Eğitim Kurumu   ( 2141 )   Kitaplarda   ( 1659 )   Yazarlarda   ( 4831 )  
Dergilerde   ( 786 )   Kütüphanelerde   ( 151 )   Şehirlerde   ( 182 )  
Makalelerde   ( 2196 )   Multi Media   ( 323 )   Fetvalar   ( 894 )  
Hit
9129104
Üye 1490
Online Üye 0
Yazar Arama
Uzmanlık Alanları
............
Ahilik Kültürü Uzmanı
Akaid
Antropoloji
Arap Dili ve Belağatı
Arapça
Araştırmacı-Yazar
Arkeoloji
Asker
Astroloji
Astronomi
Atatürk İlkeleri
Beste
Bestekâr
Bibliyografya
Bilgi ve Belge Yönetimi
Bilim Tarihi
Biyografi
Bürokrat
Coğrafya Bilgini
Cumhuriyet Tarihi
Çeviri
Çocuk Edebiyatçısı
Deneme Yazarı
Deniz, Harita
Devlet Adamı
Dil Araştırmacısı
din
Din Bilimleri
Din Eğitimi
Din Felsefesi
Din Musikisi
Din Psikolojisi
Din Sosyolojisi
Dini Gruplar
Dinler Tarihi
Divan şiiri
Dramaturg
Ebru Sanatı
Edebiyat
Edebiyat Araştırmacısı
Edebiyat Tarihi
Eğitimci, Yazar
Ejiptoloji
Ekonomist
Eskiçağ Tarihi
Fars Dili Edebiyatı
Felsefe
Felsefe Tarihi
Felsefe ve Din Bilimleri
Fen İlimleri
Feraiz
Fıkıh
Filoloji
Fizik
Folklor Araştırmaları
Fotoğraf Sanatçısı
Fütüroloji
Gazeteci, yazar
Grafiker
Haberci
Hadis
Halk Bilimi
Halk Ozanı
Halk Şairi
Halkla İlişkiler
Hat Sanatı
Hekim ve fikir adamı
Hikâye ve Roman Yazarı
Hikâye Yazarı
Hititoloji
Hukuk
Hükümdar
İktisat
İlahiyat
İslam Bilimleri
İslam Felsefesi
İslâm Hukuku
İslam İktisadı
İslam Mezhepleri Tarihi
İslam Sanatı
İslam Tarihi
İslam Tarihi ve Sanatları
İslâmi Bilimler Araştırmacısı
İslami İlimler
İslam-Türk Medeniyeti Tarihi
Kelam
Kelam araştırmacısı
Kıraat ilimleri
Kimya
Kuran-ı Kerim
Kültür Araştırmacısı
Kürdistan Ehli Sünnet Alimi
Kütüphanecilik
Latin Dili ve Edebiyatı
Mantık
Matematik
Mevlevi Şeyhi
Mevlidhan
Mezhepler Tarihçisi
Mezhepler Tarihi
Mimarlık
Mitoloji
Mûsîki
Mutasavvıf, İslâm Bilgini
Müftü
Müzik
Müzikoloji
Nakkaş
Nesih
Nestalik
Nümizmatik
Ortaçağ Tarihi
Oryantalist
Osmanlı İdari ve İktisadi Tarihi
Osmanlı Müellifi
Osmanlı Tarihi
Oyun ve Roman Yazarı
Öykü Yazarı
Papaz
Politika
Psikoloji
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Resim
Sanat Tarihi
Sanatçı
Saz Şairi
Senarist
Ses Sanatçısı
Sihirbaz
Siyaset
Siyaset Adamı
Siyaset Bilimi
Sosyal Bilimler
Sosyal Psikoloji
Sosyolog
Sosyoloji
Sözlük
Sümerolog
Süryani Dili ve Edebiyatı
Şarkı Sözü Yazarı
Şiir
Şiir
T. E.
Tarih
Tarih ve Halkbilimi Araştırmacısı
Tasavvuf
Tefsir
Temel İslam Bilimleri
Teoloji
Tezhip Sanatı
Tezkire Yazarı
Tıb
Tiyatro
Toplumbilim Araştırmacısı
Türk Dili ve Edebiyatı
Türk Din Musikisi
Türk İslam Edebiyatı
Türk İslam Sanatları Tarihi
Türk Lehçeleri Araştırmacısı
Türkçe
Türkoloji
Yakınçağ Tarihi
Yakınçağ Tarihi ve İktisat Tarihi Araştırmacısı
Yeni Çağ Tarihi
Yönetmen

