Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0
Yazar Arama
Uzmanlık Alanları
............
Ahilik Kültürü Uzmanı
Akaid
Antropoloji
Arap Dili ve Belağatı
Arapça
Araştırmacı-Yazar
Arkeoloji
Asker
Astroloji
Astronomi
Atatürk İlkeleri
Beste
Bestekâr
Bibliyografya
Bilgi ve Belge Yönetimi
Bilim Tarihi
Biyografi
Bürokrat
Coğrafya Bilgini
Cumhuriyet Tarihi
Çeviri
Çocuk Edebiyatçısı
Deneme Yazarı
Deniz, Harita
Devlet Adamı
Dil Araştırmacısı
din
Din Bilimleri
Din Eğitimi
Din Felsefesi
Din Musikisi
Din Psikolojisi
Din Sosyolojisi
Dini Gruplar
Dinler Tarihi
Divan şiiri
Dramaturg
Ebru Sanatı
Edebiyat
Edebiyat Araştırmacısı
Edebiyat Tarihi
Eğitimci, Yazar
Ejiptoloji
Ekonomist
Eskiçağ Tarihi
Fars Dili Edebiyatı
Felsefe
Felsefe Tarihi
Felsefe ve Din Bilimleri
Fen İlimleri
Feraiz
Fıkıh
Filoloji
Fizik
Folklor Araştırmaları
Fotoğraf Sanatçısı
Fütüroloji
Gazeteci, yazar
Grafiker
Haberci
Hadis
Halk Bilimi
Halk Ozanı
Halk Şairi
Halkla İlişkiler
Hat Sanatı
Hekim ve fikir adamı
Hikâye ve Roman Yazarı
Hikâye Yazarı
Hititoloji
Hukuk
Hükümdar
İktisat
İlahiyat
İslam Bilimleri
İslam Felsefesi
İslâm Hukuku
İslam İktisadı
İslam Mezhepleri Tarihi
İslam Sanatı
İslam Tarihi
İslam Tarihi ve Sanatları
İslâmi Bilimler Araştırmacısı
İslami İlimler
İslam-Türk Medeniyeti Tarihi
Kelam
Kelam araştırmacısı
Kıraat ilimleri
Kimya
Kuran-ı Kerim
Kültür Araştırmacısı
Kürdistan Ehli Sünnet Alimi
Kütüphanecilik
Latin Dili ve Edebiyatı
Mantık
Matematik
Mevlevi Şeyhi
Mevlidhan
Mezhepler Tarihçisi
Mezhepler Tarihi
Mimarlık
Mitoloji
Mûsîki
Mutasavvıf, İslâm Bilgini
Müftü
Müzik
Müzikoloji
Nakkaş
Nesih
Nestalik
Nümizmatik
Ortaçağ Tarihi
Oryantalist
Osmanlı İdari ve İktisadi Tarihi
Osmanlı Müellifi
Osmanlı Tarihi
Oyun ve Roman Yazarı
Öykü Yazarı
Papaz
Politika
Psikoloji
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Resim
Sanat Tarihi
Sanatçı
Saz Şairi
Senarist
Ses Sanatçısı
Sihirbaz
Siyaset
Siyaset Adamı
Siyaset Bilimi
Sosyal Bilimler
Sosyal Psikoloji
Sosyolog
Sosyoloji
Sözlük
Sümerolog
Süryani Dili ve Edebiyatı
Şarkı Sözü Yazarı
Şiir
Şiir
T. E.
Tarih
Tarih ve Halkbilimi Araştırmacısı
Tasavvuf
Tefsir
Temel İslam Bilimleri
Teoloji
Tezhip Sanatı
Tezkire Yazarı
Tıb
Tiyatro
Toplumbilim Araştırmacısı
Türk Dili ve Edebiyatı
Türk Din Musikisi
Türk İslam Edebiyatı
Türk İslam Sanatları Tarihi
Türk Lehçeleri Araştırmacısı
Türkçe
Türkoloji
Yakınçağ Tarihi
Yakınçağ Tarihi ve İktisat Tarihi Araştırmacısı
Yeni Çağ Tarihi
Yönetmen

