Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 895 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0

Velinin Buluğa Ermemiş Kızını Başkasıyla Evlendirmesinin Hükmü

 Kitap Detayı Kitap No : F-1133  
Soru: 6 yaşındaki kızı evlendirmişler. Bunlar nasıl cezalandırılmalıdır?

Özelliği İlim Dalı Konusu
Soru Soran Cevaplayan Hoca
H.Ü. Önder Nar  
       
Fetva No: F-1133 Hit : 130 Hata Bildirimi Tavsiye Et
   Makale Yazarına ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Hakkındaki Makaleler    

Yazara ait kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع
2 Allah / الله

Yazara ait e-kitaplar
# Kitap Adı
1 Şazeliyye Tarikatının Esasları / ترجمة النور الساطع والبرهان القاطع

Yazara ait makaleler
# Makaleler Adı
1 Yezidilik Hak Dinlerden midir? Yezidilere Yardım Edilmesi Caiz midir?
2 Yeniçağ Dini ( Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler II )
3 Vasıl b. Atanın Ra Hutbesi / خطبة الراء لواصل بن عطاء المعتزلي
4 Tefriciyye Salatı ve Şirk Olması İddiası
5 T.C Diyanet İşleri Başkanlığının Organ Naklinin Caiz Olduğuna Dair 3 Mart 1990-13 Sayılı Fetvası
6 Sosyalizm ve Din Üzerine
7 Sevginle Yanmadan Aldığım Bir Nefes Yoktur
8 Selef Selefiyye Kavramları ve Türkçe Akaid Kitaplarındaki İçeriği / مفهوم السلف و السلفية و استعمالاتها لدي الاساتذة الاتراك و المصادر التركية الاعتقادية
9 Rüya ve İstiharenin Dindeki yeri
10 Ölümden Sonra Hayat ( Yeni Bulgular )
11 Men Ente ( Sen Kimsin )
12 Kureyşilik Şartı Konusunda Mezheplerin İhtilaf Etme Sebepleri
13 Kurana Göre Sünnetin Korunmuşluğu ve Delilleri
14 Kuran Öğretimini Ücretle Yapmanın Cevazını Örfe Dayalı Hükümler Başlığı Altında İncelemesi Hakkında
15 Kadınların Sünneti Meselesi / حكم الختان عند أهل العلم
16 İnsan Bilinmezi ( Dr. Alexis Carrel’in Görüşleri Üzerine Değerlendirmeler I )
17 İmamlar Kureyşten Olacaktır Hadisiyle Alakalı Yüz Rivayet / مائة رواية حول قرشية الخليفة
18 İmam Suyutinin el İtkan fi Ulumil Kuran İsimli Eseri Hakkında / حول كتاب الاتقان في علوم القرأن للسيوطي
19 İmam Ebu Hanifenin Kelamcılığı
20 İmam Ebu Hanife’ye Göre Hz. Muhammed sas in Peygamberliğine İmanın Hükmü
21 İlhad Dini ( Tanrı Tanımazlık ) Ateizm
22 İbn Kudamenin Haberi Sıfatların Manalandırılmasıyla Alakalı Görüşleri
23 Haberi Sıfatlara İmanda Mananın Allahın İlmine Havale Edilmesi Metodu
24 Evrenin Mekanik Yorumu ( Sebeplilik-Sonuçluluk Kanununun Eleştirisi )
25 Ehli Kitabın Peygamberimize İman etmeden Cennete Girmesi İnancının Hükmü
26 Din ve Bilim
27 Dad Harfi İle Zı Arasındaki Fark Ve Türkiye De Yaygın Olan Zı Kullanımının Kökeni
28 Çağımız ve İslam
29 Bertrand Russellin Görüşleri Hakkında

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Fetva Detayı   

1443

Soru: 6 yaşındaki kızı evlendirmişler. Bunlar nasıl cezalandırılmalıdır?