Görevler
......
Akademisyen
Allame
Arap din bilgini
Araştırmacı
Arkeolog
Arkeoloji
Arşiv uzmanı
Asker-Komutan
Ateşe (Din Hizmetleri)
Atom mühendisi
Avukat
Bakan
Bankacı
Başbakan
Başdanışman
Belediye Başkanı
Bestekâr
Bilim adamı
Bürokrat
Cemaat Lideri
Çevirmen
Danışman
Defterdar
Dekan
Dekan Yrd.
Dersiam
Devlet Adamı
Devlet Başkanı
Din Hizmetleri Müşaviri
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
Din Psikolojisi
Dinî musiki
Diplomat
Divan Katibi
Divan Şairi
Diyanet İşleri Başkanı
Eczacı
Edebiyat Tarihçisi
Edebiyatçı
Editör
Ekonomist
el Ezher Şeyhi
Elçi/Sefir
Fakih
Filozof
Gazeteci
Halife
Hanende
Haremağası
Hatip
Hattat
Hekim
Hekimbaşı
Hoca
Hukukçu
Hükümdar
İlahiyatçı
İlim Adamı
İmam
İmar Müdürü
Jeolog
Kadı
Kadıasker
Kaptan-ı Derya
Karikatürist
Kâtip
Kaymakam
Kelâmcı
Kimya Müh.
Kur'an mütercimi
Kültür Bak. Dış İlişkiler Gnl Müd.Yard.
Kütüphaneci
Memur
Mesnevi Yorumcusu
Milletvekili
Milli Eğitim Müdürü
Mimar
Molla
Muallim
Muhabir
Muhaddis
Muhasebeci
Mutasarrıf
Mutasavvıf
Müctehid
Müderris
Müdür
Müezzin
Müfessir
Müftü
Müftü Yrd.
Mühendis
Mühürdar
Müşavir
Müzehhip
Müzikolog
Neyzen
Nümizmat
Okutman
Oryantalist
Osmanlı Müellifi
Öğretim Görevlisi
Öğretim Üyesi
Öğretmen
Padişah
Paşa
Pedagog
Pilot
Piskopos ( Hristiyan Din Adamı)
Psikolog
Redaktör
Reisu'l-Hattatin
Reisü'l-Kurra
Reisülküttab
Rektör
Ressam
Sadrazam
Sanat Tarihi
Seyyah (Gezgin)
Sinema
Siyasetçi
Sosyolog
Süryani Din Adamı
Şair
Şeyh
Şeyhülislam
Tabip/Doktor
Tarihçi
Tasavvuf Şeyhi
Tercüman
Teşrifatçı
Ulum-i Diniye
Vaiz
Vakanüvist
Vali
Veteriner
Veziriazam
Yargıç
Yazar


Mehmed Necmeddin Okyay

 Yazar Detayı Yazar No : Y- 4030  
Künyesi/Titri Lakabı Tabakası E-mail
Hezarfen 20. yy.
Doğum Yeri Tarihi Ölüm Yeri Tarihi
İstanbul/Üsküdar 28.01.1883 İstanbul 05.01.1976
Görev Aldığı Eğitim Kurumu Mezun Olduğu Eğitim Kurumu
Medresetül Hattatin - İstanbul -    
Görevi Uzmanlık Alanı
Hattat, Hoca, Öğretmen, İmam, Hat Sanatı, Tasavvuf, Ebru Sanatı,
Bildiği Diller Mezhebi
Arabça, Osmanlıca, İtikadı: Ehli Sünnet, Ahlaki: Mevlevi,
       