Görevler
......
Akademisyen
Allame
Arap din bilgini
Araştırmacı
Arkeolog
Arkeoloji
Arşiv uzmanı
Asker-Komutan
Ateşe (Din Hizmetleri)
Atom mühendisi
Avukat
Bakan
Bankacı
Başbakan
Başdanışman
Belediye Başkanı
Bestekâr
Bilim adamı
Bürokrat
Cemaat Lideri
Çevirmen
Danışman
Defterdar
Dekan
Dekan Yrd.
Dersiam
Devlet Adamı
Devlet Başkanı
Din Hizmetleri Müşaviri
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
Din Psikolojisi
Dinî musiki
Diplomat
Divan Katibi
Divan Şairi
Diyanet İşleri Başkanı
Eczacı
Edebiyat Tarihçisi
Edebiyatçı
Editör
Ekonomist
el Ezher Şeyhi
Elçi/Sefir
Fakih
Filozof
Gazeteci
Halife
Hanende
Haremağası
Hatip
Hattat
Hekim
Hekimbaşı
Hoca
Hukukçu
Hükümdar
İlahiyatçı
İlim Adamı
İmam
İmar Müdürü
Jeolog
Kadı
Kadıasker
Kaptan-ı Derya
Karikatürist
Kâtip
Kaymakam
Kelâmcı
Kimya Müh.
Kur'an mütercimi
Kültür Bak. Dış İlişkiler Gnl Müd.Yard.
Kütüphaneci
Memur
Mesnevi Yorumcusu
Milletvekili
Milli Eğitim Müdürü
Mimar
Molla
Muallim
Muhabir
Muhaddis
Muhasebeci
Mutasarrıf
Mutasavvıf
Müctehid
Müderris
Müdür
Müezzin
Müfessir
Müftü
Müftü Yrd.
Mühendis
Mühürdar
Müşavir
Müzehhip
Müzikolog
Neyzen
Nümizmat
Okutman
Oryantalist
Osmanlı Müellifi
Öğretim Görevlisi
Öğretim Üyesi
Öğretmen
Padişah
Paşa
Pedagog
Pilot
Piskopos ( Hristiyan Din Adamı)
Psikolog
Redaktör
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Reisülküttab
Rektör
Ressam
Sadrazam
Sanat Tarihi
Seyyah (Gezgin)
Sinema
Siyasetçi
Sosyolog
Süryani Din Adamı
Şair
Şeyh
Şeyhülislam
Tabip/Doktor
Tarihçi
Tasavvuf Şeyhi
Tercüman
Teşrifatçı
Ulum-i Diniye
Vaiz
Vakanüvist
Vali
Veteriner
Veziriazam
Yargıç
Yazar


Abdullah Tukay

عبدالله توقاي

 Yazar Detayı Yazar No : Y- 4445  
Künyesi/Titri Lakabı Tabakası E-mail
Abdullah Mehemmet Arif oğlu Tukayev 19. - 20. yy.
Doğum Yeri Tarihi Ölüm Yeri Tarihi
Tataristan/Arca 26.04.1886 Tataristan 15.04.1913
Görev Aldığı Eğitim Kurumu Mezun Olduğu Eğitim Kurumu
   
Görevi Uzmanlık Alanı
Şair, Redaktör, Edebiyat Araştırmacısı, Şiir,
Bildiği Diller Mezhebi
       
Yazar No: 4445 Hit : 4816 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Yazara ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Şiirler Hikayeler Fetvalar
   Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları Tanıtım Makaleleri        

Yazarın Kitapları
# Kitap Adı

Yazarın E-Kitapları
# Kitap Adı

Yazarın Makaleleri
# Makaleler Adı

Yazarın Şiirleri

Sin Bulmasañ (Tatar Türkçesiyle)

İy matur! Min yanmas idim, yandıruçı bulmasañ

Tammas idi cirge yeşler, tamdıruçı bulmasañ!

 

Bir minutta taşlar idim bu tumanlı muñlarıy

Sin mini miskin kılıp muñlandıruçı bulmasañ!

