f EskiEserler | Eski Eserler | Eskieserler.com
E─čitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   K├╝t├╝phanelerde   ( 151 )   ┼×ehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
├ťye 1490
Online ├ťye 0

Darut T─▒b Medresesi

 E─čitim Kurumu Detay─▒ No : E- 236  
Kurucusu Kurulu┼č Tarihi E─čitim Dili ┼×ehir / ├ťlke
─░stanbul / Osmanl─▒ Devleti
├ľzellik T├╝r├╝
  Medreseler 
Adres Web
       
Kurum No: 236 Hit : 8611 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Kuruma ait Dergileri K├╝t├╝phaneleri Fak├╝lteleri ├ťniversitesi ─░lgili Kurumlar Tezler


E─čitim Kurumuna ait Dergiler

E─čitim Kurumuna ait K├╝t├╝phaneler

E─čitim Kurumuna Ait Akademik Birimler

Universite 

ilgili kurumlar 

E─čitim Kurumuna ait Tezler

├ľzeti

Hakk─▒nda Bilgi

Darut T─▒b Medresesi

Isl├óm d├╝nyasinda tib egitim ve ├Âgretimi ile tedavinin birlikte y├╝r├╝t├╝ld├╝g├╝ m├╝esseseler, "D├óru't-tib", "D├óru's-sifa", "D├óru's-sihha", "D├óru'l-merza", "Sifah├óne", "M├óristan","Bimaristan", "D├óru'l-afiye" ve "Bimarhane" gibi isimlerle anilmaktadir.

 

Isl├óm'dan ├Ânce Arap tibbi, genellikle tecr├╝beye dayaniyordu. Bununla beraber onlar, daha ziyade bitki ve ├Âzellikle ├ž├Âl bitkilerini ila├ž olarak kullaniyorlardi. Isl├óm'in gelisi ile tib i├žin yeni ufuk ve kapilar a├žilmaya baslandi. ├ç├╝nk├╝ bizzat Hz. Peygamber, doktorlarla istisare ve g├Âr├╝smeyi tesvik ediyor, onlarin bilgilerinden istifade etmeyi gerekli g├Âr├╝yordu. Hatta bu konuda o, doktorlarin M├╝sl├╝man olup olmamasina da bakmiyordu. Nitekim Veda Hacci esnasinda hastalanan Sa'd b. Ebi Vakkas'in tedavi edilmesini, zamanin Arap tabibi ve hen├╝z M├╝sl├╝man olmamis bulunan H├óris b. Kelde es-Sakaf├«'den istemisti.

Isl├óm tarihinde tip ilmi ile mesgul olma ve tedavi i├žin hastah├óne kurulmasinin gerektigi anlayisi, Hz. Peygamber d├Ânemine kadar uzanmaktadir. Nitekim Hendek Gazvesi (Savasi) esnasinda yaralanan Sa'd b. Muaz ile diger yaralilar i├žin seyyar savas hastah├ónesi diyebilecegimiz bir hastah├ónenin (R├╝feyde ├çadiri), mescidin yanina kurulmasini emreden ve yaralilarin buraya kaldirilip tedavi edilmesini isteyen Hz. Peygamber, Eslem kabilesinden olan R├╝feyde el-Ensariye adindaki kadinin, bu ├žadirda yaralilari tedavi etmesini de istemisti.

B├Âyle bir uygulama sayesinde biz, Hz. Peygamber'in, Isl├óm ├óleminde ilk defa hastah├óne kurulmasini emreden kimse oldugunu s├Âyleyebiliriz.

Bununla beraber, ilk defa tam teskilatli dâru's-sifa (hastahâne)nin Emevî Halifesi Velid b. Abdülmelik tarafindan Sam'da hicrî 88 (miladî 706) tarihinde kuruldugu bilinmektedir.

Yine Emev├«ler d├Âneminde Fustat'ta Kanadil sokagindaki Eb├╗ Z├╝beyd'in evi bimaristan haline getirilerek burada da bir bimaristan yapilmisti.

Velid, burayi bazi doktorlarin nezaretinde c├╝zzama yakalananlarin tedavisi i├žin a├žmisti. O, doktorlara ├╝cret tayin eden ve c├╝zzamlilar ile k├Ârlerin sokaklara ├žikip sikinti ├žekmemelerini isteyen, bu sebeple onlara maas baglayan birisi idi. Ayrica o, bunlara yardimci olacak bedenen saglam insanlari da g├Ârevlendirmisti.