el Cevab: 6 yaşında kız evlendirilmesi veya cinsel obje olarak görülmesi semavi dinlerde de İslamda da yoktur. Laik medeni devletlerde çok vardır.
-Bu tür bir olay bir şekilde gerçekleşse bunun cezası recm ya da öldürme değildir. Hapis sürgün ve tecrit olabilir. Tabii olayın sübutundan sonra.
-Dini nikâh ve küçük kızların velileri tarafından nikâh kıyılmaları oryantalistlerin İslama ve İslam peygamberine hücum ettikleri çarpıttıkları konulardandır. İslam toplumlarında veli kızını buluğa ermeden nikâh akdi manasında evlendirebilir. Kız evlilik yaşına geldiğinde bu nikâhı onaylar ya da onaylamayıp fesheder. Geçersiz kılar.
Buluğa ermemiş kız çocuklarıyla evlilik hayatı yaşanması manasıyla evlendirmek ise meşru değildir. Bir çocuğun zorla evlilik ilişkisine zorlanması büyük günah olur.
Biz Müslümanlar ahirette hesap vereceğimize inanan insanlar olarak böyle bir cürmü işlemeyiz.

Mülahaza: Levent Arıkoğlu
6 yaşındaki kızı evlendirmişler diye kesin konuşuyor. Oysa şahit olması gerekirdi, kulaktan dolma ile hükmetmesi bile o soruyu sorana günah olarak yeter. Zira bilmediği bir konuda kesin hüküm veriyor. Ve hiç kimsenin henüz bu olayın netliğine dair tam bir bilgisi yok. İlk yapmanız soru soran zata bu yaptıklarının yanlışlığı anlatılabilir. Zan ile ilgili paylaşımlar da yapabilirsiniz ki bunun gibi örnekler bunlardan ders alsınlar...

el Cevab: Müslüman bir haber aldığında önce bu haberin doğru olduğundan emin olur sonra hüküm verir. Haber bu dini ölçüye inanmayan veya dikkate almayan medyada var. Ve sadece haber.
Aramızda gayri müslim yoktur.
Burada Müslüman değerlerine uygun davranmamız yeterlidir.
Biz Müslümanlar Müslümanlık gereğine uygun davranmalıyız.
Önlem:
1-Duyduğumuz haberlerin önce nakledicilerinin güvenilirliklerini kontrol etmeliyiz. (Ayetin emridir.)
2-Haber doğruysa bu konuda dinimizin hükmü nedir onu kontrol etmeliyiz. (İlim adamları hükmü yazmalı delillerini vermelidir) hamaset ile hareket edilmemelidir. Efendimiz zina eden kadın sahabiye oruspu vs. hakaret edenleri men etmiş ve kardeşinize Allah’ın haddini uygulayın. Ona hakaret ederek şeytanın kucağına itmeyin uyarısını yapmıştır.
3-İslamda yalan haber yayanların şahitlikleri ebediyyen düşürülür. Yalan söyleyen bir daha şahitlik yapamaz. Bu insan ya da kurumlar mim'lenmelidir.
(Haber kanallarının google keşlemesinde hergün özellikle cinsel sapıklık ya da cürüm haberlerini verenlerin de mim'lenmesi gerekir. (mimlemek eski tabirdir. Bir yere not edip bir daha onun sizi yanıltmasına izin vermemeniz demektir)
4-Dini hükümler konusunda fetva verme yetkisi olmayanlar -haramdır helaldir gibi konularda-konuşursa bu büyük günahtır. Bu insanlar da gözden düşürülmelidir.
5- Din ülkemizde siyasete hüküm edemiyor. Laiklik var. Ama laiklikte dini değerlerimize müdahale etmemeli. Bu bağlamda dinimizin doğrularını baskılamak suretiyle "densizlik" yapan başörtülü kişilere de itibar edilmemelidir. Uzun zamandır bazı başörtülüler İslami değerlerle mücadele ediyorlar.
6-Kim Müslümansa dininin değerlerine laf söyletmemelidir.
7-Soru soranlar genellikle duyduklarını sorarlar. Ben bir art niyet gözlemlemedim. Soru üslubu soruyu soranın sanki bu konuda hüküm vermiş gibi... Evet. Ama o kadar.
8- Cübbeli Ahmed olayın ana karekteri ve bu iddiaların sahibi olan kişinin 2 senedir dini değerlere uygun bir hayat sürmediğini, açıldığını söylemiş. İddiaların sahibi ortada yok.
Ortaya çıkınca olay biraz daha netleşecektir.