 

Mevci-mevci ulmazdıy, bulganmazdıy gıyşkıñ diñgizi

Rih-i sarsar tüsli, sin bulgandıruçı bulmasañ!

 

Eklenirdim birkader min şemse, ya bedre bakıp

Anlarıy hüsniñle leşey sandıruçı bulmasañ!

 

Terkiderdim vehşeti, tik kendiñe tartıp beni

Kainete karşı yam-yamlandıruçı bulmasañ!

 

Haliysan kullık iterdim Teñri’ye, derviş kibi

Küñlimi teşviyşle şaytanlandıruçı bulmasañ!

 

Canıma kasd eylemezdim hesretimnen gahi, gah

Kendimi kendimge duşmanlandıruçı bulmasañ!

 

Kayvakıt mecnün kibi külmes ve şatlanmas idim

Sin agaç at üstine atlandıruçı bulmasañ!

 

Şigre biñzerdi biraz biyhüde eşgarim benim

Her kalem tutkanda, isten taydıruçı bulmasañ!

 

Sen Olmasan (Türkiye Türkçesiyle)

Ey güzel! Yanmazdım, sen yakıcı olmasaydın

Damlamazdı yere yaşlar, sen damlatıcı olmasaydın!

 

Bir anda bırakırdım, bu dumanlı kederleri

Sen beni miskinleştirip kederlendirici olmasaydın!

 

Dalga dalga olmazdı, bulanmazdı aşkın denizi

Şiddetli fırtına gibi sen bulandırıcı olmasaydın!

 

Eğlenirdim bir zaman, bakarak güneşe ve aya

Onları güzelliğinle gölgeleyici olmasaydın!

 

Terk ederdim yalnızlığı, kendine çekmeseydin beni

Beni kainata karşı yamyamlık ettirici olmasaydın!

 

Samimiyetle kulluk ederdim Tanrı’ya, derviş gibi

Gönlümü alt üst ederek, şeytanlaştırıcı olmasaydın!

 

Canıma kast etmezdim, hasretinle zaman zaman

Sen beni, bana düşman edici olmasaydın!

 

Arada bir deli gibi gülmez ve sevinmezdim

Beni tahta ata bindirici olmasaydın!

 

Şiire benzerdi belki bomboş şiirlerim

Her kalem tutuşumda, aklımı oynatıcı olmasaydın!

 

 

 

Kızık Gıyşık (Tatar Türkçesiyle)

Tirlep, issi künde kuynırga tilep

Bir kişi salkın su aldı bir çilek

Üs-başın salgan, velekin şiklene

Su salırga tenge, çünki çirkene

Bir kuya cirge çilekni, bir tuta

Nişlesin, miskin, suvık su kurkıta

Küp azaptan suñra gayretke kilip

Suni cilke arkılı çitke sibip

Kuydı da, sin niçkelep bir bak sana:

“El de tenge tiymedi” dip şatlana!

 

Min munı yazdım, bu gıyşkım mislidir

Çünki gıyşkım nek minim şul tüslidir

Min süyem, hetta ki gaklımnan şaşam

Süygenimnen şüreli tüsli kaçam

Yulda kürsem, küz yumam, kürmiym, imiş

Ut yutıp yansam da, sir birmiym, imiş

Bir şigır yazsam da, yalgan kul kuyam

Min süygenni bilmesin dip kurkudan

Tugrı kilsem, süz süyliym salkın gına

Bulsa da kükrek tulı yalkın gına

Bir heber bar: Ul hezir kitken, bugay

Şeherine küpten barıp citken, bugay

Kayda ol minnen cibermek hat-selam?!

“Bilmiy kitti, küp şükür” dip şatlanam

 

Bilmiy diym de, belki, bilgendir eli!

Elle indi bilgenin bildirmedi?

Añlamıym, tüşmiym de añlav kasdına

Şigrimi ceydim ayagı astına

Üyine citkençi basıp kaytsa añar

Şagıyri zur iltifatınnan sanar.

