├Â. 1837), ├ékif Pa┼ča (1787-1845), Edhem Pertev Pa┼ča (1824-1872), ├édile Sultan (1825-1898), M├╝nif Pa┼ča (1828-1910) hece vezniyle ┼čiir yazan ┼čairlerdendir. Bu ┼čiirler genellikle ko┼čma naz─▒m ┼čekliyle yaz─▒lm─▒┼čt─▒r. Bunlardan ba┼čka XVI. yy. ┼čairlerinden H─▒t├ób├«'nin hece vezniyle bir murabba'─▒ vard─▒r (24). XVII. yy.da Feyz├« ├çelebi de hece vezniyle bir ┼×em' ├╝ Perv├óne mesnevisi yazm─▒┼čt─▒r. (25)

 

Aruz ve hece vezni, d├Ârtl├╝k ve beyit ┼čeklinin yan yana g├Âr├╝ld├╝─č├╝ ilk isl├óm├« eserlerden itibaren (26) g├╝n├╝m├╝ze kadar birlikte kullan─▒la gelmi┼čtir. Halil o─člu Ali'nin 1233'de hece vezniyle ve d├Ârtl├╝klerle yazd─▒─č─▒ Yusuf u Zeliha's─▒(27), ismi bilinmeyen bir ┼čairin yine hece vezniyle ve d├Ârtl├╝klerle Arap├žadan terc├╝me etti─či Bedv├╝'l-Am├ól├«'si (28) ilgi ├žekici ├Ârneklerdir. Yunus Emre'den ba┼člayarak tekke ┼čiiri ve XVII.yy.dan itibaren saz ┼čiiri, bu beyit-d├Ârtl├╝k ve aruz-hece birlikteli─činin ├Ârnekleriyle doludur.

 

Sosyal bilimlerde herhangi bir konuda bir ├Ârnekle kar┼č─▒la┼čm─▒┼čsak, bunun "bir"den fazla olma ihtimali her zaman vard─▒r. Bu d├╝┼č├╝nceden hareketle, hece vezniyle ┼čiir yazan divan ┼čairlerinin bu sayd─▒klar─▒m─▒zdan ibaret olmad─▒─č─▒n─▒ s├Âyleyebiliriz (29).

*

Hece vezniyle ┼čiir yazma e─čilimini kl├ósik T├╝rk musikisi bestek├órlar─▒nda da g├Ârmekteyiz. Bizim tesbit etti─čimiz ┼ču bestek├órlar, heceyle yaz─▒lm─▒┼č ┼čiirlere besteler yapt─▒klar─▒ gibi, kendileri de bizzat hece vezniyle ┼čiirler yazm─▒┼člard─▒r: H├óf─▒z Post (├Âl. 1649), Ta┼č├ž─▒z├óde Recep ├çelebi (├Âl. 1690), ├éhen├« Mehmet (├Âl.1700), Buh├╗r├«z├óde Mustafa Itr├« Efendi (├Âl.1711), Burnaz Hasan ├çelebi (1670-1729), Mustafa ├çavu┼č, III. Selim (1761-1808), II. Mahmud (1784-1839), Numan A─ča (1750-1834), ┼×akir A─ča (1779-1840), Nuri (XIX. yy.), Hamam├«z├óde ─░smail Dede Efendi (1778 - 1845), Dellalz├óde ─░smail Efendi (1797-1869), Ha┼čim Bey (1814-1868), Hac─▒├érif Bey (1831-1884), Hac─▒Faik Bey (├Âl. 1890). XX.y├╝zy─▒l─▒n ba┼č─▒nda Rahmi Bey (1865-1924) (30), Leyla Saz ( 1850-1936) (31) ve Ahmet Rasim (1864-1932) (32) de bu gelene─či s├╝rd├╝rm├╝┼čt├╝r.

 

Kl├ósik bestek├órlar, kendileri heceyle ┼čiir yazd─▒klar─▒ gibi, g├╝fte olarak halk ┼čairlerinin ┼čiirlerini de kullanm─▒┼člard─▒r. Bu gelenek g├╝n├╝m├╝zde de devam etmektedir.

Kl├ósik bestek├órlar─▒n heceyle ┼čiir yazmas─▒, divan edebiyat─▒n─▒n halk edebiyat─▒na yak─▒nla┼čmas─▒ ┼čeklinde de─čerlendirilebilir. Nitekim, divan ┼čairleri de XVI. y├╝zy─▒ldan ba┼člayarak bu tarz ┼čiirler yazm─▒┼člard─▒r. Bu bestek├órlar─▒n b├╝y├╝k ├žo─čunlu─ču, devrin ┼čairleriyle ayn─▒ ├ževrelerde bulunmaktad─▒r. Haf─▒z Post'un N├óil├«, Itr├«'nin N├ób├«, Enf├« Hasan A─ča'n─▒n Nedim ile olan dostluklar─▒ bilinmektedir. Dolay─▒s─▒yle, ┼čairlerde ve bestek├órlarda g├Âr├╝len bu e─čilimin, mahallile┼čme ak─▒m─▒n─▒n da etkisiyle, kl├ósik k├╝lt├╝r├╝n ├že┼čitli alanlar─▒nda giderek geli┼čti─či d├╝┼č├╝n├╝lebilir.

 

Kl├ósik T├╝rk musikisi bestek├órlar─▒n─▒n hece veznine olan ilgisini ancak XVII. y├╝zy─▒ldan itibaren tesbit edebilmekteyiz. Daha ├Ânceki bestek├órlar─▒m─▒z ve eserleri hakk─▒nda bilgilerimiz ise olduk├ža s─▒n─▒rl─▒d─▒r. Bu y├╝zy─▒l, murabba naz─▒m ┼čeklinin ┼čark─▒ya d├Ân├╝┼čen ilk ├Ârneklerinin g├Âr├╝ld├╝─č├╝ bir d├Ânemdir. ─░lk ┼čark─▒ yazan ┼čairlerden N├óil├« (├Âl. 1666) ve Naz├«m (1650-1727) bu y├╝zy─▒lda ya┼čam─▒┼čt─▒r. L├óle Devri ( 1703-1730)'nde ise ┼čairlerin "┼čark─▒"ya olan ra─čbeti iyice artm─▒┼čt─▒r. Bu durum, kl├ósik bestek├órlar─▒n halk zevkine olan ilgisinin bir ba┼čka delilidir. Divan edebiyat─▒nda g├Âr├╝len murabba ve ┼čark─▒ naz─▒m ┼čekli ile halk edebiyat─▒ndaki ko┼čma naz─▒m ┼čekli aras─▒ndaki ┼čekil ve muhteva benzerli─či ara┼čt─▒r─▒lmas─▒ gereken bir konudur (33). Ayr─▒ca, kl├ósik musiki ile halk musikisinin beste formlar─▒, makam ve ezgi yap─▒lar─▒ bak─▒m─▒ndan da kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒lmas─▒ gerekir. Edebiyat ve musiki yan─▒nda resim, hat, mimari gibi sanat dallar─▒nda da bu tarz ortak ├Âzelliklerin bulunmas─▒ pek tabiidir. Bir aya─č─▒ kl├ósik k├╝lt├╝rde, bir aya─č─▒ halk k├╝lt├╝r├╝nde olan sanatk├órlar, bu m├╝┼čterekli─či ├žok g├╝zel yans─▒t─▒rlar (34). Bu t├╝r ara┼čt─▒rmalar yap─▒ld─▒k├ža k├╝lt├╝r├╝m├╝z├╝n b├╝t├╝nl├╝─č├╝ ve her alandaki m├╝┼čterekleri daha iyi anla┼č─▒lacakt─▒r.