Emev├«ler d├Âneminde tip egitim ve ├Âgretiminde b├╝y├╝k bir gelisme olmustu. Emev├« Halifesi ├ľmer b. Abd├╝laziz (99-101/717-720) d├Âneminde tip ilminin b├╝y├╝k bir merhale katettigi g├Âr├╝l├╝r.

Çünkü o, Iskenderiye'deki bu meslegi Antakya ve Harran'a tasidi. Bu da Abdülmelik b. Ebcer el-Kinanî'yi Antakya'ya getirmekle olmustu.

 

Abbasî halifelerinden Harun Resid (170-197/786-809) Bagdad'da bir hastahâne tesis etmisti.

O, C├╝ndisapur hastah├ónesinin doktorlarindan kendi sarayina gelenlerin tabibligini begendigi i├žin onlara ayni sistemle Bagdad'da bir hastahane kurdurur.

 Bagdad'da kurulan bu hastahanenin s├Âhreti her tarafa yayilir.

Bu durumdan haberdar olan imk├ón sahibi herkes benzer bir hastahane yapma gayretine d├╝ser. B├Âylece Isl├óm d├╝nyasinin bir├žok yerinde ayri ayri hastahaneler kurulur. Buralarda din ve mezheb farki g├Âzetilmeksizin her hasta en iyi sekilde bakilip tedavi edilirdi.

Her hastalik i├žin de ayri salonlar tahsis edilmisti. Ayrica buralarda hocalar, asistanlar ve ├Âgrenciler bulunmak suretiyle amel├« dersler de g├Âr├╝l├╝rd├╝.

T├╝rk emirlerinden Emir Ebu'l-Hasan Yahkem (├Âl. 329/941) Bagdad'da bimaristan tesis etmisti.

T├╝rk h├╝k├╝mdarlari tarafindan kurulan ve sonradan "Bimaristan el-atik" adiyla anilan ilk bimaristan, Ahmed b. Tolun tarafindan h. 259 (m. 872) tarihinde Kahire'de tesis edilmisti.

Bundan baska Nureddin Mahmud b. Zengi'nin Haleb ve Sam'da, Suriye Atabeklerinden Emîr Alemüddin Sencer Kerek'te, Tutus'un oglu Dukak da yine Sam'da dâru's-sifalar kurmuslardi.

Daha sonra Eyyub├« ve Meml├╗klular'in da bir├žok bimaristan yaptirdiklarini kaynaklardan ├Âgrenmekteyiz.

Osmanlilar'dan ├Ânce Anadolu'da kurulan bir├žok d├óru's-sifa bulunmaktadir.

Kayseri Gevher Nesibe D├óru's-Sifasi (602/1205), Sivas I. Keyk├óvus D├óru's-Sifasi (614/1217), Meng├╝cekler'den Fahreddin Behram Sah'in kizi Turan Melike Hanim'in Divrigi'de (626/1228) yilinda yaptirdigi Divrigi D├óru's-Sifasi, Ilhanlilar devrinde Amasya'da yaptirilan (708/1308) d├óru's-sifa, ayrica Diyarbakir ve Mardin gibi yerlerde Artuklular tarafindan yaptirilan d├óru's-sifalar, belirtilen d├Ânem i├žin ├Ârnek olarak g├Âsterilecek d├óru's-sifalardan sadece birka├židir.

 

Islâm dünyasinda hastahâneler sadece bedenî rahatsizliklarla degil, ayni zamanda ruhî ve psikolojik hastaliklarla da ilgileniyorlardi.

Yakubî ile Mes'udî eserlerinde Bagdad yakinlarinda bulunan bir tekkenin psikiatrik bir müessese olarak akil hastalarinin tedavisine tahsis edildigini belirtirler.

Mes'ud├«'nin ifadesine g├Âre Deyr Hizkil akil hastah├ónesi  Abbas├« Halifesi M├╝tevekkil Alallah zamaninda (847-861) ├╝nl├╝ dilci el-M├╝berred tarafindan Bagdad ile V├ósit arasindaki hastah├óne hakkinda IX ve X. y├╝zyil m├╝ellifleri tarafindan genis bilgi verildigine g├Âre (Ya'kub├«, s. 321; Mes'ud├«, IV, 89; Yakut, II, 540-541) hi├ž s├╝phesiz burasi, sadece akil hastalarinin tedavisine tahsis edildigi belgelerle isbat edilebilen en eski psikiyatrik hastahane olma serefine daha layiktir. ├ç├╝nk├╝ bu m├╝essese, Bati'da ancak XV. asirda ve ├žok zor sartlarda ortaya ├žikan hastah├ónelerle mukayese edilemeyecek kadar bir ├Âncelige sahiptir.