 

Tuhaf Aşk (Türkiye Türkçesiyle)

Sıcak bir günde terleyip de serinlemek isteyen

Bir insan, soğuk su alır bir kova

Üzerini çıkarır, ancak tereddüt eder

Suyu vücuduna dökemez, ürperir

Kâh alır kovayı eline, kâh bırakır

Neylesin zavallıcık, soğuk su korkutur

Çok azap çektikten sonra, gayrete gelip

Suyu ensesinden aşırarak kenara döker

Sonra derin derin düşünür:

“Tenime hiç değmedi” diye sevinir!

 

Yazdım bunları, çünkü aşkım da böyledir

Aşkım tıpkı benim gibidir

Severim, hatta aklımı kaçırırım

Sevgilimden öcüden kaçar gibi kaçarım

Yolda görsem, gözümü kaparım, bakmam

Şiir yazarsam, değiştiririm

Onu sevdiğimi bilecek diye korkarım

Karşılaşsam, konuşurum gayet soğukça

Göğsüm alevlerle dolu olsa da

Bir haber var: Şimdi o gitmiştir belki

Bir şehrine çoktan varıp ulaşmıştır belki

Ona mektup, selam göndermek, mümkün mü?

“Anlamadan gitti çok şükür” diye sevinirim

 

Bilmiyor dedim ama, belki biliyordu!

Belki, bildiğini belli etmiyordu

Anlamadım, gayret etmedim de anlamağa

Şiirimi serdim ayağının altına

Evine ulaşınca, dönüp gelse

Şaire iltifat etmiş olur.

 

 

 

Üzilgen Ümit (Tatar Türkçesiyle)

Küz karaşımda hezir üzgerdi eşyalar tüsi

Sizile: Ütti yeş vakıtlar, citti gumrim yartısı

 

Küz tigip baksam eger de turmışımnıñ kügine

Yeş hilal urnında anda tulgan aynın yaktısı

 

Nindi dert birlen kalem sızsam da kegaz üstine

Uçmıy evvelgi yüler, saf, yeş mehebbet çatkısı

 

İy mukatdes, muñlı sazım! Uynadıñ sin nik bik az?

Sin sınasıñ, min sünemiñ, ayrılabız ahrısı!

 

Uçtı dünya  çitliginnen tarsınıp küñlim kuşı

Şat yaratsa da, cihanga yat yaratkan Rabb’ısı

 

Küp mi muñlansam kunıp milli agaçlar üstine

Barsı kurgan, bir gine yuk canlısı, yafraklısı

 

Bulmadıñ altın yarım, salkın yarım sin de minim

Bir tebessim birle de turmış yulım yaktırtkıçı!

 

Küz yeşiñ de kipmiyçe yıglap vafat bulgan eni!

Gailesine cihannıñ nik kitirdiñ yat kişi?!

 

Üpkeniñnen birli, enkey, iñ ahırgı kerre sin

Her işitken sürdi uglıñnı mehebbet sakçısı

 

Bar küñillerden cılı, yumşak siniñ kabriñ taşı

Şunda tamsın küz yeşimniñ iñ açı hem tatlısı!

 

Kırılan Ümit (Türkiye Türkçesiyle)

Bakışlarımda değişti artık eşyaların rengi

Anlıyorum ki, gençliğim geçmiş, geçmiş ömrümün yarısı

 

Gözlerimi çevirsem, hayatımın göklerine

Oradadır, genç hilalin yerine dolunayın ışığı

 

Hangi dert ile kalem oynatsam kağıt üzerinde

Uçmaz evvelki deli, saf, genç sevgi kıvılcımı

 

Ey mukaddes, kederli sazım, neden pek az çaldın?

Sen kırılıyorsun, ben sönüyorum, ayrılıyoruz sonunda!