*

Fuat K├Âpr├╝l├╝, m├╝┼čterek bir k├╝lt├╝r birikimi ├╝zerinde geli┼čen halk ve divan edebiyatlar─▒n─▒n kar┼č─▒l─▒kl─▒ olarak birbirini etkiledi─čine ┼ču s├Âzleriyle dikkat ├žekmi┼čtir: "...Kl├ósik edebiyat ├╝zerinde halk edebiyat─▒m─▒z─▒n ve halk edebiyat─▒ ├╝zerinde kl├ósik edebiyat─▒m─▒z─▒n birtak─▒m tesir ve aksi tesirleri g├Âze ├žarpmamak m├╝mk├╝n de─čildir..." (35) Mehmet ├çavu┼čo─člu da bu g├Âr├╝┼č├╝ ba┼čka deliller ile destekliyor:

"XVIII. ve XIX. y├╝zy─▒llardan g├╝n├╝m├╝ze kalan c├Ânklerde, okuma-yazma bilen halk kesiminden ki┼čilerin derledikleri defterlerde, ├Âzellikle XVI. y├╝zy─▒lda B├ók├«, Fuz├╗l├«, Yahya Bey, Hayret├« gibi ├╝nl├╝ divan ┼čairlerinin ┼čiirlerine rastlamam─▒z, divan ┼čiirinin sadece y├╝ksek ayd─▒n kesiminde okumakla kalmad─▒─č─▒n─▒ isbat ediyor. ├ľzellikle tasavvuf d├╝┼č├╝ncesini i┼čleyen ┼čiirlere bu defterlerde daha ├žok rastlan─▒r. Bu durum, tarikatlerin s├Âz konusu k├╝lt├╝r ba─člant─▒s─▒ sa─člamakta oynad─▒─č─▒ rol├╝n ne kadar ├Ânemli oldu─čunu g├Âsterir." (36)

 

Biz bu iki edebiyat─▒n m├╝┼čtereklerini tesbit ederken her ikisinin farkl─▒ estetik anlay─▒┼člara sahip oldu─čunu unutuyor de─čiliz. Kar┼č─▒l─▒kl─▒ etki ve benzerlikleri ele al─▒rken, "m├╝sbet" veya "menfi" gibi h├╝k├╝mler vererek yarg─▒lamak yerine, k├╝lt├╝r├╝n olu┼čumu i├žindeki geli┼čmeleri anlamaya ├žal─▒┼čmak gerekti─čine inan─▒yoruz.

 

Halk ┼čairlerinin divan ┼čairlerinden etkilenmesi ay─▒planacak bir durum de─čildir. Aksine, k├╝lt├╝r geli┼čiminin tabi├« bir neticesidir. Ayn─▒ toplum i├žinde cereyan eden k├╝lt├╝r ve sanat faaliyetlerinin birbirinden etkilenmesi, kar┼č─▒l─▒kl─▒ al─▒┼čveri┼čte bulunmas─▒ndan daha tabi├« ne olabilir? Yanyana ya┼čayan milletler aras─▒nda bile bu k├╝lt├╝r al─▒┼čveri┼činin oldu─čunu kabul ettikten sonra, (37) ayn─▒ milletin kendi i├žindeki bu benzer durumu niye yad─▒rgayal─▒m?

 

Kar┼č─▒l─▒kl─▒ etkile┼čmenin son as─▒rlara do─čru daha ├žok hissedilmesi sebepsiz de─čildir. Bu, as─▒rlard─▒r s├╝ren bir sosyal ve k├╝lt├╝rel olu┼čumun sonunda ortaya ├ž─▒kan tabi├« bir hadisedir.

B├Âyle olunca her ┼čairi kendi asr─▒n─▒n ┼čartlar─▒ i├žinde de─čerlendirmek gerekmektedir. Mesel├ó, Yunus Emre, Ahmet Yesev├« gibi ┼čairlerin, ┼čiirlerinde, fikirlerini geni┼č halk kitlelerine anlatabilmek i├žin husus├« tercihle de─čil, ba┼čka t├╝rl├╝ s├Âyleyemedikleri i├žin b├Âyle sade bir dil kulland─▒klar─▒n─▒ d├╝┼č├╝nmek do─čru olur. Yani, onlar─▒ da i├žinde ya┼čad─▒klar─▒ sosyal ve k├╝lt├╝rel ├ževrenin bir par├žas─▒ olarak ele almal─▒d─▒r. Nitekim, XVI. ve XVII. as─▒rlardan itibaren edebiyat─▒m─▒z─▒n (dolay─▒s─▒yla ┼čiirimizin) tecr├╝be ve birikimi, XII.-XIII. as─▒rlar─▒ndakinden ├žok daha geli┼čmi┼č oldu─ču gibi, halk─▒n sanat k├╝lt├╝r zevki ve seviyesi de ├žok de─či┼čmi┼čti. ┼×airler kendilerini anlayaca─č─▒na inand─▒─č─▒ bu okuyucu kitlesinin ihtiya├žlar─▒na eserleriyle cevap veriyordu.

B├╝t├╝n bu s├Âz konusu geli┼čmelerin sonucunda halk ve divan ┼čiirinin birbirine yakla┼čt─▒─č─▒, dolay─▒s─▒yla bu e─čilimin ├ževre, yani okuyucunun iste─či y├Ân├╝nde meydana geldi─či s├Âylenebilir.

*

Halk ┼čairleri, aruz vezniyle ┼čiirler yazm─▒┼člar, bunun yan─▒nda, ┼čiirlerinde divan ┼čiirinin kelime, hay├ól ve mazm├╗nlar─▒n─▒ da kullanm─▒┼člard─▒r.

Saz ┼čairleri de divan ┼čiirinin etkisinde kalarak aruzun belli kal─▒plar─▒yla gazel, murabba, muhammes, m├╝seddes veya m├╝stezat ┼čeklinde ┼čiirler yazm─▒┼člard─▒r(38). Bu ┼čiirlere yaz─▒ld─▒klar─▒ aruz kal─▒b─▒n─▒ esas alarak divan, selis, sem├ói, kalender├«, satran├ž ve vezn-i ├óher gibi isimler vermi┼člerdir. Ben, bu kelimelerin bir edebiyat teriminden ├žok, yaz─▒ld─▒klar─▒ aruz kal─▒b─▒na uygun muayyen bir ezgi veya makam─▒ ifade ettiklerini ve birer halk musikisi terimi olduklar─▒n─▒ d├╝┼č├╝n├╝yorum. Kanaatimce, gazel, murabba, muhammes, m├╝seddes veya m├╝stezat ┼čekillerinde yaz─▒lan ┼čiirler, yaz─▒ld─▒klar─▒ aruz kal─▒b─▒na uygun olarak belli bir makamda okunduklar─▒ndan bu ┼čekilde isimlendirilmi┼člerdir(39).

*

Divan ┼čiirinin halk ┼čiiri ├╝zerindeki etkisini g├Âsteren en ├Ânemli ├Ârnekler ├ó┼č─▒k edebiyat─▒nda ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. ├é┼č─▒k tarz─▒ edebiyat, ozan-baks─▒ edebiyat gelene─činin, Osmanl─▒ k├╝lt├╝r ve ├╝sl├╗bu i├žinde ┼čekillenmi┼č, geli┼čmi┼č yeni bir terkip oldu─ču i├žin, onun mensuplar─▒n─▒n k├╝lt├╝r birikimi, T├╝rk-─░sl├óm medeniyet ve k├╝lt├╝r dairesinin gerekli k─▒ld─▒─č─▒ isl├óm├« bilgiler, tasavvuf, Arap-Fars kaynaklar─▒ndan aktar─▒lan ├že┼čitli eserler yan─▒nda, yerli ve mill├« malzemenin ├Âz├╝mlenebilen miktar─▒ndan ibarettir. Bu ├ó┼č─▒klar─▒n dili de, Osmanl─▒ T├╝rk├žesi'nin halk taraf─▒ndan benimsenmi┼č ve kavran─▒lm─▒┼č ┼čeklinden ba┼čka bir ┼čey de─čildir (40). Bu durum Gevher├« i├žin de, ├é┼č─▒k ├ľmer, K├ótib├« ve di─čerleri i├žin de ge├žerlidir.

 

├é┼č─▒k tarz─▒ ┼čiir gelene─činde te┼čbih ve mecaz unsurlar─▒ divan ┼čiirindekilerle b├╝y├╝k benzerlik g├Âsterir (41). ┼×├╝kr├╝ El├žin, T├╝rk halk ┼čiirinde "├ó┼č─▒k, sevgili ve rakib"in divan ┼čiirindekilerle benzer ┼čekillerde ele al─▒nd─▒─č─▒n─▒ ortaya koymu┼čtur (42). Biz, Gevher├« Divan─▒'nda sevgili, ├ó┼č─▒k ve rakib tipi etraf─▒nda olu┼čan benzetme unsurlar─▒n─▒n bir listesini vererek, di─čer saz ┼čairlerinin ┼čiir d├╝nyas─▒na da bir ─▒┼č─▒k tutmak istiyoruz.

 

Gevher├« Divan─▒ ├╝zerinde bir mezuniyet tezi haz─▒rlayan Dilek Emre, ├žok kullan─▒lan te┼čbih unsurlar─▒n─▒n ka├ž kez tekrarland─▒─č─▒n─▒ da tesbit etmi┼čtir (43). A┼ča─č─▒da verece─čimiz listedeki rakamlar o unsurun ka├ž kez kullan─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir.