Mülahaza: Hakkı Ülker
Eski Eserler sayfasında
(Buluğa Ermemiş Kız Çocuklarını Velisinin Evlendirmesi Ve İslam Fıkhındaki Yeri) Verilen cevapta özetle büluğdan önce nikâh akdinin yapılmış olması büluğa varmadan ve akıl ve büluğun bir araya gelmesiyle oluşan rüşd hali gerçekleşmeden zifafa girileceği anlamına gelmez olarak açıklanıyor. Merak ettiğim şey ise; 
1-) Talak Suresi,4. Ayette adet görmeyenlerin iddet beklemesi nasıl izah ediliyor. Çünkü iddet beklemek cinsi bir birliktelikten sonra olan bir durum ve ayetteki adet görmeyenlerin büluğa ermeyen küçükleri de kapsadığı ifade ediliyor. Bu durumda sizin açıklamanıza ters bir durum yok mu? Burayı izah eder misiniz? 
2-) Bir de toplumumuzda çocuk denilen şahıs büluğa erse de onun evliliğine karşı sert tepkiler var. Artık Dinen sorumluluğu, büluğu işaret eden adet görme, ihtilam olma gibi durumlar görülse de toplum nazarında hala çocuk olarak ifade edildiğinden bu kişilerin evliliği konuşulunca Müslümanlar tarafından da ağır hakaretler oluyor. Bu durum imana zarar verme noktasında nasıl değerlendirilir?

el Cevab: Ayetteki adet görmeyenlerden kasıt bir hastalık sebebiyle adet görmese de buluğ çağına ve evlilik yaşına gelmiş olanlardır.
Asrı saadette ve sonrasındaki uygulama (üzerinde hiç tereddüt olmayan uygulama) buluğa ermemiş kızların eşlerine teslim edilmemeleridir. Buluğa erdiklerinde de velileri nikâh akdi yaptıysa onu onaylamaları gerekmektedir. Ayetteki adet görmeyenlerin iddet beklemeleri de yine onlarla evlilik ilişkisi olması sebebiyledir. Buluğa ermemiş kızların bedenen gelişmiş olsalar bile eşlerine teslim edilmemesi de ayrıca buna delildir.
- Yetim kızların onlara sahip çıkmak için nikâh akdi yapılarak koruma altında tutulmaları durumunda da buluğ şartı vardır.
İslam dinindeki mükelleflik şartları da ayrıca delil teşkil ederler.
Adet görmeyenler ile alakalı İbn Kesir tefsirindeki metin ve işaret ettiği manalar için bkz.[1]

لهذا قال تعالى: { واللائي لم يحضن} . وقوله تعالى: { إن ارتبتم} فيه قولان: أحدهما: وهو قول طائفة من السلف كمجاهد والزهري وابن زيد أي إن رأين دماً وشككتم في كونه حيضاً أو استحاضة وارتبتم فيه، والقول الثاني: إن ارتبتم في حكم عدتهن ولن تعرفوه فهو ثلاثة أشهر، وهذا مروي عن سعيد بن جبير، وهو اختيار ابن جرير وهو أظهر في المعنى لما روي عن أُبي بن كعب قال، قلت لرسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم: إن ناساً من أهل المدينة لما أنزلت هذه الآية في البقرة في عدة النساء قالوا: لقد بقي من عدة النساء عدد لم يذكرن في البقرة: الصغار والكبار اللائي قد انقطع منهن الحيض، وذوات الحمل، قال، فأنزلت التي في النساء القصرى: { واللائي يئسن من المحيض من نسائكم إن ارتبتم فعدتهن ثلاثة أشهر واللائي لم يحضن} ""أخرجه ابن أبي حاتم، ورواه ابن جرير بنحوه"".