Sel├žuklular'in, Dogu Isl├óm d├╝nyasinin koruyucusu olarak ├çin ve Hindistan'dan Akdeniz'e kadar yayilmalarinin sadece T├╝rk-Isl├óm tarihi i├žin degil, Avrupa tarihi i├žin de bir d├Ân├╝m noktasi teskil ettigi, son zamanlarda yapilan arastirmalarin isigi altinda anlasilmaya baslanmistir.

Avrupa'da R├Ânesans devrinin dogmasinda M├╝sl├╝man T├╝rklerin oynadigi rol etraflica incelendiginde Sel├žuklular'in Avrupa k├╝lt├╝r├╝n├╝, ├Âzellikle Avrupa tibbini, hastahanelerini ve ├╝niversite kuruluslarini ne kadar ├žok etkiledikleri daha belirli bir sekilde ortaya ├žikacaktir.

Bununla beraber, Sel├žuklular'in daha Sultan Alparslan zamanindan baslayarak Nisabur, Bagdad, Siraz, Berdesir, K├ós├ón, Ebher, Zencan, Gence, Harran ve Mardin gibi merkezlerde kurduklari  bimaristanlar ne yazik ki bug├╝n ortadan kalkmis bulunmaktadirlar.

 

Sel├žuklular d├Âneminde genel bimaristanlardan baska sadece akil hastalarinin tedavisi ile ugrasan Bagdad yakinindaki Deyrihizkil Tekkesi gibi m├╝esseselerle, c├╝zzamlilarin tecrid edilerek bakildigi miskinler tekkesi veya c├╝zzamh├óne denilen hastahaneler de kurulmus ve bunlardan Anadolu'da bulunanlar Osmanlilar tarafindan yakin zamana kadar isletilmistir.

Mesela Afyon dolaylarindaki Karacaahmet Tekkesi ile Burdur yakinlarinda Onacak'taki Melek Dede T├╝rbesi bunlardandir.

 Erzurum civarinda simdiki adi Deli Baba olan k├Âyde akil hastalarinin tedavisiyle ugrasan Sel├žuklu d├Ânemineit b├Âyle bir tekkenin XV. y├╝zyilin baslarinda faal oldugu, Ispanya Krali'nin Timur'a g├Ânderdigi el├ži Klavijo'nun seyahatnamesinden ├Âgrenilmektedir.

Semerkant'a giderken buradan ge├žen Klavijo'nun yazdigina g├Âre Deli Baba k├Ây├╝nde akil hastalarinin tedavisiyle mesgul olan dervisler yasiyor ve buraya getirilen hastalar, onlarin telkin ve mesguliyet tedavileriyle sifa buluyorlardi.

Diger medreselerde oldugu gibi Osmanli tip medreseleri de Isl├óm d├╝nyasinda daha ├Ânce kurulmus olan d├óru's-sifa ve ├Âzellikle Anadolu Sel├žuklulari d├óru's-sifalari ├Ârnek alinarak kurulmuslardir. Osmanlilarda ilk d├óru's-sifa Yildirim Bayezid tarafindan Bursa'da kurulmustu. Bundan sonra Istanbul'da Fatih Sultan Mehmed, Edirne'de II. Bayezid, Istanbul'da Haseki Sultan ve Atik Valide gibi tesisler kurulmustu.

G├╝n├╝m├╝ze ulasabilen Isl├óm hastahanelerinin ├žogu, Osmanlilara ait olanlardir. ├ľzellikle XVI ve XVII. y├╝zyillarda d├╝nya tarihinin en b├╝y├╝k devletlerinden biri olan Osmanli Devleti'nin genis topraklarinda halk, ordu ve saray mensuplari i├žin bimaristan, bimarh├óne, sifah├óne, timarh├óne veya d├óru's-sifa denilen hastahaneler tesis edilmisti.

Yildirim Bayezid d├Âneminde asker├« islere verilen ├Ânem kadar ilim, irfan ve k├╝lt├╝rel gelismelere de ├Ânem veriliyordu. Bu sebeple, daha ├Ânce kendi imk├ónlari ile tibbin gelismesine yardimci olanlar i├žin XV. y├╝zyilin ilk senesinde (15 Ramazan/12 Mayis 1400) Yildirim Bayezid tarafindan Bursa'da "d├óru't-tib" adiyla bir hastahane a├žilmisti.