 

Sevgiliyle ilgili te┼čbih unsurlar─▒: Efendi: 170, Sultan (Padi┼čah, ┼čah): 212, G├╝l (Gonca-i hand├ón, verd-i hand├ón, g├╝l-i hand├ón): 137, Fidan (Nih├ól, nih├ól-i ter), Servi (Serv-i rev├ón, serv-i h─▒r├óm├ón, serv-i n├óz, serv-i s├«m├«n, serv-i b├╝lend): 41, Ay (M├óh, m├óh-─▒t├ób├ón, bedr): 69, G├╝ne┼č (Mihr-i d─▒rah┼č├ón, ├ófit├ób, hur┼č├«d), Mum (┼×em', ┼čem-i ┼čebist├ón), Leyl├ó, Y├╗suf (Y├╗suf-─▒Ken'an, Y├╗suf-─▒s├ón├«): 28, Put (Sanem, nig├ór), K├ófir, Peri (Peri-peyker), H├╗r├«, melek: 129, ─░nci (d├╝r), Tabib: 31, Avc─▒(Sayy├ód), ┼×ahb├óz, ┼čahin, h├╝m├ó, T├╗b├ó.

Sa├ž (Z├╝lf, g├«s├╗, k├ók├╝l, per├žem): ├çevg├ón, D├ór, Tuzak (D├óm), Zincir, Halka, ─░p (Resen), Kemend, K├ófir, Gece (┼×eb), Leyl├ó: 37, Y─▒lan (M├ór, ejder), Ve'l-leyl, Anber: 23, misk, n├ófe, S├╝nb├╝l.

Alın: Ay (mâh, meh).

Ka┼č: Hil├ól: 28, K─▒l─▒├ž (T├«─č), K─▒bleg├óh, Mihr├ób, Minber, Tu─čra, Yay (Kem├ón): 84, Kavs-i kuz├óh.

G├Âz: h├╗, Ayn, Cell├ód, Fitne, sahh├ór, fett├ón, mekk├ór, c├ód├╗, Har├óm├«, K├ófir, Nergis, Sarho┼č (Mest, mest├óne): 59, Tatar.

Gamze: Cazu, s├óhir, fett├ón, mekk├ór, Cell├ód, hunr├«z, h├╗n├«, k├ótil, K─▒l─▒├ž (T├«─č): 21, Ok (T├«r), Tatar.

Kiprik: K─▒l─▒├ž (T├«─č, ┼čem┼č├«r, han├žer), Ok (T├«r): 34.

Y├╝z, Yanak (R├╗y, D├«d├ór, Ruh): Ate┼č, Ay (M├óh, bedr-i t├ób├ón, m├óh-─▒t├ób├ón): 62, Ayna, yet, Ba─č, Cennet, G├╝ne┼č (fit├ób, hur┼č├«d, ┼čems), Mum (┼×em'), Gonca, G├╝l (Verd): 107, G├╝lz├ór, Haz├«ne (Genc), K├óbe, K─▒bleg├óh, Peri, h├╗r├«, melek, Y├╗suf (Y├╗suf-lik├ó).

Ben: Anber, misk, D├óne, Fitne, F├╝lf├╝l, Benef┼če, Hacer├╝'l-Esved, Habe┼č, Hind├╗, Hac─▒(H├╝cc├óc), Nokta, Y─▒ld─▒z, S├╝reyy├ó.

(Ayva tüyleri): Buhurdan (Micmer), Kâfir, yet (Bismillah).

A─č─▒z, Dudak (Deh├ón, Fen├ó, Leb): b-─▒hay├ót, b-─▒z├╝l├ól, Gonca: 46 G├╝l, Hokka, ─░l├ó├ž, tiry├ók-─▒ekber, Kadeh (C├óm), Kevser, La'l, Merc├ón, Sadef, ┼×arap (Mey, m├╝l), ┼×eker, bal: 46, ┼×irin, Y├ókut.

Boy (Kad, K├ómet): Servi: 39, Ar'ar, Elif, Fidan (Nih├ól, nahl), ┼×im┼č├ód, T├╗b├ó, K─▒y├ómet.

Di┼č (Dend├ón): Cev├óhir, ─░nci (D├╝r).

Sine, Gerd├ón: Ay (M├óh), G├╝m├╝┼č (S├«m), K├ófur.

├é┼č─▒kla ilgili te┼čbih unsurlar─▒: B├╝lb├╝l (Andel├«b, hez├ór): 191, Deli (D├«v├óne, ┼čeyd├ó,mecn├╗n): 139, Esir, Ferhad, Dalg─▒├ž (Gavv├ós), Hac─▒, Hil├ól, Keb├ób, Kul (Ged├ó, bende, ├ž├óker): 260, Kurban: 43, Mans├╗r, Mecn├╗n, Mum, Ney, Perv├óne: 28, ┼×ehid, Y├ókub, T├╗t├«.

G├Ân├╝lle ilgili te┼čbih unsurlar─▒: y├«ne-i ─░skender, B├«-├ž├óre, peri┼čan, ├óv├óre, B├╝lb├╝l (Andel├«b), Deli (D├«v├óne, mecn├╗n): 30, Esir, Ferhad, Mans├╗r, Mecn├╗n, H├óne, Hasta, K├óbe, Kul (Bende), Ku┼č (Murg), L├óle, M─▒s─▒r, M├╝lk, Ney, Tanbur, Perv├óne, Sef├«ne, ┼×ehir, T─▒fl, Top, V├«r├óne, Te┼čne.

Rak├«ble ilgili te┼čbih unsurlar─▒: Diken (h├ór): 45, Engel, G├Âlge, ─░t (Kelb), k├ófir, Karga (Z├ó─č), Murd├ór, ┼×eyt├ón, E┼ček (Har).

Kozmik unsurlardan en ├žok ay (132), g├╝ne┼č (41), hil├ól (25); a─ča├žlardan servi (66), ├ži├žeklerden g├╝l (166) ve gonca (69) s├Âz konusu edilmi┼čtir.

*

├é┼č─▒k Veysel'in ┼čiirlerinde g├Âr├╝len kl├ósik k├╝lt├╝r unsurlar─▒, bu etkinin san─▒landan daha yayg─▒n ve g├╝├žl├╝ oldu─čunu g├Âstermektedir.

O, ├ža─č─▒m─▒zda yeti┼čen m├╝stesna ├ó┼č─▒klardan biri. ┼×iirinde, ezgisinde kendine ├Âzg├╝ bir tarz─▒ var. M─▒zrab─▒n─▒ vurdu─ču anda "Bu, Veysel" dedirten bir tarz.

 

┼×ark─▒┼čla'n─▒n bir k├Ây├╝nde d├╝nyaya gelen ┼čair, k├╝├ž├╝k ya┼čta g├Âzlerini kaybetmi┼č. Peki ama nas─▒l b├Âyle bir ├ó┼č─▒k olabilmi┼č? ┼×iirleri hi├ž de s─▒radan bir k├Âyl├╝ye ait gibi g├Âr├╝nm├╝yor. ─░┼čte, beni as─▒l d├╝┼č├╝nd├╝ren bu; Tecer'le tan─▒┼čt─▒ktan sonra bulundu─ču m├╝nevver ├ževrelerden ald─▒klar─▒ de─čil. Onun ┼čahsiyetini ┼čekillendiren Sivas Sivrialan'daki k├╝lt├╝r atmosferi, tabi├« olarak teneff├╝s etti─či hava.

 

Veysel'in dili sade, yal─▒n bir dil. Ama benim bilmedi─čim kelimeleri de biliyor. Mesel├ó bak─▒n: Heder, nih├ón, ir├óde-i c├╝z', z├óhir b├ót─▒n, l├ómek├ón, muall├ók, tebdil├ót, me┼čakkat, s─▒rr-─▒ hikmet, ┼čik├ór, b├«z├ór, ┼č├ókird, muhannet, b├╝ht├ón, ehl-i zam├«r, kem├ón (yay), ge┼čt ├╝ g├╝z├ór, f─▒sk u fesat, tezv├«r, k├╗┼če-i vahdet, f├ó┼č, girift├ór, leyl ├╝ neh├ór, end├óz, h├╝sn-i dilber, d├ód-─▒Hak, matl├╗b, meft├╗n, mev├ó, le┼čker, sevd├ó-y─▒mahb├╗b, h├ór, r├óyiha, leb, b├ód-─▒sab├ó, ehl-i kan├óat, siy├ónet, k├╝┼č├ót, k├╝rre-i arz, m├╝rtekip, seh├óvet, emm├óre, levh-i kalem, ├žarh-─▒devr├ón, ├╝lfet, l├ól, ├ó┼čik├ór vb. ┼×air bu kelimeleri kulland─▒─č─▒na g├Âre dinleyicisi de bunlar─▒ anl─▒yor demektir. ├ç├╝nk├╝ o, ├ževresinin tabi├« bir par├žas─▒ durumundad─▒r. Bu t├╝r kelimeler yan─▒nda, a┼ča─č─▒da s├Âz konusu edece─čimiz kl├ósik edebiyat izleri dolay─▒s─▒yla, bu ├ževrenin nas─▒l olu┼čtu─čunu iyi bilmek gerekmektedir.