İlgili ayetlerin tefsirinin tamamı için tıklayınız;

2. Sorunuzu da peygamberimizin "sizden birinin kızını dininden razı olduğunuz birisi isterse verin" hadisini hatırlatarak cevaplayayım.
Efendimizin bir sözü diğer sözüyle veya uygulamasıyla çelişmez. Bu tavsiyesi de buluğ sonrası içindir.
-Kaç kusur yıldır Müslümanlar radyo, tv ve medya da dinlerinin hükümleri konusunda aşağılanır dururlar. Geçen zaman içerisinde "bazılarımızın beyinleri yıkanmış gibi" etkilendiklerini düşünüyorum ve gözlemliyorum. Bu sebeple toplumdaki dini doğrulara karşı önceden oluşturulmuş altyapı medyada tetiklendiğinde dindar insanlar bile küfür laflar edebiliyorlar.
İrtidat gerçekleşebilecek bir laf eden imanı yok eden bir şeyi savunan veya inanan din dairesine çıkar tabii. Bu konularda eğitimcilerin diyanet işleri başkanlığının ve ilim adamlarının toplumu uyarması gerekir.

Mülahaza: Hakkı Ülker
Peki;
1-) “Büluğa erdiklerinde de velileri nikâh akdi yaptıysa onu onaylamaları gerekmektedir.” deniliyor. Onaylamazsa zorla eşine mi teslim edilir? Bir diğer ifadeyle velisi büluğdan önce kıydığı nikâhı kabul etmeyen kızını eşine zorla teslim etse Veli için burada bir haramlık, günah durumu var mıdır? Yoksa günah işleyen bu nikâhı kabul etmeyen kız mıdır? Bu da kafalara takılan sorulardan sanırım.
2-) Bir yerde Alimlerin ekseriyetine göre büluğdan önce gelişmişlik, evliliğe takatin yetmesi de eşe teslim etmeye yeterli şeklinde yapılan açıklamaya denk geldim. Bu durumdan da bahsediliyor sanırım. Delilleriyle değerlendirir misiniz? Alimlerin ekseriyetinde böyle bir görüş var mı, bir de burada kastedilen takatin yetmesi yetişkin bir birey gibi fiziksel gelişimin erkenden var olması mı kastediliyor?
3-) Büluğa ek olarak ifade ettiğiniz rüşd halini biraz daha detaylandırır mısınız? Bu halin varlığını kabul etmek için uygulama ve psikoloji olarak neler yapılıyor. Bir de Rüşd hali olmazsa olmaz bir şart mıdır, bu hal görülmezse evliliği gerçekleştirmek haram mı olur? Çünkü büluğ görülse de fiziksel olarak ciddi manada görüntüsü hala küçük bir kız olma durumu olduğunda hüküm ne oluyor.
4-) Allah kendisinden razı olsun evlendiği yaşta Hz. Aişe annemizin rüşd hali şu an aynı yaştaki büluğa eren kızlarla kıyaslandığında evlilik ve hayat şartları hakkında tam bilgili olduğu için mi teslim edilmiştir. Çünkü günümüzde aynı yaştaki kızlar büluğa erme dışında evliliği yürütemeyecek bir küçüklükte olduğu günümüz toplumunda bir vakıa. Bu durumda günümüzde sırf büluğa erdi diye kızını evlendirenlerin hükmü ne oluyor?
5-) Yani “İslamda yaşına bakılmaz büluğa ermekle birlikte kişinin evliliği de konuşulabilir, gerçekleşebilir” denildiğinde “ büluğa girdi ama çocuk o daha ne evlenmesi öyle şey olur mu “ diye tepki verenlerin imani olarak tehlikede olduğunu söyleyebilir miyiz?