Baslangi├žta en g├╝zel tibb├« m├╝esseseler ve hastahaneler Iran'da, C├╝ndisapur'da idi. Araplar da bunu ├Ârnek alarak en g├╝zellerini Bagdad'da yapmislardi. Osmanli ├╝lkesinde yapilacak olan da bunlara benzeyecekti. Isl├óm medeniyet tarihinde bimaristanlar hem hastah├óne hem de tip ilminin tedris edildigi birer tip fak├╝lteleri idi. Daha ├Ânce de belirtildigi gibi T├╝rkler bazi farklarla bu m├╝esseseleri Araplardan almislardi.

Bursa'da kurulan bu ilk tip medresesi, o zamanlar T├╝rkiye'de insa edilen hanlarin mimar├« ├Âzelliklerine g├Âre yapilmisti. Bu medrese iki katli olup ortada genis bir bah├že vardi. H├╝cre ve salonlarin kapilari bu bah├žeye a├žilirdi. Yildirim Bayezid tarafindan insa ettirilen bu ilk D├óru't-tib, kisa zamanda b├╝y├╝k bir s├Âhrete ulasti. Genis vakiflari ile herkese hizmet eden bu m├╝essesenin egitim sisteminin, C├╝ndisapur ve Sel├žuklu d├Ânemi Sivas Darussifasina benzemesi normal karsilanmalidir. Bu devrin (XV. asir) sonunda da Mukbilz├óde M├╝'min adinda bir hekim yazar, II. Murad zamaninda yetismisti.

"Zahire-i Mudariye" adiyla padisaha ithaf edilen eserin en dikkate deger tarafi, Arap├ža terimler arasinda T├╝rk├že terimlerin serbest├že kullanilmis olmasidir.

 

F├ótih Sultan Mehmed tarafindan tesis edilen sahn medreselerinin yaninda bir de D├óru's-sifa yapilmisti. Bu m├╝essesenin m├╝kemmel bir sekilde vazife icra etmesi i├žin hi├ž bir masraftan ka├žinilmamisti. F├ótih hastah├ónesi (bimarh├óne)nin yetmis h├╝cre ve seksen kubbesi oldugu belirtilmektedir. Buraya F├ótih tarafindan dersiam ve hekim basi tayin edilmisti.

 

Osmanli hastah├ónelerinin en bariz mimar├« ├Âzelligi c├ómi, medrese, imaret, tabh├óne, kervansaray, hamam, ├žarsi, ├žesme, k├╝t├╝ph├óne ve benzerlerinden meydana gelen k├╝lliyelerin bir par├žasi olarak planlanmalaridir. Bu k├╝lliyeler sehir i├žinde adeta yeni birer k├╝├ž├╝k mahalle olusturarak bir sosyal merkez gibi halkin her t├╝rl├╝ sosyo-k├╝lt├╝rel ve saglikla ilgili ihtiya├žlarini da karsiliyorlardi.

 

Osmanli hastah├ónelerinde Sel├žuklu geleneklerinin devam ettirildigi, ancak bu d├Ânem hastah├ónelerinde yeni mimar├« fikirlerin de uygulandigi g├Âr├╝lmektedir.

 

Nitekim Bursa'daki Yildirim Bayezid ve Manisa'daki Hafsa Sultan d├óru's-sifalarinda Sel├žuklu hastahanelerinin mimar├« ├Âzellikleri yasatilirken, Edirne'deki II. Bayezid D├óru's-sifasinda ve Mimar Sinan'in Istanbul'da yaptigi hastahanelerde yeni mimar├« d├╝s├╝ncelere yer verilmistir.

 

Mimar Hayreddin'in Edirne'de insa ettigi II. B├óyezid D├óru's-Sifasi, hastah├óne tarihinde esi bulunmayan bir ├óbidedir. Bu hastah├ónenin k├╝lliyeye dahil medrese, c├ómi, tabh├óne, firin ve im├óretle birlikte Tunca nehrinin kenarinda yesil ibr sahaya insa edilisi, sehircilik bakimindan da bug├╝n├╝n modern  ─░sve├ž hastahanelerindeki en ileri planlama y├Ânteminin T├╝rkler tarafindan 500 yil ├Ânce uygulandigini g├Âstermektedir.