 

Veysel, ├ó┼č─▒k-rakib-sevgili ├╝├žl├╝s├╝ ├ževresinde ele ald─▒─č─▒ a┼čk hadisesini, ├ó┼č─▒k edebiyat─▒n─▒n kl├ósik edebiyattan ald─▒─č─▒ ├Âl├ž├╝ler i├žinde takdim eder. Sevgili, Leyl├ó, g├╝l, ┼čemÔÇś (=mum)'dir; ├ó┼č─▒k ise Mecn├╗n, b├╝lb├╝l ve perv├óne. Sevgilisinden ayr─▒ d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝ m├╝ s├Âyleyecek, "Leyl├ó's─▒n yitiren Mecn├╗n ben oldum" deyiverir. B├Âylece, gelene─čin okuyucu muhayyilesine yerle┼čtirdi─či trajik "arka-pl├ón"a ula┼č─▒r. Bir k├╝├ž├╝k m─▒sra, zengin ├ža─čr─▒┼č─▒mlar─▒yla geni┼čleyerek dinleyende bir roman tesiri b─▒rak─▒r. "B├╝lb├╝l m├╝ susacak, g├╝l m├╝ solacak" m─▒sra─▒ da ayn─▒ ┼čekildedir. G├╝c├╝n├╝ ayn─▒ kaynaktan al─▒r. "Sen bir g├╝ls├╝n, ben bir b├╝lb├╝l / Sen olmasan ben olmazd─▒m" s├Âzleri, ├ó┼č─▒─č─▒n varl─▒─č─▒n─▒n sevgiliye ba─čl─▒ oldu─čunu anlat─▒rken, ayn─▒ zamanda tasavvufa da yaslan─▒r. "B├╝lb├╝l├╝n hasreti g├╝le yetmez mi?" sorusunun cevab─▒ gelenekte mevcuttur. Hasretin vuslata yetmeyece─čini, ┼čair de okuyucusu da bilir.

 

Sevgili, kl├ósik edebiyatta oldu─ču gibi Veysel'de de idealize edilmi┼čtir. ├éh├╗ g├Âzl├╝, s├╝mb├╝l sa├žl─▒d─▒r. M├óh y├╝z├╝ne bakma ile doyulmaz. S─▒ra s─▒ra benleri vard─▒r. Ka┼č─▒keman (=yay)'d─▒r. Mest├óne g├Âzleri ├ó┼č─▒─č─▒ mesteder. "Siyah bulut perdelemi┼č g├╝ne┼či" m─▒sra─▒onun yal─▒n bir portresini verir. ┼×air bu istiareyi gelenekten alm─▒┼čt─▒r. Okuyucu bilir ki, burada resmedilen sevgilinin y├╝z├╝ne d├Âk├╝len sa├žlar─▒d─▒r.

Veysel'in ┼čiirlerinden anla┼č─▒ld─▒─č─▒na g├Âre, sevgilinin ka┼člar─▒ yay, gamzesi (=g├Âz ucuyla bak─▒┼č) k─▒l─▒├žt─▒r. Bazen da kirpik oklar─▒├ó┼č─▒─č─▒n sinesini delip gider. B├╝t├╝n bunlar kl├ósik sevgili tipinin ├Âzellikleridir.

├é┼č─▒k, ayr─▒l─▒k derdiyle s├╝rekli a─člay─▒p kanl─▒ g├Âz ya┼č─▒ d├Âker, uykusuz kal─▒r. Bu y├╝zden rengi sarar─▒r. Bu durum, ├ó┼č─▒kl─▒k al├ómetlerindendir. Veysel de ayn─▒ ┼čekilde s├Âyl├╝yor. O, bazen inleyen b├╝lb├╝l, bazen de cismini ate┼če yakan bir perv├ónedir.

 

Rakib, ├ó┼č─▒kla sevgilinin aras─▒na giren menf├« bir tiptir. Kl├ósik ┼čiirde rakibin bir ad─▒ da "engel"dir. Veysel de ,"Kavu┼čmay─▒ zorla┼čt─▒ran engel var" diyor. ┼×u ├Ârnekte de kl├ósik edebiyatta yayg─▒n ┼čekilde kullan─▒lan bir istiareye yer veriyor: "B├╝lb├╝l fig├ón eyler k─▒rm─▒z─▒ g├╝le /Sak─▒n incitmesin h├ór ├ži├žekleri."

Gelenekten intikal eden bir k├╝lt├╝r birimi sayesinde, ┼×ark─▒┼člal─▒lar g├╝l├╝n sevgili, b├╝lb├╝l├╝n ├ó┼č─▒k, diken (=h├ór)in rakib demek oldu─čunu bilirler.

 

Veysel'in gelenekten ald─▒klar─▒ bunlardan ibaret de─čil. ─░sl├óm tarihinden, ─░ran tarihinden ┼čah─▒slar kl├ósik edebiyattaki ├Âzellikleri ile an─▒l─▒rlar (N├╗┼čirev├ón dil, S├╝leyman vb.).

Veysel bir a┼čk ┼čairidir; kelimenin her anlam─▒yla "├ó┼č─▒k"t─▒r. Bir ┼čiirinde, "A┼čka mahk├╗muz ezelden" diyor. O a┼čk─▒, tasavvuf├« edebiyat─▒m─▒z─▒n duyu┼č ve d├╝┼č├╝n├╝┼č tarz─▒nda ele al─▒r. Tasavvuf├« a┼čk─▒n heyecanlar─▒n─▒ anlatan bir├žok b├╝y├╝k ┼čair gibi, o da "deniz" unsurundan yararlan─▒r. "Bu a┼čk bir deryad─▒r haddi bulunmaz" m─▒sra─▒ il├óh├« a┼čk─▒n sonsuzlu─čunu anlat─▒r. Sevgili, "a┼čk─▒n deryalar─▒ durulmaz" der. Bu yolun ne kadar me┼čakkatli oldu─čunu anlayan ├ó┼č─▒k, bazen ├╝mitsizli─če d├╝┼čer: "A┼čk denilen bir deryaya /├ç─▒kamazs─▒n girme g├Ân├╝l" diye konu┼čur. ├é┼č─▒k sevda sahiline ula┼č─▒nca bir ├╝mit ─▒┼č─▒─č─▒ belirirse de, sevgili kendini hemen ele vermez. A┼čk─▒n cereyan etti─či yer "mis├ól-i derya" co┼čan, dalgas─▒ hi├ž dinmeyen g├Ân├╝ld├╝r. ├é┼č─▒k devaml─▒ bir gam deryas─▒ i├žindedir. "Bir gemi deryada bocalar gibi /Ge├žirdim g├╝n├╝m├╝ gaflet i├žinde" m─▒sralar─▒ vahdetle kesret aras─▒nda gidip gelen ├ó┼č─▒─č─▒n ruh h├ólini verir. "Irmak olup kavu┼čunca denize /Dalgaland─▒k co┼čtuk biz bize" s├Âzleri vuslat─▒n sevincini terenn├╝m eder. Deniz vahdeti temsil eder. D├Ârt bir yandan akan ─▒rmaklar kendi ge├žici varl─▒klar─▒n─▒ onun mutlak varl─▒─č─▒nda yok ederler. Bir divan ┼čairinin "C├╗ylar ├ž├╝n erdiler dery├óya h├ómu┼č oldular" m─▒sra─▒nda ifadesini bulan bir huzur ve s├╝k├╗n h├ólidir bu.

 

Veysel, yer yer tasavvufu hazmetmi┼č bir bilge gibi konu┼čur. "Nefsini ├Âld├╝r ├Âlmeden" der. "D├╝┼č├╝n her taraf─▒ehl-i zamir ol" der. Tasavvufta "eline-diline-beline" s├Âzleriyle d├╝sturla┼čan "edeb"den bahseder. "K├╗┼če-i vahdet"e ├žekilme arzusunu dile getirir. D├╝nyan─▒n ge├žici me┼čg├╗liyetlerinden kurtulmak istedi─čini belirtir. Bakt─▒─č─▒her ┼čeyde Hakk'─▒n tecellisini g├Âr├╝r. Bu konuda Y├╗nus Emre, ├é┼č─▒k Derdli, Hall├óc-─▒ Mansur, ├ľmer Hayyam ve Neyzen Tevfik ile ayn─▒ yolda oldu─čunu ifade eder.