 

Uçtu dünya kafesinden sıkılıp gönül kuşu

Mesut yaratsa da, yabancı yaratmış cihana Tanrı

 

Ne kadar hüzünlensem, konup milli ağaçlar üstüne

Hepsi kurumuş, bir tane bile yok canlısı, yapraklısı

 

Olmadan altın yarım, soğuk yarım sen de benim

Bir tebessümle hayat yolunu aydınlatıcım

 

Göz yaşın bile kurumadan ağlarken vefat eden anne

Cihan ailesine neden getirdin yabancı insanı

 

Öptüğünden beri anneciğim, en son defa sen beni

Her kapıdan kovdu oğlunu, muhabbet bekçisi

 

Bütün gönüllerden ılık, yumuşak, kabrinin taşı

Orada aksın göz yaşımın en acısı ve en tatlısı.

 

 

 

Millete (Tatar Türkçesiyle)

Cümle fikrim kiçe-kündiz sizge gait, milletim

Sıyhhetindir sıyhhetim hem gıylletindir gıylletim

 

Sen mükatdes, muhterem gıyndimde varlık nerseden

Satmazdım bu kainete milletim, milliyetim

 

Behtiyarım, bendeni geri itseler nisbet seña

Gacizane şagıyrin ulmakka vardır niyetim

 

Lafz-ı “milliyi” sever kalbim benim, bilmem neden?

Eyle milli, milletim, behiş eyle memnüniyetim

 

Her hıyaldan tatlıdır millet hıyalı lamehal

Bu hıyalattan kelir, ger kelse mecnüniyetim

 

Eyle şagıyrlikte sabit ta ebet, Teñri’m, beni

Bu sebate munhasıyr meftün ve meclübiyetim

 

İy felek! Al canımıy, lik alma, zinhar, şanımi

Bençe, ülmekten eşet mensi ve metrükiyetim

 

Ülmesin, ülsem de, nam-ı gacizim fevt itmesin

Ketmesin buşa benim cehdim ve meşguliyetim

 

Bir zaman yad eylese bililtifat millet beni

İşte, budır maksadım, me’mül ve mesgudiyetim

 

Eyledim garz-ı mehebbet ben seña, iy milletim

Dus kürirsiñ sen beni de, var buña emniyetim.

 

Millete (Türkiye Türkçesiyle)

Bütün fikrim, gece gündüz size aittir milletim

Sıhhatindedir sıhhatim, hem, illetindedir illetim

 

Sen mukaddessin, muhteremsin indimde bütün her şeyden

Değiştiremem bütün kainata milletimi, milliyetimi

 

Bahtiyarım, bendeni etseler eğer sana nispet

Vardır niyetim, acizane şairin olmağa

 

Sever benim kalbim “milli” kelimesini, bilmem neden?

Eyle milli milletimi, bahşeyle memnuniyetimi

 

Her hayalden tatlıdır millet hayali her yerde

Bu hayallerden gelir, eğer gelirse mecnuniyetim

 

Şairlikle sabit eyle, ebediyen Tanrı’m, beni

Bu sebat içindir, vurgunluğum, sürüklenişim

 

Ey felek! Al canımı, ancak, alma asla şanımı

Bence ölmekle birdir, unutuluşum, terk edilişim

 

Ölmesin, ölsem de, aciz adım, yok olmasın

Gitmesin boşa benim gayretim ve meşguliyetim

 

Bir gün hatırlarsa, iltifatla millet beni

İşte budur maksadım, emelim ve saadetim

 

Eyledim muhabbetimi arz ben sana, ey milletim

Dost bilirsin sen beni, var buna emniyetim.

 

 

 

Bir Tatar Şagıyrinin Süzleri (Tatar Türkçesiyle)

Cırlap turam, turgan cirim tar bulsa da

Kurıkmıym, süygen halkım bu Tatar bulsa da

Kükrek birip karşı turam, miña millet

Hezirgi kün mıltık, uk atar bulsa da

 

Unga, sulga avmıyım, henüz alga baram

Yulda manig kürsem, tibem de avdaram

Kalem kulda bula turıp, yeş şagıyrge

Meglümdir ki, kurku birlen ürkü haram

 

Şiklenmeybiz duşmannarnıñ küçünnen biz

Bu küngi kün Gali, Rüstem’nerge tiñ biz

Şagıyr gümri hesret, kaygı kürse kürir

Dulkınlanmıy turmıy iç suñ ülken diñgiz

 

Yahşılıklar irip kitem, balavız min

Maktap süyliym izgi işni, bal avız min

Bir yamanlık kürsem, sügem, maktıy almıym!