Osmanli d├Âneminde hastalar, bimarh├ónede kendilerini sagliga kavusturacak m├╝sfik eller buluyorlardi. Kadinlar ve hiristiyanlar i├žin ├Âzel daireler ayrilmisti. Tedavide en k├╝├ž├╝k teferruat bile g├Âzden ka├žirilmiyordu. Tedavi m├╝kemmeldi. Hastalara uygun devalar (ila├žlar)dan baska ruh├« tedavi de uygulaniyordu. Icra edilen musik├« ahengi karsisinda hastalar madd├« izdiraplarini unutuyorlardi. Vakfiyelerde kimlerin hangi vazife ile buralarda hizmet g├Ârecekleri, ne kadar ├╝cret alacaklari ve nasil hizmet etmeleri gerektigine dair bilgilerin yaninda hastalara hangi ila├ž ve yemeklerin verilecegine dair bilgi de bulunmaktadir.

XV. y├╝zyilda Bursa'da kurulan d├óru't-tibbi, bir tip okulu sayanlar vardir. Her ne kadar vakfiyede ├Âgretime dair bir b├Âl├╝me tesad├╝f edilememekte ise de, eskiden beri devam edegelen ├ódete g├Âre usta hekimler ├žirak yetistirirlerdi. Hastah├ónelerde tip ve eczaciliga dair dersler verilir ve her iki sanatin tatbikati g├Âsterilirdi. Elimizde bulunan bir├žok belge, buralarda "Muidlik" esasina dayali ve ├Âgrencilere m├╝mk├╝n mertebe faydali olma anlayisinin bulundugunu g├Âstermektedir. Binaenaleyh,herhangi bir sebeple vazifesinden ayrilan muidlerin yerine derhal yenisi geliyordu.

 Nitekim 12 Zilhicce 1167 (30 Eyl├╝l 1754) tarihli bir belgeye g├Âre Sivas'taki Sifaiyye medresesine Mehmed Halife adinda bir muidin tayini istenmektedir. ├ç├╝nk├╝ daha ├Ânce muidlik yapan Abdullah adindaki sahsin ├Âld├╝g├╝ anlasilmaktadir.

 

Doktorlar her ├žesit tib bilgilerini ├Âgrendikleri gibi, g├╝n├╝m├╝zdekine benzer, cerrah, kan alici, kehhal (g├Âz doktoru), dis├ži, akil hastalari tabibi gibi ihtisas siniflarina da ayriliyorlardi.

 

Osmanli d├Ânemi D├óru't-tiblarindaki egitim hakkinda kesin bir bilgiye sahip olmamakla beraber, buralarda umumi medreselerde ve d├óru'l-hadislerde uygulanan sistemden farkli bir uygulamanin oldugunu s├Âyleyebiliriz. ├ç├╝nk├╝ tabiblik, daha ziyade uygulama gerektirmektedir.Bu bakimdan, bazi tabiplerin ├Âzel dersler vermek, bazisinin da ├Âzel dershaneler a├žmak suretiyle sakird (├žirak) yetistirdikleri g├Âr├╝lmektedir.

Osmanli tip hayatinda muhtesib ile tabiplerin birbirleri ile siki bir iliskileri bulunmaktadir. Zira g├Ârevi geregi muhtesib (veya ihtis├ób Agasi) zaman zaman tabipleri kontrol etmekte, onlardan sanatini k├Ât├╝ye kullananlar veya ger├žekte tabip olmadigi halde tabiblik yapanlari bu isten uzaklastirabilmektedir.

Osmanli Devleti'ndeki ihtisas medreselerinden bahsederken, degisen d├╝nya sartlarinin geregi olarak, klasik d├Ânemde bulunmayan yeni ihtisas medreselerinin kurulduguna da temas etmek gerekir. Bu bakimdan bunlardan bazilarina kisaca isaret etmek istiyoruz.

 


Kadrosu

Mezunlar─▒

Fihrist 
Kullan─▒c─▒ Yorumlar─▒

! Yorum yazabilmeniz i├žin ├╝ye olmal─▒s─▒n─▒z.
├ťyelik i├žin l├╝tfen sayfan─▒n ├╝st k─▒sm─▒nda yer alan"├ťye Giri┼č | ├╝ye ol" linkine t─▒klay─▒n─▒z.

Kay─▒t Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 24.01.2009



Eski Eserler


Eski Eserler K├╝t├╝phanesine Ho┼čgeldiniz!

Hesap ─░┼člemleri

├ťye de─čil misiniz? ├ťye olun!

Eski Eserlere ├╝ye olarak, k├╝t├╝phanenimiz ve eserlerimiz hakk─▒nda payla┼č─▒mlardan hesab─▒n─▒z ├╝zerinden faydalabilirsiniz...