 

├é┼č─▒k edebiyat─▒n─▒n dili, nas─▒l ki "Osmanl─▒can─▒n halk taraf─▒ndan benimsenmi┼č ve kavranm─▒┼č" ┼čekli ise, estetik anlay─▒┼č─▒ da, halk taraf─▒ndan benimsenmi┼č ve kavranm─▒┼č kl├ósik ve tasavvuf├« edebiyat unsurlar─▒ndan izler ta┼č─▒r. Veysel'deki bu izler, kl├ósik k├╝lt├╝r├╝n ├ža─č─▒m─▒za ta┼č─▒nan etkisini g├Âstermektedir.

*

Halk edebiyat─▒ndaki ferd├« mahs├╗llerde bu tesirleri tesbit etmek daha kolayd─▒r. Ben, k├╝lt├╝r ve sanat faaliyetlerinin merkezden ├ževreye do─čru, suya at─▒lan ta┼č─▒n dalgalar─▒ gibi halka halka yay─▒l─▒rken, derece derece tesirler yapt─▒─č─▒n─▒ san─▒yorum. B├Âyle olunca, sanat─▒n her dal─▒nda (┼čiir, musik├«, mimar├« vb.) ara-├Ârnekler g├Âr├╝lecektir. A. H. Tanp─▒nar bunlara "mahall├« kl├ósik" diyor (44). B├╝y├╝k ┼čehirlerdeki sanat faaliyetleri geni┼čleyerek halk─▒n k├╝lt├╝r dokusuna n├╝f├╗z etti─či nisbette yeni eserlerde bunlar─▒n izleri ortaya ├ž─▒kacakt─▒r. Bu sebeple, s├Âz konusu tesirlerin en inand─▒r─▒c─▒ ┼čekilde anonim mahs├╗llerde aranmas─▒ gerekti─čini san─▒yorum. Edirne, K├╝tahya, Bursa, Erzurum, Elaz─▒─č, Urfa, Diyarbak─▒r gibi eski k├╝lt├╝r ┼čehirlerinde halk musik├«si ve mimarisinde bu "mahall├« kl├ósik" ├Ârneklerini tesbit etmek kolay oluyor.

Bu d├╝┼č├╝nceden hareketle, t├╝rk├╝, m├óni, bilmece gibi anonim mahs├╗ller ile divan ┼čiiri aras─▒ndaki benzerliklere dikkat ├žekmenin faydal─▒ olaca─č─▒na inan─▒yoruz (45). Maksad─▒m─▒z, hangisinin di─čerine etki etti─čini belirlemek de─čil, esasen bir b├╝t├╝n olan edebiyat─▒m─▒z─▒n birbiriyle kesi┼čen noktalar─▒na i┼čaret etmektir. ─░┼čte bir t├╝rk├╝: "Esmerim k─▒yma bana / Kurban olay─▒m sana /Y─▒lda kurban bir olur /Her g├╝n kurban─▒m sana (46). Fuz├╗li'nin ┼ču me┼čhur beyti de ayn─▒ espiriyi terenn├╝m ediyor: "Y─▒lda bir kurban keserler halk-─▒ ├ólem ─▒yd i├ž├╝n /Dem-be-dem s├óat -be- s├óat men sen├╝n kurb├ón─▒nem." (47)

 

Yine herkesin bildi─či bir t├╝rk├╝ var. Hani, "All─▒yazma b├╝r├╝n├╝r / Ucu yerde s├╝r├╝n├╝r (48) diyor. Bu t├╝rk├╝ bana hep V├ós─▒f'─▒n ┼ču beytini hat─▒rlat─▒r: "O g├╝l-end├óm bir ├ól ┼č├óle b├╝r├╝ns├╝n y├╝r├╝s├╝n / Ucu g├Ânl├╝m gibi ard─▒nca s├╝r├╝ns├╝n y├╝r├╝s├╝n." (49)

 

Divan ┼čiirinde ├ó┼č─▒─č─▒n g├Ânl├╝ bir ku┼č gibi d├╝┼č├╝n├╝l├╝r. U├žunca gidece─či yer sevgilinin sa├žlar─▒d─▒r. Sevgilinin sa├žlar─▒ ise tuzakt─▒r, iptir, kementtir. Onun her telinde bir ├ó┼č─▒k ba─čl─▒d─▒r. Bu hususun t├╝rk├╝ ve m├ónilerde de yer ald─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝yoruz (50).

 

Sevgilinin z├╝lf├╝ Divan ┼čiirinde oldu─ču gibi t├╝rk├╝ ve m├ónilerde de kemente te┼čbih edilir. Sevgili onu ├ó┼č─▒klar─▒n boynuna tak─▒p cevretmektedir. Bu, ayn─▒ zamanda "dara─čac─▒" hay├ólini do─čurur. Asl─▒nda ├ó┼č─▒k buna can atar. ├ç├╝nk├╝, bu durum vuslat─▒n ta kendisidir: "Kement et boynuma tak /O g├╝zel burma z├╝lf├╝n." (51)

 

D├╝z, uzun sa├ž yan─▒nda, k─▒vr─▒ml─▒, halka halka olan─▒da her iki ┼čiire konu olmu┼čtur: "Ey halka halka z├╝lf├╝n /Yel gele kalka z├╝lf├╝n." (52) Bu sebeple, ┼čekli ve renginden dolay─▒ s├╝nb├╝le benzetilir. ┼×u bilmece "s├╝nb├╝l"├╝, divan ┼čiiri esteti─či i├žinde tarif ediyor: "Salk─▒md─▒r sa├ža benzer." (53)

 

Sevgilinin al yanaklar─▒ ate┼če benzetilince, ├╝zerine d├Âk├╝len z├╝l├╝fler de o ate┼čin duman─▒ olacakt─▒r. Bu tasavvurda, renk ve ┼čekil m├╝nasebeti rol oynar. A┼č─▒─č─▒n ├óh ate┼či ve duman─▒yla bu unsurlar aras─▒nda bir paralellik kurulur (54).

 

XVI. y├╝zy─▒l ┼čairlerinden Yahya Bey'in ┼ču beyti, ├ó┼č─▒kl─▒─č─▒n hi├ž de kolay bir i┼č olmad─▒─č─▒n─▒ne g├╝zel anlat─▒r: "Bir dem├╝r da─č─▒ del├╝p boynuna almak gibid├╝r / Her ki┼či ├ó┼č─▒k olurd─▒e─čer ├ós├ón olsa." (55) ┼×u m├ónideki ses de ayn─▒ ┼čeyi s├Âyl├╝yor gibidir: "─░kimizin sevgisi /De(─či)rmen ta┼č─▒ndan a─č─▒r." (56)

 

Divan ┼čiirinde ├ó┼č─▒k, sevgilinin aya─č─▒ topra─č─▒n─▒, izini ├Âpmek, y├╝z s├╝rmek i├žin can atar. Ayn─▒ durum m├ónilerde de yer al─▒r: "Ayak bast─▒─č─▒n yeri /Gel ├Âpem y├╝z├╝ koyun." (57)

 

Divan ┼čiirinde a─č─▒z─▒n d├╝kk├ón ┼čeklinde tasavvur edildi─či olur. A─č─▒z─▒n sand─▒k veya hokka, di┼člerin inci ve m├╝cevher olarak d├╝┼č├╝n├╝lmesi bunda rol oynar. ┼×ayet sevgilinin dudaklar─▒ ┼čeftali olarak d├╝┼č├╝n├╝lm├╝┼čse, bu durumda d├╝kk├ón─▒n m├óhiyeti de de─či┼čir: "├Ädgehde sen d├╝kk├ón a├ždun sulu ┼čeft├óliye / N├ór-─▒ hasretle yanup ├ó┼č─▒klar─▒n eyv├ó satar." (58) Buna benzer d├╝kk├ón tasavvuruna m├ónilerde de rastl─▒yoruz: "Kara ka┼člar─▒n ├žatar / Kirpikleri ok atar /A─č─▒z─▒ d├╝kk├ón a├žm─▒┼č /Yanaklar─▒ g├╝l satar." (59) Bu m├ónide g├Âr├╝len, kirpiklerin oka, dolay─▒s─▒yla ka┼člar─▒n yaya (keman) ve ba┼čka ├Ârneklerde hil├óle benzetilmesi de her iki ┼čiirde m├╝┼čterek olan bir husustur (60).