Ul tugrıda bik yavız, ay-hay, yavız min!

 

Yamanlıklar temam mini kutırtalar

Tayak birle güya kursakka türteler

“Nige bulay?” “Yaramıy” dip süylendirip

“Tfu, çurtlar! Ahmaklar” dip tükirteler.

 

Bir Tatar Şairinin Sözleri (Türkiye Türkçesiyle)

Şiir söylerim, durduğum yer dar bile olsa

Korkmam, sevgili milletim Tatar ne de olsa

Göğüs gerip karşı dururum, bana millet

Şimdi ok atıp, ateş edecek de olsa

 

Sağa sola sapmam, ileri atılırım

Yolda engel görsem, durmam aşarım

Elinde kalem, yazıp duran genç şair

Bilir ki, korkmak, ürkmek haram

 

Endişelenmeyiz düşmanın gücünden biz

Bugün artık Ali ile Rüstem’le denkiz

Şair ömrü boyunca kaygılanır, acı çeker

Dalgalanmadan durulmaz engin deniz

 

Güzellik karşısında bal gibi eririm

Överim iyi şeyleri, tatlı dilliyim

Kötülğü kınarım, sabredemem!

O hususta pek katıyım, affedemem!

 

Kötülükler çileden çıkarır beni

Sanki sopa ile döverler beni

“Neden böyle?”, “Olmaz” diye söylenirim

“Ahmaklar, aptallar” derim, öfkelenirim.

 

 

 

Tugan Til (Tatar Türkçesiyle)

İy tugan til, iy matur til              

Etken, enkemniñ tili

Dönyada küp nerse bildim

Sin tugan til arkılı

 

İy tugan til her vakıtta

Yardemiñ birlen siniñ

Kiçkineden añlaşılgan

Şatlıgım, kaygım minim

 

İy tugan til sinde bulgan

İñ ilik kılgan duğam

Yarkıkagıl dip üzimni

Etkem, etkemni Hodam.

  

Ana Dili (Türkiye Türkçesiyle)

Ey ana dili, ey güzel dil

Atam, anamın dili

Dünyada çok şey öğrendim

Sen ana dil vasıtasıyla

 

Ey ana dil her zaman

Yardımın ile senin

Küçüklükten anlaşılmış

Sevincim, üzüntüm benim

 

Ey ana dil sende olmuş

En ilk okuduğum duam

Koru diyerek kendimi

Atam, anamı Hüdam.

 

 

 

Par At (Tatar Türkçesiyle)

Ciktirip par at, Kazan’ga tup-turı kittim karap

Captıra atlarnı küçir, sukkalap ta tartkalap

 

Kiç idi, şatlık bilen nurlar çeçip ay yaltırıy

İsken ekrin cil bilen yafrak, agaçlar kaltırıy

 

Her taraf tın. Uy miña tik elle ni cırlıy, ukıy

Nersedendir küz ilingen hem temam baskan yukı

 

Bir zaman açsam küzim, bir türli yap-yat kır kürem

Ah, bu nindiy ayrılu? Gumrimde bir tapkır kürem

 

Sav bul indi, huş behil bul, iy minim tugan cirim

Min bulay, şulay item, dip, türli uy kurgan cirim

 

Huş, gumir itken şeher! İndi yırakta kaldıgız

Ah! Tanış yurtlar, temam küzden de siz yugaldıgız

 

İç puşa, yana yürek, hesret içinde, uyda min

İçmasam, ipteş te yuk iç, tik ikev biz: Uy da min

 

Ah, günahım şumlıgı, bu kuçirı bik tın tagın

Cırlamıydır bir maturnıñ baldagın ya kalfagın!

 

Elle nersem yuk kibi, bir nerse yuk, bir nerse kim

Bar da bar, tik yuk tugannar, min yetim munda yetim

 

Munda bar da yat miña: Bu Miñgali, Bikmulla kim?