Yazar No: 4030 Hit : 10100 Hata Bildirimi Tavsiye Et

   Yazara ait Kitaplar E-Kitaplar Makaleler Şiirler Hikayeler Fetvalar
   Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları Tanıtım Makaleleri        

Yazarın Kitapları
# Kitap Adı

Yazarın E-Kitapları
# Kitap Adı

Yazarın Makaleleri
# Makaleler Adı

Yazarın Şiirleri

Yazarın Hikayeleri
Yazarın Fetvaları
# Fetva Başlık

Yazar Hakkındaki Tanıtım Kitapları
# Kitap Adı

Yazar Hakkındaki Tanıtım Makaleleri
# Makaleler Adı
1 Cemali İlahiye Ayna Bir Yıldız Mehmed Necmeddin Okyay

Hayat Hikayesi

Mehmed Necmeddin Okyay

 

28 Ocak 1883'te Üskü­dar'ın Toygar Tepesi semtindeki Şâir Rûhî sokağındaki 5 numaralı evde doğdu.

Mehmet Abdülnebi Efendi'nin oğludur.

Çocukluğundan itibaren güzel sanatlara ilgi duymuştur.

Döneminin önde gelen ebrû üstâdı Özbekler Tekkesi şeyhi Edhem Efendi ile Hat üstâdı Sâmi Efendi’nin öğrencisi olup icazet almıştır.

Çiçekli ebruyu ilk defa o denemiş ve güzel eserler meydana getirmiştir.

Bu yüzden çiçekli ve yazılı ebru "Necmeddin Ebrûsu" olarak meşhur olmuştur.

Cemâl-i ilahiyi hat ve ebrû sanatlarında kağıda yansıtarak kaybolmaya başlayan ebru sanatına yeniden hayat vermiştir.

Mahalle mektebinde başladığı eğitimini Ravza-i Terakkî Rüşdiye’sinde sürdürmüş, hıfzını tamamlayarak icazetini almıştır.

Yazı hocası Hasan Talat Bey ondaki kabiliyeti keşfederek rik’a, divânî ve celî divânî meşk ettirerek ica­zet vermiştir.

Genç talebesinin sanata olan sevgisini aşka dönüştürmeyi isteyen Talat Bey, kendisinin özenle yontarak şekillendirdiği 18 yaşındaki öğrencisinin bu sanatın inceliklerini öğrenmesi için sülüs ve nesihte üstâd olan Filibe’li Bak­kal Ârif Efendi’ye (1836-1909) götürmüştür.

Necmeddin Efendi, Bakkal Ârif Efendi’nin vefatına kadar öğrenimini sürdürmüştür.

Hüsn-i hat meşkeden Necmeddin Efendi bu sıralarda güzel sanatların kaybolmakta olan bir kolu olan ebrûya heves eder.

Grub vaktinde gökyüzün­deki bulutların oluşturduğu renk cümbüşünün ve mermerdeki damarların kağıda yansıması olan ebrûdan etkilenir.

Bu sanata ilgi duymaya başladığında, o dönemde bu sanatı yegâne bilen kişi Özbekler Tekkesi şeyhi Hezârfen Edhem Efendi (1829-1904) idi.

Hiç vakit kaybetmeden tekkeye gidip gelmeye başladı.

Şeyh Edhem Efendi’nin vefâtına kadar Dergâhta bu sanatın inceliklerini ve âhâr denilen kağıt cilalama usûllerini öğrendi.

Komşuları ressam Hoca Ali Rıza Bey’den de renklerin birbiriyle uyumu konusunda dersler aldı.