 

Divan ┼čiirinde g├╝l sevgiliyi, b├╝lb├╝l ├ó┼č─▒─č─▒ sembolize eder. Halk ┼čiirinde de ayn─▒ ┼čekildedir: "Y├órim dalda bir g├╝ld├╝r / Ben de ona b├╝lb├╝ld├╝r." (61) A┼ča─č─▒daki bilmecede, "g├╝l", divan ┼čiiri esteti─či i├žinde tarif edilmi┼čtir: "Ye┼čil taht ├╝st├╝ne oturmu┼č peri / K─▒zarm─▒┼č b├ódeye d├Ânm├╝┼č lebleri / ─░ki ├ó┼č─▒k me┼čk ederken /Rakib vurmu┼č han├žeri." (62)

 

"G├╝l" sevgili, "diken" de ├ó┼č─▒─č─▒n ona ula┼čmas─▒n─▒ engelleyen rakibdir, rakibin han├žeridir. A┼čk hadisesi, her iki ┼čiir anlay─▒┼č─▒nda da "├ó┼č─▒k-rakib-sevgili" ├╝├žl├╝s├╝ etraf─▒nda d├╝┼č├╝n├╝l├╝r (63). Divan ┼čiirinde oldu─ču gibi, Halk ┼čiirinde de rakib bazan "a─čy├ór, engel" gibi adlarla an─▒l─▒r (64). ┼×u m├ónide "engel"lerin ├žengele as─▒larak idam edilmesi istenmektedir: "Kap─▒lar─▒ mengene / Irast geldim engele / ┼×u benim engellerim / As─▒lsayd─▒ ├žengele." (65)

 

Sevgilinin duda─č─▒ renk, ┼čekil ve k├╝├ž├╝kl├╝k itibariyle goncaya benzetilir. ─░simsiz halk sanatk├ór─▒ onu m├ónide ├ódeta bir tablo h├ólinde tesbit ediyor: "Sand─▒m g├╝l tomurcu─ču / Duda─č─▒n─▒ b├╝k├╝nce." (66)

Bilindi─či gibi "nergis", divan ┼čiirinde daima "g├Âz"├╝ ├ža─čr─▒┼čt─▒r─▒r. Renk, ┼čekil ve narkos hassas─▒ dolay─▒s─▒yla bayg─▒n g├Âz├╝ hat─▒rlat─▒r. ┼×u m─▒sralarda, ayn─▒ zevki payla┼čan bir s├Âyleyi┼č vard─▒r: "Nergis g├Âzl├╝ sevdi─čim / Derdinden div├óneyim." (67)

 

Divan ┼čiirinde r├╝zg├ór -├Âzellikle sabah yeli- "peyk"tir, ├ó┼č─▒klar─▒n habercisidir. Halk ┼čiirinde de ├Âyle... ┼×u bilmecenin cevab─▒ne kadar kolay: "├é┼č─▒klar─▒n habercisi / Sabah─▒n tatl─▒ sesi." (68)

 

A┼čk hastas─▒ i├žin geceler bir t├╝rl├╝ ge├žmek bilmez. Esasen b├╝t├╝n hastalar i├žin bu b├Âyledir. Bir m├óni: "Geceyi hastadan sor" (69) derken, divan ┼čairi ayn─▒ hususu kendi esteti─či i├žinde bir s├Âyleyi┼čle ┼č├Âyle dile getirir: "┼×eb-i yeld├óy─▒ m├╝neccimle muvakk─▒t ne bilir / M├╝btel├ó-y─▒ gama sor kim geceler ka├ž s├óat"(70).

 

Divan ┼čiiri ile anonim halk edebiyat─▒ mahs├╗lleri aras─▒ndaki benzer s├Âyleyi┼čler bunlardan ib├óret de─čildir. Sevgilinin sultan, ├ó┼č─▒─č─▒n kul olu┼ču; (71) sevgilinin boyunun elife (72), y├╝z├╝n├╝n g├╝ne┼če (73), di┼člerinin inciye (74), g├Ân├╝l├╝n ┼či┼čeye (75) benzetili┼či gibi daha bir├žok ├Ârnek mevcut ise de, buraya kadar s├Âylediklerimizin bu konuda yeterli fikir verece─čine inan─▒yoruz.


  •  

    Dipnotlar

    (1) Baz─▒lar─▒ bu ┼čairlerin sarayda yat─▒p kalkt─▒klar─▒n─▒, halktan tecrit edilmi┼č ┼čekilde ya┼čad─▒klar─▒n─▒ sanmaktad─▒r.

    (2) Mesel├ó bkz. Mustafa Uzun, "Divan Edebiyat─▒", T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ Ansiklopedisi, C.II, ─░st. 1977; Abdullah U├žman, "Din├«-Tasavvuf├« Edebiyat", T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ Ansiklopedisi, C.II, ─░st. 1977; Hasan H├╝srev, "Saray K├╝lt├╝r├╝ Var m─▒d─▒r?", Hareket, Eyl├╝l 1979, s. 8-9; ├émil ├çelebio─člu, T├╝rk Ninniler Hazinesi, ─░st. 1982, s. 18; Necmeddin Turinay, Gelene─čin D├╝nyas─▒ Yenili─čin Ufuklar─▒, Ank. 1983, s. 87-95; . ├çelebio─člu, "Karacao─članda Divan ┼×iiri Hususiyetleri", T├╝rk Folkloru Ara┼čt─▒rmalar─▒ 1984, Ank. 1984, s. 17-30; . ├çelebio─člu, "M├ónilerle Divan ┼×iirinde Ortak Hususiyetler", T├╝rk Halk Edebiyat─▒ ve Folklorunda Yeni G├Âr├╝┼čler-II, Konya 1985, s. 172-184; . ├çelebio─člu, "Elif Harfiyle ─░lgili Baz─▒ Edeb├« Hususiyetler", ─░st. ├ťniv. Ed. Fak. T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ Dergisi, C.XXIV-XXV (1980-1986), ─░st. 1986, s. 45-64; Orhan ┼×aik G├Âkyay, "Divan Edebiyat─▒ Kimin?", T├╝rk Dili, Say─▒ 424, Nisan 1987, s. 224-236.

    (3) Erol G├╝ng├Âr, T├╝rk K├╝lt├╝r├╝ ve Milliyet├žilik, ├ľt├╝kenNe┼čriyat, 4 bsk. ─░st. 1980, s. 28.

    (4) Harun Tolasa, Seh├«, Latif├«, ├é┼č─▒k ├çelebi Tezkirelerine G├Âre 16. yy. da Edebiyat Ara┼čt─▒rma ve Ele┼čtirisi-I, ─░zmir 1983, s. 83-123.

    (5) Mustafa ─░sen, "Divan ┼×airlerinin Meslek├« Konumlar─▒", Mill├« E─čitim, Say─▒: 83 (Mart 1989), s. 35-41.

    (6) Fuat K├Âpr├╝l├╝, T├╝rk Saz┼čairleri, C.I, Ank. 1962, s. 24-26.

    (7) K├Âpr├╝l├╝, a.g.e., s. 27.

    (8) Ayr─▒nt─▒l─▒ bilgi i├žin bkz. Cem├ól Kurnaz, T├╝rk├╝den Gazele - Halk ve Divan ┼×iirinin M├╝┼čterekleri ├ťzerine Bir Deneme, Ank. 1997, s. 71-101.

    (9) Hayalî Bey Divanı, Haz. Ali Nihad Tarlan, İst. 1945, s. 67.

    (10) Mehmet ├çavu┼čo─člu, "Divan ┼×iiri", T├╝rk Dili, T├╝rk ┼×iiri ├ľzel Say─▒s─▒ II (Divan ┼×iiri), Say─▒ 415-416, Temmuz-A─čustos-Eyl├╝l 1986, s. 10. Ayr─▒ca bkz. Ayn─▒ yazar, "Kaside", Ayn─▒ dergi, s. 20, 21, 27 vd.

    (11) Beh├žet Nacatigil, "├ľl├╝m├╝n├╝n 430. Y─▒ld├Ân├╝m├╝nde Z├óti", D├╝zyaz─▒lar I, Bile/Yazd─▒, Yaz─▒lar, ─░st. 1983, s. 105-106.

    (12) Geni┼č bilgi i├žin bkz. Hal├╗k ─░pekten, T├╝rk Edebiyat─▒nda Edeb├« Muhitler (XV.-XVI. As─▒rlar), ─░st. 1996. Tezkirelerin verdi─či bilgiye dayanarak ┼čairlerin en ├žok ─░stanbul, Bursa, Edirne, Konya, Diyarbak─▒r, Kastamonu gibi ┼čehirlerden oldu─ču anla┼č─▒lmakysa da, tesbit edilen 211 yerle┼čim merkezi ┼čiir faaliyetinin geni┼č bir alana yay─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir (Mustafa ─░sen, "Osmanl─▒ K├╝lt├╝r Co─črafyas─▒na Bak─▒┼č", ├ľtelerden Bir Ses, Ank. 1997, s. 64-75).