el Cevab: 
C1- Onaylamaları gerekmektedir cümlesi yanlış anlaşılmış.
Kız nikâhı onaylamazsa nikâh akdi geçersizdir. Manasında onaylanması gerekir.
C2- Alimlerin ekseriyeti lafını bir ilim adamı kullandıysa bundan kasıt İslam alimlerinin çoğunluğudur. Ama bu konuda naklettiğiniz nispet uydurmadır. Buluğa ermemiş kız çocuktur. Bu konuda icma vardır. Buluğa ermiş kız kadındır. Bu Hz. Aişe’nin fetvasıdır. Buluğa erme şartı oluştuktan sonra evlilik yükünü kaldırabilecek bedensel alt yapının oluşması durumu gözetilmelidir. Evlenecek şahıs (erkek) ilgisini çekmeyecek bir buluğa ermiş kızı eş olarak alır mı? Elbette hayır. Kimse bunu tartışmaz bile.
C3- Bu sorunun cevabı evlenecek erkek ve kadının kişisel kararlarıdır. Yaş ve buluğun ötesinde iki insanın kararıdır. Kriter de karşılıklı ilgi ve istektir.
C4- Buluğa eren kız kadındır. Evlenmek isterse evlenir. İstemezse uygun zamana kadar evlilik tekliflerini reddeder. Biz kız buluğdan önce bir erkekle velisi tarafından nikâh akdi yapıldıysa bu akdi buluğdan sonra isterse onaylar isterse onaylamaz son verir. Aişe validemiz nikâh akdini fiilen onaylamıştır.
C5- İman tehlikesi elbette vardır. Dini bir doğruyu kabul etmeyen din dairesi dışındadır. Allah rasulünün örnekliğini kabul etmeyen Müslüman değildir. Müslümanlara dinlerinin evlilik değerleriyle değil ateistlerin evlilik değerleriyle baskı yapılması zulümdür.
Osmanlı döneminde yazılan mecellede bile evlilik yaşı dayatması yapılmıştır. Ama nerede diye sormazsınız muhtemelen.
Nasreddin hocaya nispet edilen "şimdi kuşa benzedin" fıkrası var ya işte medeni hukuk ateist olduğundan, İslam dininin her şeyine müdahale edip, bu ateist kültürü (Allah ve rasulüne harp ilanı manasına gelen faizi dayattıkları gibi) dayatmışlardır. Kemalistlerle kol kola gezen 10 Kasım da arabasından inip saygı duruşunda bulunanları ibretle izlediğimiz gibi Allah’a ve Resulüne ve İslami değerlere saygısızlık eden başörtülüleri de ibretle izliyoruz.

Mülahaza: Hakkı Ülker
Hz. Ömer (radıyellâhu anh)’ın, Hz. Ali (radıyellâhu anh)’ın kızı ile ilgili internet ortamında gezen bilgilerde sanki büluğdan önce küçük yaşta Ümmü Gülsüm’le evlendiği şeklindeki söylentiler sahih kaynaklarımıza göre nasıl değerlendirilir. İlk baştaki değerlendirmenizde üzerinde hiç tartışma olmayacak şekilde Asr-ı saadetteki uygulama kızların büluğa ermeden teslim edilmeyeceği şeklinde olduğuna özellikle değindiğinizden bu vb. söylentileri de değerlendirebilir misiniz?

el Cevab: Hz. Ömer Ali (ra) ın kızı Ümmü Gülsüm’le 10 yaşındayken evlenmiştir. Buluğdan sonra olduğunda şüphe yoktur. Bkz. [2] 

 

 

 

Mülahaza:  Hakkı Ülker
Özellikle bu mesele gerçekten fetva ehliyeti olan kişilerin konuşması gereken nokta olduğu ortada. Az bir hata büyük yanlış anlamalara sebep olabiliyor. Gördünüz mü bilmiyorum sayfadaki en son sorduğum 4 suali de değerlendirebilir misiniz hocam?
Sormadığı halde konuyu takip edenler olduğunu da düşünüyorum.