Necmeddin Efendi, talik yazının o günkü en büyük üstâdı Hattat Sâmi Efendiden (1838-1912) dersler alır.

Bu dersler Sâmi Efendi’nin vefatına kadar 10 yıl devam eder.

Kendisinin diğer hat nevilerine ilgisi olmakla birlikte, Sâmi Efendi’nin yönlendirmesiyle ta’lik ve celî ta’lik hatlarına daha fazla eğilerek bunlar­la kıta ve levhalar yazmayı tercih eder.

Necmeddin Efendi hocalarından ne kadar istifade edilecekse o kadar isti­fâde etmenin yollarını hep bulmuştur.

Hocalarına son demlerinde yetiştiğinin farkında gibidir.

Nitekim her biri sanatının üstadı olan Hezârfen Edhem Efendi 1904’te, Bakkal Hacı Ârif Efendi 1909’da, Sâmi Efendi de 1912’de Hakka yürümüştür.

Necmeddin Efendi ebrû sanatında seleflerinin denemediği bir tarzı bulmuştur.

İlâhi güzelliklerin yeryüzündeki tecellîleri olan karanfil, sümbül, lâle, hercâi menekşe, fulya ve gelincik çiçekleri onun ebrû teknesinde bir başka güzellikte açmıştır.

Yazılı ebruyu da ilk defa o denemiştir.

Bu yüzden çiçekli ve yazılı ebru, Necmeddin Ebrusu olarak şöhret bulmuştur.

Necmeddin Hoca Efendi yaptığı işleri hasbî yapar, her hangi bir karşılık beklemezdi.

Allah rızasını her şeyin üstünde tutar, öğrencilerine ücretsiz ders verirdi.

Ebruculuk dışında mürekkepçilik, aharcılık, okçuluk, gülcülük, mücellitlik, hattatlık da yapmıştır.

Bu yüzden kendisine ‘hezarfen’ denilmektedir.

Önce Medresetül Hattatin’de, Cumhuriyet sonrası da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmenlik yaparak, sayısız ebrucu yetiştirmiştir.

Necmeddin Hoca Efendi 1915'te yapılan Medresetü'l-Hattâtîn'de Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer'den hem celî sülüs meşketmiş, hem de tuğra çekmiş­tir.

Aynı yıllarda hocası ve dostu Tuğrakeş İsmail Hakkı Bey'in ve Gülcü Şükrü Baba'nın da teşvikiyle Gülcülüğe merak sarmıştır.

Toygar Tepesindeki evinin bahçesinde gül ve lâle yetiştirmeye başlamış ve 400 çeşit gül yetiştirmiştir.

Onun güle olan tutkusunu, gül ile sembolize edilen Hz. Muhammed (sav)'e olan katıksız sevgisiyle izah etmek mümkündür.

Zira gül, âşıklar tarafından "Muhammed'in teri" olarak kabul edilmiştir.

1933 yılında oğlu Sami'yi genç yaşta kaybetmenin derin elem ve ızdırabını, evinin bahçesinde yetiştirdiği gül ve lâlelerle teskin etmiştir.

Gülde Muham­medi aşkı, lâlede Allah aşkını keşfetmiştir.

Bu aşk ona diğer elem ve üzüntüle­rini unutturmuştur.

Osmanlı irfanını, zevk ve estetiğini şahsında toplayan Necmeddin Hoca Efendi'nin 5 Ocak 1976'daki vefatı, "bir kuyruklu yıldızın sönüşü ve bir âlemin göçüşü" olarak nitelendirilmektedir.

Necmeddin Hoca Efendi'nin yetiştiği Üsküdar'ın manevî iklimine ve kültürüne yön veren tekkeler içerisinde dört tanesinin ayrı bir yeri vardır.

Aziz Mahmud Hüdâyî Dergâhı bu dört tekkenin en kıdemlisidir.