    (13) ├é┼č─▒k ├çelebi, a.g.e., yk. 141 a

    (14) Ali R─▒za Yalg─▒n, Cenupta T├╝rkmen Oymaklar─▒, Haz. Sabahat Emir, C.I, Ank. 1977, s. 235.

    (15) Mehmed ├çavu┼čo─člu, "Divan ┼×iiri", T├╝rk Dili (T├╝rk ┼×iiri ├ľzel Say─▒s─▒ II, Divan ┼×iiri), 415-417 (Temmuz-Eyl├╝l 1986), 8-9.

    (16) "O g├╝nk├╝" halk─▒n diyorum, zira bug├╝n Karacao─član, ├é┼č─▒k ├ľmer gibi halk ┼čairleriyle, ├ľmer Seyfeddin, Refik Halit, Re┼čat Nuri gibi son devir yazarlar─▒n─▒ bile anlayabilmek i├žin s├Âzl├╝k yard─▒m─▒na muhta├ž bir nesil yeti┼čtirdik. Nesiller aras─▒nda m├╝┼čterek k├╝lt├╝r birikimi her ge├žen g├╝n tahrip oluyor. Dilin anla┼č─▒l─▒r veya anla┼č─▒lmaz olu┼čunu da kendimizi ├Âl├ž├╝ alarak de─čerlendiriyoruz. Eskiden ise dil konusunda sand─▒─č─▒m─▒z kadar b├╝y├╝k bir farkl─▒l─▒k mevcut de─čildi. Divan ┼čiirinden hi├ž etkilenmedi─či iddia edilen Karacao─član'─▒n ┼čiirlerinde yer alan Arap├ža, Fars├ža kelimelerin oran─▒ insan─▒ hayrete d├╝┼č├╝recek seviyededir (├émil ├çelebio─člu, "Karacao─član'da Divan ┼×iiri Hususiyetleri", T├╝rk Folklor Ara┼čt─▒rmalar─▒, 1984, s.17-30).

    (17) Fahir ─░z, Eski T├╝rk Edebiyat─▒nda Nesir, C.I, ─░st. 1964, s. V-XVII; Ayn─▒ yazar, "D├╝zyaz─▒m─▒z─▒n Geleneksel ├ľzellikleri", G├Âsteri, Nisan 1982, Say─▒ 17, s. 62-63; Konur Ertop, "Prof. Fahir ─░z Eski D├╝zyaz─▒m─▒z─▒n ├ľzeliklerini Anlat─▒yor", Milliyet Sanat Dergisi, 1-15 ┼×ubat 1982, Say─▒ 41-42.

    (18) ├é┼č─▒k ├çelebi, a.g.e., vr. 43a-43 b

    (19) F. K├Âpr├╝l├╝, Edebiyat Ara┼čt─▒rmalar─▒, Ank. 1966, s. 271-294.

    (20) Padi┼čaha k─▒z─▒ taraf─▒ndan yaz─▒lan ┼ču sat─▒rlara bak─▒n─▒z: "... bu b├«├ž├óre h├ólinden istifs├ór ederse, ben├╝m devlet├╝m, ba┼čum t├óc─▒ ve sa├ódet├╝m g├╝ne┼či sult├ónum, ben bi├ž├óre karava┼čunuz g├Âz├╝ ya┼člu v├╝ ba─čr─▒ ba┼člu k├ófir elinde dutsak olmu┼č, miskin derm├ónde kalm─▒┼č h├óli bey├óna s─▒─čmaz (...) Ben├╝m devletl├╝ p├ódi┼č├óhum bir y─▒ld─▒r bunda gelelden ber├╝ bir g├╝n bir s├óat g├╝lmed├╝m, bir kaftan─▒n─▒ giymed├╝m, bir h├╗lkunu g├Ârmed├╝m. Dul avrat gibi diril├╝r├╝m (...) Sultan babac─▒─č─▒m, kab├ólar yerine ab├ólar giyem, arpa ekme─čin yiyem, tek sult├ónumun devletl├╝ e┼či─činde olam..."

    (21) K├Âpr├╝l├╝, a.g.e., s. 313-315; Nihad S├ómi Banarl─▒, T├╝rk├ženin S─▒rlar─▒, 2. bk. ─░st. 1975, s. 205-216.

    (22) Mine Mengi, "Nec├ót├«'nin ┼×iirlerinde Atas├Âzlerinin Kullan─▒m─▒", Erdem, II/4 (Ocak 1986), s. 47-58.

    (23) Divan ┼čiirinde kullan─▒lan atas├Âzleri ve deyimler hakk─▒nda kapsaml─▒ bir ├žal─▒┼čma yap─▒lm─▒┼čt─▒r: E. Kemal Ey├╝bo─člu, ┼×iirde ve Halk Dilinde Atas├Âzleri ve Deyimler, C. I, ─░st. 1973, C. II, ─░st. 1975.

    (24) Esasen, heceyle yaz─▒lm─▒┼č bir murabba', halk ┼čiirindeki "ko┼čma" dan ba┼čka bir ┼čey de─čildir. H─▒t├ób├«'nin alt─▒ murabba'─▒ yay─▒nlanm─▒┼čt─▒r. Bunlardan bir tanesi heceyle yaz─▒lm─▒┼č gibidir. Bu da im├óle ve zihaflarla "f├óil├ót├╝n f├óil├ót├╝n f├óil├╝n" veznine uydurulabilir. (bkz. ┼×├╝kr├╝ El├žin, "Murabba ve H─▒tabi'nin Murabbalar─▒", Halk Edebiyat─▒ Ara┼čt─▒rmalar─▒, C.I, Ank. 1988, s. 270-274.)

    (25) Feyz├« ├çelebi, ┼×em' ├╝ Perv├óne, ─░nceleme - Metin - T─▒pk─▒bas─▒m, Haz. G├Ân├╝l A. Tekin, Harvard ├ťniversitesi, Cambridge 1991.

    (26) Mesel├ó Yusuf Has H├ócib'in mesnevi naz─▒m ┼čekliyle ve aruz vezniyle yazd─▒─č─▒ Kutadgu Bilig'inde aralara serpi┼čtirilmi┼č 173 d├Ârtl├╝k bulunmaktad─▒r (Haz. Re┼čit Rahmeti Arat, 2. bsk. Ank. 1979). Y├╝knekli Edib Ahmed'in Atabet├╝'l-Hakay─▒k'─▒ aruzla, fakat d├Ârtl├╝klerle yaz─▒lm─▒┼čt─▒r ( Haz. Re┼čit Rahmeti Arat, 2. bsk. Ank. 1992). K├ó┼čgarl─▒ Mahmud'un Divan├╝ L├╗gati't-T├╝rk'├╝nde hece yan─▒nda aruzla yaz─▒lm─▒┼č ┼čiir ├Ârneklerine de rastlanmaktad─▒r (Tal├ót Tekin, " Karahanl─▒ D├Ânemi T├╝rk ┼×iiri", T├╝rk Dili-T├╝rk ┼×iiri ├ľzel Say─▒s─▒-I, Say─▒ 409, Ocak 1986, s.112-157).

    (27) M. Fuad K├Âpr├╝l├╝, T├╝rk Edebiyat─▒ Tarihi, 2. bsk. ─░st. 1980, s.235-236;Vasfi Mahir Kocat├╝rk, B├╝y├╝k T├╝rk Edebiyat─▒ Tarihi, 2. bsk. 1970, s. 99.

    (28) ┼×inasi Tekin, "The Turkish Translation of Bedv├╝'l-Am├ól├« in Quatrains", Journal of Turkish Studies, C. IV, Harvard University, Cambridge 1980, s. 157-206.

    (29) Ayr─▒nt─▒l─▒ bilgi i├žin bkz. Cem├ól Kurnaz, T├╝rk├╝den Gazele - Halk ve Divan ┼×iirinin M├╝┼čterekleri ├ťzerine Bir Deneme, Ank. 1997, s. 139-215.

    (30) ├ľztuna, a.g.e., C. II, s. 209-211; Refik Ahmet Sevengil, Eski ┼×iirimizin Ustalar─▒, ─░st. 1964. s. 297.

    (31) ├ľzalp, a.g.e., C. II, s. 23-25.