1-) Büluğa ermeyen çocuktur dediniz. Asgari büluğ yaşına geldiği halde büluğ alameti kendisinde görülmeyen ve böyleleri için kabul edilen hükmi büluğ yaşına da tam varmadan fiziksel olarak olgunlaşıp yakın bir yaşta 13-14 te evlendirilse bunun hükmü nedir? Çünkü ne hakiki olarak büluğ alameti görülmüş ne de hükmi olarak tarif edilen yaşa tam yetişmiş. Acaba Talak Suresi, 4. Ayette bahsedilen adet görmeyenlerin iddeti bu kişiler midir?
2-) Tam olarak anlamadığım için soruyorum; bir kız büluğa ermekle birlikte, akli ve fiziksel olarak küçük görünüp evliliğe yeterli görülmese bu kızın sırf büluğa ermesine bakıp evlendirilmesine haram mıdır deniliyor? Eğer haramsa İslam devletinde mahkeme tarafından velilerine hangi cezalar verilir?
3-) Büluğa ermekle birlikte, fiziksel olarak da evliliğe hazır olduğu kabul edilse ancak kız büluğdan önceki akdi onaylamamasına rağmen baba zorla evliliği gerçekleştirse haram işleyip günaha girmiştir mi demeliyiz. Anlatacağım zaman yanlışa düşmemek için özellikle haram, günah tabirleri üzerinden öğrenmek istiyorum.
4-) Bir de Asr-ı saadette burada bahsini yaptığımız üzere genelde kızlar hep küçük yaşta mı evlendirilirdi. Bu az rastlanan bir durum muydu yoksa genel olarak böyle miydi?


Bu soruların cevaplarını defalarca verdim. Tereddüt izalesi için tekrar özetleyeyim.
C1-Hükmi büluğ yaşına da tam varmadan fiziksel olarak olgunlaşıp yakın bir yaşta 13-14 te evlendirilmesi kızın onayı varsa mübahtır. Velisi de onaylamalıdır.  el-Bahru'r-Raik’teki fetva bu konuda cevap verenlerin olduğuna işaret eder. Ama bu konunun başlığı başkadır. Konu "normal yaşa ulaşmış ama buluğa ermemiş kızlarla cinsel ilişkinin hükmüdür".
-Talak Suresi, 4. Ayette bahsedilen adet görmeyenlerin iddeti bu kişiler midir, şeklindeki sorunuzu daha önce cevaplamıştım cevabın dayanaklarını da yazmıştım.

C2-Sırf buluğa bakılıp evlendirilmesi caiz değildir. Kız evlenmek isterse önce yapılmış nikâh akdini onaylarsa ve zifafa onay verirse bile velisi ya da devlet bu kız bu külfeti kaldıramaz diye bu evliliği geciktirebilir.   

C3- Bütün evlilik şartları oluşsa bile baba kızını zorla evlendiremez.  Ama buluğ öncesi dönemde onun adına nikâh akdi yapabilir. Zorlama da ısrar edilip evlendirilirse haram işlenmiş olur.

C4- Asr-ı saadetteki durumu ve İslam dinindeki konu hakkındaki genel hükümleri içeren söylemi Mine hanıma verdiğim cevapta 7 maddede özetledim. 
İslam da evlilik dinin temel değerlerindendir. Evlenme ve cinsel dürtüler uyanmasından sonra ilk uygun vakitte kişi evlenmelidir. 
Ama bir mükellefin evliliğinin hükmü açısından farzlık, vaciplik, sünnetlik, mübahlık, mekruhluk hatta haramlık hükümleri söz konusu olabilir. Bunlarla alakalı detayları da daha önce yazmıştım. 