Sultan Tepesindeki Özbekler Tekkesi, İstiklâl Savaşı s ırasında İstanbul'dan Anadolu'ya giden vatanperverle­rin uğrak yeri olmuştur.

Doğancılardaki Rifâî Nasûhî Dergâhı ile Tabutçular içindeki Sandıkçı Dergâhı ise, diğer birçok tekke gibi tasavvuf kültürünün merkezleridir.

Bu iklimde Üsküdar'ın mânevî mimarlarından birçok ilim ve irfân sahibi gönül adamı vardı.

Necmeddin Hoca Efendi'nin bir kısmını gençliğinde, bir kısmını da orta yaşlarında tanıyıp sohbet halkalarına dâhil olduğu bu zâtların bazısını şu şekilde sıralamak mümkündür.

Rifâî şeyhlerinden Sarı Hüsnü Efendi.

Sandıkçı Rifâî dergâhının son şeyhi Haydar Efendi ile Hayrullah Taceddin Yalım Efendi.

Celvetî-Bektâşî şeyhi Yusuf Fâhir Ataer Baba.

Özbekler Tekkesi şeyhi ve aynı zamanda Ebrû üstâdı Hezârfen Edhem Efendi ile bu tekkenin son şeyhi Necmeddin Özbekkengay Efendi.

Üsküdar Yeni Camii müezzini Hamzavî Melâmî meşrep Eşref Ede Efendi.

Nasûhî Dergâhı'nın son şeyhi Kerâmeddin Efendi'ye intisaplı olan Üskü­dar İskele Camii baş imamı Nâfiz Uncu Efendi.

Muhammed Nûru'l-Arabî'ye intisaplı Melâmî Abdullah Bey.

Halvetiyye'nin Sinâniyye kolundan Üveysî meşrep bankacı Turgut Çulpan Bey.

Aziz Mahmud Hüdâyî Camii imamı ve Necmeddin Hoca'nın dostu Sâim Efendi de tasavvuf kültüründen feyiz alanlardandır.

Sahibi olduğu Attâr dük­kânı gönül adamlarının sohbet ettiği bir mekan olan Sâim Efendi, Nakşî şeyhi Esad Erbilî'nin tasavvuf terbiyesinde yetişmiştir.

Bunların yanı sıra dönemin mütefekkirlerinden Ahmed Nâim Bey (1870­1934), Müderris Ferid Kâm Bey (1864-1944), Elmalılı Hamdi Yazır Efendi (1879­1942), Üsküdarlı Şâir Talat Bey (1858-1926) ile hattat Mâcid Ayral (1890-1961) da onun yakın dostları arasındaydı.

Son devrin en büyük ta'lik hat ve ebrû üstâdı Necmeddin Hoca Efendi, Üsküdar'ın bu mânevî ikliminden istifade edenlerden biriydi.

Mûsikî eğitimi almamış olmasına rağmen makâmlara vâkıf güzel sesli bir hâfızdı.

Lâtif, pürüz­süz, ince ve edâlı sesi ile okuduğu "Üsküdar Ağzı Kur'an Tilâveti" dinleyenleri mest ederdi.

Babasının vefatından sonra onun yerine tayin edildiği Üsküdar Gülnûş Vâlide Sultan Camii'nin (Yeni Camii) baş imamı sıfatıyla kıldırdığı na­mazın tavrına göre cemaati derinden etkilerdi.

Bilhassa teravih namazlarında bu tesir daha kuvvetli olurdu.

Necmeddin Hoca Efendi'nin gençlik yıllarında gönlüne tasavvuf neşesini yerleştiren Özbekler Tekkesi şeyhi Nakşî Hezârfen Edhem Efendidir.

Tasavvufu daha çok şeriata bağlılığıyla tanınan Nakşî usûlüyle tanımıştır.