Bikmühemmet, Biktimir birsin de bilmiym, elle kim?

 

Sizden ayrılıp, tugannar! Cansız, uñaysız turu

Bu turu, eytirge mümkindir, kuyaş, aysız turu

 

Şundıy uylar birle taştay kattı-kitti başlarım

Cişme tüsli, ihtiyarsız aktı kitti yeşlerim

 

Bir tavış kildi kulakka, yañgıradı bir zaman

“Tur, şekirt! Cittik Kazan’ga, aldıbızda bit Kazan.”

 

Bu tavış bik açtı küñlim, şatlıgımnan can yana

“Eyde çap, kuçir, Kazan’ga! Atlarıñ kuv: Na! Na-na!”

 

Eyte irtengi namazga bik matur, muñlı azan

İy Kazan! Dertli Kazan! Muñlı Kazan! Nurlu Kazan!

 

Mundadır bizniñ babaylar türleri, puçmakları

Mundadır dertli künilniñ hurları, ucmahları

 

Munda hikmet, megriyfet hem munda gıyrfan, munda nur

Munda minim niçke bilim, cennetim hem munda hur.

 

Çift At (Türkiye Türkçesiyle)

Koşturup çift at, dosdoğru Kazan’a gidiyorum bakarak

Sürüyor atları arabacı, mahmuzlayıp tartaklayarak

 

Geceydi, sevinçle nurlar saçarak ay parlıyor

Esen hafif rüzgarda ağaçlar, yapraklar sallanıyor

 

Her taraf sessiz. Fikrim bana neler mırıldanıyor, okuyor

Nedense gözlerim ağırlaşıyor, tamamen uyku bastırıyor

 

Sonra gözümü açıyor, yabancı kırlar görüyorum

Ah bu nasıl ayrılık? Ömrümde sanki ilk defa görüyorum

 

Sağ ol, şen kal, affet, ey benim doğduğum yer

Benim türlü türlü hayaller kurduğum yer

 

Hoş ömür sürdüğüm şehir! Şimdi uzaklarda kaldı

Ah, tanıdık evler, büsbütün gözden kayboldu

 

İçim sıkılır, yanar yürek, kederli, düşüncedeyim

Bir tanecik arkadaş bile yok, yalnız ikimiz: Fikrim ve ben

 

Ah günahımın korkunçluğu, arabacı da pek sessiz

Söylemez “Bir güzelin yüzüğü ve kalpağı” türküsünü!

 

Sanki kimsem yok gibi, bir şey yok, bir şey ki

Var olan var, yalnız kardeşler yok, yetimim, yetim

 

Burada her şey yabancı bana, Binali, Bikmolla da kim?

Bikmuhammed, Biktimir, hiçbirini tanımıyorum, bunlar kim?

 

Sizden ayrılıp kardeşler, yurtsuz, güçlükle yaşamak

Güneşsiz, aysız yaşamak gibidir, bence

 

Bu düşüncelerle kaskatı kesildi başım

Seller gibi akıp gitti gözyaşlarım

 

Bir ses geldi kulağıma, yankılandı bir zaman

“Kalk, genç! Ulaştık Kazan’a, karşımızda Kazan.”

 

İçimi ferahlattı bu ses, sevincimden gönlüm coştu

Haydi, sür arabacı, Kazan’a! Atları sür, deh deh deh!”

 

Sabah namazı için, pek güzel, içli okunuyor ezan

Ey Kazan! Dertli Kazan! Dertli Kazan! Nurlu Kazan!

 

Buradadır atalarımın köşeleri, bucakları

Buradadır, dertli gönlün hurileri, cennetleri

 

Buradadır, hikmet, mârifet, irfan, buradadır nur

Buradadır, ince bellim, cennetim, buradadır hurim.

 

 

 

Ata ile Bala (Tatar Türkçesiyle)

Yaz, gaziz uglım, kara taktanı sız akbur bilen!

Hem kara küñliñni yalt ittir sızıp ak nur bilen!