Soru: Hakkı Ülker
Sayfanızda buluğa ermeden önce zifafın olamayacağına ve Asr-ı saadetteki uygulamanın da bu olduğuna özellikle dikkat çekiyorsunuz ancak şu vereceğim linkte bazı kitaplar kaynak gösterilerek buluğdan önce de zifaf durumunun olabileceği ile ilgili bir kısım açıklamalar var.
Sayfa detayı için tıklayınız;

Bu mesele kitaplarımızda var mı gerçekten?

Buluğ Yaşından Önce Kız Çocukları Evlendirilebilir mi? – Sayfa 2 – Ersin Miman

el Cevab : 
Sayfadaki bilgiler oradan buradan derlemedir. Birkaç değerlendirme hatası dışında verilen bilgiler doğrudur.
Değerlendirme hatası nakleden tarafından yapılmış görünüyor. 
Birinci hata Vehbe Zuhayli bazı konularda yazdığı kapsamlı fıkıh ansiklopedisine rağmen eksik veya hatalı derleme yapmıştır. Tercüme eden de bu hatayı derinleştirmiştir.
Örneklersek, şu nakledeceğim cümlelez sıkıntılıdır;

[(Zifafa girme (cimâ) yaşı ile ilgili delileri de yazalım:
Nikâhlanılmış bulunan küçük kıza ne zaman cimâ edilebileceği hususunda görüş ayrılığı vardır: Bâzı âlimler: ‘Büluğa erişinceye kadar, ona cimâ yapılmaz’; bâzıları ise: ‘Dokuz yaşına varınca, ona cimâ edilir’ demişlerdir. Bahrü’r-Râık’ta da böyledir. Âlimlerin ekserisine göre, bu hususta yaşa itibâr edilmez; gücünün yetmesine itibâr edilir.” 

Bu hususta el-Fetâvâ’l-Hindiyye ile birlikte, Muğni’l-Muhtac ve Keşşafu’l-Kına’ da da böyledir. Nazarı dikkati celb edelim ki, nikâhlanmış olan küçük kız ile ne zaman cimâ edilebileceğinin âlimler arasında tartışılmış ve tartışılıyor olması gösteriyor ki; nikâh akdi ile zifaf yaşının birbirinden ayrı tutulduğu ve farklı şartları istediği açıktır.

Âlimlerin ekseriyeti bu hususta cimâ’yı kaldırabilecek yaş veya bünyeyi zorunlu tutmuşlardır, eğer hastalık, zayıflık, tahammül edememe alâmetleri olduğu takdirde cimâyı yasaklamışlar ve helâl olmaz demişlerdir. Bu bilgiler el-Fetâvâ’l-Hindiyye, Muğni’l-Muhtac, Keşşafu’l-Kına’ ve el-Mevsuâtu’l-Fıkhıye ‘de zikredilmiştir.

Bu asırda ise efkâr-ı umumiye, âdet görmeye yeni başlamış dokuz, on yaşlarındaki bir kızı, “çocuk” olarak kabul eder ve öyledir de. Bir kısım âlimler; evliliğin mâhiyetini ve mânâsını bilmeyen ve evliliğe de bir ihtiyacı bulunmayan (buna şehvet de dâhildir) küçüklerin evlendirilemeyeceğini söylemişlerdir.

Lâkin bizim de delilleriyle anlatmaya çalıştığımız, evliliğin yalnızca cimâ’dan ibâret olmadığı ve ayrıca her asrın şartları ve tatbikatının da farklılık gösterebileceği, lâkin fikr-i beşeri ve kemâlât-ı beşeri ile birlikte, içtimai hayatın da değişmekte olduğu hakikatidir.)]