İleriki yıllarda gördüğü bir rüya üzerine Galata (Kulekapısı) Mevlevîhânesi şeyhi Ahmed Celâleddin Dede'ye (1853-1946) intisâb ederek gönül bağını teslim etmiştir.

İmamlık yaptığı Üsküdar Yeni Ca­mii Müezzini ve 'ağabey' diye hitap ettiği Eşref Ede Efendi kendisine Melâmet neşesini tattırmıştır.

Hezarfen Mehmed Necmeddin Hoca Efendi hat ve ebrû sa­natlarında "Allah güzeldir, güzelliği sever" hadisinin ışığında estetik zevkin şâhikasına erişmiştir.

Taklit edilemeyen bir sanat dalı olan ebrûda gizli hazineyi keşfetmiştir.

Allah kelimesinin sayı değeri ile aynı sayı değerine sahip olan lâ­leyi ebrûnun içine yerleştirerek cemâl-i ilâhîyi hat ve ebrularında yansıtmıştır.

Yetiştirdiği 400 çeşit gülün yanı sıra, ebrûya yerleştirdiği gonca gül ile Allah Rasûlüne olan sevgisini sembolize etmiştir.

Allah ve Muhammed (sav) aşkını çiçek diliyle terennüm etmiştir.

93 yaşında 5 Ocak 1976 tarihinde vefat etti. Karacaahmet Kabristanı'na defnedildi.

---------------------------


Mehmet Necmeddin Efendi [OKYAY] (ö.1397/1976)

Mehmet Necmeddin Efendi, Üsküdar’da Yenicami bas imamı ve Mahkeme-i Ser’iyye

baskâtibi Mehmed Abdünnebi Efendi’nin ogludur.

19 Rebiulevvel 1300 /29 Ocak 1883’te Üsküdar’ın Toygartepe Semti’nde dogmustur .

İlk tahsiline mahalle mektebinde baslayan Necmeddin Efendi, burada Kur’an hıfzına

baslamıs daha sonra gittigi Ravzai Terakki Rüstiyesi’nde tahsiline devam ederken hıfzını

tamamlayıp hafız olmustur.

Bu arada Rüstiye’nin yazı hocası Hasan Talat Bey’den Rik‘a,Dîvânî ve Celî Dîvânî yazılarını ögrenip icazet almıstır.
Necmeddin Efendi, hocası Hasan Talat Bey’in tesvikiyle sanatında ustalasması için Sülüs ve Nesih yazılarında üstat olan Filibeli Bakkal Arif Efendi’ye ( 1246-1237/1830-1909) devam etmeye baslar. Ravzai Terakki’yi bitirdikten sonra Üsküdar İdadi Mektebi’ne baslayan Necmeddin Efendi, haftada bir gün olmak üzere Bakkal Arif Efendi’nin Nuruosmaniye Medresesi Vakıf Odasında Salı günü  verdigi derslere katılmasına izin verilmeyince Üsküdar İdadisi’nden bir yıl sonra, hat derslerini tercih ederek ayrılır.

 

Ebrû sanatına ilgi duyan Necmeddin Efendi, Üsküdar Özbekler Dergahı Seyhi İbrahim

Ethem Efendi’den Ebrûculuk ve Âharcılık sanatını ögrenir.

Yine aynı yıllarda Sami Efendi’den Ta‘lîk ve Celî Ta‘lîk yazılarının ögrenip 1905’te Ta‘lîk’ten, 1906’da da Bakkal Arif Efendi’den Sülüs ve Nesih’ten icazet alır.
 Eski Türk Mürekkepçiligini Vehbi Efendi’den, eski Türk Okçulugunu (Kemankeslik) da Sultan Abdülaziz’in Okçubası’sı Seyfeddin Bey’den ögrenen Necmeddin Efendi, cami derslerine de devam ederek “ilmiye icazetnamesini” aldı.
1907’de babasının vefatı üzerine Üsküdar Yeni camiye tayin edilir ve bu hizmeti kırk yıl kadar sürdürür.