    (32) ├ľzalp, a.g.e., C. II, s. 50-53.

    (33) K├Âpr├╝l├╝, "Halk edebiyat─▒n─▒n ko┼čma ve destanlar─▒ndan, sonralar─▒ kl├ósik edebiyat─▒m─▒za da murabba / ┼čark─▒ ┼čeklinde ge├žen bu naz─▒m tarz─▒ tamamiyle mill├«dir." demektedir: bkz. T├╝rk Edebiyat─▒nda ─░lk Mutasavv─▒flar, 3. bsk. Ank. 1976, s. 149. Ayr─▒ca bkz. s. 168, 300.

    (34) Mesel├ó, me┼čhur bir minyat├╝r sanat├ž─▒s─▒ oldu─ču halde hece vezniyle ├ó┼č─▒k tarz─▒nda ┼čiirler yazan Levn├« bunun en tipik ├Ârneklerindendir: bkz. K├Âpr├╝l├╝, T├╝rk Saz┼čairleri, C. III, s. 395-396, 426-429; Kocat├╝rk, a.g.e., s. 219-224.

    (35) Fuat K├Âpr├╝l├╝, T├╝rk Edebiyat─▒ Tarihi, 2. bsk. ─░st. 1980, s. 117-18.

    (36) Mehmed ├çavu┼čo─člu, "Divan ┼×iiri", T├╝rk Dili (T├╝rk ┼×iiri ├ľzel Say─▒s─▒ II), 415-417 (Temmuz-Eyl├╝l 1986), s. 8.

    (37) Fuat K├Âpr├╝l├╝, T├╝rk Saz┼čairleri, C.I, s. 22-25.

    (38) Saz ┼čairlerinin hece vezniyle gazel ┼čeklinde yazd─▒─č─▒ ┼čiirlerin de divan ┼čiirinin etkisiyle ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ san─▒yoruz (Mesela bkz. K├Â├žek ve Kanbero─člu, Vasfi Mahir Kocat├╝rk, Saz ┼×iiri Antolojisi, Ank. 1963, s. 20-21).

    (39) Geni┼č bilgi i├žin bkz. Cem├ól Kurnaz, T├╝rk├╝den Gazele - Halk ve Divan ┼×iirinin M├╝┼čterekleri ├ťzerine Bir Deneme, Ank. 1997, s. 315-335.

    (40) Umay G├╝nay, T├╝rkiye'de ├é┼č─▒k Tarz─▒ ┼×iir Gelene─či ve R├╝ya Motifi, 2. bsk. Ank. 1992, s. 178, 179,215.

    (41) Divan k├╝lt├╝r├╝nden pek etkilenmedi─či san─▒lan Karacao─član'─▒n ┼čiirleri ├╝zerinde yap─▒lan bir inceleme bunun do─čru olmad─▒─č─▒n─▒ g├Âstermi┼čtir (├émil ├çelebio─člu, "Karacao─član'da Divan ┼×iiri Hususiyetleri", T├╝rk Folklor Ara┼čt─▒rmalar─▒, 1984, s. 17-30).

    (42) ┼×├╝kr├╝ El├žin, "T├╝rk Halk ┼×iirinde ├ť├ž Unsur (├é┼č─▒k-Sevgili-Rakib)", T├╝rk K├╝lt├╝r├╝, XXIV/281(Eyl├╝l1986), s. 25-32.

    (43) Dilek Emre, Gevher├«'de Divan ┼×iiri Hususiyetleri, Gazi E─čt. Fak. TDE. B├Âl. Ank. 1989, s. 143-144.

    (44) Ahmet Hamdi Tanp─▒nar, Be┼č ┼×ehir, ─░st. 1969, s. 58.

    (45) Bu konuda dikkate de─čer bir yaz─▒ i├žin bkz. Prof. Dr. ├émil ├çelebio─člu, "M├ónilerle Divan ┼×iirinde Ortak Hususiyetler", T├╝rk Halk Edebiyat─▒ ve Folklorunda Yeni G├Âr├╝┼čler, II, Konya, 1985, s. 172-184.

    (46) M. Hasan G├Âksu, M├ónilerimiz, ─░st. 1970, s. 114, 152.

    (47) Fuz├╗l├« Divan─▒, Haz. Abd├╝lb├óki G├Âlp─▒narl─▒, ─░st. 1961, s. 113. Azerbaycanl─▒ T├╝rk ┼čair ve ├ólimi Bahtiyar Vahabz├óde de, bir konu┼čmas─▒nda Fuz├╗l├«'nin bu beyti ile yukar─▒daki m├óni (50. not) aras─▒ndaki benzerli─če dikkat ├žekerek edebiyat─▒n b├╝t├╝nl├╝─č├╝ ├╝zerinde durmu┼čtu. Ayr─▒ co─črafyalarda olmam─▒za ra─čmen ayn─▒ ┼čeyleri d├╝┼č├╝nm├╝┼č olmam─▒z─▒, son y─▒llardaki olu┼čumun bir neticesi olarak g├Âr├╝yorum. Yeni yay─▒nlar da edebiyat─▒n b├╝t├╝nl├╝─č├╝ noktas─▒nda birle┼čmektedir.

    (48) ├ľzbek, a.g.e., s. 186. Burada "Sa├ž─▒ yerde s├╝r├╝n├╝r" ┼čeklinde kay─▒tl─▒ ise de, radyolar─▒m─▒zda yukar─▒daki gibi s├Âylenmektedir.

    (49) Vasfi M├óhir Kocat├╝rk, Divan ┼×iiri Antolojisi, Ank. 1963, s. 361.

    (50) ├ľzbek, a.g.e., s. 11; L. Sami Akal─▒n, T├╝rk M├ónileri, C.II, ─░st. 1972, s. 369; G├Âksu, a.g.e., s. 58, 87, s. 196.

    (51) ayn─▒ e., s. 66.

    (52) Akal─▒n, a.g.e., s. 304.

    (53) ├çelebio─člu-├ľks├╝z, a.g.e., s. 139.

    (54) Akal─▒n, a.g.e., s. 418.

    (55) Yahya Bey, Divan, Haz. M. ├çavu┼čo─člu, ─░st. 1977, s. 519.

    (56) Akal─▒n, a.g.e., C.I, s. 197.

    (57) Bir ba┼čka m├ónide;

    Ayak bast─▒─č─▒n yere

    Ederim secde yârim

    denilmektedir (ayn─▒ e., s. 29).

    (58) Hayâlî Bey Divanı, s. 133.

    (59) Akal─▒n, a.g.e., s. 10. Ayr─▒ca bkz. C.II, s. 384.

    (60) Bu konuyla ilgili m├óniler i├žin bkz. G├Âksu, a.g.e., 5, 207, 225, 229, 231, 232, 233, 252, 263, 298; Akal─▒n, a.g.e., C.I, s. 202, C.II, s.72, 282).

    (61) ayn─▒ e., s. 404.

    (62) Bilmecenin ba┼čka varyantlar─▒ da vard─▒r (├çelebio─člu-├ľks├╝z, a.g.e., s. 138).

    (63) El├žin, A.g.m., s. 25-32.

    (64) Baz─▒ ├Ârnekler i├žin bkz. G├Âksu, a.g.e., s. 66, 147, 175, 191, 198, 204, 238, 275, 322; Akal─▒n, a.g.e., C.I, s. 107, 192; C.II, s. 279, 311, 321, 396.

    (65) G├Âksu, a.g.e., s. 238.

    (66) Akal─▒n, a.g.e., 319.

    (67) Akal─▒n, a.g.e., s. 284.

    (68) ├çelebio─člu-├ľks├╝z, a.g.e., s. 79.

    (69) ayn─▒ e., s. 140; G├Âksu, a.g.e., s. 269.

    (70) R├╝┼čt├╝ ┼×arda─č; Kl├ósik Divan ┼×iirimiz, ─░st. 1976, s. 58.

    (71) G├Âksu, a.g.e., s. 78, 182.

    (72) ayn─▒ e., s. 161, 171. Bu m├óninin de─čerlendirili┼či i├žin bkz. ├çelebio─člu, "Elif Harfi ─░le ─░lgili Baz─▒ Edeb├« Hususiyetler", s. 47.

    (73) Akal─▒n, a.g.e., C.II, s. 314.

    (74) ayn─▒ e., s. 307, 314, 348.

    (75) ayn─▒ e., s. 362.

     


    Bu Makaleye Ait Ele┼čtiri Makaleleri
    # Makaleler Ad─▒
    Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

    ! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
    ├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

    Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Nurgül Çepni / 17.11.2009



    Eski Eserler


    Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

    Hesap ─░┼člemleri

    ├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

    Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...