Bu paragraflardaki bilgiler hakkındaki mülahazalarım;
1. sıkıntı Vehbe Zuhayli’nin   velisinin nikâh akdi yaparak evlendirdiği kızlarla  cinsel ilişkinin caiz olup olmamasını   örfe bağlama gayretidir. Örfe bağlayarak cima yaşı bölgeden bölgeye değişir dememeye çalışılmaktadır. 
Evet, bölgeden bölgeye evlilik ve buluğ yaşı değişir. Cinsel ilişki ve zifaf düğün yaşı da haliyle değişecektir. Ama bunu örfe bağlama gayreti yanlıştır. Konu hakkındaki ayet ve fendimizin uygulamaları ortadadır. “Buluğa eren kıza kadın denir”.  Ve buluğa eren kadın olan bu şahıs (kendisi buluğa erince) evlilik akdini feshetmeye veya onaylamaya tek yetkilidir. 
Ailesi onu zorlarsa evliliğe zorlanması büyük günahtır. Ve olay dini bir yetkinin kullanılmasından çıkıp zulme dönüşür. Büyük günah olur. Haram işlenmiş olur.
2. yanlış  el-Bahru’r-Raik’ten yapılan alıntının kullanılış biçimindedir.  Hanefiler velinin iznini nikâh sıhhat şartı olarak görmezler. Kız kendi nikâhını akdetmede esas yetkilidir derler. Dolayısıyla kız bir erkekle buluğa erdikten sonra zina ederse haram işlemiş olur. Nikah akdi yaparsa da helal fiil işlemiş olur.  Hanefilerin hükmü budur. 
-Yine Hanefiler kız denk bir evlilik yapmadıysa veliye mahkeme kararı alarak nikâhı fesh etme yetkisi vermişlerdir. Denklik; evlenilen kişinin bedensel ve ruhsal ve toplumsal sınıf düzeyiyle alakalıdır. Kız evlendiği erkeğe denk değilse, hamilelik oluşmadıysa mahkeme kararıyla nikâhı fesh edilebilir.
-el-Bahru’r-Raik’teki fetva ise bedensel olgunluk olarak bir kızın buluğa ermemişse bile evlenmesinin ya da nikâh akdi varsa bu akdin verdiği izinle onunla cinsel ilişki hakkındadır. Bu fetva da istisnai bir duruma için söylenmiştir. O da bedensel olgunluk var.  Yaş 9 ve üzeri olmuş nikâh akdi var. Kız bu cinsel ilişkiyi kaldıracak güç ve kuvvette ama hayız olmamış buluğ yaşına girmiş olmasına rağmen hayız olmamış.  Bu tür bir durum için, “kız zifafı onaylarsa kocası hükmündeki şahısla cinsel ilişkiye girebilir”  fetvası verilmiş.  Bu fetvanın esas aldığı durum buluğa ermemiş kızla cinsel ilişki değildir.  Buluğu gecikmiş kızla kocasının cinsel ilişkisidir.  Bu durum 12 yaşına gelip te buluğa ermemiş ya da 16 yaşına gelip de buluğa ermemiş ama evlilik ve cinsel ilişkiyi kaldırabilecek bedensel olgunlukta bir kızın durumuna kıyasla söylenmiştir. 
-Son olarak bu  durumun oluştuğu durumlar kişiye özel fetva gerektiren durumlardır. Bu fetvaya dayanılarak “Hanefi mezhebinde buluğa ermemiş kız ile cinsel ilişki mubahtır, o evlendirilir” denilemez!
-Bir şer’i konu hakkında fetva ve fıkıh kitaplarını tarayıp bir laf bulup ona göre caizdir demek ilmi ehliyet kesb etmemiş insanlara haramdır.

 


  • [1]   Talak Suresi 4.ayet tefsiri / İbn Kesir
    [2]  İbn Hacer el Askalani, el İsar bi Ma'rifet Ruvatil -asar s. 211

     

    Kullanıcı Yorumları

    ! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
    Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

    Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
    Sümeyye Abaci / 13.12.2022



    Eski Eserler


    Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

    Hesap İşlemleri

    Üye değil misiniz? Üye olun!

    Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...