 

Üç nadanga almaşınmas bir yazu bilgen kişi

Megrifet ister, irinmes hiç kişi bulgan kişi.

 

Baba ile Çocuk (Türkiye Türkçesiyle)

Yaz, aziz oğlum, kara tahtaya çiz tebeşir ile!

Kararmış gönlünü nurlandır, çizip ak nur ile!

 

Üç cahille değiştirilmes yazmayı bilen bir insan

Ustalık ister, üşenmez hiç, insan olan insan.

 

 

 

all wives cheat online women who cheated

Yazarın Hikayeleri
Yazarın Fetvaları
# Fetva Başlık

Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları
# Kitap Adı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı

Hayat Hikayesi

Abdullah Tukay

Ğabdulla Tuqay
عبدالله توقاي
Габдулла Тукай

 

Tatar halk şairi Abdullah Tukay (Abdullah Mehemmet Arif oğlu Tukayev) 26 Nisan 1886'da Kazan bölgesi Menger ili Kuşlavıç köyünde (şimdiki Tataristan Cumhuriyeti Arca bölgesi) doğdu.

Küçükken yetim kaldı.

Elden ele dolaşarak çocukluğunu Sasna, Üçili, Kırlay köylerinde geçirdi.

İlk öğretimini Kırlay köyü medresesinde aldı.

1895 yılından sonra Uralsk (Cayık) şehrinde akrabalarının yanında aile terbiyesi gördü.

Burada Mutiullah Medresesinde okudu.

Yine o sırada medresenin yanındaki Rus sınıfına da gitti.

Orada Tatar edebiyatı ile halk edebiyatını incelikleriyle öğrendi.

Arap, Fars, Türk, Rus ve diğer halkların edebiyatları, Şark ve Garb medeniyetleri ile tanıştı.

Şark felsefesi ile aruz teorisini Mutiullah Hazretin kendisinden öğrendi.

Türk ceditçisi, göçmen Abdül-veli onu Türk ve Fransız edebiyatları ile tanıştırdı.

Tukay daha sonra Abdülveli için "dünyayı tanımak için gözümü açan kişi demiştir.

Tukay medresede okurken şiirler yazmaya başladı.

1905 yılının başında Sosyal-Demokratlar organı olan Uralets gazetesine mürettip olarak girdi.

Şehirde cereyan eden ihtilâl hareketlerine de iştirak etti.

Kâmil Muti'nin çıkardığı Fikir, El-Asrü'l-Cedit gazetelerinde, Uklar jurnalında faal olarak çalıştı.

Bu organların hem mürettibi, hem musahhihi, hem yazarlarından birisi, hem de redaktörü idi.

Cayık'ta Tukay'ın şairliği ve yazarlığı gelişti, şöhreti bütün Rusya'ya yayıldı.

Tukay, 1907 yılının güzünde Kazan'a döndü.

O zamanki edebî-medenî muhitin merkezinde olgunlaştı.

A. Kemal ile birlikte Yesin (Şimşek), Yalt-Yult dergilerini çıkardı, El-Islah gazetesinde sık sık yazdı.

Şiir ve tenkid makalelerinde kendi devrinin siyasî, medenî, edebî meselelerini tartıştı, Tatar halkının sevgili şâiri oldu.

15 Nisan 1913 tarihinde Kılyaçkin (Kileçkin) Hastahanesinde tüberküloz hastalığından vefat etti.

A. Tukay'ı bütün Türk halkları kendilerine yakın bildiler.

Onun şiirleri dünyanın pek çok dillerine tercüme edildi.

Doğumunun 100. Yılı münasebeti ile Birleşmiş Milletler topluluğu (UNESCO) şâiri uluslararası alanda tanıttı.

click here why men cheat on beautiful women why do married men cheat

Dipnotlar

Hocaları    

Öğrencileri    

H. Bilgi Kaynakları

Yazara Ait Ses Dosyaları
# Media Adı

Yazara Ait Videolar
# Media Adı

Yazara Ait Görsel Eserler
# Media Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Nurgül Çepni / 3.3.2010



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...