Necmeddin Efendi, 1914’te açılan Medresetü’l-Hattatin’e devam ederek Tugrakes

İsmail Hakkı Altunbezer’den Celî Sülüs ve Tugrayı ögrendi;

1916’da aynı mektebin Ebrû ve Âhar muallimligine tayin olundu. Bu sıralarda kendi icadı olan ve sonradan “Necmeddin Ebrûsu” diye anılan çiçekli ebrû ve yazılı ebrû türünü ortaya koymustur.

Hocası ve dostu olan İsmail Hakkı Bey’in ve Gülcü Sükrü Baba’nın tesvikiyle, Toygartepe’deki evinin genis bahçesinde gül yetistirmeye baslar. Çok geçmeden amatörlügü asarak Latince isimlerini bile bildigi dört yüz çesit gül yetistirmeyi, hatta yeni çesitler elde ederek Avrupa çiçeklerinin kataloglarına girmeyi basarır ve katıldıgı sergilerde önemli dereceler kazanır. Ancak bu bahçe daha kendisi hayattayken elinden çıkar.

1925’te Medresetü’l-Hattatin’in lagvedilmesiyle birlikte yeni açılan Hattat

Mektebi’nde, onunda 1928’de kapanısıyla açılan Sark Tezyini Sanatlar Mektebi’nde ve

nihayetinde 1936’dan itibaren Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde hocalıgı sürdüren

Necmeddin Efendi yas haddinden 1948’de emekliye ayrılmıs ancak ögretime evinde

devam etmistir.

5 Ocak 1976’da 93 yasında iken kısa bir hastalık döneminden sonra vefat etmis, Karacaahmet Mezarlıgı’na defnedilmistir.

Çok üstün kabiliyeti ve dinmek bilmeyen çalısmaları ile günün her saatini degerlendiren bir sanatkâr olan Necmeddin Efendi, genç yasta ellerine gelen titremeden dolayı büyük bir incelik isteyen Nesih yazısı ile ugrasamamıstır. Bunu dısında her türlü yazıda eser vermistir. Fakat daha çok Ta‘lîk ve Celî Ta‘lîk yazıları üzerinde çalısmıstır.

Özel koleksiyonlarda ve müzelerde bulunan eserlerinden baska, 140 kadar yazı levhası

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi’nde bulunmaktadır.
Ebcet hesabıyla tarih düsürmekte usta olan Necmeddin Efendi’nin sahip oldugu özelliklerden biri de, imzasız yazıların hangi hattata ait oldugunu ve yazıldıgı tarihi büyük bir isabetle tespit edebilmesidir.


 

 

 

 


 
click here dating for married men married affairs
read here wifes that cheat unfaithful wives

Dipnotlar

Öğrencileri    

H. Bilgi Kaynakları
Tasavvuf, İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi, yıl:8 (2007), sayı:18
http://www.tarzikadimebru.com/ebru_ustalari.php
http://ebruefa.wordpress.com/2007/02/25/necmettin-okyay/<
husbands who cheat why do married men cheat on their wives dating for married men

Yazara Ait Ses Dosyaları
# Media Adı

Yazara Ait Videolar
# Media Adı

Yazara Ait Görsel Eserler
# Media Adı
Kullanıcı Yorumları

! Yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üyelik için lütfen sayfanın üst kısmında yer alan"Üye Giriş | üye ol" linkine tıklayınız.

Kayıt Ekleyen / Eklenme Tarihi
Muhammed Ender / 7.7.2014



Eski Eserler


Eski Eserler Kütüphanesine Hoşgeldiniz!

Hesap İşlemleri

Üye değil misiniz? Üye olun!

Eski Eserlere üye olarak, kütüphanenimiz ve eserlerimiz hakkında paylaşımlardan hesabınız üzerinden faydalabilirsiniz...